İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/451 E. 2025/1092 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/451
- Karar No
- 2025/1092
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/451 Esas KARAR NO : 2025/1092
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/09/2020 KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Davalı .....' ün müvekkili şirket bünyesinde 08/06/2014 tarihinde çalışmaya başladığını, hiçbir haklı ve geçerli neden sunmadan, ihbar sürelerine uymaksızın iş akdini 11/09/2019 tarihinde feshettiğini, davalının sözleşme hükümlerine aykırı olarak işten ayrıldığını, işten ayrıldıktan hemen sonra müvekkili şirket ile aynı faaliyet alanına sahip rakip firma olan ''...... Kozmetik'' firmasında işe başladığını ve halen rakip firmada çalışmaya devam ettiğini beyanla, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, iş akdinin feshinden sonra ortaya çıkan ve iş sözleşmesi'ne dayalı rekabet yasağını ihlal eden davalıdan fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 38.400,00- TL tazminatın yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP; Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Rekabet yasağındaki cezai şart feshe bağlı olarak yapıldığını, feshin haklılığını veya haksızlığını İş Kanunu kapsamında değerlendirilmesini, iş mahkemesinin uzmanlık alanında olduğunu, müvekkiline, davalı nezdinde güzellik uzmanı olarak 08.03.2014 - 11.09.2019 tarihleri arasında çalıştığını, güzellik uzmanı olarak çalıştığı, emsal bir işçinin görevi, birtakım AVM veya çeşitli mecralarda kurulan tanıtım stantlarında davalı tarafından satışa sunulan Ürünlerin tanıtımını ve satışını yaptığını, bu sebeplerle görevsizlik kararı verilmek suretiyle dosyanın Bakırköy Nöbetçi İş Mahkemelerine gönderilmesini, İstanbul ...... İş Mahkemesinin ...... E sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Açılan davanın TTK m.54 ve devamı maddeleri uyarınca açılan haksız rekabetin tespiti, ve tazminat istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın , davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra başka bir şirket bünyesinde çalışması nedeniyle haksız rekabet hükümlerinin ihlal edilip edilmediği, bu kapsamda davacının zararının olup olmadığı zararı var ise miktarı, haksız rekabet davası şartlarının oluşup oluşmadığı hususların da olduğunun tespitine karar verilmiştir. Davacının ticari tescil kayıtları ,davalının hizmet döküm cetveli, SGK kayıtlarının bir sureti celp edilmiştir. Davacı Tanığı ......'ın 14/12/2023 tarihli duruşmada alınan beyanında :Tanık beyanında: Ben davacı ..... Danışmanlık.. Ltd. Şti.'nde 2014 Mayıs ayından beridir insan kaynakları uzmanı olarak görev yapmaktayım, davalı ..... tam yılını hatırlamıyorum ancak yıllık iznini kullanıp istifa edeceğini söyledi, bu süre zarfında yerime başka birisini bulabilirsiniz, dönüşümde istifa edeceğim diye belirtti, biz de satış yaptığımız için mağazaya başka bir personel aldık, sonra izin dönüşünde devam etmek istediğini söyledi, biz de oraya birisini aldığımız için başka bir mağazaya davalıyı görevlendirdik, davalı taraf bu mağazada çalışmaktan memnun olmadığını söyledi, biz de farklı bir yere veremeyeceğimizi söyledik, davalı tarafta noterden iş sözleşmesini feshettiğini bize ihtar çekti, davacı şirketin rakip firması ...... isimli bir firmaya geçti, davalı taraf hiçbir süre beklemeden noter kanalıyla işi feshettiğini davacı şirkete bildirdiğini biliyorum, benim görgüm ve bilgim bundan ibarettir, tanıklık ücreti talebim yoktur, dedi. Davacı vekilinin talebi üzerine sorulan soruya tanık; Davalı ile davacı şirket arasında belirsiz iş sözleşmesi vardır, ve ayrıca rekabete ilişkin madde vardır, davalı taraf bu şarta uymadan rakip firmada çalışmıştır, dedi. Davalı vekilinin talebi üzerine sorulan soruya tanık; Davalı ..... satış danışmanıdır, firma olarak satış danışmanlarına ürünlerin satışı, eğitimleri, teknikleri ile ilgili firma tarafından eğitim verilmektedir, bu eğitimlerin farklı firmalarca bilinmesini istemiyoruz, davalı da ürünlerin pazarlaması görevini yapmaktadır, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler karşılıklı olarak imzalanmaktadır, okudum anladım şeklinde imza atılmaktadır. Şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı Tanığı ..... ın 18/01/2024 tarihli duruşmasında alınan Tanık beyanında: Ben 2017-2019 yılı arasında davalı ..... ile ..... AVM'de .... Mağazasında çalıştım, o dönemde davalı ......'de davacı şirket içerisindeki ...... mağazasında çalışıyordu, .......'ün görevi satış elemanıydı, ben ...... mağazasında kendi ürünlerimizi ve satış yapılmasını gözlemliyordum, davalı ....... ürünlerini satmak için bizim bulunduğumuz ...... mağazasına gelirdi ve o ürünlerin satışını gerçekleştirirdi, davalı ....... Nişantaşı'na tarihini tam hatırlamamakla birlikte 2018 yılının sonlarına doğru rotasyonla gönderildi, Nişantaşı'ndan sonra Bakırköy'de bir AVM'ye rotasyon ettiler, evine çok uzak olması nedeniyle bildiğim kadarıyla davalı ....... sözleşmesini feshetti, davalı .......'ün evi bildiğim kadarıyla Göztepe'de idi, davalı .......'ün görevi bizim mağazamıza gelip satışının yapılması istenilen ürünlerin satışını yapmaktı, dedi. Davacı vekilinin talebi üzerine sorulan soruya tanık; Satılması söz konusu olan ürünün içeriği ile ilgili bir eğitim olmaktaydı ancak genel bir satışla ilgili bir eğitim verilmemekteydi, ancak gelen ürünün niteliğine göre ürünün mahiyetini personel biliyorsa anlatma ihtiyacı olmuyordu ancak ürünün mahiyeti bilinmiyorsa ürünün alerjik olup olmadığı ya da başkaca bir özelliği olup olmadığı konusunda bir eğitim verilmekteydi, ben ...... Danışmanlık firmasının yetkililerini veya işleyişini bilmiyorum, sadece bu firmalar bizim bulunduğumuz firmaya gelirler satışlarını yaparlar ve giderler, bizim ürünlerin satıldığı yerde geçerli olan kurallar ...... 'nın kurallarıdır, dedi. Davalı vekilinin talebi üzerine sorulan soruya tanık; 2019 yılında ben ..... mağazasında çalışırken davalı .......'de sektörümüzde freelance diye tabir edilen serbest çalışan ihtiyaç dahilinde markaya destek şeklinde çalışmaya gelen bir personeldi, bunlar genelde ajanslarla anlaşmalı personel oluyorlar ancak kadrolu personel olmuyorlar, günlük ücret ve sigortaya tabi oluyorlar,şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizce alınan 10/02/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; Değerlendirme taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı bünyesinde çalışan davalının davacı ile imzaladığı iş sözleşmesinde düzenlenen çalışma ilişkisinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin rekabet yasağına dair hükmü ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Rekabet etmeme borcu, iş akdinin sonuçlarından olan; işçinin, işverene sadakat borcunun olumsuz yönünü ifade eder. TBK m.444'te düzenlenen rekabet yasağı asli yükümlülük doğuran bir sözleşme değildir, iş akdine bağlı olarak fer'i nitelikte bir yükümlülük doğurmaktadır. Bu yasak taraflar arasındaki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra hükümlerini doğuran bir borçtur. İş ilişkilerinden doğan rekabet yasağının düzenlenmesinin dayanağı iş ilişkisidir. Rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş sözleşmesi devam ederken işverenin müşterilerini tanıması ya da iş sırlarını öğrenmesi sebebiyle, iş ilişkisi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında, belirli bir coğrafi alanda ve belirli bir zaman diliminde işverenle rekabet teşkil edebilecek herhangi bir faaliyette bulunmaması hususunu içeren sözleşmedir '. TBK m.444/l'e göre, “fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir" TBK m.444/2'ye göre, “rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir". Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, bir iş sözleşmesinin bulunması, işçinin fiil ehliyetine sahip olması, iş sahibinin menfaatinin bulunması, yasağın sınırlı olması, sözleşmenin yazılı olması ve rekabet yasağının zaman, yer ve konu bakımından sınırlandırılması gerekir”. Tüm bu koşulların hepsinin gerçekleşmiş olması şarttır ve bu koşullar emredici nitelikte olduklarından bu koşullardan herhangi birisinin bulunmaması halinde sözleşme batıl olacaktır. Bu şartlar şu şekildedir a. Bir İş Sözleşmesinin Bulunması. Rekabet yasağı sözleşmesinin ya da rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için öncelikle işçi ile işveren arasında bir iş sözleşmesinin olması gerekir. Bu sözleşmenin belirli veya belirsiz süreli olması önem taşımaz. BK m.444/1 hükmüne göre, rekabet yasağına dair yapılacak sözleşmelerin ya da rekabet şartının yazılı olması şarttır. İşçinin Füili Ehliyetine Sahip Olması. TBK m.444/1'de ise reşit olma şartı yerine işçinin fiil ehliyetine sahip olmasının gerektiği kabul edilmiştir. İşverenin Menfaatinin Bulunması. TBK m.444/2'ye göre, rekabet yasağına dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından veya sırlara nüfus etme imkanından yaralanarak iş sahibine bir zarar vermeye sebebiyet vermelidir. Yani, rekabet yasağına ilişkin şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından veya iş sırlarını öğrenmesinden yararlanarak işverene hissolunacak derecede bir zarar verebilecek derecede ise geçerli olacaktır. Yani iki şartın gerçekleşmesi gerekir; İşçinin Müşterileri Tanıması Veya İş Sırlarını Öğrenmesi Müşteri, bir işyeri ile az veya çok süre ile ilişki kurarak, işveren tarafından üretilen mal veya hizmetleri alan kimsedir". Rekabet yasağı sözleşmesi çerçevesinde müşteri çevresine ait bilginin tespitinde, işçinin o işletme ile ilgili olan ticari ve şahsi ilişkileri bilmesi ve bu bilgileri kendi adına ekonomik menfaat elde edebilecek şekilde kullanması hususu önemli olup 5, işçinin ilgili müşterilerle kişisel ilişki içinde olması veya müşterilerin ihtiyaçları, kendine has özellikleri, talepleri gibi hususları öğrenmesi halinde müşteri çevresine hakim olduğu kabul edilecektir. İş sırrı ise, işverenin özellikle rakip firma tarafından bilinmemesinde çıkarı bulunan şekil, usul ve vasıtaların tümünü ifade eder. İşverenin önemli bir zarar tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı sır teknik ya da ticari iş sırrı olabilir". Yalnız burada önemli olan iş sırrının işletmeyle ilgili olmasının gerekmesidir. Bu bağlamda, işletmeyle ilgili olan ticari, teknik ve personele ilişkin olan sırlar, örneğin, işletmenin “herkes tarafından bilinmeyen” organizasyon biçimi, kredi olanakları, personel yönetimi, stok bilgileri, müşteri listeleri, tüketici alanları fiyat bilgileri, formül, icat, metod, teknik ve yöntemler, yeni desen ve modeller, üretim teknolojisi, teknik bilgi (know-how) iş sırı kapsamında nitelendirilebilir. Çalışanların işletmede çalışırken elde ettikleri mesleki bilgi ve beceriler, tecrübeler ticari sır kapsamına girmez. İşverenin Önemli Bir Zarar Görmesi İhtimali. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere işçinin müşterileri tanıması veya iş sırlarını öğrenmesi yeterli değildir. Aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması halinde işverenin önemli bir zarara uğrama ihtimali de söz konusu olmalıdır. Zararın ne zaman önemli sayılacağını hakim her somut olayın özelliğine göre takdir edecektir. İliyet Bağı. Rekabet yasağına dair şartın geçerli olabilmesi için işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra müşteri çevresi hakkında öğrendiği bilgiyi ya da is sırlarını kullanması ile işverenin önemli bir zarara uğraması arasında bir illiyet bağının da olması gerekir. Bu illiyet bağı varsa işçinin rekabet sözleşmesi yapması için haklı bir Menfaati de vardır. İşçinin haklı menfaati, işçinin bu bilgileri kendisiyle rekabet teşkil edecek şekilde kullanarak önemli bir zarara sebebiyet vermesi ihtimalini kaldırmayı gerektirir”. Rekabet Yasağının Zaman, Yer ve Konu Bakımından Sınırlandırılması. TBK m.445/1 hükmüne göre, rekabet yasağının geçerli olabilmesi için, işçinin iktisadi menfaatini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye sokacak şekilde olmamalı, zaman, yer ve işin türü noktasında uygun bir sınır dahilinde kararlaştırılmış olmasına bağlıdır. Sınırlamaların işin ve hatta işçinin niteliğine göre belirlenmesi gerekir; Rekabet Yasağının Zaman Bakımından Sınırlandırılması. TBK m.445/1 hükmüne göre, rekabet yasağının zaman bakımından işçinin iktisadi menfaatini hakkaniyete aykırı tehlikeye sokmayacak şekilde olmaması gerekir. TBK m.445/1'e göre bu süre özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacaktır. Rekabet Yasağının Yer Bakımından Sınırlandırılması. TBK m.445/1 hükmüne göre, rekabet yasağının yer bakımından başka bir deyişle coğrafi alan bakımından işçinin iktisadi menfaatini hakkaniyete aykırı tehlikeye sokmayacak şekilde olması gerekir. Bu çerçevede işverenin haklı bir menfaatinden söz edilemeyeceği açık olan işverenin iş ilişkisi dışındaki bir coğrafi alanda işçinin rekabet edemeyeceği şeklinde bir yasak geçerli olmayacaktır. Başka bir deyişle yasak kapsamındaki coğrafi alan, işverenin faaliyet gösterdiği yer ve müşteri çevresi ile ilgili olmalıdır. Yargıtay uygulamasına göre, Türkiye sınırları içinde rekabet etmeme yönünden öngörülen düzenlemelere geçerlilik tanınmamıştır. Yargıtay'a göre, işçinin işten ayrıldıktan sonra 2 yıl süre ile Türkiye'deki tüm bankalarda çalışması şeklinde getirilen rekabet yasağı düzenlemesi süre yönünden hakkaniyete aykırı değilse de yer ve banka açısından sınırsız olduğundan geçersizdir”. Rekabet Yasağının Konu Bakımından Sınırlandırılması. TBK m.445/1 hükmüne göre, rekabet yasağının konu bakımından başka bir deyişle coğrafi alan bakımından işçinin iktisadi menfaatini hakkaniyete aykırı tehlikeye sokmayacak şekilde olması gerekir. Bu bağlamda rekabet yasağının konusu, işverene ait faaliyet alanı ve işçinin öğrendiği mesleki bilgi ile sınırlanmalı ve ayrıca onun çalışma ve sözleşme özgürlüğünü aşırı bir şekilde sınırlandırmamalı, işverenin daha önce terk ettiği faaliyetler veya işverenin iş sözleşmesi sona erdikten sonra uğraştığı işler rekabet yasağı kapsamına sokulmamalıdır. Dosyada mübrez davacı ile davalı arasındaki iş sözleşmesinin 7/c hükmü şu şekildedir; “...Çalışanın, işverenin yazılı izni olmaksızın akdin bitiminden önce işten ayrılması; veya işten işverenin müsaadesi olmaksızın ayrılarak bir başka işyerinde çalışmaya başlaması halinde, çalışanın bu haksız fiili işveren şirket yönünden ayrıca bir zarar oluşturmasa da işveren çalışandan bir yıllık brüt ücret tutarında tazminat isteme hakkına sahiptir. Ayrıca çalışan bir yıl müddetle; işyerinin faaliyet konusuna giren iş ve alanda çalışamaz; iştigal konusu benzer veya aynı hiçbir firmada görev alamaz ve ayrıldığı tarihten bir yıl öncesinden geçerli olarak hem kendisi hem de işe başladığı yeni firması, işyerinin müşteri portföyünde bulunan hiçbir gerçek ve tüzel kişi ile ticari ilişki olarak adlandırılabilecek faaliyetlerde bulunamaz. Çalışanın bu eylemin ticari sırların saklanması ve haksız rekabet ilkelerini ihlal etmesi haliyle; açık veya kapalı maddi ve manevi zarar ve ticari itibar ve iş kaybına sebebiyet vermesi halinde ise işveren çalışandan tüm gerçek ve munzam zararları talep etme hakkına haizdir. Çalışanın geçerli ve zorlayıcı bir nedenle akdin bitiminden önce işten ayrılmak istemesi halinde bu isteği en az on beş gün önce gerekçesi ile birlikte ve yazılı olarak işverene bildirmesi gerekir. Önceden bilgi verilmemesi halinde işveren bu maddedeki talep hakkına sahiptir. Çalışanın bu zorunluluğa uyması kayıtsız şartsız haksız rekabet teşkil edecek olup, çalışan ve/veya çalışanı işe alan gerçek ve tüzel kişi; işyerinin bu sebeple uğrayabileceği maddi, manevi ve munzam bilcümle, zarar kar ve iş kaybından müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaktır”. Dosya kapsamından, davalının davacı şirkette 08.06.2014- 11.09.2019 tarihleri arasında kozmetik ürünleri satış elemanı olarak çalıştığı ve davacı şirketten istifa ederek ayrıldığı anlaşılmaktadır. Bilahare davalının 23.10.2019 tarihinde ..... reklam ve Org.Tan.Kozmetik Gıda firmasında Kozmetik Ürünleri Satış Elemanı olarak işe başladığı, bilahare davalının 03.07.2021 tarihinde ..... Kozmetik San.Tic.Ltd Şti'nde Kozmetik Ürünleri Satış Elemanı olarak işe başladığı görülmektedir. Ticaret sicil kayıtlarına göre davalının ilk işe girdiği ........ Ajans şirketinin iştigal alanının “51.21.17-Hava yolu ile yük taşımacılığı 82.99.07-Barkodlama faaliyetleri (paketleme faaliyeti dışındakiler)” olduğu, bu işletmeden ayrılıp girddiği ikinci işletme olan ........ Kozmetik San.Tic.Ltd. ştinin iştigal alanının ise kozmetik sekti olduğu, davacının iştigal alanının ise “ her türlü fındık, fıstık leblebi gibi kuruyemiş maddelerinin, her türlü kuru veya yaş fasulye nohut gibi bakliyat ürünlerinin, üzüm, elma gibi her türlü kuru veya yaş meyve ve sebzelerin toz halde veya sıvı olarak özünü konsantre ya da sularının her türlü pirinç, buğday gibi tahıl ürünlerinin üretimini, ithalatını, ihracatını, yurt içinde veya yurt dışında alım-satımı ve tanıtımını yapmak ve 20.1.2015 tarihinde tescil edilen tadil tasarısında yazılı olan diğer işler” şeklinde olduğu davacının kozmetik sektörü ile iştigal edip etmediğinin dosyaya ibraz edilen ticaret sicil kayıtlarından net olarak anlaşılamadığı, davacının dosyada mübrez ticaret sciil kayıtlarında iştigal alnı kısmında belirtilen “....20.1.2015 tarihinde tescil edilen tadil tasarısında yazılı olan diğer işler'in kozmetik sektörünü içermesinin gerektiği bu hususun ticaret sicil kayıtlarının celbi ile anlaşılacağı kanaati hasıl olmuştur. Davacı ile davalının daha sonra girdiği şirketlerin kozmetik alanında iştigal ettiklerinin ticaret sicil kayıtlarının ayrıntılı celbinden sonra anlaşılması ihtimalinde, taraflar arasındaki sözleşmenin “rekabet yasağı” hükmü değerlendirildiğinde davacının davalı şirkette çalıştığı pozisyon itibariyle işyeri sırlarına vakıf olup onu kullanma ihtimali ve zarara sebebiyet verme ihtimali de söz konusu olabileceğinden TBK 444 anlamında bu koşulun davaya konu şartlarının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Buna mukabil rekabet yasağı düzenlemesinde süre ve coğrafi alan açısından sınırlama yapılmadığından TBK 445/2 hükmü gereğince hakim aşırı gördüğü aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir Hükmü çerçevesinde Sayın Mahkemece rekabet yasağını sınırlandırılması kanaati hasıl olduğunda bu sınırlandırmaya uygun olarak da TBK 182/2'deki "hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" şeklindeki hüküm dikkate alınarak hak ve nesafet kuralınca sözleşmede kararlaştırılan bir yıllık brüt ücret tutarındaki cezai şarttan tenkis yapılıp yapılmayacağı TBK m. 182 uyarınca Sayın Mahkemenin takdirindedir. Dava konusu cezai şart bedelinin hesaplanmasına ilişkin olarak; Cezai şart bedeli olarak taraflar arasında akdedilen sözleşmede bir yıllık brüt ücret tutarı kararlaştırıldığı, Davacı tarafından 2019 ocak, şubat, mart, nisan, mayıs, haziran, temmuz, ağustos, eylül dönemi ücret bordrolarının sunulduğu, bordroların okunaklı olmadığından çıplak brüt ücretin tespit edilmediği, davalının 11.09.2019 tarihinde davacı işyerinden ayrıldığı, çalışma dönemine ait son 1 yıllık ve okunaklı ücret bordrolarının sunulmasına Müteakiben değerlendirme yapılacağı kanaatine varılmıştır. Sonuç : Yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla; Dava konusunun, rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart talebinden ibaret olduğu, davacı ile davalının daha sonra girdiği şirketlerin kozmetik alanında iştigal ettiklerinin ticaret sicil kayıtlarının ayrıntılı celbinden sonra anlaşılması ihtimalinde, taraflar arasındaki rekabet yasağı düzenlemesinde süre ve coğrafi alan açısından sınırlama yapılmadığından TBK 445/2 hükmü gereğince hakim aşırı gördi aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir'! Hükmü çerçevesinde Sayın Mahkemece rekabet yasağını sınırlandırılması kanaati hasıl olduğunda bu sınırlandırmaya uygun olarak da TBK 182/2'deki "hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" şeklindeki hüküm dikkate alınarak hak ve nesafet kuralınca sözleşmede kararlaştırılan bir yıllık brüt ücret tutarındaki cezai şarttan tenkis yapılıp yapılmayacağı TBK m. 182 uyarınca Sayın Mahkemenin takdirinde olacağı, dava konusu cezai şart bedelinin hesaplanmasına ilişkin olarak; Davalının 11.09.2019 tarihinde davacı işyerinden ayrıldığı, çalışma dönemine ait son 1 yıllık ve okunaklı ücret bordrolarının sunulmasına müteakiben değerlendirme yapılacağı, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. Mahkememizce alınan 12/06/2025 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda özetle; Kök raporda da belirtildiği üzereDosya kapsamından, davalının davacı şirkette 08.06.2014- 11.09.2019 tarihleri arasında kozmetik ürünleri satış elemanı olarak çalıştığı ve davacı şirketten istifa ederek ayrıldığı anlaşılmaktadır. Bilahare davalının 23.10.2019 tarihinde ........ Ajans reklam ve Org.Tan.Kozmetik Gıda firmasında Kozmetik Ürünleri Satış Elemanı olarak işe başladığı, bilahare davalının 03.07.2021 tarihinde ........ Kozmetik San.Tic.Ltd Şti'nde Kozmetik Ürünleri Satış Elemanı olarak işe başladığı görülmektedir. Ticaret sicil kayıtlarına göre davalının ilk işe girdiği ........ Ajans şirketinin iştigal alanının "51.21.17-Hava yolu ile yük taşımacılığı 82.99.07- Barkodlama faaliyetleri (paketleme faaliyeti dışındakiler)” olduğu, bu işletmeden ayrılıp girddiği ikinci işletme olan ........ Kozmetik San.Tic.Ltd. ştinin iştigal alanının ise kozmetik sektöçrü olduğu, davacının iştigal alanının ise “ her türlü fındık, fıstık leblebi gibi kuruyemiş maddelerinin, her türlü kuru veya yaş fasulye nohut gibi bakliyat ürünlerinin, üzüm, elma gibi her türlü kuru veya yaş meyve ve sebzelerin toz halde veya sıvı olarak özünü konsantre ya da sularının her türlü pirinç, buğday gibi tahıl ürünlerinin üretimini, ithalatını, ihracatını, yurt içinde veya yurt dışında alım-satımı ve tanıtımını yapmak ve 20.1.2015 tarihinde tescil edilen tadil tasarısında yazılı olan diğer işler” şeklinde olduğu davacının kozmetik sektörü ile iştigal edip etmediğinin dosyaya ibraz edilen ticaret sicil kayıtlarından net olarak anlaşılamadığı, davacının dosyada mübrez ticaret sicil kayıtlarında iştigal alnı kısmında belirtilen “....20.1.2015 tarihinde tescil edilen tadil tasarısında yazılı olan diğer işler"in kozmetik sektörünü içermesinin gerektiği bu hususun ticaret sicil kayıtlarının celbi ile anlaşılacağı kanaati hasıl olmuştur. Davacı ile davalının daha sonra girdiği şirketlerin kozmetik alanında iştigal ettiklerinin ticaret sicil kayıtlarının ayrıntılı celbinden sonra anlaşılması ihtimalinde, taraflar arasındaki sözleşmenin “rekabet yasağı” hükmü değerlendirildiğinde davacının davalı şirkette çalıştığı pozisyon itibariyle işyeri sırlarına vakıf olup onu kullanma ihtimali ve zarara sebebiyet verme ihtimali de söz konusu olabileceğinden TBK 444 anlamında bu koşulun davaya konu şartlarının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Buna mukabil rekabet yasağı düzenlemesinde süre ve coğrafi alan açısından sınırlama yapılmadığından TBK 445/2 hükmü gereğince hakim aşırı gördüğü aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir' Hükmü çerçevesinde Sayın Mahkemece rekabet yasağını sınırlandırılması kanaati hasıl olduğunda bu sınırlandırmaya uygun olarak da TBK 182/2'deki "hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" şeklindeki hüküm dikkate alınarak hak ve nesafet kuralınca sözleşmede kararlaştırılan bir yıllık brüt ücret tutarındaki cezai şarttan tenkis yapılıp yapılmayacağı TBK m. 182 uyarınca Sayın Mahkemenin takdirindedir. Dava konusu cezai şart bedelinin hesaplanmasına ilişkin olarak; Cezai şart bedeli olarak taraflar arasında akdedilen sözleşmede bir yıllık brüt ücret tutarı kararlaştırıldığı, Davacı tarafından son 1 yıllık ücret bordrolarının sunulduğu, son 1 yıllık brüt ücret toplamı 36.276,19-TL olduğu, Cezai şart bedeli: ¸ SONUÇ : Yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla; Dava konusunun, rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart talebinden ibaret olduğu, davacı ile davalının daha sonra girdiği şirketlerin kozmetik alanında iştigal ettiklerinin ticaret sicil kayıtlarının ayrıntılı celbinden sonra anlaşılması ihtimalinde, taraflar arasındaki rekabet yasağı düzenlemesinde süre ve coğrafi alan açısından sınırlama yapılmadığından TBK 445/2 hükmü gereğince hakim aşırı gördüğü aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir Hükmü çerçevesinde Sayın Mahkemece rekabet yasağını sınırlandırması kanaati hasıl olduğunda bu sınırlandırmaya uygun olarak da TBK 182/2'deki "hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" şeklindeki hüküm dikkate alınarak hak ve nesafet kuralınca sözleşmede kararlaştırılan bir yıllık brüt ücret tutarındaki cezai şarttan tenkis yapılıp yapılmayacağı TBK m. 182 uyarınca Sayın Mahkemenin takdirinde olacağı, dava konusu cezai şart bedeli brüt 36.276,19-TL olarak hesaplandığı, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. Mahkememizce alınan 21/10/2025 tarihli 2. Bilirkişi Ek Raporunda özetle; Değerlendirme Sayın Mahkemece tarafların hukuki nitelikte olmayan itirazlarının irdelenmesi görevi ile sınırlı olarak değerlendirme yapıldığında hem davacının hem de davalının davacının iştigal alanı ile davalının görevinin sektörel bazda somut olarak rekabet yasağı kapsamında sırlara vakıf olma kriterini sahip olup olmadığı hususunun değerlendirilmediği yönündeki itirazların dosya kapsamında Heyetimizin uzmanlık alanı ile sınırlı olarak yapılmış olup kozmetik alanında sektörel bir bilirkişiye bu konuda görev tevdi edilip edilmeyeceği hususundaki Takdir Sayın Mahkemeye aittir. Davalı taraf itirazında davacı taraf ticari defter ve kayıtlarının Heyetimizde incelenerek davacı firma nezdinde ciddi bir maddi zararın oluşup oluşmayacağının tespit edilmesi gerektiğini beyan etmiş ise de Heyetimizin mali konularda uzmanlığı olmadığı gibi cezai şart alacağına dayalı durumlarda maddi zararın gerçekleşmesinden bağımsız olarak rekabet yasağı şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin önem arz edeceği kanaatindeyiz. Kök ve ek rapordaki değerlendirmelerimiz aynen geçerli olup tekrar olmaması adına oradaki değerlendirmelere atıf yapmakla yetiniyoruz. Davacı İtirazı doğrultusunda Cezai Şart Bedeli: Cezai şart bedeli olarak taraflar arasında akdedilen sözleşmede bir yıllık brüt ücret tutarı kararlaştırıldığı, işbu konuda hukuki değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere 2 seçenekli hesaplama yapılmıştır. 1.seçenek: Kök Bilirkişi raporunda yapılan hesaplamadır. Davacı tarafından son 1 yıllık ücret bordrolarının sunulduğu, son 1 yıllık brüt ücret toplamı 36.276,19-TL olduğu, Cezai şart bedeli: ¸ 2.seçenek:Davacının talebi doğrultusunda yapılan hesaplamadır. Son Brüt Maaş 3.200-TL*12 = 38.400,00 TL Sonuç : Yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla; Kök ve ek rapordaki kanaatlerin aynen muhafaza edildiği, sayın Mahkemece tarafların hukuki nitelikte olmayan itirazlarının irdelenmesi görevi ile sınırlı olarak değerlendirme yapıldığında hem davacının hem de davalının davacının iştigal alanı ile davalının görevinin sektörel bazda somut olarak rekabet yasağı kapsamında sırlara vakıf olma kriterini sahip olup olmadığı hususunun değerlendirilmediği yönündeki itirazların dosya kapsamında Heyetimizin uzmanlık alanı ile sınırlı olarak yapılmış olup kozmetik alanında sektörel bir bilirkişiye bu konuda görev tevdi edilip edilmeyeceği hususundaki Takdir Sayın Mahkemeye ait olduğu, davalı taraf itirazında davacı taraf ticari defter ve kayıtlarının Heyetimizde incelenerek davacı firma nezdinde ciddi bir maddi zararın oluşup oluşmayacağının tespit edilmesi gerektiğini beyan etmiş ise de Heyetimizin mali konularda uzmanlığı olmadığı gibi cezai şart alacağına dayalı durumlarda maddi zararın gerçekleşmesinden bağımsız olarak rekabet yasağı şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin önem arz edeceği, davacı itirazları doğrultusunda hesaplama yapıldığında Dava konusu cezai şart bedeli ; 1.seçenek:brüt 36.276,19-TL 2.seçenek:brüt 38.400,00-TL olarak hesaplandığı, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. şeklinde rapor düzenlemişlerdir. TÜM DOSYA KAPSAMI HEP BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMESİNDE ; Rekabet yasağı 6098 sayılı TBK' nın Genel Hizmet Sözleşmesi hükümleri içinde 444 ila 447. maddelerinde düzenlenmiştir. İşçinin iş/hizmet sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Dürüstlük kuralı gereğince bu yükümlülük bazı durumlarda sözleşmenin sona ermesinden sonra da belli bir süre devam etmelidir. Zira işçinin çalışması esnasında elde ettiği bazı bilgileri iş akdinin sona ermesinden sonra kullanması işverenin haklı menfaatlerine zarar verebilir. Buna karşılık, Anayasa’nın 48 inci maddesinde güvence altına alınan işçinin dilediği alanda “çalışma ve sözleşme özgürlüğü”, onun hayatını kazanması yanında yine Anayasa’da öngörülmüş olan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla (md. 5, 17) doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla iş/hizmet sözleşmelerinde sözleşme sonrası rekabet yasağı kapsamında işverenin rekabet nedeniyle ortaya çıkabilecek haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünün dengelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle TBK’da bu dengeyi sağlamaya yönelik özel düzenlemeler yapılmıştır. Bu dengenin sağlanması amacıyla kanunda öngörülen rekabet yasağı anlaşması, hizmet sözleşmesiyle bağıtlanan işçinin sözleşmenin sona ermesi sonrasında iş sahibiyle rekabet edeceği bir işi kendi adına yapmamasını ve rakip bir işyerinde çalışmamasını, böyle bir kuruluşta ortak ve başka sıfatlarla ilgili olmayacağını öngören anlaşma olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Kurumu: Türk Hukuk Lûgatı C. 1, Ankara 2021 s. 926). Türk Borçlar Kanunu’nun 444/1 inci maddesi gereğince fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. İşçi ile işveren arasında TBK'nın 444 ve devamındaki maddelerinde işaret edilen koşullar dahilinde tesis edilecek rekabet yasağı sözleşmesi, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine konulacak bir hükümle düzenlenebileceği gibi bu hususta ayrı bir metin ile rekabet yasağı sözleşmesinin akdedilmesi mümkündür. Her iki durumda da rekabet yasağı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden bağımsız olarak varlığını sürdürür. Başka bir anlatımla hizmet sözleşmesi içerisinde ayrı bir hüküm olarak rekabet yasağı kaydının mevcudiyeti hâlinde, taraflar arasındaki sözleşmede hem hizmet ilişkisinin devamı süresince geçerli olan bir hizmet sözleşmesinin, hem de hizmet ilişkisi sona erdikten sonraki döneme dair yükümlülükler içeren bir rekabet yasağı sözleşmesinin varlığı kabul edilerek tarafların her iki sözleşme ile bağlı oldukları kabul edilmelidir. Rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranışların sonuçları ise TBK’nın 446 ncı maddesinde düzenlenmiş olup buna göre rekabet yasağına aykırı davranan işçi, işverenin bu sebeple uğradığı tüm zararları gidermekle yükümlüdür. Öte yandan rekabet yasağına aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmış ise işçi, sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, ceza koşulu olarak öngörülen meblağı ödeyerek rekabet yasağına dair borcundan kurtulabilecektir; ancak işverenin ceza koşulu olarak belirlenen miktarı aşan zararları da işçi tarafından tazmin edilmelidir (TBK md. 446/2). Türk Borçlar Kanunu'nun 420/1 inci maddesine göre hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersiz olacaktır. Buna göre hizmet sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülecek ceza koşulu, ancak işverenin de bu konuda bir karşı edim yükümlendiği durumlarda geçerli olacaktır. Burada kanun koyucu, hizmet sözleşmelerinde işveren karşısında dezavantajlı konumda olan işçinin korunması amacıyla, işveren tarafından sözleşmenin düzenlenmesi sırasında işçiye dayatılması mümkün olan ceza koşulunun geçerliliğini, işveren aleyhine uygun bir karşı edimin varlığı koşuluna bağlamıştır. Öte yandan, TBK'nın 446 ncı madde hükmündeki düzenlemeden hareketle rekabet yasağı sözleşmesinde işçi aleyhine ceza koşulunun öngörülebileceği anlaşılmakla, anılan ceza koşulunun geçerliliği herhangi bir karşı edim yükümlülüğüne bağlanmamıştır. Başka bir anlatımla; rekabet yasağı sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülebilecek ceza koşulunun geçerliliği, bu konuda işverenin karşı edim yükümlülüğüne bağlı değildir. Zira anılan hükümde, cezai şarta dair işveren tarafından karşı edim yükümlülüğüne ilişkin herhangi bir geçerlilik koşulu aranmaksızın; sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçinin öngörülen cezai şartı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabileceği ve işçinin cezai şartı aşan zararları gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Nitekim rekabet yasağı sözleşmelerinde işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edim, ancak aşırı nitelikteki rekabet yasağının sınırlandırılmasında hâkim tarafından nazara alınması gereken unsurlardan biri olarak TBK'nın 445/2 nci maddesinde ayrıca düzenlenmiş olup bunun dışında rekabet yasağı sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülecek ceza koşulunun geçerliliği için herhangi bir karşılıklılık unsuru aranmamıştır. Davacının talebi, davalının işe alımı sırasında imzalanan sözleşmeden bulunan rekabet yasağının ihlal edildiği gerekçesi ile kararlaştırılan cezai şart bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta davacı taraf her ne kadar davalı .......' ün davacı şirket bünyesinde 08/06/2014 tarihinde çalışmaya başladığını, hiçbir haklı ve geçerli neden sunmadan, ihbar sürelerine uymaksızın iş akdini 11/09/2019 tarihinde feshettiğini, davalının sözleşme hükümlerine aykırı olarak işten ayrıldığını, işten ayrıldıktan hemen sonra müvekkili şirket ile aynı faaliyet alanına sahip rakip firma olan ''........ Kozmetik'' firmasında işe başladığını ve halen rakip firmada çalışmaya devam ettiğini beyanla, iş akdinin feshinden sonra ortaya çıkan ve iş sözleşmesi'ne dayalı rekabet yasağını ihlal edildiği iddia edilmişse de Taraflar arasında akdedilen İş Sözleşmesi'nin Çalışanın Sadakat Borcu başlıklı 7. maddesi ile; "Çalışanın, işverenin yazılı izni olmaksızın akdin bitiminden önce işten ayrılması; veya işten işverenin müsaadesi olmaksızın ayrılarak bir başka iş yerinde çalışmaya başlaması halinde; çalışanın bu haksız fiili işveren şirket yönünden ayrıca bir zarar oluşturmasa da işveren çalışandan bir yıllık brüt ücret tutarında tazminat isteme hakkına sahiptir. Ayrıca çalışan bir yıl müddetle; işyerinin faaliyet konusuna giren iş ve alanda çalışamaz; iştigal konusu benzer veya aynı hiçbir firmada görev alamaz ve ayrıldığı tarihten bir yıl öncesinden geçerli olarak hem kendisi hem de işe başladığı yeni firması, işyerinin müşteri portföyünde bulunan hiçbir gerçek ve tüzel kişi ile ticari ilişki olarak adlandırılabilecek faaliyette bulunamaz" hükmünün yer aldığı davalının hizmet dökümü ve da SGK kayıtlarının incelenmesinde davalının 08/06/2014 - 11/09/2019 tarihleri arasında davacı şirkette kozmetik ürünleri satış elamanı olarak çalıştığı davacı firmadan istifa ederek ayrıldığı 23/10/2019 tarihinde ........ Ajans reklam ve Org. Tazn. Kozmetik gıda firmasında kozmetik ürünleri satuş elemanı olarak çalıştığı davacının davalının rekabet yasağını ihlal ettiğini ve rakip firma olduğunu iddia ettiği ........ Kozmetik San. Tic. Ltd.Şti de davalının 03/07/2021 tarihinde işe başladığı tarafların arasında akdedilen sözleşmede belirtilen 1 yıllık sürenin davalının ..... Kozmetik Tic. A.Ş de işe başladığı tarihte sözleşmede belirtilen 1 yıllık sürenin sona erdiği bu kapsamda ispat yükü davacı tarafta olup davacı tarafın iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi yönünden iddialarını ispata yarar delil dosyaya sunmadığı bu kapsamda ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun '' (HMK) 190.maddesine göre “ (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. '' hükmü dikkate alındığında davacı tarafça davaya konu iddiasının ispat edilemediği anlaşılmakla davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN REDDİNE; 1-Alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 655,78-TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 40,38-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 3-Davalı tarafça sarf edilen 300,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 38.400,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının olması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 20/11/2025
Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır