İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/60 E. 2024/451 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/60
- Karar No
- 2024/451
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/60 Esas - 2024/451 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/60 KARAR NO : 2024/451
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 16/06/2023 KARAR TARİHİ : 31/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalının ... sayılı “...” ibareli markasının ilanına müvekkilinin “...” markaları gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini, bu itirazın ... ve ... tarafından red edildiğini, müvekkilinin 1961 yılından bugüne kadar özellikle bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, sektöründe haklı bir ün ve pazar edinerek kalite simgesi haline geldiğini, müvekkilinin “...” ibaresini ilk kez 2001 yılında tescil ettirdiğini, bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak markalarını artırdığını, markalarını uzun yıllardır nizasız ve fasılsız olarak kullanarak tanınmış hale geldiğini, müvekkilinin ... nezdinde tescilli “...” markalarının sahibi olduğunu, davalının “...” markası ile müvekkilinin “...” esas unsurlu markalarının ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğunu, iltibas yarattığını, dava konusu markanın “...” ibaresinden meydana geldiğini, markanın yazılışının “...” olduğunu ancak markanın Türkçe okunuşunun “...” şeklinde olduğunu, bu markanın müvekkilinin “...” esas unsurlu markaları ile iltibas oluşturur nitelikte olduğunu, bunun yanında İngilizceden dilimize geçen dil kuralları sebebiyle günlük hayatta dahi birçok “C” harfi ile başlayan kelimeleri “K” olarak yazmakta ve seslendirildiğini, davalı taraf markasının “C” harfi ile başlıyor oluşu Müvekkili Şirket markasına ayırt edilemeyecek derecede benzerliğini ortadan kaldıran bir durum olarak değerlendirilmeyeceğini, markanın sonunda yer alan “-...” ibaresinin markanın bütünü itibariyle bıraktığı intiba değerlendirildiğinde markalar okunuş, görünüş ve anlamsal olarak benzerlik içerdiğini, bu benzerliğin her iki marka arasında irtibat bulunduğu kanısını uyandırmaya yeterli olduğunun açık olduğunu, davaya konu olan markayı gören tüketicilerin aklına müvekkilinin “...” esas unsurlu markalarının geleceğini, bu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak zannedilmesinin mümkün olacağını, ayırt ediciliği yüksek “...” ibaresinin davalının markası olacağını, müvekkilinin itibarından haksız bir şekilde yararlanmasına sebep olacağını, “...” markasını ilk kez müvekkili tarafından kullanılmaya başlandığını, tescil ettirildiğini, markaya ayırt edicilik özellik kazandırdığını, marka üzerindeki hakkın inhisari bir hak olduğunu, “...” esas unsurlu markasının ... nezdinde ... numara ile TANINMIŞ MARKA olarak kayıtlı olduğunu, bu bağlamda, müvekkile ait “...” markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında özel olarak korunduğunu, davaya konu markanın 30. Sınıfta yer alan mallarda tescil edilmek istendiğini, bu sınıfların müvekkilinin tescilli olan markaların kapsamında olduğunu, taraf markaların emtialarının da aynı olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, bu tanınmışlıktan haksız rekabet ile yarar elde etmeye yönelik olduğunu, davalının müvekkilinin “...” markalarını bildiğini, bu markanın tanınmışlığından haksız kazanç ve bir yarar sağlamak amacıyla kötü niyetli olarak tescil başvurusunda bulunduğunu, davalının ... marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını belirterek ... ...’nin 20.04.2023 tarih ve ... sayılı kararının 30. Sınıf yönünden reddine, ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunun sicilden terkinini, hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davacının ... ibareli markası ile davalı müvekkilinin ... markası benzerlik iddiasının hiçbir surette somutlaştırılamadığını, uzman ve teknik değerlendirmeden uzak ve iltibas incelemesi yönünden son derece hatalı temellere dayandırıldığını, ... markasının, tamamen orijinal bir tasarıma sahip olduğunu; hiçbir surette davacının markasından esinlenme veya taklit yolu ile oluşturulmadığını, bu nedenle müvekkilinin markasının tescil edilmesinde hukuki bir engelin olmadığını, davacının ... ... markasının tanınmış markalar kategorisinde olmadığını, müvekkilinin ... ... markasının davacının markası üzerinden haksız bir yarar sağlaması, bu markanın itibarına zarar vermesi ve markanın ayırt edici karakterini zedelemesi koşullarının oluşmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ...’nun 20.04.2023 tarih ve ... sayılı itirazın reddi kararının iptali ve Dava konusu ... başvuru numarası ile kayıtlı "..." ibareli marka başvurusunun sicilden terkinine, tescil edilmesi halinde 30. sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine, karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalının "..." ibareli markasını 10.12.2021 tarih ve ... sayılı 30. Sınıfa giren tüm mallarda kullanılmak üzere yaptığı tescil başvurusunun ... ... tarafından 12.01.2022 tarih ve 388 sayılı ...’ndeki ilanı üzerine davacının yukarıdaki detaylı bilgileri verilen tescilli markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, davacının bu itirazının ... tarafından kabul edildiği ancak davalının bu ret kararına karşı ... nezdinde itiraz yaptığı ve huzurda dava konusu edilen 20.04.2023 tarih ve ... sayılı kararıyla; “Karıştırılma, ilişkilendirilme olasılığı gerekçeli ret kararına karşı yapılan itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda, başvuru ile ... sayılı "..." ibareli marka görsel, işitsel ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından karıştırılabilecek derecede benzer markalar olarak değerlendirilmemiştir. Başvuru ile ret gerekçesi marka benzer bulunmadığından, markalar arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varılmış ve başvuru hakkında verilen ret kararı yerinde görülmemiştir. Sayılan nedenlerle başvuru sahibi adına yapılan itirazın kabul edilmesi ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması gerekmiştir” şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA/ EK RAPORDA özetle: -Davalıya ait ... sayılı başvuru ile davaya mesnet gösterilen davacının esas unsurlu “...” markaları arasında görsel ve işitsel yönden bir benzerlik bulunduğu -Bununla birlikte taraf markalar arasında dava konusu edilen 30. Sınıftaki mallar bakımından da ayniyetin olduğu, -Bu nedenle taraf markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibasın gündeme gelebileceği, -Davacının davaya mesnet olan markasının ... mallarında tüketici nezdinde ciddi bir bilinirliğinin olduğundan bu mallar bakımından SMK m. 6/5 maddesinde sayılan koşulların somut olayda gerçekleştiği, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Gıda Mühendisi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA/ EK RAPORDA özetle: -... sayılı "..." ibareli davalı markası ile davaya mesnet gösterilen davacının esas unsurlu “...” ibareli markalarının görsel ve işitsel yönden benzer olduğu; davalının çekişme konusu 30. Sınıftaki mallar bakımından emtia listelerinin aynı mallardan oluştuğu ve markalar arasında bu mallar itibariyle iltibas ihtimali BULUNDUĞU, -Davacının davaya mesnet olan “...” ibareli markasının “... ve ...” mallarında tüketici nezdinde marka bilinirliğinin yüksek olması sebebiyle SMK m. 6/5 maddesinin uygulama şartlarının oluştuğu, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/4 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: - ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamında bir tanınmış markanın bulunması. - Tanınmış marka ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları olması. -Marka ile başvurunun kapsamında aynı veya benzer mal veya hizmetlerin bulunması. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... ...
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davalının başvuru kapsamında yer alan 30. Sınıftaki tüm malların davaya mesnet gösterilen davacının markalarının emtia listesinde yer alan emtialar birebir aynı olduğu görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; davaya konu olan markanın özel yazım karakteri kullanılmak üzere hiçbir figüratif unsur içermeden “...” ibaresinden oluştuğu, bununla birlikte baş harfi olan “C” nin K diye okunduğu, davaya konu olan markanın sonunda “...” ibaresi yer alsa da bu ibarenin markaya ciddi anlamda ayırt edicilik kazandırmadığı, anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacının redde gerekçe markaları münhasıran veya ürün ambalajının üzerinde “...” ibaresi veya “...” ibaresi ile birlikte ayırt edici niteliğe haiz olmayan veya ayırt edici niteliği zayıf olan ibarelerin yer aldığı kelime markaları veya karma markalar olduğu, davacı markalarının esas unsurunun ise “...” ibaresi olduğu, davacının redde gerekçe birçok markasında yer alan “...” ibaresinin çatı marka olarak yer aldığı, “...” gibi ibarelerin tali unsurlar oldukları anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, davacı tarafın “...” ibaresini içeren ... nezdinde tescilli birçok markası bulunduğu, ayrıca “...” markası gerek reklam ve tanıtım vasıtaları ile perakende satış sektöründe ortalama tüketicinin zihninde “...” ürünü için yer etmiş bir marka olduğu, bununla birlikte anılan marka ... nezdinde ... numara ile TANINMIŞ MARKA olarak kayıtlı olduğu da dikkate alındığında işaretler arasındaki karıştırılma ihtimalini kuvvetlendiren bir etken olduğu, “...” markasının açıkçası “..." mallarında tüketici nezdinde ciddi bilinirliliğinin olduğu; bu hali ile davalının markasının tescili halinde “..." malları bakımından davacı yanın tanınmış markasından haksız yarar sağlayabileceğine, tanınmış olduğu sektör açısından itibarına zarar verebileceğine, ayırt edici karakterini zedeleyebileceğine dair SMK m. 6/5 maddesinde sayılan koşulların somut olayda gerçekleştiği; öte yandan Öte yandan dosya kapsamından, davacının kötü niyet iddiası ile ilgili olarak, davalının markanın amaç ve fonksiyonlarına aykırı olarak davacıya ve 3. kişileri baskı altına alma, engelleme, santaj, yedekleme, tuzak, marka ticareti yapma konusunda kötüniyetli başvuruda bulunduğuna dair delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı, yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmak kötüniyetli başvuru olduğunu kabule yeterli olmadığı, kötüniyet iddiasının ispat edilemediği, SMK 6/9 koşullarının somut olayda oluşmadığı, anlaşılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-... 20.04.2023 tarih ve ... sayılı kararının İPTALİNE, DAVAYA KONU ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 8.666,40-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 31/10/2024
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 385,40-TL GİDER AVANSI :8.281,00-TL TOPLAM :8.666,40-TL