İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/516 E. 2025/379 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/516
- Karar No
- 2025/379
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/516 KARAR NO : 2025/379
DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/08/2023 KARAR TARİHİ : 29/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 15/12/2010 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, 12 yıl boyunca davalı ------acenteliğini yaptığını, ancak davalı şirket, müvekkili ile arasındaki yetkili acentelik sözleşmesini davalı şirketçe istenen hedeflerin ve portföy dağılımının gerçekleştirilmediği gerekçesi ile ----. Noterliğinin 16/09/2022 tarihli ----- yevmiye numaralı fesihnamesi ile haksız ve hukuka aykırı şekilde feshettiğini, müvekkilinin davalı şirketin sigorta ekranını yasaklı hale getirmesi ve kapatması nedeniyle poliçe kesemediğini, en büyük gelir kaynağı olan poliçeleri onaylayamadığından portföyünde kayıplar yaşadığı ve zarara uğradığını, bu sebeple portföy tazminatı talep ettiğini haksız fesih nedeniyle, davalı şirketin markasına alıştırdığı müşteri çevresini yitirdiğini, davalı şirketin de aynı oranda müşteri çevresini genişlettiğini ve müvekkilinin sözleşmenin feshinde kusuru olmadığını belirterek bilirkişi tarafından hesap yapıldıktan sonra artırılmak üzere, şimdilik 100,00 TL denkleştirme(portföy) tazminatının fesih tarihi olan 16/09/2022 itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 2021 yılı Kasım ayı sonu üretimi trafik branşı hariç 256.612 TL olarak gerçekleştiğini , davacı şirketin 07.12.2021 tarih, ------ sayılı yazıda belirtilen hedeflerin ve portföy dağılımının halen gerçekleştirilmediğinin tespiti üzerine ----. Noterliğinin 27.05.2022 tarih, ----- yevmiye nolu ihtarnamesi vasıtasıyla acentelik sözleşmesinde yer alan feshe ilişkin hükümler doğrultusunda acentelik sözleşmesinin 3 aylık ihbar süresinin sonunda feshedileceğinin davacıya ihtaren bildirildiğini, nihayetinde ---- Noterliğinin 16.09.2022 tarih, ----- yevmiye nolu fesihnamesi ile feshedildiğini, müvekkili şirketin acentelik sözleşmesi 22. maddesi gereği de üç ay önce bildirimde bulunarak sebep göstermeksizin her zaman feshedebileceğini, bu sebeple haklı bir neden göstermeye gerek olmadığını, davacının da acentelik sözleşmesi uyarınca müvekkili şirketin acentesi olarak faaliyet gösterdiği süre içerisinde az sayıda üretim gerçekleştirdiğini ve Türkiye genelindeki üretim sayısının altında kaldığını, müvekkili şirketin acentelik için yapmış bulunduğu sabit maliyetler de göz önüne alındığında şirket açısından bu acenteyle sürdürülen ticari ilişkinin ekonomik açıdan sürdürülebilirliği kalmadığını, TTK 122 maddesi uyarınca hakkaniyet gereği telafi edilecek zararı olmadığını, davacının faaliyette bulunduğu süre içinde müvekkili şirkete çok az sayıda portföy getirdiği gibi acentelik izleşmesinin başlıca fesih sebebi davacı acentenin poliçe üretiminin oldukça düşük kalmış olması olduğunu bu nedenle acentenin müvekkili şirkete bulduğu müşteriler sayesinde önemli menfaatler elde etmiş olduğundan bahsedilmesi mümkün olmadığını davacının da haksız fesih nedeniyle zarara uğradığını ve halen portföyünden davalı sigorta şirketinin yararlandığını ileri sürdüğüne göre incelikle bu iddiasını ispatlaması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 05.03.2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Talep artırım dilekçesinin kabulü ile 75.078,12 TL denkleştirme (portföy) tazminatının fesih tarihi olan 16/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ıslaha karşı beyan dilekçesinde özetle; Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek ve davacının denkleştirme tazminatı talep hakkı bulunmadığı yönündeki savunmaları saklı kalmak kaydıyla, TTK'nın "denkleştirme istemi" başlıklı 122. maddesinde 1 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüş olduğu nazara alındığında davacının ıslah yoluyla artırmış olduğu miktar yönünden hak düşürücü süre geçmiş olup artırılan miktar yönünden "öncelikle" davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme aksi kannatte ise %30 hakkaniyet indirimi yapılmasını talep etmiştir.
Deliller Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.----- Noterliğine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır. Davalı şirkete yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır. Sigorta ve acente hukuku alanında uzman sözleşme yorum ve denetim uzmanı ile mali müşavir bilirkişi heyeti kök ve ek raporları dosyaya sunulmuştur.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe: Dava, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin feshinin haksız olup olmadığı, fesih sonucunda TTK 122 vd. maddelerine göre denkleştirme (portföy) tazminatı bedeline hükmedilip hükmedilemeyeceğine ilişkin HMK 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmış 100,00 TL maddi tazminat davası davasıdır.Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraflarca dosyaya sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Dosyada, davacı tarafın şirket merkezi ---- olduğundan ----- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, dosya, sigorta ve acente hukuku alanında uzman sözleşme yorum ve denetim uzmanı ile mali müşavir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 25.04.2024 tarihli rapora göre davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil teşkil ettiği, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin 22. ve 23. maddelerinde, feshin düzenlenmiş olduğu, davalı tarafça davacıya hitaben, 07.12.2021 tarihli yazı ile 2022 yılı Ocak ve Şubat ayları hedeflerinin ürün grubu bazında belirlenerek verilmiş olduğu, davacı tarafça davalının belirlemiş olduğu hedeflerin 2022 yılı Ocak ve Şubat aylarında gerçekleştirilememiş olduğu, davacıya ait 2020-2021 ve 2022 yıllarına ait bilanço ve gelir tabloları incelenerek, satış ve kar/zarar durumları değerlendirildiğinde, işletmenin, 2020 yılına oranla 2021 yılında net satışlarında ve dönem net zararının artmış olduğu, 2022 yılında ise satışlarda artış ve dönem net zararında azalış meydana geldiği tespit edilmiş olup, 2023 yılı mali verileri ve mali tabloları henüz düzenlenmediğinden 2023 yılı için değerlendirme yapılamadığı rapor edilmiş olup, taraflarca, sunulan rapora itiraz edilmesi ve yeni bir bilirkişiden rapor tanzimi talep edilmesine bağlı olarak dosyanın farklı bilirkişi heyetine tevdiine ilişkin ara karar oluşturularak dosya, sigorta ve acente hukuku alanında uzman sözleşme yorum ve denetim uzmanı ile mali müşavir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 08.09.2024 tarihli rapora göre mevcut verilerle tespit edilen poliçe üretimine ilişkin genel ortalamalara bakıldığında, sözleşmenin son yılında, davacının bir önceki yılın enflasyon verileri ile güncellenmiş değerlerinin altında kalmadığı, dosya içerisinde davacının acenteler içinde şirket ortalaması altında kaldığına dair bir veri de olmadığı, bu bakımdan dosyadaki mevcut verilerle sözleşmenin acentenin kusuru ile sona ermediği, üst sınır ve ham karşılık hesaplarının yapılabilmesi için, 01.10.2017 tarihinden 30.09.2022 tarihine kadar ki davacı acentenin elde ettiği komisyon ücretlerinin digital ortamda celbi gerektiği, ilgili veriler dosyaya sunulması halinde hesaplama yapılabileceği rapor edilmiş olup, davacı tarafça komisyon ücretleri ve portföy müşteri listelerinin sunulduğu, sunulan bilgi, belgelerin ve itirazların değerlendirilmesi amacıyla aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alındığı, görev tanımına uygun olarak düzenlenen ek rapora göre bilirkişilerin kök rapordaki görüş ve kanaati ile ek rapordaki görüş ve kanaatinin aynı olduğu, ayrıca, TTK m.122/1'de denkleştirme isteminin tüm şartları sayıldıktan sonra "...acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir." ifadesinin bulunduğu, bu sayede denkleştirmede temel olan hakkaniyet ilkesi gereğince somut olayın tüm özellikleri dikkate alınarak denkleştirme miktarının yükseltilmesine veya azaltılmasına yol açacak ve böylece acenteye ödenecek miktarın "uygun" olmasının sağlanacağı, hakkaniyete bağlı uygunluk soyut bir kavram olduğu için gerek yabancı hukuklarda gerek de Türk hukukunda denkleştirme miktarının hakkaniyete uygunluğunun değerlendirilmesi aşamasında bazı genel kıstaslar belirlendiği, bu kapsamda ---- sayılı AB Yönergesi m.17 ile ilgili AB raporunda uygunluk denetiminde, acentenin başka müvekkiller adına da faaliyette bulunup bulunmadığı, acentenin kusuru olup olmadığı, acentenin gelir düzeyi (acenteye ödenen tüm ücretler), müvekkilin cirosundaki düşme, müvekkile sağlanan menfaatlerin kapsamı ve müvekkil tarafından emeklilik katkı paylarının ödenmesi gibi kriterlerin esas alındığı, yine marka etkisinin de uygunluk denetiminde dikkate alındığı, sigorta şirketinin ürün veya hizmetlerinin tanınmış markalı olması, yeni müşteri edinmede veya eski müşterilerle olan ticari faaliyetlerin geliştirilmesinde kolaylık sağladığından denkleştirme bedelinde indirim sebebi olarak kabul edildiği, bununla beraber sözleşme konusu mal ve hizmetlerin tanınmış markalı olmasının, salt bu sebeple acentenin gayretlerinin göz ardı edilmesini ve müşteri çevresindeki gelişimlerin tamamen markaya bağlanmasını haklı göstermediği, ----- yargı kararlarında tanınmış markalı ürünleri satan acentelere ödenecek denkleştirme bedelinde %10 ila %30 arasında indirim yapılmasının hakkaniyete uygun olduğunun kabul edildiği, davacının davalıdan denkleştirme tazminatı talep edebileceğine kanaat edilmesi halinde, davacının davalıdan 75.078,12 TL denkleştirme tazminatı talep edebileceği rapor edilmiştir. Davacı vekili, 05.03.2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile denkleştirme tazminatı için 75.078,12 TL talep etmiştir. Mahkememizce aldırılan bilirkişi kök ve ek raporlarının bu yönleriyle hükme esas alınmaya uygun, gerekçeli ve denetlenebilir bulunduğu, taraflar arasında kurulan geçerli sözleşmeye ve sözleşmenin davacının kusuruna bağlı sona ermemesine istinaden, davacının davalıdan alacağı bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça 75.078,12 TL üzerinden talepte bulunulmuş ise de, davalının marka değeri göz önüne alınarak, dünyada da uygulaması olan hakkaniyet indiriminin somut olayda uygulanması için gereken şartların oluştuğu kanaatinin Mahkememizde hasıl olduğu, buna bağlı olarak talep edilen bedel üzerinden %10 hakkaniyet indirimi uygulanarak davacının talep edebileceği denkleştirme tazminatının 67.570,31 TL olduğu, temerrüdün fesih ile gerçekleştiği, taraflar arasındaki işin ticari iş olması sebebiyle 3095 sayılı kanun uyarınca ticari faizinin talep edilebilmesinin mümkün olduğu, yine her ne kadar davalı tarafından ıslaha karşı zaman aşımı itirazında bulunulmuş ise de, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması sebebiyle ıslah edilen alacağın zaman aşımına uğramadığı tespit edilerek, davanın kısmen kabulü ile toplam 67.570,31 TL'nin 16.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile toplam 67.570,31 TL'nin 16.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 4.615,73 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL ile 1.282,15 TL tamamlama harcının toplamı olan 1.552,00 TL, harcın mahsubu ile bakiye 3.063,73 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan peşin alınan 269,85 TL harç ile 1.282,15 TL tamamlama harcının toplamı olan 1.552,00 TL harç gideri, 14.400,00 TL bilirkişi ücreti ve 170,25 TL posta masrafı olmak üzere toplam 16.122,25 TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 14.510,03 TL'sinin davalıdan tahsili ile tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 2.808,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile, 312,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 7.507,81 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.