İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/502 E. 2024/337 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/502
Karar No
2024/337
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/502 Esas - 2024/337 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/502 Esas KARAR NO : 2024/337

DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) DAVA TARİHİ : 13/11/2023 KARAR TARİHİ : 19/07/2024 YAZIM TARİHİ : 26/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 13/11/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalının "..." markasının 01., 05., 31., 35. ve 44. sınıflarda tescili talebinde bulunulduğunu, yapılan başvuruya müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itirazın reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin 13.11.2023 tarihi itibariyle .... ... ve ... olmak üzere yurtiçinde 81 ilde .... mağazayla hizmet verdiğini, tüketicinin “... ...” markasını butik mağaza zincirleri olarak tanımakta ve tercih etmekte olduğunu, Türkiye’de toplam 86 adet ... mağazası, 9 adet ... mağazası ve 56 adet ... mağazası bulunduğunu, hedef olarak gurme ve çok çeşitli ürün satmakta olan “... ” mağazalarının konsept mağazacılık anlayışıyla sektöründe ilk olduğunu, bunun dışında ..., ....web sitesi ve “...” mobil uygulaması üzerinden online satış mağazaları ile tüketicilere ürün satışı gerçekleştirdiğini, ... markasının davalı kurum nezdinde tanınmış marka olarak kabul edildiğini, müvekkili markasının ayırt edici nitelik kazandığını, itiraza konu “...” ibareli marka başvurusunun tescili halinde, tüketiciler nezdinde bu markanın müvekkili firmanın “.../...” ibareli olan seri markalarının devamı olduğu veya bir firmayla iş birliği yapıldığı yönünde intiba oluşacağını, "..." ibareli marka başvurusunun, müvekkile ait esas unsuru “...” ve “...” ibareleri olan markalar ile görsel anlamda ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, "..." ve "..." ibaresinin müvekkile ait .... alan adının da esas unsuru olduğunu, dava konusu karara mesnet markanın seçilmesinin haklı bir nedeni olmadığını, müvekkiline ait markanın bilinirliğinden yararlanmak amacı taşıdığını, davalı yanın kötü niyetli olduğunu iddia ederek; ....'nun 13.09.2023 tarihli, ... sayılı kararının iptaline, ... başvuru numaralı “...” marka başvurusunun reddine, tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili 22/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Başvuru konusu markanın tescili talep edilen sınıflar ile dava dilekçesinde kuruma itiraz aşamasında ileri sürülmemiş olan birçok marka arasında benzerlik bulunduğu yönündeki iddiaların, ... kararının iptali talebi bakımından kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle davacı tarafından ... itiraz sürecinde belirtilen .... sayılı "... ...", "... ", "...", "..." ibareli markalar cevap dilekçelerine esas olarak kabul edildiğini, taraf markalarının görsel bakımdan birbiriyle kıyaslanamayacak kadar farklı olduğunu, başvuruda kullanılan tüm harfler aynı renkte, aynı yazı stiliyle ve aynı puntoda kaleme alındığını, vurgunun ibarenin tamamına yapıldığını, ön plana çıkartılan bir kısım olmadığını, davacının itiraza mesnet markalarının da “.../...” ortak ibaresi kullanılarak kiminde düz yazı kimilerinde ise renk unsuruna ayrıca ek harf/kelimelere/kelime gruplarına yer verilerek oluşturulduğunu, davacı tarafın “...” ibaresinin ortaklığından yola çıkarak karıştırılma ihtimalinin doğacağını iddia etmesinin soyut bir iddia olduğunu, ... ibaresinin, herkesin kullanabileceği türden, tüketicilerin her sektörde maruz kaldıkları, fantezi-orijinal olmayan, ayrım gücü zayıf, basit bir ibare olduğunu, piyasaya sunulan markalarda ön ek veya son ek olarak yaygın kullanımı bulunan, davacı tarafından yaratılmamış bu anlamda orijinalliği bulunmayan ayırt edicilik vasfı zayıf bir unsur olduğunu, davalı markasının fonetik yapısı, markada kullanılan ibare ve yazı karakterinin markaya özgün bir karakter kazandırmış olup markayı farklılaştırdığını, markalar arasındaki farklılıkların karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli olduğunu, SMK 6/5 hükmü kapsamında tanınmış marka nedeniyle ret koşulları oluşmadığını, SMK 6/6 kapsamında dava konusu başvuru markasının, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu “....” alan adının aynısı ya benzeri olmadığından, kötü niyet iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili 28/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin premiks, hayvancılık, tarım gibi sektörlerde büyük ar-ge yatırımları yapan, 100'ün üzerinde tescilli ve tescili devam eden markası olan, sektörünün en bilinen ve en hızlı büyüyen firmalardan biri olduğunu, davacının markasının perakende satış hizmetlerinde tanınmış olduğunu belirttiğini, müvekkili ile davacının hitap ettiği tüketici kitlesinin dahi bu anlamda aynı olmadığını, taraf markalarının benzer olmadığını, tanınmışlık kararının tarihi 17.03.2022 olup müvekkilin markasının tescil başvuru tarihinin 29.12.2021 olduğunu, tanınmışlık kararının bu dava için delil kabiliyeti olmadığını, ... ibaresinin zayıf bir ibare olduğunu, davacı tarafın, daha önce müvekkiline ait ... sayılı “...+...” markasının 5. ve 35. sınıflarda tescil edilmesine karşı ..... sayılı dosyası ile ... kararının iptali için açmış olduğu davanın reddedildiğini, ... ve Yargıtay incelemesinden geçerek ilk derece mahkemesinin ret kararının onandığını, davacının .... E. dosyasından aynı gerekçelerle müvekkilinin ... nolu "..." markasının tesciline ilişkin ... kararının iptali için dava açtığını, ilk derece mahkemesinin davanın reddine karar verdiğini, ..... Hukuk Dairesinin ..... Sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davacıya ait alan adı ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.

Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şirketin ... sayılı "..." ibareli markanın tescili amacıyla 29.12.2021 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 12.01.2022 tarih ve .... sayılı ...nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın itirazda bulunduğu, davalı şirketin itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, dilekçesinde bir kısım markalara ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sunduğu, davacı yanın marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacının yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, davalı şirketin itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 18.09.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 28.03.2024 tarihinde tescil edilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davalı şirket tarafından marka işlem dosyasındaki karşı görüş formunda, davacının iltibasa dayanak gösterdiği ....tescil numaralı markalar için kullanım ispatı talebinde bulunulmuştur. Marka işlem dosyasının incelenmesi neticesinde; davacı muterizin birkaç adet market içi fotoğraf görseli, ... A.Ş’ye kesilen fatura suretleri, (faturalar incelendiğinde “...” markalı merketler için yapılan harcamalar olduğu görülmüştür, zira faturaların en altında marketlerin şubelerine ilişkin, verilen hizmetlere yönelik açıklamalar vardır; örneğin totem, meze poster, işçilik, iç mekan folyo üzeri digital baskı, dilek ve öneri standı, info tasarım bedeli, kaygan zemin floor, müşteri mesafe sticker dış alan ..., fatura uyarı stickerları, meze köşe üçgen, folyo kesim, kumu foloyo, hizmet reyonu- fırın kara tahta, kasa altı logolar, poster, manyetik vinil bask; 100 adet billboard yapıştırma, 600 adet CLP operasyon, 11 adet led ekran, 1 adet megaboard, bir adet duvar, 600 adet raket ve durak Bw, Gondol Tasarım bedeli, afiş tasarım bedeliı vb.) tanıtım broşürü bulunmaktadır. Davacı muteriz tarafından kullanım ispatı kapsamında yeterli düzeyde delil sunulmadığı anlaşıldığından kullanımı ispat edilemeyen ... numaralı "...", ... numaralı "... ...", ... numaralı "... ...", ... numaralı "... ...", ... numaralı "..." ve ... tescil numaralı "... ..." ibareli markalar kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden SMK m.19/2 hükmü uyarınca SMK m.6/1 hükmü değerlendirmesi yapılmayacaktır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların kapsamlarında yer alan ve bilirkişi raporunda kırmızı ile renklendirilen mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu marka başvurusu incelendiğinde; "..." ibaresinden oluştuğu tespit edilmiştir. Davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar ise; “...” veya "..." ibaresi sabit tutularak bu ibareye ek sözcük unsurları eklenmek suretiyle yaratılmış seri markalar oldukları görülmektedir. Davacı markalarında bir takım ... unsurları da yer almakla birlikte bu şekli unsurların, kelimelerin hakimiyetini ikincil plana atacak nitelikte olmadıkları değerlendirilmiştir. Taraf markalarındaki ortak unsur olan “...” ibaresinin ticaret hayatında yaygın kullanılan ve zayıf bir unsur olduğu, bu ibareyi içerecek şekilde yaratılan markalarda, tüketicinin, her hal ve koşulda tek başına “...” ibaresinden kaynaklı olarak yanılgı yaşama ve bu markaların her birinin davacı yana ait olacağı yorumunda bulunma ihtimalinin olmayacağı, “...” ibaresinin ticaret hayatında ilk kez davacı yanca ticari bir kullanıma konu edildiği kabul edilemeyeceği gibi davacının anılan ibareyi tüm mal ve hizmet sınıflarında kendisiyle özdeşleştirdiği yorumunda bulunulmasının da mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Bununla birlikte dava konusu markada yer alan “...” ikincil kelimesinin de sahip olduğu anlamı nedeniyle aynı “...” kelimesi gibi ticaret hayatında yaygın kullanılan ve yine ayırt edici vasfı yüksek olarak değerlendirilemeyecek (İngilizce olmasına rağmen) bir sözcük olduğu, bu iki zayıf kelimenin bir araya getirilmesi ile oluşan bütünün de yine özgün bir imajı dava konusu markaya katmadığı değerlendirilmektedir. Başka bir ifadeyle, dava konusu marka, gerek tescil edilmek istenildiği sınıf gerekse de bütünsel yapısı itibariyle, “.../...” ortak unsurunun zayıf ayırt edici karakterine rağmen bağımsız bir kurumsal imaj kazanacak bir bütünlükte olmayıp davacı yanın markalarından yeterince uzaklaşamamıştır. Başka bir deyişle; davaya konu marka umumi intiba olarak incelendiğinde, markayı oluşturan "..." unsurunun, markanın genel görünümü içinde ayrı ve bağımsız bir şekilde algılanabildiği, bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere davaya konu mal ve hizmetler bakımından emtia ayniyeti/benzerliği şartının gerçekleştiği, davacıya ait “.../...” esas unsurlu markalar ile dava konusu marka arasında "..." ibaresinin müştereklinden kaynaklı olarak görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, söz konusu benzerliğin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.12.2022 tarih .... sayılı karar içerikleri de dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğmasına sebep olacağı, dolayısıyla, davaya konu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından SMK m.6/1 hükmü koşulunun somut olayda oluştuğu kanaatine varılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmemiştir. Dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından SMK m.6/1 hükmü koşulu somut olayda gerçekleştiğinden, davacı yanın tanınmışlık, alan adı nedeniyle iltibas ve kötü niyet iddialarının incelenmesine gerek görülmemiştir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE, 2-Dava konusu ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin düşümü ile alınması gereken 157,75 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 99,20 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 190,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.328,90 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı ... Şirketi tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine, Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/07/2024 Katip .... E imzalıdır

Hakim .... E imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/502, K. 2024/337, T. 19.07.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-502-e-2024-337-k-6184a68cecfd