İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/573 E. 2025/331 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/573
Karar No
2025/331
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/573 KARAR NO : 2025/331

DAVA : Alacak (Temlik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/08/2023 KARAR TARİHİ : 17/04/2025

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Alacak (Temlik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA/TALEP ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ----- 26/07/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde plaka numarası tespit edilemeyen aracın sebep olduğu söz konusu kaza sebebiyle geçici ve kalıcı maluliyete maruz kaldığını, davacı ile dava dışı ----- arasında, temlikname akdedilmiş olup; dava dışı taraf, söz konusu kaza nedeniyle doğmuş ya da doğacak olan tazminatının 35.000,00-TLsini davacının temlik ettiğini, davacının, söz konusu kaza sebebiyle doğan ya da doğacak olan tazminat bedelinin 35.000,00 TLsi üzerinde temlik alan sıfatına haiz olması sebebiyle işbu huzurda görülecek dava ikame edildiğini, davalı nezdinde 26/07/2015 tarihli kaza nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde açılmış bulunan -----sayılı dosya kapsamında ----- sigorta şirketinden tazminatını henüz tahsil edip etmediği taraflarınca bilinmediğini, ----- nezdinde 26/07/2015 tarihli kaza nedeniyle açılmış bulunan hasar dosyalarının mevcudiyetinin dosya kapsamına kazandırılmasını ve temlik eden ---- yapılan ödemenin ----- sorulmasını, hasar dosyalarının ve ödeme yapılmış olması halinde yapılan ödemelere ilişkin bilgilerin dosyasına kazandırılmasını talep ettiklerini, davalılar, söz konusu temliknameye riayet etmeyerek davacının alacağını ödemeye yanaşmadığını, davacının, temliknamede yer alan ve kendisine yükletilen tüm yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirmiş olmasına rağmen, davalı taraf kendisi yüklenen edimi ifa etmediğini, davalı -----. ile yapılan görüşmelerde, söz konusu alacağın temliki sözleşmesi kapsamında davalı --- alacağının 35.000,000 TLsini davacıya devrettiğini ve ------ tarafımıza ödeme yapılması talep edildiğini, ancak, davalı sigorta şirketi davacıya herhangi bir ödemede bulunmadığını, taraflarınca yapılan başvuru evrakları ekte mübrez olup, davalı sigorta şirketinin söz konusu tazminat ödemesinden sorumlu olduğu izahtan vareste olduğunu, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla, HMK madde 107 uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde haklı davanın kabulü ile HMK madde 107/2 uyarınca başlangıçta belirttikleri artırım hakları saklı kalmak üzere; davacı ---- ile ----- arasında akdedilen alacağın temliki sözleşmesine istinaden; davalı ----, diğer davalı ----- tahsil ettiği ya da edeceği tazminatın 35.000,00 TLnin bilirkişi raporu ile belirlenerek, işbu alacağın şimdilik 35.000,00-TLsinin, ıslah ve HMK 107/2 uyarınca artırım hakkımız saklı kalmak kaydıyla, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, her türlü yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile dava dışı ----- arasında dava dilekçesinin ekinde mübrez Temliknamenin akdedilmiş olması gerekçesiyle alacağın tahsili talep edildiğini, temlikname üzerinde tarih bulunmadığından, hangi tarihte akdedildiği bilinmediğini, söz konusu temliknamenin sigorta alacaklarının devrinin yasaklandığı 7251 sayılı kanunun ile yürürlüğe giren madde uyarınca Sigorta Şirketi'nin söz konusu alacağa ilişkin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı izahtan vareste olduğunu, temliknamenin borcun devrini geçerli kılıp kılmadığı dosyaya sunulan evraklar ile kanıtlanamamakta olup, yazılı olan tutarın taraflarınca ödeneceği anlamına gelmemekle birlikte, belirlenmiş tutar 35.000 TL olduğundan davacı tarafın ıslah ve artırım hakkı bulunmadığını, detaylıca izah edilen ve Mahkemece re ’sen gözetilecek nedenlerle, davanın davalı şirket bakımından aleyhe tüm hususlarla birlikte reddine, davalı şirket aleyhine hüküm kurulması halinde temerrüt tarihinden itibaren islemiş̧ yasal faize hükmedilmesine, sorumluluğun kabulü̈ anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise temliknamede belirlenmiş tutar dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, vekalet ücreti ve masrafların davacı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER : Nüfus Kayıtları, Kaza Tespit Tutanağı, Temlikname, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun ----- Sayılı dosyası, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava , 6098 sayılı TBK'nin 183 vd maddeleri uyarınca alacağın temliki sözleşmesi gereğince temlik alınan alacağın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken dava şartı zorunlu arabuluculuk ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere ve uygulamaya kısaca değinmekte yarar vardır. Alacağın temliki, 6098 sayılı TBK'nin 183 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu yasa maddelerine göre kanun, sözleşme ve işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını almaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu haliyle alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir sözleşmedir. Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; davacı --- ile dava dışı hak sahibi ----- arasında düzenlenen bila tarihli yazılı temlik sözleşmesinde aynen "sigorta tahkim komisyonu nezdinde 26/07/2015 tarihli kaza ile ilgili olarak açılmış bulunan----- dosyadan adımıza tahakkuk etmiş olan alacağın (destekten yoksun kalma, sürekli-geçici işgöremezlik)35.000,00 TL (otuzbeşbintürklirası) miktarını ----- temlik ettiğimi beyan ve taahhüt ederim/ederiz şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür. Ne var ki, fiziki olarak getirtilip incelenen Sigorta Tahkim Komisyo'nun ----- başvuru numaralı dosyası içeriğine göre tazminat talebinin kesin olmak üzere reddine karar verildiği tespit edilmiştir. Şu halde temlik edilen alacağa ilişkin Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde bir karar verilmediğinden, bir başka anlatımla temlik eden lehine herhangi bir tazminata karar verilmediğinden temlik sözleşmesinin içeriğinin davacı lehine genişletilmek suretiyle davalı sigorta şirketinden temlik edenin geçirdiği kaza nedeniyle doğmuş ve doğacak tazminat hakkının 35.000,00 TL kısmının talep edilmesi mümkün görülmemiştir. Zira temlik sözleşmesi sigorta tahkim dosyası ile sınırlandırılmış durumdadır. Öte yandan temlik sözleşmesinin tarafları arasında hiçbir beşeri yakınlık ve hukuki bağlantı bulunmadığı halde; trafik kazasına maruz kalan kişilere bir şekilde ulaşılarak yüksek tazminat vaadiyle ilgilinin iradesi sakatlanmak suretiyle tazminat alacaklarının takibi ve tahsili karşılığında bu tür sözleşmeler yapıldığı hakimlik bilgi ve tecrübesi ile sabit olduğu gibi; yargısal uygulama ve kamuoyunda da bilinen bir husustur.(HMK.187/2) Nitekim 28.07.2020 tarihli --- sayılı ----- yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanunun 57. maddesi ile 5684 sayılı Kanuna getirilen Ek 6. maddede; "(1)Bu Kanun uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilecek tazminat alacağı ancak; a)Alacaklı tarafından bizzat, b)Alacaklının kanuni temsilcisi veya kanuni temsilcisinin bizzat vekalet verdiği avukat vasıtasıyla, c)Alacaklının bizzat vekalet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı vasıtasıyla takip edilebilir. Takip yetkisi, sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar ya da Hesap nezdinde yapılacak işlemleri kapsar.(2)Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dahil olmak üzere hiç kimseye devredilemez.(3)Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunca belirlenir." düzenlemesi getirilmiştir. Bu düzenlemeye göre; tazminat alacağının talep edilebilirliği bizzat alacaklıya, alacaklının kanuni temsilcisine veya onun verdiği vekaletname ile avukatına ve alacaklının bizzat verdiği vekaletname ile eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatına tanınmıştır. Davaya esas temlik sözleşmesinin de bu minvalde elde edildiği ancak dayanak trafik kazasının işbu yasal düzenlemeden önce meydana geldiği, sigorta tahkim komisyonu başvurusu tarihine göre de tarihsiz temlikin anılan düzenleme tarihinden önceye ait olduğu anlaşılsa da; yukarıda açıklanan asıl gerekçe saklı kalmak kaydıyla Mahkememizce her halde bu ve benzeri temlik sözleşmelerinin TBK'nin 27.maddesi gereğince kesin olarak hükümsüz olduğu kanaati de paylaşılmaktadır. Filhakika davacının kesin olarak hükümsüz olan bu sözleşmeye dayanarak hak talebinde bulunamayacağı da düşünülmektedir. Binaenaleyh, yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde; TMK'nin 6 ve HMK'nin 190. maddelerine göre ispat edilemeyen ve yerinde görülmeyen davanın esastan reddine karar verilmiştir. ( HMK,27,29,30,33, 146,187,190, TBK,1 vd,27, 183 vd, TMK.1/1, 2,6, AY.138/1) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmiştir. Mamafih, temlik edilen miktar ve dava değeri miktar itibariyle karar tarihindeki kesinlik sınırının altında olmasına rağmen davanın HMK'nin 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açılması karşısında ; davanın alacak tam ve kesin olarak belirlenmeden ilk açıldığı bedel üzerinden tümden reddedilmiş olmasına göre muhtemel talep artırımı halinde dava değerinin her zaman kesinlik sınırını aşma ihtimali bulunduğu anlaşılmakla, kesinlik sınırının kamu düzenini ilgilendirmesi, hak arama hürriyeti, mahkemeye erişim hakkı ve hukuki dinlenilme hakkı hususları gözetilerek istinaf kanun yolu açık bırakılmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-)Harçlar Kanunu gereğince her bir talep yönünden ayrı ayrı alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 597,72 TL harcın mahsubuyla bakiye 17,68 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320.00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/4 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/573, K. 2025/331, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-573-e-2025-331-k-e7ddff296451