İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/487 E. 2024/316 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/487
- Karar No
- 2024/316
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/487 Esas - 2024/316 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/487 Esas KARAR NO : 2024/316
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) DAVA TARİHİ : 31/10/2023 KARAR TARİHİ : 05/07/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 31/10/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin .../... ibareli seri markalarının yoğun kullanımı sonucunda tüketici nezdinde ayırt edicilik kazanmış tanınmış markalar olduğu, ilgili toplumsal çevrede, yani markanın kullanıldığı hizmetlerin gerçek ve potansiyel tüketicileri bu alandaki iş çevreleri ve hizmetin dağıtım kanallarında yer alan görevli kişiler gözünde müvekkil şirket lehine 6769 sayılı SMK’nın kapsamında bir sınai hak doğmuş olduğu, hem de müvekkil şirket markasının ayırt edici nitelik kazandığı, itiraza konu “...” ibareli marka başvurusunun tescili halinde, tüketiciler nezdinde bu markanın müvekkili firmanın “.../...” ibareli olan seri markaların devamı olduğu veya bir firmayla iş birliği yapıldığı yönünde intiba oluşacağı, söz konusu marka başvurusu sahibinin bu tanınmışlıktan haksız olarak yararlanacağı, ayrıca müvekkili firmaya ait markaların ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğuracağı ve bu markaların itibarına zarar vereceği, itiraz konusu “...” ibareli marka başvurusunun, müvekkili şirkete ait esas unsuru “...” ve “...” ibareleri olan markalar ile görsel anlamda ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, müvekkili şirkete ait markaların esas unsuru “...” ibaresinden oluşmakta olan “...” ibareli markada “...” ibaresinin benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği, müvekkili şirkete ait markalarda yer alan ikincil unsurların, tanımlayıcı nitelikte olup, esas unsur “.../...” ibaresi olduğu, itiraz konusu ibare ile karşılaşan ortalama dikkat ve algılama düzeyine sahip tüketicilerin zihinlerinde, müvekkili firmaya ait “...” ve “...” ibareleri olan markaların bırakmakta olduğu izin canlanması ve müvekkili şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağı, itiraz konusu “...” ibareli markanın başvurusu içerisinde müvekkili şirkete ait markaların esas unsurunu teşkil eden “...” ibaresinin birebir aynısını barındırmakta olduğu, işitsel anlamda da yoğun derecede benzerlik yaratıldığı, tescili talep edilen “...” ibareli marka ile müvekkili firmaya ait esas unsuru “...” ve “...” ibareleri olan markaların görsel ve işitsel açılardan benzer olduğu somut olayda, SMK m.6/1 ile getirilmiş olan “Tescil için başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer olması” koşulunun gerçekleştiği, bu konunun dilekçede yer verilen çeşitli Yargıtay kararları ile de desteklendiği, “...”, ‘’...’’, “...” ve ‘’...’’ markalarının müvekkili firmanın herkes tarafından bilinen markaları olduğu, “...” ibareli markanın iltibas yaratacak ve müvekkil firmanın tanınmışlığından yararlanacak ve haksız rekabet oluşturacak olduğu, “...” ibareli bir markanın müvekkili şirketin seri markalarından biri olarak ortalama tüketici nezdinde algılanma ve karıştırılma ihtimali olduğu, itiraz konusu marka başvurusunun tescilinin talep edildiği 08, 25, 28. ve 35. Sınıflarda müvekkili şirkete ait itiraza mesnet markaların da hali hazırda tescilli olarak koruma altında olduğu, taraf markaları arasında var olan görsel ve işitsel benzerliğe ek olarak sınıfsal benzerliğin de mevcut olduğu, itiraza konu “...” ibareli marka başvurusunun tescili halinde, tüketiciler nezdinde bu markanın müvekkil firmanın kullanmakta olduğu esas unsuru “...” ve “...” ibaresi olan seri markaların devamı olduğu yönünde intiba oluşacağı ve müvekkili firma tarafından yeni bir marka yaratıldığının düşünülebileceği, ortalama dikkat ve algılama yeteneğine sahip bir tüketicinin markayı bütün olarak algılayacağı, bu sebeplerle, markalar arasında iltibas ihtimalinin var olduğu, itiraza konu “...” ibareli markanın, müvekkili şirkete ait ..... ibareli alan adı ile benzer olduğu, bu hususun da ... tarafından hatalı değerlendirildiği, marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı, sonuç olarak, dava konusu marka başvurusunun, ... nezdinde gerçekleştirilen itirazda gerekçe gösterilen müvekkili şirkete ait markalar ile aynı/benzeri olduğu, gerekçe gösterilen markaların ayırt edici gücü yüksek ve tanınmış marka statüsünde olduğu ve uyuşmazlık konusu markanın tescil edildiği sınıflara konu mal türleri ile müvekkil şirkete ait markaların tescil edildiği sınıflara konu mal türleri yönünden de benzerliğin mevcut olduğu, hususlarını beyan etmekte, markalarına ilişkin yargı kararlarını emsal göstermekte ve ....’nun 31.08.2023 tarihli, ... sayılı kararının iptalini ve ... sayılı marka başvurusunun reddini ve müvekkili şirkete ait itiraza mesnet markalar ile iltibas oluşturduğunun tespitini, tescil işlemlerinin durdurulmasını, markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini ve mal ve hizmet üretimi, pazarlaması, satış ve dağıtımı, tanıtımı, reklamı yapılmaması ve dava konusu markanın yargılama süresince 3. kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmektedir. CEVAP: Davalı ... vekili 07/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu markanın tescil edilmek istendiği mal ve hizmetlerin markalar arasında iltibas ihtimali değerlendirilirken dikkate alınması gerektiği, davalı tarafın marka başvurusuyla tescil edilmek istenen mallar dikkate alındığında yüksek düzeyde titiz alıcılara hitap ettikleri, sık alınmayan, günlük alışverişe göre daha özenli davranılarak alınan ve nispeten yüksek meblağlı mallar olduğu, malların niteliği itibari ile alıcılarının özen ve dikkat seviyesinin oldukça yüksek olduğu, markaların içerdikleri farklı unsurların, yarattıkları bütünsel algı ve kapsamlarında yer alan malların niteliği birlikte göz önüne alındığında, aralarında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davalı taraf markasının farklı bir bütünsellik içerisinde tüketiciye sunulduğu, dava konusu mallar kapsamında ortalama tüketicilerin markaları karıştırma ihtimali olmadığı, davacı tarafın markasının tanınmış olduğunu davalı markasının tescil edilemeyeceğini iddia ettiği, bu iddianın da isabetli olmadığı, tanınmışlığı iddia edilen dava konusu markanın, kendisi ile karıştırılma ihtimali olmayan, aynı veya benzer görülmeyen marka ile söz konusu durumları doğuracak bir ilişki içinde olduğu iddiasının yerinde olmayacağı, markalarla karşılaşan ortalama bilgi ve dikkat düzeyine sahip tüketicilerin başvuru ile davacı markalarını ilişkilendirmeyeceği, dosyaya da aksi yönde delil sunulmadığı, davacı tarafın iddialarının bir varsayımdan öteye geçemediği, davacı tarafın, kötü niyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, aynı veya benzer iştigal konusunda, yani aynı alanda çalışan bir kimsenin kullandığı mal veya hizmetin markasının aynı olan bir markayı tescil ettiren bir kişinin yaptırdığı tescilin, kötü niyetli tescil olarak kabul edildiği, ayrıca, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddianın, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacağı, dava konusu marka başvurusu kötü niyet açısından irdelendiğinde, markanın yasada öngörülen amacına ve kendisinden beklenen iktisadi işlevlerine aykırı amaçlarla yapılmış bir tescil başvurusu olduğu yönünde yeterli kanıt sunulmadığı, davacı tarafın sunmuş olduğu delillerin, davalı tarafın marka ticareti yapmak, yedekleme veya şantaj yahut davacıyı engelleme, pazara girişini güçleştirmek veya davacıya zarar verme kastıyla hareket ettiğini kabule yeterli olmadığı hususlarını beyan etmekte, somut olaya ilişkin yargı kararlarını emsal göstermekte ve davanın reddini talep etmektedir. Davalı şahıs ve şirket vekili 22/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekillerine ait marka ile davacı şirkete ait markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığı, davaya konu marka ile davacı şirkete ait markaların farklı hizmet sınıflarında tescilli olduğu, müvekkillerine ait "..." markası ile davacı şirkete ait markalar ayırt edilemeyecek kadar aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığı, iltibasın olabilmesi için markaların birbirine ayırt edilemeyecek kadar benzemesi gerektiği, dosyada sunulan davacı taraf marka görselleri ile müvekkili şirketin markasının davacı markalarından her yönüyle ayrıldığı, müvekkilleri markasında ... ibaresinin dahi yer almadığı, davacı şirketin ... ibaresini kullanmakta iken, müvekkili davalıların ... numaralı markası ile ...+... markasını tescil tarihi olan 05.08.2003 tarihinden beri kullandığı, davacı tarafın markalarında, .../... ibaresinin yer aldığı ve bu ibareler üzerinde üstün hak iddia ettiği, ... sitesinde yapılan sorgulamada davacı şirkete ait münhasıran tescil edilmiş ve sadece davacı şirketin kullanımına özgülenmiş "..." ve "..." ibareli tescil işleminin bulunmadığının basit bir inceleme ile anlaşıldığı, araştırma neticesinde "..." ve "..." kelimelerinin dava dışı üçüncü kişi ya da kuruluşların adlarına tescilli olduğunun görüldüğü, müvekillerinin tescilli markalarında kullandıkları "..." ibaresinin .... kayıtlı ve tescilli olan şirket unvanı içinde yer alan "..." ve "..." kelimelerinden türetilmiş bir ibare olduğu, kelime olarak incelendiğinde hiçbir dilde kullanılan bir kelime de olmadığı, ....'da "..." ibaresinin aratılmasında 3.360 adet sonucun bulunduğu, davacı şirketin esaslı biçimde kullandığını iddia ettiği ... kelimesinin arama sonucu 140.000.000, ... kelimesinin 2.730.000.000 sonucuna ulaşıldığı, buradan anlaşılacağı üzere de ... kelimesinin müstesna olduğu, yapılan arama sonuçlarında müvekkili markasına ya da şirkete erişimin sağlandığının görülebildiği, ... markasının belirtilen nedenlerle iltibasa konu dahi edilemeyeceği, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, ortalama dikkat ve algılama yeteneğine sahip bir tüketicinin, markayı bir bütün olarak algıladığı, müvekkillerine ait markadaki ... ibaresi yanında ... unsuru bulunduğu ve iki kelimesinin iç içe geçmesi nedeniyle de tek kelimeye, ...'e dönüştüğü, ... ve ... ibarelerinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, ... sicilinde oldukça fazla ... ve ... ibareli marka tescili bulunduğu, müvekkilleri adına tescil edilmek istenen "..." markasının tescil edilen hizmet sınıfı 08 /09/ 25 / 28 / 35 / olup, bu hizmet sınıflarında ... tarafından hiçbir tereddüte mahal vermeden tescil işlemi gerçekleştirildiği, davaya konu markanın tescilinin haklı olduğu, davacı yana ait markaların kullanım şekli ile müvekillerine ait markanın oldukça farklı olduğunun ilk bakışta görüldüğü, davacı tarafın tanınmışlığı söz konusu ise bu tanınmışlığın ancak ... ... şeklindeki kullanıma ilişkin olduğu, davacının kullanmadığı bir logonun iltibas yaratmak, haksız kazanç sağlamak için olduğunun kabul edilemeyeceği, davacı tarafın özellikle gıda üzerine ve marketçilik alanında faaliyet göstererek markasını kullandığı, müvekkili şirketin farklı bir alanda hizmet verdiği, davacı taraf markasının tanınmış olmasının, doğrudan bir başkasının farklı mal ve hizmetlerde yaptığı başvuruyu engelleme imkanı tanımadığı, davacının itirazlarının kabulü için "toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği" kabulünün gerektiği, somut olayda ... ibaresinin zayıf bir ibare olduğu gibi davacı tarafın gündeme getirdiği biçimde markasını kullanmadığı dikkate alındığında, tüketicinin müvekkilleri markasını gördüğünde davacı taraf markasının aklına geleceği, taraflar arasında idari ya da ticari bir bağ olduğu zannına kapılmasının mümkün olmadığı, davacının kötü niyet iddialarının yerinde olmadığı, ... kararında belirtildiği üzere, davacı yanın itiraz dilekçelerinde başvurunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin kanıt sunmadığı, davacı tarafın markasının tanınmış olması iddiasıyla müvekkili şirketin kötü niyetinin sabit olduğunu ileri sürdüğü, müvekkilinin ... markası için başvuru tarihinin 05.08.2003 olduğu, davacı tarafın öne çıkardığı ... ... markasının tescil tarihinin 25.01.2021 olduğu, bu halde müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddiasının abesle iştigal olduğu hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahıs ve şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şahıs ve şirketin müktesep hakkının bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davacıya ait alan adı ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şirket ve şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlar bakımından bilirkişi incelemesi yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; davalıların ... sayılı "..." ibareli markanın tescili amacıyla 17.02.2022 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 27.05.2022 tarih ve 397 sayılı ....'nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 25.07.2022 tarihinde SMK m.6/1, m.6/3, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında ".../..." ibareli markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalıların 26.09.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı şirketin 03.05.2023 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, davalıların 06.06.2023 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 01.09.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 20.10.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; ... kararının iptali istemi bakımından yapılan incelemede davaya konu marka başvurusu kapsamında; 08. sınıfta yer alan malların davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescili kapsamındaki 08. sınıftaki mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu tespit edilmiştir. 08. sınıfta yer alan “Değerli madenlerden olanlar dahil çatallar, kaşıklar, bıçaklar ve kesme, doğrama, soyma amaçlı elektrikli olmayan kesici mutfak aletleri” mallarının davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescil kapsamında yer alan “Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri, kap kacak.” malları ile BENZER/İLİŞKİLİ olduğu tespit edilmiştir. Şöyle ki; bu mallar aynı kullanım amacına sahip, aynı yerlerde satışa sunulan, dağıtım kanalları ortak, aynı işletmeler tarafından üretilebilen ve aynı tüketici kesimine hitap eden ürünler olduğundan benzer kabul edilmektedir. 25. sınıfta yer alan malların davacı şirkete ait ... sayılı markanın tescili kapsamındaki 25. sınıftaki mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu, 28. sınıfta yer alan malların davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescili kapsamındaki 28. sınıftaki mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu, 28. sınıfta yer alan “Oyunlar ve oyuncaklar” mallarının davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescil kapsamında yer alan 16. Sınıfta yer alan “Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç; kırtasiye tipi kağıt ürünler ve yapıştırıcılar dahil)” malları ile BENZER/İLİŞKİLİ olduğu tespit edilmiştir. Şöyle ki; bu mallar aynı yerlerde satışa sunulan, dağıtım kanalları ortak, aynı işletmeler tarafından üretilebilen ve aynı tüketici kesimine hitap eden ürünler olduğundan benzer kabul edilmektedir. 35. sınıfta ilk 4 alt grupta yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescili kapsamındaki 35. sınıfta ilk 4 alt grupta yer alan hizmetler ile AYNI/AYNI TÜR olduğu, Davaya konu markanın hükümsüzlük talebi bakımından yapılan incelemede davaya konu marka başvurusu kapsamında; 08. sınıfta yer alan malların davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescili kapsamındaki 08. sınıftaki mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu, 08. sınıfta yer alan “Değerli madenlerden olanlar dahil çatallar, kaşıklar, bıçaklar ve kesme, doğrama, soyma amaçlı elektrikli olmayan kesici mutfak aletleri” mallarının davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescil kapsamında yer alan “Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri, kap kacak.” malları ile BENZER/İLİŞKİLİ olduğu tespit edilmiştir. 25. sınıfta yer alan malların davacı şirkete ait ... sayılı markanın tescili kapsamındaki 25. sınıftaki mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu, 28. sınıfta yer alan “Oyunlar ve oyuncaklar” mallarının davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescil kapsamında yer alan 16. sınıfta yer alan “Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç; kırtasiye tipi kağıt ürünler ve yapıştırıcılar dahil)” malları ile BENZER/İLİŞKİLİ olduğu tespit edilmiştir. 35. sınıfta ilk 4 alt grupta yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescili kapsamındaki 35. sınıfta ilk 4 alt grupta yer alan hizmetler ile AYNI/AYNI TÜR olduğu, Davaya konu markanın başvuru kapsamında 08, 25. ve 28. sınıflarda yer alan mallar ayrıca davacı şirkete ait bilirkişi raporunda yer verilen Tablo.3’te ve Tablo.4’te yer alan markaların tescil kapsamında 35. sınıfta 05. alt grupta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için… 08, 25 ve 28. sınıflarda yer alan mallar… mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri ile İLİŞKİLİ MAL ve HİZMETLERDİR. Şöyle ki, bu malların ve hizmetlerin niteliği, amacı ve yöntemi aynı olmamasına rağmen, birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olduklarından, hizmetlerin sunulduğu yer genellikle malların satışa sunulduğu yerle aynı olduğundan ve hedeflenen halk kesimi aynı olduğundan benzerlik söz konusudur. Dava konusu "..." ibareli marka, beyaz zemin üzerine özel bir yazı tipi ve büyük harflerle yazılmış kırmızı altı çizgili “...” ibaresinden oluşmaktadır. İbarenin aynı zamanda “O” harfi olarak bir dünya figürü içerdiği görülmektedir. Markayı oluşturan “...” ibaresinin ise “...” ve “...” kelimelerinin ortak “O” harfi ile birleştirilerek oluşturulduğu görülmektedir. Markanın esas unsurunun bir bütün olarak "..." ibaresi olduğu tespit edilmiştir. Davacı yana ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar; başta "... ..." görselini haiz ve ayrıca ... sicil kayıtlarında da ... sayısı ile tanınmış markalar sicilinde kaydı olan markası başta olmak üzere “.../...” ibarelerini esas ya da tali unsur olarak ihtiva edecek şekildeki muhtelif markalardan oluşmaktadır. Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu markanın esas unsurunun bir bütün olarak "..." ibaresinden oluştuğu, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler içerisinde "..." sektörü ile ilişkili mal veya hizmet bulunmadığından, davaya konu markada yer alan "..." sözcüğünün de somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, "..." kelimesi ile kaynaştığı ve bir bütün halinde "..." olarak esas unsurun oluştuğu, "..." esas unsurlu davaya konu marka ile davacıya ait ".../..." ibareli markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, zira davaya konu markada "..." ibaresinin vurgulanarak ön plana çıkartılmadığı, bu nedenle daha önce davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu markayı davaya konu mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bunlardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için; A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi, B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi, C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir. Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir. Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır. Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir. Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır. Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı şirkete ait “...” / “...” ibareli markanın tanınmış olduğu iddiasına ilişkin sunmuş olduğu deliller incelenmiştir. Davacı şirket tarafından sunulan dokümanlardan “...” ibareli markanın davaya konu markanın başvuru tarihi itibariyle özellikle “süpermarket” sektöründe tanınmışlığı bulunduğu kanaatine varılmıştır. Söz konusu marka ayrıca ... tarafından ... sayı ile tanınmış marka olarak korunmaktadır. Ancak “...” ibaresi olmaksızın tek başına “...” ibaresinin veya bu ibarenin Türkçe karşılığı olan “...” ibaresinin davacı şirket ile sıkı sıkıya bağlı, toplumun büyük bir kesimi tarafından herhangi bir mal veya hizmet üzerinde farklı kelime veya ... unsurları ile birlikte görüldüğünde refleks halinde ilişkilendirebilecek düzeyde bir tanınmışlığı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, “...” / “...” ibareli markalar ile dava konusu marka başvurusunun benzer olmadığı kanaatine varıldığından, davalının başvuruya konu markasının davacının tescilli markalarından haksız yararlanma sağlaması, davacı markalarının itibarına zarar vermesi, ayırt ediciliğini zedelemesi gibi durumların ortaya çıkacağına ilişkin kanaat oluşmamıştır. SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.” Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı girer. Bir alan adının SMK m. 6/6 hükmü uyarınca korunmasının istenebilmesi için, o alan adının fiilen kullanıldığı faaliyet konuları kapsamı ile aynı/benzer konularda bir marka kullanımının söz konusu olması gerekir. Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacı şirket, dava konusu markanın ayrıca .... alan adı ile de iltibas oluşturduğunu iddia etmektedir. Söz konusu alan adının bağlı olduğu ve 2009 yılından bu yana aktif olarak kullanıldığı tespit edilen internet sitesi incelenmiş, alan adının "...." ürünlerinin online satış hizmetleri kapsamında kullanıldığı tespit edilmiştir. Davacı şirketin "...." internet sitesi kapsamında kullanılan hizmetler ve satışı yapılan ürünler incelendiğinde, davaya konu marka başvurusu kapsamında 08 ve 25. sınıfta yer alan bir kısım malların 35. sınıfta ilgili alt gruptaki perakendecilik hizmetleri bakımından ... markasının kullanılmakta olduğu görülmekte ise de dava konusu markanın, davacı şirkete ait ... ibareli marka da dahil olmak üzere davaya gerekçe markalar ile karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek bir benzerliğinin bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava konusu markanın davacı şirkete ait alan adı ile de iltibas oluşturmadığı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....) Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şahsın ve şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 99,20 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 481,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.619,90 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı şahıs ve şirket tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şahıs ve şirkete verilmesine, 6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şahıs ve şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/07/2024
Katip .... E imzalıdır
Hakim .... E imzalıdır