İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/432 E. 2025/850 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/432
- Karar No
- 2025/850
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/432 Esas KARAR NO :2025/850
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:18/03/2019 KARAR TARİHİ:01/12/2025
Dava dosyasının 18/03/2019 tarihinde .... İş Mahkemesi'nin 2019/... Esas sırasına kaydedildiği, .... İş Mahkemesi'nin; 06/06/2024 tarih, 2019/... E. Ve... K. Sayılı gerekçeli kararı ile dosyanın Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmek üzere görevsizlik kararı verildiği, dosyanın Mahkememizin... Esas sırasına kaydedildiği, Mahkememizin; 01/10/2024 tarih, .... Sayılı gerekçeli kararı ile davanın 6100 sayılı yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2. maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine ve yargı yeri belirlenmesi amacıyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, İstanbul BAM. 37. Hukuk Dairesi'nin; 14/05/2025 tarih, 2024/2962 E. ve 2025/1376 K. Sayılı karar ilamı ile Mahkememizin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verildiği anlaşıldığı, dosyanın yeniden mahkememize tevzi edilerek 2025/432 E. Sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin ana konusunun; ... vb. Görsel içerik paylaşım platformlarında içerik veya kanal yönetimi ve pazarlanması, yayın hakları dağıtımı, korunması, yönetimi ve satışı ile bu mecralar için içerik üretenler için yetenek ve saygınlık yönetimi faaliyetlerinde bulunduğunu, davalının 15/08/2016 tarihinde müvekkili şirket bünyesinde çalışmaya başladığını, davalının müvekkilinin ticari sır niteliğinde bilgileri barındıran içerik denetim sistemine erişiminin bulunduğunu, bu nedenle aralarında imzalanan iş sözleşmesinde gizlilik hükümlerinin bulunduğunu, davalının müvekkiline rakip olan ... Pazarlama'da çalıştığının öğrenildiğini ve haklı sebeple sözleşmenin feshedildiğini, ardından ...Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde davalı hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 239. maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturma dosyası kapsamında yapılan incelemelerde belgelerin ...'nun kurucu ortaklarından müvekkilinin eski çalışanı ... ile paylaşıldığının anlaşıldığını, daha sonra haklı fesih nedeniyle müvekkilince davalı aleyhine cezai şartın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibin başlatıldığını ancak davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı Vekilinin Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin iş sözleşmesini ihlal etmediğini, müvekkilinin 2018 Haziran ayında davacı şirketten istifa etme kararı aldığını ve 20/06/2018 tarihinde istifasını davacıya ilettiğini, daha sonra davacının müvekkiline istifasını kabul ettiklerini ve ihbar süresinin başladığını bildirdiğini, davacının müvekkilinden ihbar süresi sonunda yerine gelecek kişiyi eğitmesi talebinde bulunduğunu ve müvekkilinin kabul ettiğini, müvekkilinin istifasından sonra ...'da 01/08/2018 tarihinde çalışmaya başladığını, bununla birlikte davacı yetkililerinin davacının eski çalışanı olan ... ile müvekkilinin ...'da çalıştığını öğrendiğinden müvekkiline cephe aldıklarını, 02/10/2018 tarihinde ...'ya polis baskını gerçekleştirildiğini ve müvekkilinin bilgisayarının ve telefonuna incelenmek üzere el konulduğunu, müvekkilinin suç duyurusundan bu suretle haberdar olduğunu ve çıkış işlemlerinin gerçekleştirilmediğini anladığını, bu nedenle müvekkilinin 16/10/2018 tarihinde çıkış işlemlerinin yapılması amacıyla davacıya ihtarname gönderdiğini ancak 19/10/2018 tarihinde müvekkiline iki adet 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi uyarınca sözleşmenin feshine ilişkin ihtarname gönderildiğini ve ihtarnamede müvekkilinin istifa talebinde bulunmadığı iddiasının yazılı bulunduğunu, bu iddianın gerçek olmadığını, davacının müvekkilinin dava tarihinde ...'da çalıştığını iddia etse de bu iddianın gerçek olmadığını, diğer yandan müvekkilinin istifa etmeden önce büro memuru olarak çalıştığını ancak davacının müvekkiline haber vermeden müvekkilinin müdür pozisyonuna aldığını ve müvekkilinin ticari sırlara vakıfmış gibi göstermeye çalıştığını iddia ederek; davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir. .... İcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı İcra Dosyasının İncelemesinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine 50.000,00-USD asıl alacak (cezai şart) ve 10.000,00-USD cezai tazminat alacağı olmak üzere toplam 60.000,00-USD borcun ödenmesi amacıyla 25/10/2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 30/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 26/10/2018 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. .... İş Mahkemesi'nin 08/09/2020 Tarihli Duruşmasında Tanık ...'un (TCKN: ...) Dinlenildiği, Tanığın Beyanında; "Davalı aleyhine açmış olduğum herhangi bir davam yoktur. Beş yıldır davacı bünyesinde çalışıyorum. Davalı ile iki yıl kadar birlikte çalıştık. Video içeriklerinin lisanslamasını yapardı. Ücreti banka aracılığı ile ödenir. Elden ödeme yoktur. ...'nin resmi iş ortağı olarak çalışan bir dijital ajanstır. Dava dışı ... firması da bir dijital ajanstır. Davalının çalıştığı birim seçilen personel anlamında farklı bir niteliğe sahiptir. Bir çok gizli bilgi bu birim personeli ile paylaşılır. Yan masamda çalışan yabancı uyruklu bir kişi davalıdan mail geldiğini söyledi ve baktığımda altında ...'nun imzasını gördüm. Ben iş arkadaşıma bu durumu patronumuza açıklamamız gerektiğini çünkü davalının halen bizim bünyemizde çalıştığını söyledim. Eski çalışanlarımızdan biri beni arayarak halen çalışan bir youtuberın bilgilerini istedi. Bu durumu da patronumla paylaştım. Patronumuz ... hanımın izniyle bu bilgileri paylaştım. Ayrılmadan önce de kendisini yerine yetiştireceği kişinin eğitim sürecinde bizim şirketimize ait bir bilgisayar ile dışarıya işler yürüttüğünü de gördüm. Ayrılacağında da ...'ya geçeceğini bildirmemişti. Davalının yine şirkete ilişkin sır niteliğindeki belgeleri ...'ya mail olarak gönderdiğini de ofis içerisindeki konuşmalardan duydum." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. .... İş Mahkemesi'nin 08/09/2020 Tarihli Duruşmasında Tanık ... ... (TCKN: ...) Dinlenildiği, Tanığın Beyanında; "Davalı aleyhine açmış olduğum herhangi bir davam yoktur. 2015 yılından itibaren finans sorumlusu olarak davacı bünyesinde çalışıyorum. Davalı video içeriklerinin lisanslamasını yapardı. Ücreti banka aracılığı ile ödenir. Elden ödeme yoktur. Şirket içerisindeki konuşmalardan duyduğum kadarı ile kendisi rakip bir firma olan ... firmasına bir takım sözleşmelilerimizi ve teklif dosyalarımızı göndermiş. Bunu sonradan şirkette savcılık sürecinde yapılan denetimde öğrendim. Bu süreçte halen davacı bünyesinde çalışmaya devam ediyordu. Davalının işten ayrılmaya yönelik bir beyanını duymadım." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. .... İş Mahkemesi'nin 10/06/2021 Tarihli Duruşmasında Tanık ...'in (TCKN: ...) Dinlenildiği, Tanığın Beyanında; "Ben 2015-2017 yılları arası sosyal medya ile ilgi bölümde çalışırdım. ... kanal yönetimi yapardık. Davalı da aynı işi yapardı. Bana sorulan ... isimli şirketin ismini duymadım. O dönem birlikte çalışıyorduk. Davalı istifa etmişti. Çıkmadan 1-2 ay önce çıkacağını söylemişti. ...'de yerine adam bulana kadar bizi idare et dedi. Bulduğun zaman çıkarsın dedi. Serdar da yerine adam bıraktı. Dava süreci başlamadan önce yerine biri başladı. Davacı artık iş yerinde çalışmıyordu. Ancak yerine birini yetiştirmek için 1 saat geliyordu. ... pazarlamanın görev alanın bilemiyorum. Yeni açılmış şirket olduğu için hakkında bilgim yoktur. ... ile ilgili sır niteliği taşıyacak bilgi ve belgeleri muhasebe departmanı ve ... bilirdi. Davalının görev tanımında bu nitelikteki belgelere ulaşılabilir bir faaliyet yoktu." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. .... İş Mahkemesi Dosyası Kapsamında Nitelikli Hesaplama Uzmanı Bilirkişisi Tarafından Hazırlanan 08/10/2021 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "50.000,00-USD cezai şart alacağının takip tarihi döviz kuruna göre (25/10/2018) TL karşılığının 284.920,00-TL olduğu, 10.000,00-USD cezai tazminat alacağının takip tarihi döviz kuruna göre TL karşılığının 56.984,00-TL olduğu, icra inkar tazminatı/kötüniyet tazminatının 68.380,80-TL olduğu, toplam alacağın 341.904,00-TL olduğu" görüş ve kanaatine varılmıştır. .... İş Mahkemesi Dosyası Kapsamında Mali Müşavir ve Elektrik Mühendisi Bilirkişilerden Oluşan Bilirkişi Heyeti Tarafından Hazırlanan 27/03/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Davacı işyerinde davalının 4110.03 meslek kodu ile Teknik Büro Elemanı olarak 2018/08 dönemine kadar çalıştığı, 2018 /09 ve 2018/10 döneminde ise meslek kodu 1349.11 (gelir uzmanı) beyan edilmiş ise de personel ve işveren onayı hakkında bilgi sunulmadığı, işten çıkışının 08.10.201olarak gerçekleştiği, SSK beyanlarında mevcut olduğu , davalının aynı zamanda 01.08.2018 tarihinde 1221,05 iş kodu (Usta Öğretici) olarak ... işveren numaralı işyerinde çalışmaya başladığı, 01.08.2018 tarihi ile 08.10.2018 tarihleri arasında her iki işyerinde SSK'lı olarak gösterildiği, davalı, davacı işyerinin eski teknik elemanı olması münasebeti ile kendi cep telefonu ve bilgisayar incelemesinde eski işyeri olan davacıya ait bilgiler bulunduğu ve iş bu bilgileri habersiz-izinsiz olarak paylaştığı e-mail yazışmalarından anlaşıldığı, iş bu eylem her iki firma ile olan ticari münasebette haksız rekabete sebebiyet verdiğinden dolayı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na Muhalefetten dolayı ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...ile cezai karar ile neticelendiği, taraflar arasında yapılan hizmet sözleşmesinin 15.02. maddesinde 50.000,00-USD cezai şart ve 15.03 maddesinde 10.000,00-USD cezai tazminat belirtildiğinden dosyada mevcut bilirkişi ...tarafından düzenlenen raporda takip tarihi itibariyle TL kurundan hesaplama yapıldığı, heyetimizce cezai şart ve cezai tazminat tutarlarında hakkaniyet-ölçülülük ve denge unsurları da göz önünde bulundurularak; düzenlenen sözleşmede tek taraflı olarak tutar dengesi gözetilerek yüksek tutarlı yabancı para biriminden cezai tutar belirlendiğinden dolayı cezai tutarın çalışan personelin gelir ve ücret durumu gözetilerek yeniden belirlenmesi hususu önemsenmiş ve seçenekli şekilde alternatifli hesaplama kanaati oluşmuştur. Sözleşmede yazılı mevcut tutarlar halinde takibin devamı (Bilirkişi Hesaplaması tablosu), heyetimizce kabul edilen ve ... Ceza Mahkemesi'nin kararında öngördüğü 300 günlük ödeme kıstası, mevcut personelin son ücret tutarı ile hesaplanması ile 20.595,00-TL'nin takip tarihi itibariyle ödenmesi, mahkemenin tutarlar üzerindeki indirim takdiri, davalı tarafından yapılan eylemde işveren sadakati istismarı, haksız ve habersiz bilgi kullanımı sebebiyle; haksız kazanç ile ilgili tespitler somut belgelerle sunulamadığından hasar-ziyan-zarar tutarının hesaplanamadığı, kötü niyet tazminatı oran ve tutarının mahkeme takdirinde olduğu" görüş ve kanaatine varılmıştır. DELİLLER: -.... İş Mahkemesi'nin 2019/... Esas sayılı dosyası -.... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası -.... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/... Esas sayılı dosyası -.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası -...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/... sayılı soruşturma dosyası -Davacı vekili tarafından sunulan; 25/10/2016, 15/08/2016 tarihli davalıya ait işe giriş bildirgesi sureti, davalı ile davacı arasında imzalanan 15/08/2016 tarihli Hizmet Sözleşmesi sureti -Davalı vekili tarafından sunulan; ... yevmiye numaralı ve 16/10/2018 tarihli ihtarname sureti, ... yevmiye numaralı ve 08/10/2018 tarihli ihtarname sureti, ... yevmiye numaralı ve 18/10/2018 tarihli ihtarname sureti, 20/05/2019 tarihli işe giriş bildirgesi sureti, davalı ile davacı arasındaki mail vesair yazışmalar -... Sosyal Güvenlik Merkezi'nden gelen ...'ın hizmet döküm cetveli ve işyeri çalışma listesini içerir müzekkere cevabı -...Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden gelen ... Pazarlama A.Ş'nin ticaret sicil kayıtlarını içerir müzekkere cevabı -Bilirkişi raporları -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Arabuluculuk son tutanağı -Tanık beyanları -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, hizmet sözleşmesi kapsamında imzalanan rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmesi kapsamında cezai şart alacağı için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı işveren davalı işçi sıfatında olup taraflar arasında 15/08/2016 tarihli hizmet ve gizlilik sözleşmesi imza edilmiş bulunmaktadır. Davacı, davalının rekabet yasağına aykırı şekilde, işletme konusu aynı olan ... (...) adlı şirkette çalışmaya başladığını, aynı zamanda müvekkil şirketinin sözleşme, mail, müşteri bilgilerine dair içeriklerin dava dışı iş yerindeki ... ile paylaşıldığını beyanla sözleşmenin 15.2 ve 15.3 maddelerinde düzenlenen iki ayrı kalemden oluşan cezai şart miktarını takibe konu etmiştir. Davalı yan ise davacı şirkette çalıştığı pozisyonu itibariyle gizli olduğu belirtilen bilgilere vakıf olmasının mümkün olmadığını, ... ile davacı şirketin geçmişte ortak çalışması bulunup bu ortak çalışma kapsamında bilgilerin gönderildiğini, ...'da çalışmaya başlamadan önce istifa etmesine rağmen talebinin işleme alınmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Taraflar arasındaki Gizlilik Sözleşmesinin 5.1. maddesi gizli kalması gereken bilgilerin açıklanması ve işveren şirketin katlanacağı zararın tazmini halini işçi aleyhine 10.000,00 Euro tazminat olarak düzenlemiştir. Taraflar arasındaki Hizmet Sözleşmesinin Gizlilik ve Rekabet Yasağı başlıklı, 15.1. maddesi; görev esnasında edinilen bilgilerin açıklanamayacağını, iş akdinin sona ermesi halinde araç gereçlerin teslim edileceğini, 15.2 maddesi; işçinin işten ayrıldıktan sonra bir yıl süreyle aynı dijital iş kolunda İstanbul ili sınırlarında başkası veya kendisi adına çalışılamayacağını, gizlilik sözleşmesinde bildirilen gizli bilgilerin açıklanamayacağını, aksi halde işçinin 50.000,00 USD cezai şart ödeyeceğini, 15.3 maddesi; Taraflardan birinin sözlemedeki diğer yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde diğer tarafa 10.000,00 USD ödemek zorunda kalacağını, Uyuşmazlık ve sözleşmedeki diğer yükümlülükler yönünden gündeme gelebilecek 9. maddesi; İşçinin tüm mesaisini işverene vereceği, başka işverene çalışamayacağını düzenlemektedir. Davacının başlattığı ilamsız takip dayanağı sözleşmenin 15.2 ve 15.3 maddelerine izafe edilmiştir. İtirazın iptali davalarında takiple dava mündemiç olduğundan bu maddeler kıstas alınarak değerlendirme yapılacaktır. Türk Borçlar Kanunu’nun 444/1. maddesi; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için ilk olarak işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve iş sözleşmesinin kurulması sırasında, iş ilişkisi devam ederken veya sözleşmenin sona ermesinden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün yazılı olarak iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması gerekmektedir. Fiil ehliyetine sahip işçi tarafından yazılı olarak yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için iki temel şartın daha birlikte yer alması zorunludur. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin ilk şartı, işverenin bu sözleşme nedeniyle korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmasıdır. Zira rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçilmesidir. Bu husus TBK’nın 444/2. maddesinde “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için iş ilişkisinin işçiye, “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânını sağlamasının yanında, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olması aranmaktadır. Ancak rekabet yasağı ihlâlinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığı yeterli olmaktadır. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin bir diğer şartı ise işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemiş olmasıdır. Zira sınırsız ve ucu açık bir rekabet yasağının, işçinin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıracağı ve işçinin geçim kaynağı olan emeğini istihdam piyasasına sunamaması sonucunu doğuracağı açıktır. TBK’nın 445/1 maddesi “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğinin ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye girmesini önleyecek şekilde süre, yer ve konu (işin türü) bakımından uygun sınırlar içinde kararlaştırılmış olması gerekir; aksi takdirde rekabet yasağı sözleşmesi geçersizdir. Bunun yanında TBK 447/2 maddesi uyarınca açıkça haklı sebep olmaksızın yapılan fesihlerde yasağın sona ereceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla rekabet yasağının devam etmesi için iş akdinin işveren tarafından haksız şekilde feshedilmemesi gerekir. Diğer bir deyişle haksız şekilde işini kaybeden işçinin, bunun üstüne rekabet yasağı ile bağlı kalması hakkaniyetli olmayacağından bu şekilde gerçekleşen fesihlerde rekabet yasağı sözleşmesinin sona erdiğinin kabulü gerekir. Somut olayda taraflar arasında belirsiz süreli hizmet sözleşmesi bulunmaktadır. Taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi hizmet sözleşmesi içerisinde imza edilmiştir. Rekabet yasağı fesih itibaren bir yıl süreyle, davacının iş kolunda ve İstanbul ili ile sınırlı olmak üzere imzalanmıştır. Davalı, fiil ehliyetini haizdir. Davalı iş akdinin feshinden sonra bir yıllık süre içinde İstanbul'daki aynı iş kolunda faaliyet gösteren yeni bir işyerinde işine başlamıştır. Yazılı şekil şartını taşıyan rekabet yasağı sözleşmesi bu haliyle geçerlilik şartlarını haizdir. Davalı, davacı şirkette yazılımcı olarak çalışmış, işinden istifa suretiyle ayrılmış, bir takım müşteri bilgilerini içeren ticari sırların, kendisine emanet edilen bilgilerin, dava dışı ... ile paylaşıldığı davacı tarafından tespit edilmiş ve davalı hakkında haksız rekabet hükümlerine aykırılıktan verilen mahkumiyet kararı istinaftan geçerek kesinleşmiştir. Ceza Mahkemesi kararı maddi vakıa itibariyle Mahkememizi bağlamaktadır. Dolayısıyla davalının vakıf olduğu bilgileri paylaştığı, pozisyonu itibariyle bu bilgilere vakıf olabilecek konumda olduğu anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi raporu ve davalının da kabulünde olduğu üzere her iki işverenlik aynı iş kolunda hizmet vermektedir. Dolayısıyla davalının rekabet yasağına aykırı hareket ettiği ve ayrıca gizli bilgileri paylaşarak gizlilik taahhüdüne de aykırı davrandığı anlaşılmıştır. Bu aşamadan sonra davacının talep edebileceği cezai şart miktarının tespiti gerekmektedir. Yukarıda anıldığı gibi davacının gizlilik sözleşmesinin 5.1 maddesinde düzenlenen 10.000,00 Euro'luk cezai şart talebi bulanmamaktadır. İlamsız takip Dolar cinsinden açılmış ve alacağa konu edilen cezai şart bedeli sözleşmenin 15.2 ve 15.3 maddelerine hasredilmiştir. Hizmet sözleşmesinin 15.2 maddesi genel olarak sözleşmeden kaynaklı yükümlülük ihlalidir. Davacının gizlilik ve rekabet yasağı haricinde ileri sürdüğü tek ihlal davalının iki ayrı işverenliğe aynı anda edim sunmasıdır. Davalının hizmet döküm cetveline göre her iki işverenlikte kesişen birkaç günlük süreler bulunmaktadır. Ancak davalı, istifa ettiğini buna rağmen istifasının davacı işveren tarafından işleme alınmadığını savunmaktadır. İstifa şekil şartına bağlı değildir ancak kim tarafından ve ne şartlarda gerçekleştiğini ispat yükü davacı işveren üzerindedir. Davacı bu noktada devamsızlık kayıtlarını sunsa da davalı savunmasının aksini ortaya koymadığından, SGK bildirimleri işveren sorumluluğunda olduğundan davalının istifa beyanına üstünlük tanınmıştır. Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin 15.3 maddesine dayalı olarak cezai şart talep edilemeyeceği anlaşılmakla bu yöndeki 10.000,00 USD'lık alacağa itirazın iptaline dair talep esastan reddedilmitir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 15.2 maddesi hem rekabet yasağına hem gizlilik ihlaline dayalı olarak, karşılığı tek bir miktarla belirlenen cezai şarta konu edilmiştir. Dolayısıyla tek bir madde ihlali ile bildirilen cezai şartın fahiş olup olmadığı ve her iki kusurlu eylem ağırlığı gözetilerek tenkisi gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir. Davacının maaşı, pozisyonu, kusurunun ağırlığı, her iki kalem için toplam 50.000,00 USD'lık cezai şart miktarı gözetildiğinde, işçi konumundaki davalı için fahiş olduğu, ekonomik olarak davalıyı zora sokacağı, özellikle rekabet yasağı yönünden çalışma özgürlüğüne engel olacak şekilde sonuç doğurmaması gerektiğinden tenkisi ile takdiren %85 oranında indirim yapılarak 7.500,00 USD'a hükmedilmiş, bu yönden itiraz kısmen iptal edilmiştir. Davacının talebine konu ettiği 50.000,00 USD'lık cezai şart kısmen 7.500,00 USD olarak kabul edilmiş ise de cezai şarttan indirim yapıldığından bu yönden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş, esastan reddedilen 10.000,00 USD'lık talep için davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmiştir. Miktarların TL karşılığı dava tarihindeki kur esas alınarak (18/03/2019 Dava Tarihinde Merkez Bankası Efektif Satış Kuru: 1,00-USD = 5.4725-TL karşılığı 41.043,75 TL dava değeri üzerinden) tespit edilmiştir. Davacının belirlenen alacağının varlığı ve miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği, alacak tutarının likit olmadığı, takdiri indirim yapıldığı, takibin açıkça kötüniyetli ikame edildiğine dair tespit bulunmadığı anlaşılmakla tarafların yasal şartları oluşmayan tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın Kısmen Kabulü ile; .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibin 7.500,00-USD asıl alacak üzerinden, Dolar asıl alacağa, takipte talep edilen faiz oranını aşmamak kaydıyla, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının Dolar olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı uygulanmak suretiyle devamına, -Fazlaya ilişkin isteminin takipteki 50.000,00-USD'lik asıl alacak talebi yönünden ceza şart indirimi nedeniyle Reddine, 10.000,00-USD'lik asıl alacak talebi yönünden ise esastan Reddine, 2-Alacak likit olmadığından davacının icra inkâr tazminatı isteminin reddine, 3-Davalının yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin Reddine, 4-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 2.803,70-TL karar ve ilam harcının 5.936,71-TL peşin harçtan düşümü ile artan 3.133,01-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya geri verilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan toplam 103,70-TL başvuru harcı ve toplam 5.936,71-TL peşin harç olmak üzere toplam 6.040,41-TL harçtan, davacıya geri verilmesine karar verilen 3.133,01-TL harcın düşümü ile kalan 2.907,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 41.043,75-TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık AAÜT'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL (red miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan toplam 5.989,40-TL yargılama giderinden (%12,5 kabul miktarı oranlanarak) 748,68-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 5.240,72-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yapılan toplam 264,80-TL yargılama giderinden (kabul-ret miktarı oranlanarak) 231,70TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan 33,10-TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 10-6325 sayılı kanunun 18/A-13. maddesi uyarınca hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 720,00-TL'nin (kabul-ret miktarı oranlanarak) 90,00-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 630,00-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, 11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. 01/12/2025
Katip ... Hakim ... e-imza e-imza