İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/865 E. 2025/761 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/865
- Karar No
- 2025/761
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/865 Esas KARAR NO : 2025/761
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/12/2023 KARAR TARİHİ : 17/12/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı aracın pert olduğunu, aracın pert olmasına sebep olan araçların ... ve ... plakalı araçlar olduğunu, ... plakalı aracın işletenin davalı ... şirketi, sürücüsünün de ...; ... plakalı aracın işleteni ise davalı ..., sürücüsünün de ... olduğunu; müvekkilin ...'da taksicilik işiyle uğraştığını, bu ticari kazanç kaybına sebep olanların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin aracını kullanmadığını süre içinde taksicilik faaliyeti yapamadığından oluşan maddi zararın davalılar tarafından şimdilik ... TL ticari kazanç kaybının ticari avans faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki ve zaman aşımı itirazlarının olduğunu beyanla; davacı her ne kadar belirsiz alacak davası açmış ise de kabul edilmemekle birlikte davacının ileri sürdüğü maddi zararın belirlenebilir nitelikte olduğunu, bu nedenle hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, kaldı ki kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirkete atfedilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, trafik kazasında müvekkil şirkete ait ... plakalı ve diğer ... ... şirketine ait ... plakalı aracın kusurlu olduğu iddia edilmişse de bu anlatımın somut durumu yansıtmadığını, zira davaya konu kazaya ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu hareketinin sebebiyet verdiğini, hazırlanan kaza tespit tutanağında da müvekkil şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığının belirtildiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın müvekkili şirket yönünden reddine savunmuştur. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini beyanla; zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, davalı müvekkile ait araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, kaza tespit tutanağını kabul etmediklerini, araç sürücüsünün kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davaya konu kazanın davacı tarafın ve diğer davalı otobüs şoförünün kusuru nedeniyle gerçekleştiğini, kusur oranının belirlenmesi için ATK raporunun aldırılması gerektiğini, kaldı ki davacı taraf aracın pert olduğunu ve bu nedenle ticari kazanç kaybı bulunduğunu iddia etse de dava dilekçesi ekinde iddiasını destekler bir evrak sunulmadığını, aracın pert olduğu iddiasını kabul etmediklerini belirterek davanın müvekkili şirket yönünden reddini savunmuştur. Davalılar ... ve ...'nun davaya cevap vermedikleri anlaşılmıştır. Türkiye Noterler Birliğine, ilgili emniyet müdürlüğüne, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine, ilgili vergi dairesine yazılan müzekkerelere verilen cevaplar dosya arasına alınmıştır. Mahkememizce konusunda uzman bilirkişiden rapor aldırılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, trafik kazası nedeniyle kazanç kaybı istemine ilişkindir. Antalya Vergi DAiresi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün ... tarihli yazı cevabında davacının işletme usulü defter tuttuğu, tacir sıfatı taşımadığı anlaşılmıştır. Bir davanın ticari dava olup olmadığı TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmektedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1-a bendi uyarınca; tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK'da düzenlenen hususlardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca nisbi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın ticari işletmelerinden doğması gerekir. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Türk Ticaret Kanunu'nun 3.maddesinde; "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir. Ticaret hayatının temel öznesi olan "tacir" de yine işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi"ye tacir deneceği TTK'nın 12/1.maddesinde belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1. maddesinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 12. maddesine göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Aynı Kanun'un 15. maddesine göre ise ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. 5362 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde, esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Somut olayda, davacı tarafa ait ... plakalı ticari araç ile davalı taraflara ait araçların ... tarihinde kazaya karışmasından dolayı davacı tarafın kazanç kaybına dair tazminat talebinde bulunduğu, davacının tacir olmadığı, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklı tazminat istemi olduğu anlaşılmıştır. Eldeki dava TTK.nun 4/1-a-f bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan (tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın) değildir. Davacı hakkında vergi dairesinden getirtilen yazı cevapları ile davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu anlaşılmaktadır. Davacının tacir olmadığı gibi Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nın ... tarihli cevabi yazısından adına kaydın bulunmadığı dolayısıyla davanın da hukuki niteliği itibariyle ticari dava olmadığı, haksız fiilden kaynaklandığı, uyuşmazlığın mahkememiz görev alanına girmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle davalının, esnaf faaliyet sınırı aşan faaliyette bulunduğunun tespit edilemediği ve davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı gözetilerek Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmıştır. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 2023/923esas, 2023/788karar sayılı kararı.) Görev, 6100 Sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. Bu durumda, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine, 2-Karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin gerekçeli kararın tebliği ile ihtarına, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içinde başvuru yapılmadığı takdirde, HMK'nun 20/1 ve 331/2 maddeleri gereğince yapılacak işlemin mahkememizce dosya ele alınarak değerlendirilmesine, 5-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2025
Katip ... E-imzalı
Hakim ... E-imzalı