İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/54 E. 2024/462 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/54
Karar No
2024/462
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/54 Esas - 2024/462 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/54 KARAR NO : 2024/462

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 13/06/2023 KARAR TARİHİ : 05/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı ... A.Ş’nin ... başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusunda bulunduğu ve müvekkili tarafından işbu başvuruya yönelik itiraz edildiğini ancak itirazının reddedildiğini, itirazın reddine ilişkin ...’nun 05.04.2023 tarihli ve ... numaralı kararının iptalinin gerektiğini, müvekkili markaları ile davalı taraf marka başvurusu arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin ‘’... ...” markasının son derece tanınmış ve ayırt edici olduğunu, bu nedenle de müvekkiline ait markaların koruma alanın çok geniş olduğunu, müvekkilinin önceye davalı kullanımı ve kazanılmış hakkı olduğunu, müvekkili markaları ile davalı taraf markası arasında çağrışım ve okunuş olarak ayniyet derecesinde benzerlik olduğunu, markaların kulakta aynı etkiyi bıraktıklarını ve dolayısıyla tüketiciler tarafından markların aynı marka olarak algılanmasına yol açıldığını, davalı tarafın bilerek ve isteyerek markasını müvekkilinin markasına yaklaştırdığını ve davalı tarafın marka başvurularının sıradan başvurular olmayıp doğrudan dava konusu olan markaların yeniden tescili şeklinde olduğunu, davalının davaya konu markası ile müvekkili markaları arasında işaret benzerliğinin yanı sıra mal ve hizmet benzerliğinin de bulunduğunu, davalının başvurusunun, müvekkili şirket markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın bilinirliğinden haksız yararlanmasına, marka itibarına zarar vermesine neden olduğunu ve müvekkili şirket markalarının ayırt edici karakterini zedelediğini, müvekkili şirket markalarının tanınmış marka olduğunu, uzun yıllardır aktif ve yoğun bir şekilde kullanıldığını ve piyasadaki bilinirliğinin dikkate alındığında davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalının ... sayılı markalarının hükümsüzlüğü talebiyle davalar açıldığını ve bu davaların kazanıldığını, davalının davaya konu markasının içinde “...” ibaresi geçen “.com” uzantılı olduğundan müvekkil markasının internet siparişlerine özel bir versiyonu olarak algılanmasının neredeyse kesin olduğunu, davacının kullanmadığı sınıflarda tescil edilmiş markaları bulunduğunu ve bu markaları iddia ederek ...’nun ... sayılı kararının iptaline ve ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davacının ihtiyati tedbir talep etmekte herhangi bir hukuki yarar olmadığını, “...” Kelimesini markasal anlamda ilk kullanan ve tescil eden şirketin ... SAN. TİC. A.Ş. olduğunu, müvekkilinin “...” markasını tescil etmek için Kuruma 2000 yılında başvurduğunu, davacı ... şirketinin ise, “...” markası için Kuruma müvekkil şirketten tam 9 yıl sonra başvurduğunu, müvekkili firmaya ait bu marka ile “...” markaları arasında karıştırılma ihtimali ve benzerlik olmadığını, davacının “...” markası ile ilgili hak sahibi olmadığını, “...” markasının öncelikli hak sahibinin müvekkili olduğunu, davacı firmanın asıl markasının “...” olduğunu, itiraza ve davaya konu ilgili markaların 2015 yılı mart ayında müvekkil şirket tarafından ... firmasından devralındığını, logo değişiminin sebebinin şirket devri olduğunu, davacının müvekkili ile arasındaki davaların lehlerine olanlarından bahsettiğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ...’nun ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu ... sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı ... A.Ş. tarafından 23.10.2020 tarihinde 29/30/31/32 Ve 35. Sınıflar kapsamında “...” ibareli marka başvurusunda bulunulduğu, bu başvurunun ... başvuru numarası ile 11.04.2021 tarihli 370 sayılı ...’nde yayınlandığı, davalı yana ait “...” markasının yayınına davacı tarafından ... sayılı sayılı markalar gerekçe gösterilerek 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1 madde hükmü uyarınca itiraz edildiği, ... tarafından yapılan inceleme sonucunda 05.04.2023 tarihli ... sayılı karar ile itirazın reddedildiği, karara karşı davacı yanın itirazı üzerine ... kararının ... tarafından tekrar değerlendirildiği ve ... sayılı kararıyla: “Yapılan inceleme sonucunda, işbu başvurunun tüm unsurları ile birlikte bir bütün olarak ele alındığında, itiraz gerekçesi markalar ile görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer bulunmadığı görüşüne varılmıştır. Bu tespit ve "..." ibaresinin gündelik ve ticari hayatta yaygın olarak kullanımı bulunan ayırt edicilik vasfı nispeten zayıf bir unsur olması dikkate alındığında, markalar arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı ” sebebiyle reddolunduğu, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Dava konusu ... sayılı “...” ibareli markanın davacı yana ait davaya ve itiraza gerekçe gösterilen “... ...” esas unsurlu markalar ile ilgili tüketici nezdinde SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesi doğuracak düzeyde benzer oldukları, -Davalı yanın “...” ibaresi üzerinde müktesep hak sahipliğinin bulunduğu, -Davacı yana ait “... ...” ve markasının sektörel anlamda ciddi bir şekilde tanınmış olduğu ve bu emtialarla ilişkilendirilebilecek sair emtialar yönünden de korunması gerektiği kanaatine ulaşılmış olunmakla birlikte davalı yanın da “...” ibaresi üzerinde geçmişe dayalı kullanımları ve müktesep hakkı karşısında davacının 6/5 maddesi anlamında sahip olduğu hakkını davalıya karşı kullanmasının mümkün olmadığı, -Davalı yanın “...” ibaresi üzerinde müktesep hak sahibi olduğu anlaşıldığından; kötüniyet iddialarının ispatlanamadığı düşünülmekle birlikte kötüniyet iddialarına yönelik değerlendirmenin Sayın Mahkeme’nin takdirinde olduğu, -... tarafından verilen ... sayılı kararın yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, -Dava konusu ... sayılı “...” ibareli markanın tescilli olduğu 29, 30, 31, 32. ve 35. sınıf emtialar bakımından SMK’nın 6/1, 6/5, 6/9 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Gıda uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Dava konusu marka kapsamındaki 29, 30, 31, 32, 35. sınıfların tamamı açısından, taraf markalarının mal/hizmetlerinin aynı/aynı tür/benzer olduğu, dava konusu“...” ibaresinin davacı yana ait “... ...”, “... ...”, “... ...”, “... ...” markalarından ayırt edilebileceği, bir kısım tüketicinin işaretleri ilişkilendirmesi ihtimalinin ortaya çıkma halinin de sadece davacı yanın işareti kendine bağladığını ispatlayabildiği durumlarla (emtia/lar ile) sınırlı olabileceği, davacı yan delillerinin davacının ... unsurunu taşıyan markalarının kuru meyve ve kuruyemişlerde kullanılmakta olduğunu göstermekle birlikte dosyaya sunduğu delillerin davacının “...” ibaresini ... markasından bağımsız olarak tescilli olduğu sınıflarda tanınmış hale getirerek kendine bağlandığının ve “...” ibaresini taşıyan markalarının tanınmışlığının ispatlanamadığı, davalının “...” ibaresi üzerinde kazanılmış hakkının olabileceği düşünülmekle birlikte nihai takdir ve kanaatin sayın Mahkemeye ait olduğu, - Kötü niyetin varlığının/ yokluğunun tespiti hukuki niteliği yüksek bir değerlendirme olduğundan bu konuda nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

... ... ...

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; -Hükümsüzlük talebi yönüyle; dava konusu marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin tamamının davacının dayanak markaları kapsamındaki mal/hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer oldukları tespit edilmiştir. -... karar iptal talebi yönüyle; “Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu.” dışındakilerin aynı/aynı tür olduğu tespit edildiği, “Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kum.” açısından ise doğrudan bir benzerlik ilişkisinin bulunmadığı; görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; başvuru konusu davalı markasında beyaz zemin üzerinde siyah renkte, düz yazı stilinde, küçük harflerle, bitişik olarak “...” ibaresinin yer aldığı, başkaca renk ve/veya şekil unsurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yan markalarının ... ... markasının yanında ya tek başına “...” ibaresinin bulunduğu ya da bu ibarelerin yanı sıra şekil ve ilave kelime unsurlarının yer aldığı, ayrıca renk, tasarım tarzı ve yazım stili itibariyle farklı unsurlar içerdiği, anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "... ..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; davacının markalarında ... unsurunu oluşturan “...” ibaresinin ve “...” ibaresinin esas unsur olduğu, “...” gibi ibarelerinin markaların tescilli olduğu 29, 30, 31, 32 ve 35. sınıfta bulunan mal ve hizmetler bakımından yaygın olarak kullanılan ve ayırt edici gücü zayıf ibareler olduğu ve itiraza gerekçe gösterilen markalarda tali unsur olarak kullanıldığı, davaya konu “...” ibareli markanın ise esas unsurunun “...” ibaresi olduğu ve karıştırma ve iltibas tehlikesi doğurma ihtimalinin somut uyuşmazlık yönünden gerçekleştiği; davalı tarafından ... sayılı markalara dayanılarak müktesep hak iddiasında bulunulmuş olduğu, davalı yanın dosya kapsamına müktesep hakkın varlığına ilişkin olarak sunduğu markaların 2000 yılından itibaren 29, 30, 31, 32 ve 35. Sınıfta tescilli olduğu, markaların asli unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalı yana ait ... alan adlı internet sitesi ve davalı yanca dosya kapsamına sunulan deliller üzerinde gerçekleştirilen incelemeler neticesinde “...” markasının davalı yanca uzun yıllardır aralıksız bir şekilde kullanıldığının tespit edildiği, ... üzerinde gerçekleştirilen incelemeler neticesinde davalı yana ait ... alan adlı internet sitesinin 2004 yılından bu yana kullanıldığının tespit edildiği, davalı yanın “...” ibaresi üzerinde müktesep hak sahipliğinin bulunduğu; davacı yanın “... ...” markalı ürünlerin tanınmışlığına dair dosya kapsamına sunulmuş olan deliller arasında markaların tanınmışlığına ilişkin haberler, reklamlar, tanıtımlar olduğu görüldüğü, bu delillerin yanında taraf markalarında ortak unsur olan “...” ibaresinin toplumun ilgili kesiminde “...” markasını çağrıştırıp çağrıştırmadığının tespiti amacıyla internette yaygın kullanılan arama motorları üzerinden araştırma yapıldığı ve davacı yana ait “... ...” markasının taraf markalarında ortak unsur olarak yer alan “...” ibaresine ilişkin olarak gerçekleştirilen arama sonuçlarında ilk sırada davalı yana ait internet sitesinin ikinci sırada ise davacı yana ait internet sitesinin çıkıyor olduğunun tespit edildiği, davacı taraf delilleri çerçevesinde yapılmış incelemeler ışığında “... ...” ve markasının sektörel anlamda ciddi bir şekilde tanınmış olduğu ve bu emtialarla ilişkilendirilebilecek sair emtialar yönünden de korunması gerektiği kanaatine ulaşılmış olunmakla birlikte davalı yanın da “...” ibaresi üzerinde geçmişe dayalı kullanımları ve müktesep hakkı olduğundan davacının 6/5 maddesindeki tanınmışlık korumasını davalı markalarına karşı kullanamayacağı; davacı yan taraflar arasında görülmekte olan davaları davalının kötüniyetini gösterir delil olarak ileri sürmüş olsa da davalı yanın “...” ibaresi üzerinde müktesep hak sahibi olduğu anlaşıldığından kötüniyet iddialarının ispatlanamadığı da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/11/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/54, K. 2024/462, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-54-e-2024-462-k-b167c7ead4e8