İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/396 E. 2025/912 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/396
Karar No
2025/912
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/396 Esas KARAR NO: 2025/912 DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/06/2024 KARAR TARİHİ: 25/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin 2001 yılında kurulan, ----- ilk---- ---- ürünleri üreticisi olup; ---- ile, yeni yatırımları ve satın almaları ile ------ en büyük ofisleri ve yetkili distribütörleri bulunan müvekkil şirketin, yüksek performanslı sentetik fiber donatı ürünlerini 50'den fazla ülkeye ihraç ettiğini, -------üzerinde 5 kıtada, farklı noktalarda kendini kanıtlamış sayılı firmalar arasında kendine yer bulmayı başardığı, davalını, müvekkili şirket bünyesinde ------olarak çalışmaya başladığını ve işten ayrıldığı 29/02/2024 tarihine kadar da bu pozisyonda çalıştığını, davalı yanın çalıştığı pozisyon müvekkilin müşteri çevresine, üretim sırlarına hakim olacak nitelikte olup işbu pozisyon da gözetilerek taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde davalı tarafa rekabet etmeme yasağı yükümlülüğü getirildiğini, Rekabet Yasağı başlıklı maddesi detaylı incelendiğinde özetle; çalışan, çalışma ilişkisinin her ne sebeple sonra ermesinden sonra 24 ay süresince işverenin faaliyet gösterdiği ve ticari ilişki bulunduğu alanda rakip olacak işler yapan firmalarda görev almamayı taahhüt ettiğini, bu yükümlülüğü ihlal etmesi durumunda ise son aldığı brüt ücretin 48 aylık tutarını cezai şart olarak ödeyeceğini kabul ettiğini, davalı yan 29/02/2024 tarihinde müvekkil şirketten ayrıldıktan çok kısa bir süre sonra ------ çalışmaya başladığını, davalının çalışmaya başladığı şirket ile müvekkil şirketin hitap ettiği müşteriler, hizmet verdiği alanların birebir aynı olduğunu, davalının işten ayrılmadan kısa bir süre önce------- mail adresinden ----------------- müvekkil şirketin potansiyel müşterisi olan şirketlerin internet adreslerini içeren listeyi gönderdiği, davalı yan işten ayrılmadan yaklaşık bir ay önce işi bırakmayı planlamış ve işten ayrılmadan önce müvekkilin müşteri portföyünü de şahsi hesaplarına aktardığını, davalının her iki şirket bünyesinde satış departmanlarında müdür olarak çalıştığı göz önünde bulundurulduğunda; müvekkil şirket ile müvekkil şirketin çalıştığı şirketler ile arasındaki anlaşmaların ayrıntılarına hakim olduğu ve bu listeyi işten ayrılmadan hemen öncesinde kendi şahsi mailine atması değerlendirildiğinde davalının taraflar arasında imzalanan sözleşmenin rekabet yasağı hükümlerini ihlal ettiğini, davalı, müvekkil şirkette iken satış yapma amacıyla------- ilinde bulunan ------ şirketine müvekkil şirket mallarını satmak için görüşmeye gittiğini, hata o dönemde şirketten başka çalışanlarla beraber görüşülmeye gidildiği ve fiyat teklifi verilip işlem onaylanma aşamasına geldiğini, tam o dönemde işten ayrılan davalı yan, şuan çalışmakta olduğu şirkette işe başlayınca bu defa yeni şirketi adına bahsi geçen şirkete gitmiş ve müvekkilin vermiş olduğu fiyat teklifini de bildikleri için bu teklifin altında fiyat vererek müvekkilin işi kaybetmesine neden olduğunu, tek bu iş dahi davalının haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiğini ispatlar nitelikte olduğunu, zira pazarda rakip olan iki firma adına da aynı müşteriye fiyat teklifi verdiği ve önceki şirketindeki bilgilere haiz olması nedeniyle o şirketin fiyat teklifinin altına inebildiğini, davalı işçinin, müvekkilde çalıştığı dönemde genellikle bu alanda sadece müvekkil ile çalışan firmalara giderek müvekkilin fiyat tekliflerinin altında teklifler sunarak müvekkilin zararına neden olduğunu, davalı yanın özellikle pazardaki yeni müşterilerden ziyade müvekkilin yıllardır çalışmakta olduğu müşterilerini kendine pazar edinmeye çalıştığını, taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşme hükümleri gereğince davalı tarafın rekabet etmeme hükümlerini ihlal etmesinden kaynaklı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 150.000,00 TL cezai şartın (yargılama esnasında yapılacak olan hesaplar sonrası tespit edilen bedeller doğrultusunda ıslah hakkı saklı kalmak üzere HMK 109 hükmü gereği kısmi dava olarak şimdilik) 01/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı taraftan alınarak müvekkile verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;. Davanın yetkili mahkemede açılmadığını,------ Mahkemelerinde açılması gerektiğini, müvekkili, davacının yanında inşaat mühendisi konumunda işe başlamış olup geçirmiş olduğu 3 senelik zaman zarfından layıkıyla üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen baskı ve mobingden dolayı çalışmasını sonlandırmak zorunda bırakıldığını, müvekkil davacı taraf ile işe başlamadan önce 50 den fazla evrak müvekkiline okutmadan imzalatılmış ve imzaladığı evrakların hiçbir örneğinin de müvekkile teslim edilmediğini, bu sebeple dava dilekçesinin 2 maddesinde belirtilen belirsiz süreli iş sözleşmesini kabul etmenin mümkün olmadığını, müvekkili davacı yanında işe başlamadan önce yine davacı ile aynı konumda faaliyet gösteren -----yıldan fazla süre çalıştığı ve o şirketten istifa ederek tüm bilgi ve birikimleri ile davacının yanına geldiğini, ---- de incelendiğinde tüm birikimi ve kazanımları------ şirketinden olduğu aşikar olduğunu, müvekkilin şu an çalıştığı firma davacıya rakip olduğunu belirtildiğini, ancak bu hususu müvekkilinin bilme şansı olmadığını, araştırma yükümlülüğünün de olmadığını, davacının, dilekçede işten ayrılmadan kısa süre önce davacının müşteri portföyünü de şahsi hesaplarına aktardığını belirttiğini, bu husus ile ilgili olarak e mail de incelendiğinde gönderilen e mailin, davacının müşteri portföyü olmayıp saha beton işi yapan ustalar olduğunu, bu ustalara zaten herhalde internet ortamından ulaşmanın da mümkün olduğunu, müvekkil şu an çalıştığı iş yerinde iş yerinin faaliyeti beton katkısı, çimento katkısı alım satımı ile birlikte müteahhitlik ve inşaat alanında faaliyet gösterdiğini, davacı ile aynı iş kolunda olmadığını, davacının müşterisi olduğu ancak müvekkilin yeni başladığı iş yerine bu müşterisini yönlendirdiği iddiasını, harici araştırmalar sonucu öğrenildiği üzere müvekkilin şu an çalıştığı ----davacının söz konusu -------- önce irtibat halinde olduğunu, davacı yana ait şirket dosya kapsamına sunulan ticaret sicil gazetesi incelendiğinde ve faaliyet alanları gözetildiğinde ----- üretim alanı polipropilen ham madde elde etmek veya inşaatla ilgili sentetik ürünlere ilişkin faaliyet gösterdiğini, fakat davalı müvekkilin iş sözleşmesinin feshinden sonra çalıştığı şirket olan ------- hazır beton ve her türlü taş kum ve beton ürünleri üzerine faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, müvekkili şirketlerin farklı alanları içerisinde faaliyet gösterdiğini, şirketlerin faaliyet alanları ve davalı yanın iş/görev tanımı göz önünde bulundurulduğunda haksız rekabetin varlığı ve dosya kapsamında davalı yanın davacı şirkete önemli bir zarara uğratma ihtimali taraf şirketler arasında söz konusu olmadığını, bu nedenle haksız rekabete ilişkin iddiaların hukuka ve gerçekliğe aykırı olup, müvekkilin ticari sırlara vakıf olabileceği bir pozisyonda çalışmadığını, davaya hukuki dayanak oluşturduğu ileri sürülen belirsiz süreli iş sözleşmesi hukuka uygun şekilde düzenlenmediğini, geçerliliği olmadığını, işbu sözleşme hukuka aykırılık teşkil etmekte olup sözleşme davalı müvekkilin irade kapsamının dışında imzalandığını, imzalatılan işbu sözleşmenin altında herhangi bir "okudum anladım" şeklinde beyan bulunmadığını, sadece müvekkile ait imza olduğunu, dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacı tarafın talep ettiği cezai şart talebinin hukuki dayanaktan ve maddi gerçeklikten yoksun olduğunu, kabul anlamına gelmemekle cezai şartın fahiş olduğunu, müvekkilin davacının yanında işçi konumunda olup, bürüt maaşının 48 katı gibi cezai şart olması iş verenin yine baskısı olduğunu da gösterdiğini beyan ederek davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesi talep ve beyan edilmiştir.

Deliller Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır. ---- yazılan müzekere cevabı dosya arasına alınmıştır. ------yazılan müzekere cevabı dosya arasına alınmıştır. Sözleşme yorum ve denetim uzmanı ile ticaret hukuku alanında uzmanlığı olan öğretim görevlisi bilirkişi heyet raporu dosyaya sunulmuştur.Mahkememize bildirilen tanıkların talimat yolu ile ifadeleri alınmış olup;Davalı tanığı ---- beyanında; "Ben davalı şahsı ------- isimli iş yerinde çalıştığım dönemden tanırım, ben bu firmada ----- yılları arasında çalıştım, ben ilgili firmanın sahibi ile çalıştığım dönem öncesinden yaklaşık 15 yıldır arkadaştım, bu nedenle ilgili şirketin idari işlemlerini mal alım satımlarını ve işçiler ile alakalı problemler noktasında idareci noktasında çalıştım, daha önce de belirttiğim gibi davacı şahısla bu iş nezaretinde tanıştım, biz o dönemde ----------- isimli firmanın tekstil işini yapacağı fabrikanın saha betonunun içeriğine konulacak olan ve betonu güçlendirici bir sistem olan fiber isimli malzemenin alım noktasında firmalardan teklif aldık, davalı da hatırladığım kadarıyla ilgili dönemde pazarlamacı veya satış elemanı olarak çalıştığı firma adına bize teklif getirmişti, biz kendileri ile görüştük ancak o dönemde davalı, davacı şirket nezdinde mi yoksa dava dışı ------ yapı malzemeleri firmasında mı çalışıyordu hatırlamıyorum, ancak biz davalının çalıştığı firmadan bu malzemeyi aldık, ancak bir firma ile anlaşılıp daha sonrasında davalının araya girmesi ile mal alacağımız firmayı değiştirme gibi bir durumumuz olmadı, biz şirket adına tüm teklifleri toparladık, ve akabinde evrakları patrona sunduk ve ilgili dönemde ----- patronu teklifler arasında en uygun olarak gördüğü davalı ---- ilgili dönemde çalıştığı firmadan malzemeleri aldı, ben davalı ------ bunun haricinde tanımam sadece bu işle ilgili olarak tanıştım, bu alım satım sürecini yürüttük ve daha sonra da ilişkimiz bitti, o dönemden sonra bu şahıslar ile ilgili alınan malzemedeki birkaç sıkıntı haricinde herhangi bir muhabbetimiz olmadı, ben davalı ile davacı şirket arasındaki ilişkiler ve dava konusu hususlar ile alakalı bilgi sahibi değilim" şekilinde beyanda bulunmuştur.Davalı tanığı ------- beyanında; "Davalıyı bir süre aynı iş yerinde çalışmış olmam nedeniyle tanırım, biz davalı ile birlikte 2021 yılları arasında teknik satış görevinde ----- çalışmıştık, 2021 yılında davacı şirketten davalı ----- bir iş teklifi geldi, 2021 yılından sonra davalı, davacı şirkete geçi ve yaklaşık 2 yıl çalıştı, davacı şirket ile davalı ile birlikte çalıştığımız şirketin müşteri kitlesi aynıdır, ben halen ------- çalışmaktayım, biz çalıştığımız zamanda davalıda bende müşteri temininde bulunuyorduk, müşteriye ürünün özelliklerini anlatıp kullanması konusunda ikna ediyorduk, satışa konu olan ürünün adı ------olup sadece saha betonunda 1 defa kullanılmaktadır, bu nedenle bizim sürekli yeni müşteri bulmamız gerekmektedir, 2021 yılında ayrıldıktan sonra ------ davalıya herhangi bir dava açmamıştır, zaten sürekli yeni bir müşteri bulunması gerekmektedir, yani müşteri çalmak gibi bir durum bu sektörde mümkün değildir, bizim görevimiz ürünü müşteriye anlatmaktadır, karar merci müşteridir, bu konuda çalışan --------firma vardır, söylemiş olduğum gibi ürünün satış konusunda taktir müşteridedir, davalı şuan farklı bir firmada çalışmaktadır, davalı ile aynı çalışmamızdan sonra işten çıktıktan ve davacı şirkette çalışması sona erdikten sonra fuarlarda vb. Yerlerde karışlaştığımızda kendisi bana davacı şirketteki mobing ve satış baskısı nedeniyle davacı şirketteki işinden ayrıldığını söylemiştir, davalının herhangi bir haksız rekabet içeren eylemine şahit olmadım, beyanımda da belirtmiş olduğum gibi davalının çalıştığı ve ürün sattığı sektör haksız rekabete uygun bir alan değildir bu nedenle davalının da böyle bir eylemi yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur.

Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşme sebebiyle tarafların edimlerini yerine getirip getirmediği, TBK 444 maddesi uyarınca rekabet yasağına aykırılık bulunup bulunmadığı, davacının davalıdan şimdilik kaydıyla 150.000,00 TL cezai şart alacağı olup olmadığına dair HMK 109 maddesi uyarınca kısmi dava olarak açılmış tazminat davasıdır. Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçesi, gelen müzekkere cevapları, taraflarca dosyaya sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir.Dosyada, davalı vekilinin yetki itirazı ön inceleme duruşmasında değerlendirilmiş, TBK 89 ve HMK 10.maddeleri uyarınca davanın yetkili mahkemede açıldığı kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur.Dosya, sözleşme yorum ve denetim uzmanı bilirkişi ile ticaret hukuku alanında uzmanlığı olan öğretim görevlisi bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 08.08.2025 tarihli bilirkişi raporuna göre dosyadaki bilgi ve belgeler ışığında, dava konusu uyuşmazlıktaki rekabet yasağı kaydının yer ve konu bakımından oldukça geniş bir sınırlamanın getirilmesi sebebiyle geçerli olmadığı, dosya kapsamında rekabet yasağı bakımından yapılan inceleme neticesinde taraflar arasında imzalanmış olan rekabet yasağı kaydının geçersiz olduğu kanaatine ulaşılmakla birlikte, sayın Mahkeme tarafından aksi görüşe varılması ihtimali dolayısıyla cezai şarta ilişkin hükmün incelenmesi neticesinde, sözleşmede öngörülen 48 aylık cezai şartın işçinin ekonomik özgürlüğünü aşırı şekildesınırlandırabileceği kanaatinde olmakla birlikte, miktarın fahiş olup olmadığı ve indirilmesi hususunda takdir yetkisinin sayın Mahkemede olduğu, davacı vekili tarafından iddia edilen ------ adlı mailin haksız rekabet yönünden değerlendirilmesi neticesinde, kamuya açık nitelikte olan bilgiler veya internetten kolaylıkla erişilebilen bilgiler iş sırrı olarak kabul edilmemesi ve müşteri bilgilerinin rakip şirkete aktarıldığına dair somut bir veriye rastlanılmaması sebebiyle ilgili iddialar bakımından haksız rekabet bulunduğu kanaatine ulaşılamadığı, davacı vekilinin, davalının fiyat tekliflerini paylaşmasına ilişkin haksız rekabet iddiaları değerlendirildiğinde, dosya kapsamında yapılan incelemelerde söz konusu haksız rekabet halinin ispatına yönelik bir verinin bulunmadığı rapor edilmiş olup, bilirkişi raporunun denetime elverişli, gerekçeli ve hükme esas alınabilir nitelikte olması sebebiyle yeniden rapor alınması cihetine gidilmeyerek, davalının herhangi bir haksız rekabet teşkil eden eylemi bulunmadığı, davalının bir haksız rakabet veya haksız fiil gerçekleştirdiği olgusunun sübut bulmadığı, sonuç olarak davacı tarafça iddia edilen eylemler yönünden davalının haksız rekabet ve haksız fiil kapsamında kalan herhangi bir eylemi tespit edilmediğinden davacının sübut bulmayan davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.561,63TL harcın mahsubu ile arta kalan 1.946,23 TL harcın dosyanın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan toplam 200,00 TL posta masrafından oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ------- Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. E-duruşmaya son verildi. 25/11/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/396, K. 2025/912, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-396-e-2025-912-k-693490c8e062