İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/66 E. 2024/411 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/66
- Karar No
- 2024/411
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/66 Esas - 2024/411 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/66 KARAR NO: 2024/411
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 21/06/2023 KARAR TARİHİ : 15/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili ... A.Ş.’nin kurulduğu 1961 yılından bugüne kadar özellikle; bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin, “...” markasını 32 seneyi aşkındır aralıksız olarak kullandığını, ilgili ibare adı altında pek çok farklı ürün ürettiğini, günümüzde müvekkil şirketin “...” ibaresi taşıyan sayısız markası olup bu ürünlerin 7 kıtaya ihraç edildiğini, müvekkil şirketin “...” ibaresini taşıyan ilk ürünü “... ... ...” olup, bu ürünün üretimine 1990 yılında başlandığını ve yine aynı tarihte piyasaya sunulduğunu, müvekkili şirketin 1990 yılından itibaren “...” ibareli ürünlerini iç pazara sunmuş ve yine aynı tarihlerde mezkûr markayı taşıyan ürünleri birçok ülkeye ihraç etmeye başladığını, müvekkil şirketin “... ... ...” markasını taşıyan ürünlerin tüketiciler tarafından beğenildiğini ve piyasanın en çok tercih edilen gıda ürünlerinden biri haline geldiğini, bu durumun müvekkil şirketi “...” ibaresi taşıyan farklı ürünler ve markalar üretmeye zorladığını, müvekkilin, ... nezdinde “...” ibareli birçok tescilli markası olup, söz konusu markalarını belli bir düzeye getirmek için yıllardır emek ve para harcamış ve tüketiciler nezdinde tanınan markalar haline getirmek için uğraş sarf ettiğini, müvekkilinin ... nezdinde “...” ibaresini içeren ... da mevcut olduğunu, müvekkilin “...” esas unsurlu markası ... nezdinde ... numara ile Tanınmış Marka olarak kayıtlı olduğunu, müvekkile ait “...” markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında özel olarak korunduğunu, davalı şahıs markasının “...” asli unsurundan oluşan müvekkile ait “...” markasını doğrudan ayrı ve bağımsız bir kelime olarak içerdiğini, davalı markasında yer alan “...” ibaresinin, ön planda olmayıp slogan niteliğinde ve dikkat çekmeyecek şekilde küçük ölçeklerde kullanıldığından işbu marka ibaresi benzerlik değerlendirmesine esas alınmasının isabetsiz olacağını, davalı markasına eklenen slogan niteliğindeki bu ekin, marka başvurusuna hiçbir ayırt edicilik kazandırmadığı gibi iltibas tehlikesini ortadan kaldırmadığını, markanın esas unsurunun, ön planda yer alan “...” bileşik kelimesi olduğunu, bu ibarenin, ... ve ... kelimelerinin yan yana gelmesi ile oluşturulduğundan okunuşu ve zihinde bıraktığı algı da ... ve ... şeklinde ayrı ayrı olduğunu, davalı markasında yer alan “O” harfinin logo şeklinde dizayn edilmesi nedeniyle görsel olarak da ... ve ... ibarelerinin algıda ayrıştırıldığını, müvekkili markasının tamamen davalı markasının içinde ön plana çıkarılan bir unsur olarak yer alması ve taraf markalarının aynı ibarelerden oluşmasının, markaları görsel açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer kıldığını, “...” ibaresi telaffuz edildiğinde müvekkilin “...” ibareli markalarını aklına getireceğini, davalı şahıs marka başvurusunun müvekkili şirket markasına görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ayniyet derecesinde benzer olduğunu ve iptali talep ettiği ... kararının hatalı olduğunu, davaya konu marka başvurusunun kapsadığı malların, müvekkilin markalarının kapsadığı mallar ile bire bir aynı/benzer ve doğrudan bağlantılı olduğunu, müvekkilin “...” markalarıyla benzer olan davaya konu “...” ibareli marka başvurusunun tescil ettirilmek istendiği ve müvekkil markasının kapsamındaki mallarla aynı ve/veya benzerlik arz eden hizmetler üzerinde kullanılması halinde, başvurunun tüketicilerin zihninde doğrudan müvekkilin markalarını hatırlatacağı, çağrıştıracağı ve başvuru sahibinin müvekkilin büyük emek, para ve zaman harcayarak elde ettiği itibar ve güçten haksız olarak faydalanacağını, müvekkilin markaları ile işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik sebebiyle iltibas yarattığından müvekkil markalarının bir devamı ya da serisi olarak algılanacağını, müvekkilive ait “...” markaları ile aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer ve markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğu gerekçesiyle benzer ihtilaflarda verilen ve huzurdaki davaya emsal nitelikte olan birçok mahkeme kararının mevcut olduğunu, anılan kararların somut ihtilaf bakımından emsal teşkil ettiği de aşikâr olduğundan Sayın Mahkemeden inceleme sırasında bu kararların da özellikle dikkate alınmasını talep ettiklerini, davaya konu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ifade ederek davalı ...’in 02.05.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının 05. Sınıfta yer alan "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler." mallar ve 35. Sınıf içerisinde yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mallarının bir araya getirilmesi hizmetler” hizmet sınıfının altında mevcut; 5. Sınıfta yer alan “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” mallar ile 29. 30. ve 32. sınıfın tamamı yönünden iptaline, Davalı şahsın ... nezdinde 04.03.2022 tarih ve ... başvuru numarası ile kayıtlı "... ..." ibareli marka başvurusunun 05. Sınıfta yer alan "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler." mallar ve 35. Sınıf içerisinde yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mallarının bir araya getirilmesi hizmetler” hizmet sınıfının altında mevcut; 5. Sınıfta yer alan “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” mallar ile 29. 30. ve 32. Sınıfın tamamı yönünden iptaline, bahse konu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şahıs davaya cevap vermemiş, ön inceleme duruşmasını iştirak etmemiş, sonrasında vekili aracılığıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ....’nun 02.05.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının 05. Sınıfta yer alan "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler." mallar ve 35. Sınıf içerisinde yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mallarının bir araya getirilmesi hizmetler” hizmet sınıfının altında mevcut; 5. Sınıfta yer alan “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” mallar ile 29. 30. ve 32. sınıfın tamamı yönünden iptaline, ve Dava konusu ... başvuru numarası ile kayıtlı "... ..." ibareli marka başvurusunun 05. Sınıfta yer alan "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler." mallar ve 35. Sınıf içerisinde yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için mallarının bir araya getirilmesi hizmetler” hizmet sınıfının altında mevcut; 5. Sınıfta yer alan “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” mallar ile 29. 30. ve 32. Sınıfın tamamı yönünden iptaline, bahse konu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı şahıs tarafından ... sayılı “... ...” marka başvurusu 05. ve 35. Sınıftaki mal ve hizmetlerin tescil edilmesi için 04.03.2022 tarihinde yapılmıştır. ... tarafından incelenen başvurunun 28.03.2022 tarih ve 393 sayılı ... yayınlanması üzerine davacı firma tarafından "..." markaları ile karıştırılma ihtimali (6/1) ve tanınmış marka /6-4,5) gerekçesiyle itiraz edilmiş, davacı tarafın yapmış olduğu yayına itirazın, ... tarafından reddedilmesi üzerine, davacı ... (“...”) nezdinde yayına itirazın yeniden incelenmesi talebinde bulunmuş, itiraz ... tarafından değerlendirilmiş, davacı firma adına yapılan itiraz 02.05.2023 tarih ve ... sayılı karar ile; “... başvuru numaralı "... ''...''" ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "... ...", "... ...", "...", "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve tanınmış marka gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (…) İnceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin "..."ibareli başvuru ile "..." ibaresini içeren itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1-Dava konusu marka başvurusu kapsamında bulunan çekişme konusu mal ve hizmetler ile davacı tarafın itirazlarına ve davaya mesnet gösterdiği markalar kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin aynı ve/veya benzer olduğu, 2-Dava konusu marka başvurusu ile davacı tarafın itirazlarına ve davaya dayanak gösterdiği marka işaretleri bakımından benzer olmadığı, 3-Dava konusu marka başvurusu ile davacı markalarının SMK m. 6/1 hükmü kapsamında karıştırılma ihtimalinin olmadığı, 4-Davacının “tanınmışlık” iddiasının davalı markasının tesciline bir engelinin olamayacağı, 5-Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, 6-Dava konusu ... Kararının, yukarıdaki değerlendirmeler ile uyumlu olduğu, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Gıda Mühendisi/ uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1. Dava konusu markanın 6769 Sayılı SMK madde 5/1 (a) kapsamında marka olabileceği, (5/1b) markasal ayırt ediciliğe sahip olduğu, (5/1c) kapsamına giren mal ve hizmetleri tanımlamadığı, tasviri bir işaret olmadığı, (5/1ç) ayniyet veya ayırt edilemeyecek kadar benzerliğin bulunmadığı, 2. Dava konusu markaya tescilli tüm mal ve hizmetlerin davacı markalarına tescilli mal ve hizmetler ile 6769 Sayılı SMK madde 6/1 anlamında benzerlik ve aynı/aynı tür ilişki içinde olduğu, 3. “...” ibaresinin ürün veya hizmetin ideal görünüm ve vücut yapısını korumaya/sağlamaya işaret eden özellikleriyle tüketici algısını etkileyebileceği, yargı kararları ışığında ve SMK 6/1 nezdinde hukuki yorumun yalnızca Mahkemeye ait olacağı kabulüyle, taraf markalarının benzer olmadıkları; 4. Somut uyuşmazlık çerçevesinde ilgili tüketicinin dikkat seviyesinin 29., 30. Ve 32. sınıflarda ortalama olduğu, 5. Sınıfta ise ortalama üzerinde olduğu , 5. 6769 Sayılı SMK madde 6/5 anlamında davacının tanınmışlığa ilişkin iddialarının uygulanma imkanının bulunmadığı, 6. Davacının 6769 Sayılı SMK madde 6/9 bakımından davalı markasının kötü niyetle tescil ettirilmek istendiği yönde kasıt tespit edilemediği; takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası
... ''...'' +...
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davalı markası kapsamında bulunan 05. sınıfa ait mallar ile davacı markası kapsamında bulunan mallar birebir aynı olduğundan emtia benzerliği bu sınıf bakımından gerçekleşmiştir. Davalı taraf markasını 35. sınıf kapsamında davacı tarafın dava konusu ettiği 05, 29, 30 ve 32. sınıflarda bulunan tüm malların satış hizmetleri için tescil ettirmek istemektedir. Davacı tarafa ait markalar 35/05 alt sınıfında tescilli olmamakla birlikte, bu sınıflarda bulunan mallar için tescillidir. Dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davaya konu edilen (05, 29, 30, 32. Sınıf emtia satışına yönelik) 35/05. Sınıf hizmetler ile davacıya ait markalar kapsamında yer alan 05, 29, 30, 32. sınıf emtialar ilişkilidir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır. Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzerdir. Davacıya ait markalar ile dava konusu marka başvurusu emtiaları arasında ... karar iptali ve hükümsüzlük davası bakımından sınıfsal benzerlik bulunmaktadır. Sonuç olarak, dava konusu edilen tüm mal ve hizmetler bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; davaya konu marka başvurusunun, kelime, ... ve renk unsurundan oluşan bir karma marka olduğu, dava konusu markanın mavi renkte büyük harf karakteriyle yazılan ... ve ... ibarelerinin orta kısmına O harfinin bir insan kafası şeklinde stilize edilmesiyle oluşturulduğu, yazı puntosundan daha büyük punto ile öne çıkarılan kafa şekli, bordo renginde altta kafayı tutan bir el şeklinde oluşturulan yarım daire içerisine yerleştirilmiş ve beyin farklı renklerde çiçek benzeri görsellerle sembolize edilmiş olduğu, ... ibaresinin alt satırına baş harfleri büyük bordo zemin üzerine beyaz renkte “...”, ... ibaresinin alt satırına “...” slogan unsuru yerleştirildiği, markanın bir bütün olarak algılandığı ve orta kısımdaki yüz şeklinde oluşturulan görsel markada baskın olarak algılandığı, bir bütün olarak ... ibaresi ... unsuru ile birlikte markada esaslı unsur konumunda olduğu, “...” sloganı küçük punto ile yazıldığından markada tali unsur konumunda olduğu, ... ibaresinin bir bütün olarak sözlük anlamı olmayan, yaygın olarak kullanılan iki kelimeden türetilmiş bir ibare olduğu, ... ibaresi ... internet adresinde “1. isim Bir grubun veya bir bireyin düşünme, duygulanma biçimlerini ve davranışlarını konu alan bilim dalı; ruh bilimi, ruhiyat. 2. isim Bir grubun veya bir bireyin davranış, düşünme, duygulanma biçimlerinin bütünü: 3. isim Bir grubun veya bir bireyin düşüncelerine ve davranışlarına hâkim olan, içinde bulunduğu ruh durumu. 4. isim, edebiyat Herhangi bir edebiyat ürününde, kişilerin kişiliklerini belirleyen duyuş, düşünüş, davranış biçimi.” manasına gelen “...” kelimesinin ilk dört harfi ile aynı sözlükte “1. isim biçim 2. isim Bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu. 3. isim İstenilen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge.” manasına gelen ... ibaresinden oluşturulmuş fantezi bir ibare olduğu, herkes tarafından kullanılan “...” ve yine yaygın olarak kullanılan “...” ibaresinden oluşan davalı markası bir bütün olarak algılandığı, markasının /...-... /şeklinde okunacağı ve kulakta duyulan ilk ses /.../ sesi olacak ve kavramsal olarak da Psikolojinin formda kalması kavramını çağrıştıracağı, marka ile birlikte kullanılan sloganın da bu algıyı pekiştirdiği anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacı tarafın itiraza ve davaya mesnet gösterdiği markalarının ... esaslı unsurundan oluşan kelime markaları olduğu, ... ibaresi ile “...” gibi kelime ve işaretler ayırt ediciliği olmayan ibareler olduğu, davacı tarafın ... ... markasındaki ... firmanın ... markasını oluşturduğu, düz yazı şeklinde oluşturulan “... ...” slogan markası ile stilize oluşturulmuş “... , ...’...” slogan markalarında ... ibaresi bütün içerisindeki asli ayırt ediciliğini yitirmiş ve sloganın bir parçacı olarak algılandığı, davacı tarafa ait slogan markaları dışındaki markaların esaslı unsuru ... ibaresi olduğu, ... ibaresi davalı taraf markasında da belirtildiği üzere “ 1. isim biçim 2. isim Bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu. 3. isim İstenilen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge.” manalarına geldiği ve dava konusu mallar için tanımlayıcı bir ibare olmadığı, markaların telaffuzunda kulağa gelen ilk ses /.../ sesi olup, ... ile ilgili kavramları çağrıştırdığı, davacı tarafın hükümsüzlük talebine mesnet gösterdiği markalarının “... ...” şeklinde davacı tarafın ... markası ile birlikte ürün ambalajları şeklindeki tescillerinden oluştuğu, diğer kelime markalarında da ... markası birlikte ... unsuru ile beraber veya yokken ... ibaresi ile birlikte tescilleri bulunduğu, davacı tarafa ait bu markaların esaslı unsurları ... ibaresi olduğu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal algıları ... şeklinde olduğu, davacı tarafın ... ibaresi ile “..., ...” gibi başka bir kelime ile bitişik oluşturulan markalarda ibare bir bütün olarak algılandığı, ... ibaresi kelime bütünü içerisinde ayırt ediliciliğini yitirdiği, anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... ''...'' +..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; “...” ibaresinin biçim, ..., istenilen şeylerin yazılması ve doldurulması için hazırlanmış basılı belge, gerekli güç ve yeteneklere sahip olmak, diri ve canlı görünmek anlamlarına geldiği, bununla birlikte “... ” şeklinde gıda maddeleri ile yakından ilgili olan anlamları ve bu minvalde tüketici nezdinde uyandıracağı anlam gözetildiğinde “...” ibaresinin dava konusu hizmetlerin yani gıda ürünlerinin satışı hizmetleri için"... kelimesi gıda ürünlerini tanımlayan, emtialar bakımından vasıf veya cins bildiren ve doğrudan bu emtiaları işaret eden bir anlamı haiz olmamakla birlikte; günümüzde yaygın ve yoğun piyasa kullanımı neticesinde söz konusu emtialar bakımından ayırt ediciliği zayıflamış ve telmih edici bir işaret haline gelmiş olduğu, vücut yapısına ve gıda ürünlerinden temin ettiği içerik ve kaloriye dikkat eden tüketiciler, ambalajı üzerinde “...” yazan bir ürün satın aldığında, bu ürünün diyet bir ürün olduğu, kalorisinin eşlenik ürünlere göre (üzerinde “...” yazmayan) daha düşük olduğu, daha az yağlı veya daha yüksek proteinli ve tüketildiği takdirde tüketicinin dış şeklinin (bedeninin) istenen görünüşe daha yakın olacağı beklentisini taşımakta olduğu, bu nedenle, "..." ifadesinin gıda maddeleri için ayırt edici özelliği düşük hale gelmiş olduğu, dolayısıyla ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğu, bu tür markalar arasındaki karıştırılma tehlikesinin, yapılacak küçük bir değişiklik ile ortadan kaldırılabileceği, üçüncü kişilerin markaları ile normal koşullarda iltibas ihtimali olsa dahi, üçüncü kişilerin bu kullanımlarına katlanmak durumunda olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu "... ''...'' +..." marka ile davacının markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal olarak belirli düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, SMK 6/1 maddesinde anlamında taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı; dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı, dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/10/2024
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır