Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/890 E. 2025/1627 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/890
Karar No
2025/1627
Karar Tarihi

T.C.

ERZURUM

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/890

KARAR NO : 2025/1627

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 02/04/2024 (Karar)

NUMARASI : 2024/131 Esas, 2024/184 Karar

DAVA : Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine Erzurum ... İcra Müdürlüğü'nün 2018/...esas dosyasında senedin zaman aşımına uğradığını, borç yönünden zaman aşımının geçmediğini, TBK 136/2 maddesine göre 10 yıllık zaman aşımının henüz dolmadığını, icra dosyasında senet içeriğine itiraz edilmediğini belirterek Erzurum .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/...esas sayılı dosyadaki alacağının TBK gereğince alacağın zaman aşımı geçmediğine, icra dosyasının mevcut hali ile devam etmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece evrak üzerinden duruşmasız olarak verilen 02.04.2024 tarihli kararla; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça açılan eldeki davanın alacak davası olduğu, davacının dava açtıktan sonra arabulucuya başvuru yaptığı, dava tarihi itibariyle Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurmanın dava şartı olduğu..." gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Davacı istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece her ne kadar arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilse de arabuluculuğa başvurulduğunu, mahkemeye sunulan dava dilekçesinde belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verdiğini belirterek kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:

Dava, kambiyo mevzuatı yönünden zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olarak açılan alacak davasıdır.

İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, davacı tarafından kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;

1-) 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmü; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklindedir.

2-) Arabuluculuk, “zorunlu arabuluculuk” ve “ihtiyari arabuluculuk” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.Bazı uyuşmazlıklar için mahkemeye dava açmadan önce arabulucuya gitme zorunluluğu vardır. Zorunlu arabuluculuk, bu uyuşmazlıklar açısından dava şartıdır. Ticari davalar ve iş davalarına konu olan bazı talepler zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmıştır. İhtiyari arabuluculuk ise, tarafların bir arabulucuya gitme zorunluluğu olmadığı halde uyuşmazlığın çözümü için dava açmadan önce arabulucuya başvurmayı tercih etmesidir. Taraflar üzerinde tasarruf edebilecekleri her türlü özel hukuk uyuşmazlığıyla ilgili ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurabilir.

3-) 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun "dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A maddesi arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olarak kabul edilmesi halinde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın dava dilekçesine eklenmesinin zorunlu olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya bir haftalık kesin süre içinde eksikliğin tamamlattırılması için süre verileceği, verilen sürede eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın usulden reddedileceği, arabuluculuğa başvurulmadan davanın açıldığının anlaşılmasının halinde ise herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verileceği, düzenlenmesini içermektedir.

4-) Bu açıklamalar ışığında yapılan incelemede; uyuşmazlık, kambiyo mevzuatı yönünden zamanaşımına uğramış senede mündemiç hak iddiasına dayandırılan alacağın tahsiline yönelik olup, dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk müessesesinin olaya uygulanması için öncelikle tarafların sıfatının ortaya konması gerekmektedir. Dosyada itiraz bulunmamasına rağmen, dosya münderecatındaki bilgi ve belgelerden tarafların tacir olup olmadığı ya da dava konusu uyuşmazlığın (senede bağlandığı ifade edilen hak unsuru yönünden) mutlak ticari dava niteliğinde olup olmadığına dair bir kanaat edinilememiştir.

6102 sayılı TTK'nın 12.maddesinde "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.” düzenlemesi mevcuttur.

Bu itibarla ilk derece mahkemesince; tarafların tacir olup olmadığı hususu tespit edilerek, zorunlu arabuluculuk hükümlerinin somut olaya uygulanıp uygulanmayacağı belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, yazılı gerekçe uyarınca kararın kaldırılması gerekmiştir. (emsal için bknz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/4482 E. 2024/4191 K. sayılı ilamı ve 2020/11809 E. 2021/9906 K. Sayılı ilamı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/12739 E. 2024/2190 K. Sayılı ilamı ve 2021/18399 E. 2021/5854 K. sayılı ilamı)

Açıklanan nedenlerle, HMK'nun 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nun 353-(1)/a-3,4 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/04/2024 tarih ve 2024/131 Esas, 2024/184 Karar sayılı kararının, HMK’nın 355, 353-(1)/a-3,4 maddesi gereğince RESEN KALDIRILMASINA,

2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi gereğince yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-Başvuru sırasında davacı adli yardımlı olup, harç alınmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

4-İstinaf başvurusu aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,

5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında başvuruda bulunan tarafça varsa yatırılmış olan teminatın iadesine,

7-Gerekçeli kararın tebliği, teminat ve harç iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nın 362-(1)/g maddesi uyarınca kesin olmak üzere 08/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/890, K. 2025/1627, T. 08.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-890-e-2025-1627-k-378c03987873