İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/495 E. 2024/314 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/495
Karar No
2024/314
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/495 Esas - 2024/314 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/495 Esas KARAR NO : 2024/314

DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) DAVA TARİHİ : 07/11/2023 BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 03/12/2023 KARAR TARİHİ : 05/07/2024 YAZIM TARİHİ : 23/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı-birleşen davacı vekili 07/11/2023 tarihli dava ve 03/12/2023 tarihli birleşen dava dilekçelerinde özetle; Müvekkili firmanın 1990 yıllarının ortalarından beri ... markasının yasal olarak sahibi ve kullanıcısı olduğunu, ... markasını ülke genelinde marka olarak bilinir hale getirmiş olduğunu ve halen de etkin olarak kullandığını, bu anlamda gerek başvuruda gerekse de ret kararına yapılan itiraz üzerine .... yapılan değerlendirmelerde, ... markasının müvekkiline ait olan ... markasının bunca yılda kazandığı marka bilinirliğini kullanma düşüncesi yok sayılmış ve benzerliklerin gözden kaçırılmış olduğunu, ... kelimesi Türkçede bir anlam ifade etmediği gibi, .... ve ....'de de bir anlam ifade etmediğini, herhangi bir dilde herhangi bir anlama gelen bir karşılığının bulunmadığını, anlamsız bir kelimenin marka ismi seçilerek müvekkiline ait ... markasının bilinirliğinden faydalanılmak istenilmiş olduğunu, '...' markasının bu şekilde tescil edilmesinin haksız rekabete yol açacağını, ... ve ... markalarını yan yana gören son kullanıcının bu markaların aynı kişiye/firmaya ait olduğunu ya da marka sahipleri arasında idari veya ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğunu düşünmelerinin gayet muhtemel olduğunu, ...’nın vurgunun başlangıç kısmında olduğu gerekçesiyle müvekkili talebini reddetmiş olduğunu, ancak aynı ...’nın verdiği başka kararlar ile iş bu davaya konu kararının çeliştiğini, ... başvuru numaralı ..., ... başvuru numaralı ganz, ... başvuru numaralı qenz markalarına itirazlarını kabul etmiş olduğunu, bu markaların da ilk hatta ikinci harfleri bile farklı olmasına karşın ... markasına benzerlik görerek ihlal kararı vermişken davaya konu olan ... markasına yönelik olarak itirazları reddetmesinin kararların çelişmesi anlamına geldiğini, markanın iştigal konusunun müvekkili şirkete ait olan ... markasının ticari faaliyet alanlarından biri olan tekstil işleri olup son kullanıcı tarafından karıştırılmasının yüksek ihtimal olduğunu ifade ederek, dava konusu ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir CEVAP: Davalı ... vekili 27/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; İhtilafa konu “.../...” ibarelerinde ortak harf dizini bulunuyorsa da, kelimelerdeki farklılıkların tüketicilerin dikkatinin yoğunlaştığı başlangıç kısımlarında olması, markaların tertip tarzı farklılığı ve anlam itibarıyla kelimelerin farklı olması hususları birlikte göz önüne alındığında, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait itiraz gerekçesi markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadıklarını ifade ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davalı ... vekili 02/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kullanımındaki “...” ibaresi ile davacı adına tescilli markayı oluşturan "..." ibaresi arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, markaya konu ibarelerin başlangıç kısımları “K” ve “P” olup, oldukça farklı olduğunu, davaya konu markalar bütünsel olarak incelendiklerinde; aralarında ortalama tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal algısı bakımından ilişkilendirilme ihtimali de dahil iltibasa neden olacak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, ayrıca alfabedeki harf sayısı sınırlı olup, bazı harflerin kullanım tekelinin kimseye bırakılamayacağını, salt iki marka arasında sadece “p” harfi, esasen tek bir harf farkıyla sözcükler bambaşka bir anlama ve seslere dönüşebilmekte olup işitsel yönden ve görsel yönden pek çok fark bulunduğunu, bu arada, aralarında tek harf farkı bulunan .... vs. birçok sözcük tek bir harf farkıyla bambaşka bir anlama dönüşmekte olup, tüketicilerce aralarında bağlantı kurulmasının imkansız hale geldiğini, her iki markanın şekil unsurlarının da hiçbir şekilde markalar arasında iltibas oluşturmadığını ve birbiriyle benzeşmediğini, müvekkili şirketçe tescili talep edilen markanın logosunda yer alan tüm harfler küçük harflerle siyah renkte ve arial (normalitalic) yazı stili ile yazılmış olup davacı şirketin logosunda ise tüm harfler büyük harflerle, kırmızı renkte ve farklı bir yazı stili ile yazıldığından; müvekkili şirketin logosunun, davacı markanın logosu ile her hangi bir çağrışım yapmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, birleşen davalıya ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacı-birleşen davacıya ait itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı-birleşen davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; birleşen davalının ... sayılı "..." ibareli markanın tescili amacıyla 14.12.2021 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 12.01.2022 tarih ve 388 sayılı ...nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı-birleşen davacı yanın 29.01.2022 tarihinde .... sayılı markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şahsın 08.06.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı şirketin 29.08.2022 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, davalı şahsın 24.09.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ....'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 04/09/2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka kapsamında yer alan 20, 24 ve 25.sınıftaki emtialar ile davacıya ait itiraza mesnet markaların kapsamlarında yer alan 20, 24 ve 25.sınıftaki emtialar aynı veya aynı türdür. Dava konusu marka incelendiğinde; "..." ibaresinden oluştuğu tespit edilmiştir. Davacı-birleşen davacıya ait itiraza mesnet markalar incelendiğinde; "...", "...." ve buna benzer çok sayıda markadan oluştuğu tespit edilmiştir. Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; görsel, işitsel ve kavramsal olarak markaların birbiri ile ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğurmayacak derecede farklı oldukları, davaya konu "..." markası ile davacıya ait "..." ve "..." ibareli markaların son üç harfi aynı olsa da başlangıçtaki harflerin farklı olduğu, dört harften oluşan kısa kelime mahiyetindeki iş bu markaların ilk harflerinin farklı olması ile birbirlerinden yeteri derecede farklılaştıklarının söylenebileceği, markalardaki tek harf değişikliğinin iltibasa yol açacağına yönelik Yargıtay kararları bulunmakla birlikte, bu hususun her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesinin gerektiği, .... .Hukuk Dairesi'nin 03.07.2012 tarih .... sayılı kararının da aynı yönde olduğu, somut olayda gerek "..." gerekse ".../..." markaları bakımından vurgunun ilk harfte toplandığı, davaya konu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kesiminin kelimelerin başlangıç kesimine diğer kesimlerine oranla daha çok dikkat ettiği, dava konusu markanın "P" harfi ile başladığı, davacı markalarının "K/M" harfi ile başladığı, bu hale göre markaların umumi intiba olarak farklı olduğu ve bu nedenle SMK m.6/1 hükmü bağlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin somut olayda mevcut olmadığı tespit edilmiştir. SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için; A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi, B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi, C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir. Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir. Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır. Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir. Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır. Somut olayda yapılan değerlendirmede; marka işlem dosyasına sunulan evrak incelendiğinde, davacı-birleşen davacı markalarının tanınmış olduğuna yönelik yeterli nitelik ve nicelikte delilin bulunmadığı, ayrıca, dava konusu marka ile davacı-birleşen davacı markaları arasında işaret benzerliği bulunmadığından, SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Asıl ve birleşen davaların REDDİNE, 2-Asıl ve birleşen davada alınması gereken (427,60X2) 855,20 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 539,70 TL'nin mahsubu ile alınması gereken 315,50 TL'nin davacı-birleşen davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı ve birleşen davalı kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacı-birleşen davacıdan alınarak davalı ve birleşen davalıya verilmesine, 4-Davacı-birleşen davacı tarafından yapılan 539,70 TL peşin harç, 539,70 TL başvurma harcı, 137,60 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 367,00 TL tebligat-posta masrafı olmak üzere toplam 9.084,00 TL yargılama giderinin davacı-birleşen davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Birleşen davalının yapmış olduğu 60,80 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacı-birleşen davacıdan alınarak birleşen davalıya verilmesine, 6-HMK m.333 hükmü uyarınca karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine, Dair, Davacı-birleşen davacı vekilinin, davalı kurum vekilinin ve birleşen davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/07/2024

Katip .... E imzalıdır

Hakim .... E imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/495, K. 2024/314, T. 05.07.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-495-e-2024-314-k-88f9607d7788