İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/70 E. 2024/441 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/70
Karar No
2024/441
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/70 Esas - 2024/441 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/70 KARAR NO : 2024/441

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 24/06/2023 KARAR TARİHİ : 24/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacının ... sayılı “...” markasının sahibi olduğunu, davalının ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna yapılan itirazın kısmen kabulü ile başvuru kapsamından 05.01. sınıf malların çıkarıldığını ancak kalan mallar için itirazın reddine karar verildiğini, dava konusu markaların karıştırılmaya sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, “...” kelimesinin söz konusu ilacın etken maddesini içermediğini, davacının yaratıcılığı ile meydana getirildiğini bu sebeple markanın daha fazla korunması gerektiği yönünde pek çok Yargıtay kararı bulunduğunu, davalı markasının, davacı markasının sulanmasına sebebiyet vermesi ve davacı tanınmışlığından haksız olarak yararlanmasının kaçınılmaz olduğunu, tescilin haksız rekabete neden olacağını, kötüniyetle başvuru yapıldığını belirterek; 30.05.2023 tebliğ tarihli ve ... sayılı kararının iptaline, ... başvuru no’lu “...” marka başvurusunun tescil edilmiş olması halinde 05. sınıfın tümü bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı 05.07.2023 tarihli maddi hata dilekçesi ile dava konusu markanın ... sayılı “...” markası olduğunu bildirmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket davaya cevap vermemiş, sonrasında vekili aracılığı ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ’nun ... sayılı kararının iptali ve dava konusu ... başvuru no’lu “...” marka başvurusunun tescil edilmiş olması halinde 05. Sınıfın tümü bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalının 24.12.2019 tarihinde "..." ibaresinin 05. sınıfın 01, 02 ve 03. alt sınıflarında tescili için yaptığı başvurunun ... no. ile işleme alındığı, ... 10.02.2020 tarihli kararı ile 12.02.2020 tarih ve 342 sayılı Bülten’de yayımlanmasına karar verildiği, marka yayınına davacı tarafından 6769 sayılı SMK 6/1, 6/3, 6/5, 6/9 ve diğer nedenler kapsamında itiraz edildiği, ... 17.06.2022 tarihli kararı ile m. 6/1’e dayalı itiraz haklı bulunarak başvuru kapsamından “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler” mallarının çıkarılmasına, tescil işlemlerinin kalan mal ve hizmetler için devamına karar verildiği, davacının “itirazın yeniden incelenmesini” talep ettiği, ....’nın 29.05.2023 ve ... no.lu kararıyla; “…başvuru ile itiraz gerekçesi markanın belirli düzeyde benzer olduğu değerlendirilmekle birlikte başvurunun kapsamında kalan malların aynı/aynı tür olmadığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda markalar arasındaki benzerlik seviyesinin yüksek olmaması ile başvurunun kapsamında kalan malların aynı/aynı tür olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde başvuru ile itiraz gerekçesi marka arasında ilgili tüketici kesimi nezdinde başvurunun kapsamında kalan mallar bakımından 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Diğer taraftan itiraz evrakında sunulan bilgi ve belgelerin, başvuruya konu markanın, kapsamında kalan mallar yönünden, başvuru tarihinden önce itiraz sahibi lehine kullanımına ilişkin yeterli kanaat oluşturacak düzeyde olmadığı tespit edildiğinden eskiye dayalı kullanım gerekçeli itirazın reddi gerekmiştir. İtiraz gerekçesi markaların tanınmışlığı iddiasına ilişkin yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belgenin sunulmadığı görüldüğünden tanınmışlık gerekçeli itirazın reddi gerekmiştir. Başvurunun kötüniyetle yapıldığı yönündeki iddianın ise somut delillerle ispatlanamadığı tespit edilmiş, ayrıca markalar arasındaki benzerlik iddiası, tek başına kötü niyetin kabulü için yeterli görülmediğinden (...) kötü niyet gerekçeli itirazın reddi gerekmiştir” şeklinde olduğu ve itirazın reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1.Somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/1 koşullarının 05.02. sınıf “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar, tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” bakımından oluştuğu, 2.05.02. Sınıf “bebek mamaları” ve 05.03. sınıf “Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri” bakımından oluşmadığı, 3.Somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/3 koşullarının oluşmadığı, 4.Somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/5 koşullarının oluşmadığı, 5.Somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/9 kapsamındaki iddialarının, hukuki niteliği itibariyle takdirinin Mahkemeye ait olduğu, 6.... kararının iptali ve hükümsüzlük taleplerinin nihai takdirinin Mahkemeye ait olduğu, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Eczacı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: - Somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/1 koşullarının 05. sınıfta yer alan 05.02. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. bakımından oluştuğu, ancak, 05. sınıfta yer alan 05.03. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): Diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. bakımından oluşmadığı, - ... kararının ve hükümsüzlük taleplerinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, bilirkişi raporundaki değerlendirmeler dikkate alınarak ancak bununla bağlı olunmaksızın raporla uyumlu ya da farklı olabilecek hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Davacı Markası

... ... (05. sınıf) (05. sınıf)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davacı marka kapsamındaki ''Tıbbi müstahaz'' emtiası 5/1. sınıfta yer alan ürünlere karşılık gelmekte olup, 5. sınıfta bulunan diğer ürünlerin, kullanım amaçları, hedeflenen halk kesimleri ve dağıtım kanallarının farklı olması nedeniyle birbiri yerine ikame edilebilme veya kullanılabilme olanakları bulunmadığı, diğer taraftan 5/2-7.sınıf ürünlerin alıcıları da belli uzmanlık seviyesine sahip, bilinç düzeyi yüksek tüketiciler olduğu, bu nedenle davacının itirazına mesnet olan markanın kapsamındaki ''tıbbi müstahzar'' emtiası ile dava konusu marka başvurusu kapsamındaki 05.02 sınıftaki malların dolaylı olarak benzer olduğu, dava konusu marka başvurusu kapsamında, 5.2 sınıf dışındaki mallar ile davacı markası kapsamındaki ''tıbbi müstahzar'' emtiasının, doğası, kullanım şekli ve dağıtım kanallarının farklı olduğu, aynı mağazalarda satılsalar bile, farklı reyonlarda bulundukları, ayrıca, birbirini tamamlayan veya rekabet halinde olan mallar da olmadıkları, bu nedenle davalının başvurusu kapsamında bulunan 05.02 sınıf dışındaki malların davacının mesnet markasının kapsamından farklı bulunduğu görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın ... ibaresinden oluştuğu, kelime markası olduğu ve herhangi bir figüratif unsur içermediği anlaşılmaktadır. Davacının markasının incelenmesinde; davacının markasının ... ibaresinden oluştuğu, kelime markası olduğu ve herhangi bir figüratif unsur içermediği anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Dava konusu markaların kullanıldıkları ürünler nitelikleri itibariyle toplumun her kesiminden tüketiciye hitap etmesi beklenmeyen, ziyadesiyle ilaç sektörüyle bilfiil uğraşan, bu alanda çalışan veya bu alanda hizmet sunan kişilere hitap eden, bu alanda hizmet veren kişi veya kuruluşlar aracılığıyla satın alınabilen nitelikteki emtialardır. Doktrin ve yargı kararlarında kabul gördüğü üzere ilaç markalarının değerlendirilmesinde ilacı reçeteye yazacak olan uzmanların, yani doktorların ve ilacı hastaya temin edecek olan eczacıların görüşleri büyük önem taşımaktadır ve belirleyicidir. Bu noktada son tüketicinin nitelikleri iltibas değerlendirmesinde tali önem taşımaktadır. “Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre sağlık profesyonelleri bir ilacı reçetelendirirken yüksek dikkat sarf ederler. İlacın kullanıcıları ise ilaçlar reçetesiz satılıyor olsa dahi sağlıklarını etkileyen bir ürünü alırken dikkatli davranırlar.” ( ...) Yine başka bir Yüksek Mahkeme kararında;“taraf markalarının ortak oldukları 05. Sınıftaki ürünlerin, insan sağlığı için gerekli ilaçlar olup, bu ürünlerin potansiyel tüketicilerinin doktor ve eczacılar olduğu düşünüldüğünde bu alıcıların hayli dikkatli olduğu” (... kararı) Görüldüğü üzere ilaç markaları söz konusu olduğunda hem doktrinde hem de içtihatlarda bu ürünlerin asıl tüketicisinin ve hedef kitlesinin, bu ürünlerin son kullanıcılarının sıradan insanlar olmadıkları, ilaç ve benzeri ürünlerin tüketicisinin esasen bu ürünleri reçete eden doktorlar ve reçeteli ilaçların satışını yapan ecza depoları ve eczacılar oldukları kabul edilmektedir. Bu zincirdeki her bir halka, işinin uzmanı ve ilaçlarla ilgili en küçük farklılıkları dahi bilen ve bunlara dikkat eden kimselerdir. Çoğu zaman farklı bir şekil unsuru ya da kelimenin iltibas tehlikesini ortadan kaldırmayacağı kabul edilirken, ilaç markalarında bir iki harf farkının dahi iltibası önleyeceği benimsenmektedir. İşte bu hususları dikkate alan Yargıtay da, ilaç markalarına ilişkin içtihatlarında, sıradan markalara ilişkin görüşünü bir kenara bırakarak çok daha esnek davranmaktadır. Yargıtay, ilaçlar ve benzeri tıbbi ürünler için tescil edilmek istenen ... markalarının, bilinçli tüketici kitlesine hitap etmeleri sebebiyle, iltibasa yol açacak benzerlikte olmadıkları ve bu işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığına karar vermiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli ''...'' esas ibareli marka ile davalının "..." ibareli markası arasında markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, taraf markalarında ortak olarak yer alan 05. Sınıftaki emtia grubunun hitap ettiği tüketici kitlesinin doktor ve eczacılar olduğu tespitinin doktrin ve yargı kararları çerçevesinde kabul edilmesi nedeniyle benzerlik ve karıştırılma ihtimaline ilişkin tespitlerin 05. Sınıf hizmetlerin özel tüketici grubu dikkate alınarak yapılması gerektiği; markaların bütünsel olarak yeterli derecede farklılaştığı, ilgili tüketici kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markanın bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı; mevcut dosya durumu itibariyle davacının m. 6/3 anlamında öncelikli hak sahipliğini ispat edemediği ve bu maddeye dayalı olarak davalı markasının hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı; taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde SMK 6/5 maddesinin uygulama alanı bulmayacağı, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu gösterir bir kanaate de dosya kapsamında ulaşılamadığı ve SMK 6/9 maddesinin davalı başvurusu bakımından uygulanma ihtimalinin bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş, aksi yöndeki görüşlere itibar edilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/70, K. 2024/441, T. 24.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-70-e-2024-441-k-bd152aff497e