İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/477 E. 2025/972 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/477
Karar No
2025/972
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/477 Esas

KARAR NO : 2025/972

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 12/06/2023

KARAR TARİHİ : 05/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin araç kiralama şirketi sahibi olduğunu, davalı sahibi olduğu beş aracı 2018 senesinde müvekkilimin kiralaması için verdiğini, davalı bahsi geçen bu ticari ilişkiden her ay kazancını sağladığını, araçların geçirebilecekleri kazaları ön görerek davalı güvence olarak müvekkilden teminat senedi düzenlenemesini istediğini, müvekkilinin düzenlenen senedin arkasına araçların plakalarını yazarak ''araçların kiralama bedellerine karşılık teminat senedidir.'' yazıp imzaladığını, daha sonra davalı araçlarını satmak istediğini belirterek araçları müvekkilinden aldığını, müvekkilinin güvence olarak şüpheliye verdiği senedi geri istediğinde ''ben senedi kaybettim, senedi yırttım'' gibi bahaneler üreterek senedi iade etmediğini, Senedin koçan yer olan ve teminat senedi yazan sağ tarafının kesilmiş olduğu görüldüğünü, Senedin sağ tarafında bazı harflerin bulunmadığını, tüm bunlar üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma Numaralı dosyası ile şikayette bulunmuş olmakla, İzmir .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile davalı hakkında Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb. Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan dava açıldığını, ayrıca taraflar arasında arabuluculuk süreci gerçekleşmiş ve süreç anlaşamama ile sonuçlandığını, Bu bağlamda, fazlaya ilişkin her türlü haklarımız, cezai ve hukuki diğer yasal yollara başvurma haklarımız saklı kalmak kaydıyla, müvekkilin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, Fazlaya ilişkin her türlü hakları cezai ve hukuki diğer yasal yollara başvurma haklarımız saklı kalmak kaydıyla, Müvekkilin İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin icra takip alacaklısına borcu bulunmadığına ilişkin kuvvetli emareler bulunduğunun da gözetilerek, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında, öncelikle teminatsız olarak, uygun bulunmadığı takdirde sayın mahkemece belirlenecek teminat karşılığında dava sonuna kadar takibin durması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, İİK.md.72/5 gereği davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve karşı taraf vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müteveffa müvekkili ...'ın, özellikle sigorta şirketlerinden hasarlı araçlar satın aldığını, mesleğinin kaportacılık olduğu için bu araçları tamir ederek faal hale getirdiğini, araçların faal hale geldikten sonra müşteri bulduğu taktirde sattığını ya da kiraya verdiğini, bu şekilde ticaret yaptığını ve gelir elde ettiğini, ayrıca müvekkilinin vergi mükellefi olduğunu, müvekkilinin, davacı ...'e de çeşitli dönemlerde birçok aracı belirli bir bedel mukabili olarak kiraya verdiğini, kiraya verdiği araçlarla ilgili de senetlerin arkasına aracın plaka numarasını ve teminat senedi olduğunu zikretmek suretiyle kiraya verdiği araçlar karşılığı davacıdan senetler aldığını, bu bağlamda davacı/borçludan aldığı senetlerin halen müvekkilinin terekesinde olduğunu, müvekkilinin teminat senetlerini yedinde tuttuğunu, hiçbir şekilde teminat olarak alınan bu senetleri icra işlemine konu etmediğini, davacının kiraladığı araçların kira bedellerini müvekkiline ödememeye başladığını, borçları birikince tanzim edip imzaladığı davaya konu senedi borçlarına mukabil müvekkiline teslim ettiğini, 10.10.2019 vadeli senedi davacı tarafın vadesinde ödemediğini, müvekkilinin tüm aramalarına ve ödemesi konusundaki uyarılarına rağmen borcunu ödemeyerek temerrüde düştüğünü, uzun bir süre bekleyen müvekkilinin 05.12.2019 tarihinde yasal haklarını kullanarak İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla icra takibine geçtiğini, davacı hakkında açılmış birçok icra takibi olduğunu, alacağın tahsil kabiliyetinin bulunmadığı ve şikayetçi/borçlunun borca batık olduğunu, birçok kişiyi müvekkiline yaptığı şekilde zarara uğrattığını, takibin açılışından 12.06.2024 tarihine kadar Uyap'tan icra dosyasının düşmemesi açısından usuli işlemler yapıldığını, müteveffa müvekkilinin davacı/borçlunun haksız ve kasıtlı eylemleri neticesinde büyük zarara uğradığını, davacının iddia ettiği şekilde bir işlem yapmadığını, aksine davacı/borçlu hiçbir zarara uğramadığını belirterek, davanın reddine, davacının kötüniyetli olması ve haksız dava nedeniyle %20 tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleriyle avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine konu bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır.

Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.

TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile Asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.

6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesinde ise "Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; "Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'una göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları ... görürler" hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıdaki açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça açılan dava ile icra takibine konu senedin araç kira bedellerine karşılık teminat senedi olarak imzalandığı iddia edilerek, bu senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin talep edildiği, davalı tarafça sunulan 19.03.2025 tarihli beyan dilekçesinde dava konusu senedin davacının kiraladığı araç kira bedellerini ödememesi nedeniyle kira borcuna karşılık düzenlenen ve teslim edilen senet olduğunun belirtildiği, davacı vekili tarafından sunulan 30.06.2025 tarihli dilekçe ile dava konusu senede dayanak teşkil eden kira sözleşmesine konu araçların sürücüsüz olarak kiralandığının beyan edildiği, bu kapsamda tarafların iddiaları, savunmaları ve beyanları da dikkate alındığında dava konusu senedin kira sözleşmesi kapsamında düzenlenen senet olduğu, HMK'nın 4. Maddesi gereğince kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıkları konu alan davalarda görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu, somut olaydaki uyuşmazlığın da kira ilişkisinden doğan dava konusu senede yönelik olduğu, bu nedenle görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,

2- Görevli Mahkemenin İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna,

3- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,

4-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği karar istinaf edilmeksizin kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde; kararın istinaf incelemesi sonucu kesinleşmesi halinde ise Bölge Adliye Mahkemesi Kararının tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bu dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,

5-Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,

Dair davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.05/11/2025

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/477, K. 2025/972, T. 05.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-477-e-2025-972-k-2bc01df432e1