Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1155 E. 2025/1784 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1155
- Karar No
- 2025/1784
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1155
KARAR NO : 2025/1784
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 14.03.2025 tarihli ek karar
NUMARASI : 2024/73 Esas - 2024/723 Karar
DAVA: Tazminat (Rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne karar verildiği, davalı tarafça kararın istinaf edildiği ve ilk derece mahkemesince ek kararla istinaf başvurusunun süre yönünden reddine dair verilen ek karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 26.09.2016 tarihli hizmet sözleşmesi ile davalının, müvekkili şirkette satış müdür yardımcısı olarak çalıştığını ve iş akdinin 18.05.2022 tarihinde sona erdiğini, davalının 26.09.2016 tarihinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine aykırı şekilde çalışması nedeniyle keşide edilen Beyoğlu 47. Noterliğinin 17.08.2023 tarihli ihtarnamesi ile uyarıldığını, davalının rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davrandığını, sözleşmenin 3. maddesine göre iş akdinin sona ermesinden itibaren belirlenen sürede benzer faaliyette bulunan bir yerde çalışılmayacağının taahhüt edildiğini, ancak davalının sözleşme müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren ... ... Elektronik Güvenlik Çözümleri Anonim Şirketinde aynı pozisyonda, ardından da ... Teknoloji Anonim Şirketinde kurumsal satış müdürü olarak çalıştığını ileri sürerek, rekabet yasağına aykırı davranılması nedeniyle sözleşmenin 5. maddesine göre davalının son brüt ücretinin esas alınarak 12 aylık brüt ücreti karşılığı şimdilik 1.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 13.08.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 90.000 TL'sına yükseltmiştir.
Davalı, süresinde davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya kapsamı değerlendirildiğinde ise davacının iş hizmet kolunun güvenlik alanında olduğu, güvenlik sistemlerinin satılması ve kurulumu yönünde hizmet verdiği tespiti ile, davalının çalıştığı ... firmasının hizmet kolları arasında güvenlik sistem kontrolü sistem kurulumu güvenlik sistem hizmet faaliyetleri olduğu görülmüş olup iş kolları arasında benzerliklerin mevcut olduğu tespitine ulaşılmakla beraber , alanında uzman bilirkişi raporu mahkememizce dosya arasına alınmış olup taraflar arsında yapılan haksız rekabet hükümlerinin yasalara uygun olduğu görüşüne varılmış olup, davacının ve davalının çalıştığı firma iş kolları arasında eşit benzerlikler bulunduğun haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiği haksız rekabetin gerçekleştiği..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile 90.000 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İlk derece mahkemesince 14.03.2025 tarihli istinaf başvurusu değerlendirme ek kararıyla; "...Dosyanın incelenmesinden, dava dilekçesinde davalı ...'in adresinin "Ayazağa Mah. 110 Sok. ... Sarıyer/İstanbul" adresinin bildirildiği, dava dilekçesinin bildirilen adreste muhtıra tebliğ edildiği, akabinde gönderilen bilirkişi raporunun yine aynı adreste kardeşi ... imzasına, yine davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesinin kardeşi ... imzasına 21/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği, ayrıca tebligat çıkarılan adresin UYAP sisteminde 'yurt içi ikametgah adresi' olarak kayıtlı olduğu, son tebligatın da bu adrese kardeşi imzasına tebliğ edilmesi sebebiyle gerekçeli kararında aynı adrese tebliğe çıkarıldığı ve 24.01.2025 tarihinde komşu ...'in 'muhatabın işe gittiği, akşam döneceği' beyanı üzerine muhtıra tebliğ edildiği, bu sebeple yapılan tebligatlarda herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı göz önüne alınarak, davalının HMK'nın 345.maddesi gereğince 2 haftalık yasal süre içerisinde istinaf talebinde bulunmadığı..." gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 346/1 maddesi uyarınca süre yönünden reddine, karar verilmiştir.Bu ek karara karşı davalı vekili istinaf başvurunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Mahkemenin hatalı kararına karşı 11.03.2025 tarihli dilekçe ile yapılan istinaf başvurusunun 14.03.2025 tarihli istinaf başvurusu değerlendirme ek kararı ile yanlış gerekçe ile reddedildiğini, yargılama sırasında müvekkiline gönderilen tebligatların usulsüz şekilde tebliğ edildiğini, dava dosyasından UYAP Vatandaş sisteminin kontrolü ile haberdar olunduğunu, Dava dosyasında müvekkiline "Ayazağa Mahallesi 110. Sk. ... Sarıyer/ İstanbul " adresinde tebligat yapıldığını, ancak bu adresin müvekkilinin annesinin ikamet adresi olduğunu, müvekkilinin uzun süre önce bu adresi terk ettiğini, müvekkilinin annesi ile birlikte bu adreste oturmadığın hususunun müvekkilinin adres değişikliği bildirim kayıtlarının incelemesi ile anlaşılabileceğini, Müvekkilinin 03.08.2022 tarihi itibariyle "Reşitpaşa Mahallesi Mareşal Caddesi ... Sarıyer/İstanbul" adresinde, 04.06.2024 tarihi itibariyle ise "Aydınlı Mah. Canbaz Sk. - Sitesi - ... İç Kapı ... Tuzla/ İstanbul" adresinde ikamet ettiğinin kayıtlara müvekkilinin güncel MERNİS adresinin bu durumda "Aydınlı Mah. Canbaz Sk. - Sitesi - ... İç Kapı ... Tuzla/ İstanbul" olması nedeniyle tüm tebligat sürecinin usulsüz olarak gerçekleştiği, Bu kapsamda ön inceleme tebligatının müvekkilin uzun süre önce terk ettiği eski adresine çıkarılarak 26.02.2024 tarihinde Tebligat Kanun'unun 21/2.maddesine göre muhtara tebliğ edildiğini, bunun gönderilen ilk tebligat olduğu ve üzerinde MERNİS kaydı ya da TK'nın 21/2 şerhi olmamasına karşın, müvekkilinin adreste bulunamadığı belirtilerek muhtara tebliğ edildiğini, oysa 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 2l/2. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran merci tarafından tebligat çıkarılan adresin, muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğu belirtilerek bu adrese TK’nın 21/2. maddesine göre tebligat yapılacağına dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi gerektiğini, tebligatı çıkaran merci tarafından söz konusu şerh verilmeden dağıtıcı tarafından TK’nın 21/2. maddesine göre tebliğ işlemi yapılamayacağını, yapılan tebligatta ise şerh verilmediğini, tebligat tarihi itibariyle müvekkilin MERNİS adresinin de tebligat çıkarılan adresten farklı olduğunu, Bilirkişi raporunun ve ıslah dilekçesin de müvekkilinin uzun süre önce terk ettiği eski adresine çıkarıldığını ve 10.07.2024 ile 21.08.2024 tarihlerinde aynı konutta yakına teslim edildiğini, bilirkişi raporunu içerir 4006705624905 barkod numaralı tebligatın 06.07.2024 tarihinde "Adresten Ayrılmış (Yeni Adrese Sevk)" açıklamasıyla teslim edilmedi olarak durumunun güncellendiği ve 10.07.2024 tarihinde ise durumun yeniden güncellenerek teslim edildi şeklinde açıklandığını, bu tebligatların ise müvekkilinin işte olduğundan bahisle müvekkilin kardeşleri ... ve ...'e yapıldığını, oysa Yasanın 16 ve Yönetmeliğin 25. maddesinde bu durumlarda sadece aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat yapılabileceğinin düzenlendiğini, tebligat yapılırken bu iki koşulun dikkate alınmadığını, müvekkilinin konutta bulunup bulunmadığı yahut tebligatı alan kimseler ile aynı adreste yaşayıp yaşamadıklarının tespit edilmediğini, kişisel yakınlıkla alınan tebligatların geçerli olmadığını, müvekkilin uzun süre önce terk ettiği ve annesinin yaşadığı adrese usulsüz ve kötü niyetle yapılan tebligatın geçersizliği nedeniyle takibin kesinleştirilmeye çalışıldığını, bu usulsüzlüğe ilişkin olarak İstanbul 37. İcra Hukuk Mahkemesinin 2025/146 Esas sayılı dava dosyasında dava açıldığını, Aynı şekilde gerekçeli kararında müvekkilin uzun süre önce terk ettiği eski adresine çıkarılarak 24.01.2025 tarihinde TK'nın 21/2. maddesine göre muhtara yapıldığını, müvekkilinin ise bu tarihte Tuzla ilçesindeki adresinde ikamet ettiğinin MERNİS sisteminden anlaşılacağını, müvekkilinin MERNİS adresi ile tebligat çıkarılan adresin farklı olduğunu, dolayısıyla tebligatın üzerinde TK 21/2 şerhi olmasının mümkün olamayacağını, ancak yine de tebligatın, müvekkilin adreste bulunamadığından bahisle muhtara teslim edildiğini ve tebligatın hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, TK'nın 32. maddesine göre bu durumlarda müvekkilinin haberdar olduğu 28.02.2025 tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi, usulsüz tebligatlarla kesinleştirilen dava dosyasına ilişkin istinaf başvurusunun kabulü gerektiğini,Esas yönünden ise rekabet yasağından kaynaklanan davalarda görevin iş mahkemesine ait olduğunu, kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkilini dava dışı şirkette farklı bir faaliyet alanında çalıştığını, müvekkilinin davalı şirkette 26.09.2016 tarihinde güvenlik danışmanı olarak çalışmaya başladığını, iş akdinin 18.05.2022 tarihinde satış müdür yardımcısı olarak çalışmaktayken sona erdirildiğini, haksız feshe bağlı alacaklar için dava açma hakkının saklı tutulduğunu, rekabet yasağı sözleşmesinde işçinin ekonomik zarar görmesinin kaçınılmaz olması nedeniyle TTK'nın 445.maddesinde sınırlama getirildiğini, Yargıtay kararları ve uygulamada bu sınırlamanın işverenin bütün faaliyet alanıyla değil işçinin işletmede yaptığı somut göreviyle sınırlı olması gerektiğinin kabul edildiğini, müvekkilinin davacı şirkette çalıştığı son pozisyonun satış müdür yardımcısı olduğunu, dava dışı ... Teknoloji Anonim Şirketinde ki pozisyonun ise kanal satış müdürü olduğunu ve her iki görevin niteliği olarak farklı olduğunu, mahkemece bu hususun araştırılmadan karar verildiğini, TBK'nın 444 maddesinde düzenlenen tüm unsurların oluşmadığını, işçinin edindiği bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olmadığını, alınan bilirkişi raporunda da rekabet yasağa sözleşmesinin somut olarak ihlal edilip edilmediği hususunun belirsiz olduğunun tespit edildiğinden davacının iddiasını ispatlamadığının kabulü gerektiğini, mahkemece hatalı gerekçe ile cezai şart miktarında indirim yapılmadığını, oysa davalı tarafından dahi somut bir zararın varlığından bahsedilememiş ve zarar ispat edilmemişken mahkemece bu gerekçe ile indirim yapmamasının kabul edilemeyeceğini,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ek kararın kaldırılmasına, esas istinaf dilekçeleri doğrultusunda asıl kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, hizmet sözleşmesi son erdikten sonra rekabet yasağı şartına aykırı davranıldığı iddiasıyla ceza koşulu alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince yapılan istinaf başvurusunun süresinden sonra yapılması nedeniyle reddine ilişkin verilen 14.03.2025 tarihli ek karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, davalının müvekkili şirkette 26.09.2016 tarihli hizmet sözleşmesi kapsamında çalışmaya başladığını, taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine göre iş akdinin sona ermesinden sonra işçinin, belirli bir süre işveren ile aynı alanda çalışan bir şirkette çalışamayacağı, aksi halde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının 18.05.2022 tarihinde iş akdini sone erdirerek davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip şirketlerde çalışmaya başladığı belirtilerek, kısmi olarak 1.000 TL cezai şartın tahsili istenmiş, ıslahla talep 90.000 TL'sına tahsili istenmiştir.İlk derece mahkemesince davalıya tebligatlar yapılarak yargılama yapılmıştır. Ek kararın istinafının incelenmesi gerektiğinden öncelikle, dava sırasında yapılan tebligatlar ile gerekçeli kararın tebliğine ilişkin tebligatın yasaya uygun olup olmadığı ve davalının geçerli şekilde davadan haberdar edilerek hukuki dinlenilme hakkının sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.İlk derece mahkemesince ilk olarak dava dilekçesi ve ekleri ile ön inceleme duruşma gönü "Ayazağa Mahallesi 110. Sk. ... Sarıyer/İstanbul" adresine tebliğ edilmiştir. Davalı, bu adresin annesine ait olduğunu, uzun yıllar önce bu adresten ayrıldığını, adres bildirimimine ilişkin kayıtların incelenmesi halinde davalının güncel MERNİS adresinin "Aydınlı Mahallesi Canbaz Sk. - Sitesi - ... İç Kapı ... Tuzla/ İstanbul" olduğunun anlaşılacağını belirtmiştir.Mahkemece, dava dilekçesi, deliller ve tensip zaptının yer aldığı 4006544983867 barkod numaralı tebligatın davalının Sarıyer'deki adresine gönderildiği ve Tebligat Kanun'unun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan tebligat parçasının incelenmesinde, tebligatın TK'nın 21/1.maddeye göre yapıldığı, tebligatın 212. maddeye göre yapılmadığı anlaşılmıştır. Bilindiği gibi 7201 sayılı Kanun'un 1.maddesine göre mahkemeler, elektronik ortam da dâhil tüm tebligatlarını bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yaparlar. 7201 sayıl Kanun'un 21.maddesinde ise, "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (1)(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.(Ek: 19/3/2003-4829/5 md.) Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar." düzenlemesi bulunmaktadır. Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Bu değişikliğe göre muhataba çıkarılan ilk tebligat, bilinen veya gösterilen adresine yapılacaktır. Buna göre, ilk defa bildirilen adresin muhatabın (davalının) adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adres olması arasında fark yoktur. Her iki adres de Tebligat Kanunu'nun 10/1. maddesi kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16/2. maddesi de nazara alınarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılacaktır.Tebligatın, muhatabın bilinen adresinde yapılabileceğine ilişkin yasa hükmü ve dava dilekçesinde bildirilen ve bilinen adres olarak kabul edilmesi gereken Sarıyer ilçesindeki adrese gönderilen tebligat parçası Tebligat Kanun'unun 21/2.maddesine göre değil, 21/1.maddesine göre tebliğ edilmiştir. Anılan tebligat parçasının incelenmesinde, davalının evde olmaması nedeniyle tebligat memurunun davalının komşusu ...'ten nerede olduğunu sorduğu, davalının işe gittiğine ilişkin komşu cevabının 26.02.2024 tarihinde mazbataya yazıldığı ve belgenin muhtara bırakıldığı anlaşılmıştır. Bu adrese yapılan tebligattan sonra aynı adrese gönderilen bilirkişi raporu 10.07.2024 tarihinde aynı adreste davalı ile bir çatı altında yaşayan kardeşi ... imzasına; ıslah dilekçesi ise aynı adreste kardeşi ...'e tebliğ edilmiştir. İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı da Sarıyer ilçesindeki adresine, TK'nın 21/1.maddesine uygun şekilde komşu ...'ten sorularak işte olduğuna ilişkin cevap üzerine, komşunun imzadan imtina ettiğininde belirtilerek tutanaktaki kaşeye yazılması ve muhtara bırakılması ile tebligat yapıldığı anlaşılmıştır. Uyap ortamında yapılan incelemede davalının Mernis kayıtlarındaki yerleşim yerinin ise tebligatın yapıldığı "Ayazağa Mahallesi 110. Sk. ... Sarıyer/İstanbul" adresi olmayıp, Mernis adresinin 03.08.2022 tarihi itibariyle "Reşitpaşa Mahallesi Mareşal Caddesi ... Sarıyer/İstanbul", 04.06.2024 tarihi itibariyle ise "Aydınlı Mah. Canbaz Sk. - Sitesi - ... İç Kapı ... Tuzla/ İstanbul" olduğu belirlenmiş ve buna ilişkin rapor Uyap ortamında alınarak dosyasına konulmuştur. Yukarıda belirtildiği üzere, davalı vekilinin açıklamalarının aksine, dava dilekçesi davacılıya TK'nnı 21/2.maddesine göre değil, 21/1.maddesine göre bilinen adresinde tebliğ edilmiştir. Tebligat mazbatasına ise yasada belirtilen şekilde davalının evde bulunmaması sebebi komşusuna sorularak öğrenilmiş ve tebligat TK'nın 21/1.maddesine uygun şekilde yapılmıştır. Daha sonra yapılan bilirkişi raporunun ve ıslah dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat mazbataları da TK'nın 21/1. maddesine göre, aynı konutta birlikte ikamet eden kardeşlerine yapılmıştır. Tebligat alan kişilerin ehliyetsizliği veya TK'nın 22. maddesine göre tebligatı alamayacakları savunularak ispat edilmemiştir. Bu durumda yargılama sırasında yapılan her üç tebligatın da TK'nın 21/1.maddesine uygun şekilde tebliğ edildiği, mahkemece bu durumda TK'nın 21/2. maddesine göre Mernis adresinin araştırılarak bu adrese TK'nın 21/2. maddesine göre tebligat yapılmasına gerek bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Gerekçeli karar tebligatı da davalının Sarıyer ilçesindeki adresine TK'nın 21/1. maddesine uygun şekilde komşunun beyanı alınarak tebliğ edilmiş olduğundan, gerekçeli kararın tebliğ edildiği 24.91.2025 tarihinden itibaren iki hafta süre geçmekle karar kesinleşmiştir. Kararın 11.02.2025 tarihinde kesinleşmesi üzerine, davalı vekilinin süresinden sonra 11.03.2025 tarihinde istinaf başvurusunda bulunması, süresinden sonra yapılmış bir istinaf başvurusu niteliğinde olduğundan, ilk derece mahkemesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin 14.03.2025 tarihli ek kararı yerindedir. Bu nedenle, davalı vekilinin 14.03.2015 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, bu nedenle hükme ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, ilk derece mahkemesinin istinaf başvurusunun süre yönünden reddine dair verdiği 14.03.2025 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 13.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.