İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/437 E. 2024/313 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/437
Karar No
2024/313
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/437 Esas - 2024/313 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/437 Esas KARAR NO : 2024/313

DAVA : Marka (Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü - Marka Hakkının İhlali) DAVA TARİHİ : 28/09/2023 KARAR TARİHİ : 05/07/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü - Marka Hakkının İhlali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 28/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı şahsın ... sayılı “... ...” ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itirazın ... ...’nın ... sayılı kararı ile reddedildiğini, müvekkilinin “...” ibareli markalarının SMK 6/4 ve 6/5 maddeleri kapsamında tanınmış marka olduğunu, ... nezdinde ... sayılı “...” ibareli tanınmış markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, dava konusu markanın ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğunu, müvekkilinin tanınmış markası ile dava konusu markanın birebir aynı olduğunu, bu durumun tüketici nezdinde karışıklığa yol açacağını, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin Türkçe “... içeceği” anlamına geldiğini, ibarenin 32. Sınıfta tescili istenen malların cinsini, vasfını belirten ve tali unsur konumunda bir ibare olduğunu, müvekkilinin tanınmış markasının tüketici nezdinde daha çok spor malzemeleri üreten bir marka olarak bilindiğini, tüketicinin “...” ibareli ... içeceği gördüğünde müvekkilinin spor öncesi/sonrası tüketilmek üzere ... içeceği üretmeye başladığını düşünmesinin muhtemel olduğunu, böyle bir durumda müvekkilinin tanınmış markasının zarar göreceğini, dava konusu marka ile müvekkili markaları arasında iltibas riski oluştuğundan ve müvekkilinin seri markası algısı yaratacağından haksız rekabet hükümlerinin ihlaline sebep olacağını, davalının kötü niyetli olduğunu, haksız kazanç elde etme gayreti taşıdığını beyanla; ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline, davalıya ait ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı tarafın markayı kullanmaktan men edilmesine, piyasadaki ve 3. şahıs elinde olan dava konusu markayı taşıyan ürünlerin toplatılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili 20/10/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı markasının kapsamında kalan “... içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” emtialarının davacının itiraza mesnet markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerle benzerlik taşımadığını, “...” ibaresinin günlük dilde kullanılan ve ayırt edicilik vasfı görece düşük bir ibare olduğunu, somut olayda SMK 6/4 şartlarının uygulanma şartları eksiksiz olarak mevcut olmadığından madde hükmünün uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, davacı markalarının 32. sınıfta tescili talep edilen mallar bakımından tanınmış marka olarak değerlendirilemeyeceğini, SMK 6/6 maddesinde sayılan hakların ihlal edildiği yönünde bir kanaat oluşturabilecek nitelikte herhangi bir bilgi ve belge sunulamadığını, davacı tarafından kötü niyete dayalı iddialarını ispatlayacak somut delil sunulamadığını, Kurum tarafından yapılan iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili 29/11/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının tanınmış marka sahibi olmasının davaya etkisi bulunmadığını, davacının tanınmışlığına ilişkin yeterli ve somut delil sunmadığını, müvekkili markasının 32. Sınıfta tescilinin talep edildiğini, davacının tanınmışlık iddiasının “...” sektörüne yönelik olduğunu, markalar arasında mal ve hizmet sınıfına ilişkin olarak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, “...” ibaresinin bir hayvan grubunu temsilen kullanılan zayıf nitelikli bir ibare olduğunu, ... içecekleri sınıfı için “...” ve “...” ibarelerinin hayvan ile sembolize edildiğini, ....'nde ... içeceklerinin sporcu içeceği olmadığının belirlendiğini, ürünlerin üzerine “sporcu içeceği değildir” yazılarak tüketici zihninde yanılgı olmasının engellenmesinin amaçlandığını, davacının tüketici kitlesi olan spor yapan tüketiciler ile müvekkilinin tüketici kitlesi olan ... içeceği tüketicilerinin kesişme durumunun söz konusu olmadığını, kesişme olsa dahi tüketicinin bu bilinç ile hareket ettiğini, davacının kötü niyet iddiasının soyut olduğunu, müvekkilinin bahse konu markalarını 2018’den günümüze kadar kullandığını, haksız kazanç elde etme gayesi bulunmadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... kararının iptali, 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü ve 6769 sayılı SMK m.29 ile m.149 hükümlerine göre açılan; Marka Hakkının İhlali iddiasından kaynaklı hukuki korunma istemlerine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği, davalı şahsın ... sayılı markayı kullanmaktan men edilmesinin gerekip gerekmediği, piyasadaki ve 3.şahıs elinde olduğu iddia edilen dava konusu markayı taşıdığı belirtilen ürünlerin toplatılmasının gerekip gerekmediği, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ edilmiş, sundukları deliller alınmış, marka işlem dosyası celp edilmiş, marka tescil belgeleri getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, ve 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şahsın 03.10.2021 tarihinde "... ..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca SMK m.5/1-(f) bendi gereğince kısmen reddedildiği, kalan mallar bakımından 12.01.2022 tarih ve 388 sayılı Bülten’de başvurunun ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 09.02.2022 tarihinde ...., ... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/4, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 25.11.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şahsın 02.01.2023 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 04.09.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka 07.02.2024 tarihinde tescil edilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davacının gerekçe olarak gösterdiği ... sayılı marka, geçersiz durumda olduğundan ve sahibi farklı olduğundan değerlendirme dışı bırakılmıştır. Dava konusu marka başvurusu, 32. Sınıf: ... içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” emtiası bakımından tescil edilmek istenmektedir. Davacıya ait markalar ise 03, 08, 09, 10, 14, 18, 20, 21, 25, 26, 28, 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescillidir. Dava konusu başvuru ile davacı markaları, aynı veya aynı tür mal veya hizmetleri kapsamamaktadır. Dava konusu marka kapsamında yer alan ürünler, birer içecek çeşididir. Davacı markalarında ise, genel olarak ..., giyim ürünleri ve aksesuarları, kuyumculuk ürünleri, video oyunları ve aksesuarları gibi içecek ve/veya gıda sektörü ile ilgisi olmayan ürünler bulunmaktadır. Davacı markalarında herhangi bir gıda ürünü veya içecek sektörüne ilişkin hammadde sayılabilecek herhangi bir ürün bulunmamaktadır. Davacı ve davalı markaları kapsamında yer alan emtialar, aynı mağazalarda birlikte satışa sunulan emtialar olmadığı gibi, ilgili tüketicisi birbirinden farklıdır. Taraf markaları kapsamındaki emtialar, kullanım amacı ve doğası farklı, rekabet halinde olmayan mal ve hizmetler olup, aynı işletme tarafından üretilmesi beklenen, birlikte satışa sunulan, tüketicinin birlikte aldığı mallar değildir. Bilirkişi raporunda yer verilen tabloda listelenen emtialar arasında benzerlik veya ayniyet bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvuruya konu emtiaların tümü yönünden emtiaların aynı ya da benzer olması şartının sağlanamadığı kanaatine varılmıştır. Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan emtialar ile davacı markaları kapsamında yer alan emtialar arasında benzerlik bulunmadığından, işaret karşılaştırmasına gerek olmaksızın, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/4 hükmüne göre; ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. SMK m.6/4 hükmü bağlamında tanınmış marka koruması için; toplumun her kesimince bilinme gerekli olmayıp, toplumun ilgili kesimindeki bilinilirlik düzeyi dikkate alınacaktır. Toplumun ilgili kesimi; markanın tanındığı iddia edilen ve kaynak ülkede markanın tescilli olduğu ve kullanıldığı sektörü ifade eder. (....) Bir markanın ... Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, bu markanın Türkiye'de tanınmış olmasının ya da kullanılmasının gerekip gerekmediği hususu bakımından; .....Hukuk Dairesi'nin 13.02.2019 tarih .... sayılı kararında belirtildiği üzere, Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, itiraza konu marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir. (....) SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için; A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi, B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi, C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir. Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir. Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır. Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir. Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır. Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı taraf yayıma itiraz aşamasında, itiraz dilekçesi içeriğinde, tanınmışlığa dair bir kısım ... ve ... kararlarına, sponsorluğa ilişkin haberlere ve görsellere, itirazları üzerine reddedilen markaların listesine yer vermiştir. Davacı taraf, dava aşamasında delil dilekçesi ekinde aşağıdaki belgeleri dosyaya ibraz etmiştir: • Marka tescil ve yenileme belgeleri, • .... Bölge Adliye Mahkemesi ..... sayılı ilamı • Davacı şirketin itirazları üzerine reddedilen markaların listesi Davacı şirket, ... nezdinde yaptığı itiraz aşamasında ve dava aşamasında, “...” markasının tanınmış marka olarak sicile kayıtlı olduğunu ifade etmiş olup, bu kapsamda yapılan araştırmada, “...” ibaresi için ... sayı ile tanınmış marka olarak tescilli olduğu tespit edilmiştir. Davacının dosyaya sunduğu 2021 tarihli istinaf kararı ve ... kararları ve içinde sektörden uzmanın da bulunduğu bilirkişi heyetinin bilgi ve tecrübeleri ile 6100 sayılı HMK m.187/2 hükmü uyarınca herkesçe bilinen vakıaların çekişmeli sayılamayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı yana ait “...” ibareli markanın “Spor Giyim” sektörü bakımından dünya çapında çok yüksek seviyede tanınmış marka olduğu yönünde mahkememizde kanaat oluştuğu, davacının tanınmış "..." markası ile davaya konu "... ..." ibareli marka arasında, "..." ibaresinin müşterekliğinden kaynaklı olarak yüksek seviyede benzerlik bulunduğu, davaya konu markada bulunan "..." ibaresinin "... İçeceği" anlamına gelen İngilizce kökenli bir sözcük olup, marka kapsamında yer alan emtialar bakımından somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, davacıya ait "..." ibareli markanın sektöründe yoğun tanıtım faaliyetleri ile istikrarlı bir şekilde uzun yıllardır kullanıldığı ve tanıtıldığı, davacı firma ile özdeş hale geldiği, bu markanın sektörü dışında da iyi bilindiği ve tanınmışlığa ulaştığı müşahede edilmiştir. Davacının yayıma itiraz dilekçesi incelendiğinde, davacının “...” markası ile futbol ve voleybol takımlarına sponsor olduğu anlaşılmaktadır. “...” ibaresi, tanınmış bir spor giyim markası olup, dava konusu marka kapsamında yer alan “... içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri”, davacının tanınmış olduğu sektör ile bağlantı kurulabilecek bir emtiadır. Zira davacının tanınmış olduğu “spor giyim” emtiası gibi, davanın konusunu oluşturan emtialar da, sporcuların ya da sporla ilgilenen kişiler ile ilişkili bir emtiadır. Davanın konusunu oluşturan “... içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri”nin, çok tanınmış markaların farklı sektörler ile iş birliği yaptığı ve iş birlikleri neticesinde farklı ürün çeşitleri yönünden tüketiciye hizmet verildiği ve/veya ürün üretildiği bilinen bir gerçektir. Somut olayda, davanın konusunu oluşturan emtiaların, davacının tanınmış olduğu sektör ile ilişkilendirilebileceği, bu emtialar üzerinde “...” markasının kullanılması halinde, tüketicilerin, davacının bir içecek markası ile iş birliği yaptığının değerlendirileceği, bir içecek markası üzerinde “...” markasının bulunmasının yadırganmayacağı, tüketicinin zihninde, davacı markasının canlanabileceği değerlendirilmiştir. Davacı markasının yüksek tanınmışlığa sahip olması nedeniyle, davalı markasının uyuşmazlık konusu emtiada kullanılması halinde, davacı markalarının imajı ile ilgili olumlu düşüncelerin davalı markasının kullanılacağı emtiaya aktarılmasına neden olabileceği, dolayısıyla somut olayda olumlu imaj transferi riskinin bulunduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, markalar arasındaki yüksek seviyeli benzerlik de gözetildiğinde, davalıya ait markanın, dava konusu emtialar bakımından kullanılması halinde, davacıya ait “...” ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olduğu kanaatine varılmıştır. SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....) .....Hukuk Dairesi'nin 13.03.2019 tarih ....K sayılı kararında belirtildiği üzere; tek başına tanınmış bir markanın aynı veya benzerinin tescil başvurusuna konu edilmiş olması da markanın kötü niyetli olarak tescil edilmek istendiği anlamına gelmez. Somut olayda; davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığı, engelleme, spekülasyon, tuzak, şantaj vb bir amaçla hareket ettiğine yönelik dosya kapsamında objektif delil bulunmadığı nazara alındığında, davacı yanın kötü niyet iddiası yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/5 hükmü koşulunun oluştuğu anlaşıldığından, ... sayılı ... kararının iptaline, dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. 6769 sayılı SMK m.149/1 hükmü uyarınca; Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden, muhtemel tecavüzün önlenmesi, tecavüzün kaldırılması istemlerinde bulunabilir. Somut olayda; dava dilekçesi ile, davalı şahsın ... sayılı markayı kullanmaktan men edilmesi, bu markayı taşıyan ürünlerin piyasadan toplatılmasını da talep ettiği müşahede edilmiştir. SMK m.29/1-a hükmü uyarınca; marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7'nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka hakkına tecavüz sayılır. SMK m.29/1-a hükmü yollaması ile uygulanması gereken SMK m.7/1-c hükmüne göre; Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması, marka hakkına tecavüz oluşturmaktadır. Somut olayda; davacı yan her ne kadar davalının markasal kullanımlarına yönelik delil ibrazında bulunmamışsa da, davalı ... vekilinin 15/12/2023 tarihli düplik dilekçesi ile; davaya konu markayı kullandığını ikrar ettiği, 6100 sayılı HMK m.187/2 hükmü uyarınca ikrar edilmiş vakıaların çekişmeli sayılmayacağı, buna göre; davalı ...'in "... ..." ibareli markayı “... içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” emtiaları üzerinde kullandığı hususunun çekişmesiz olduğu, dolayısıyla bu vakıa bakımından davacı yanın üzerine düşen bir ispat külfeti bulunmadığı, buna göre; davalının markasını kullandığı “... içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” emtialarını, ilgili tüketici kesiminin davacının tanınmış olduğu sektör ile ilişkilendirilebileceği, bu emtialar üzerinde “...” markasının kullanılması halinde, tüketicilerin, davacının bir içecek markası ile iş birliği yaptığının değerlendirileceği, bir içecek markası üzerinde “...” markasının bulunmasının yadırganmayacağı, tüketicinin zihninde, davacı markasının canlanabileceği değerlendirilmiştir. Davacı markasının yüksek tanınmışlığa sahip olması nedeniyle, davalı markasının uyuşmazlık konusu emtiada kullanılması halinde, davacı markalarının imajı ile ilgili olumlu düşüncelerin davalı markasının kullanılacağı emtiaya aktarılmasına neden olabileceği, dolayısıyla somut olayda olumlu imaj transferi riskinin bulunduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, markalar arasındaki yüksek seviyeli benzerlik de gözetildiğinde, davalıya ait markanın, dava konusu emtialar bakımından kullanılması halinde, davacıya ait “...” ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olduğu, bu durumun ise SMK m.29/1-a, m.7/1-c hükümleri uyarınca davacıya ait marka haklarının ihlali anlamına geleceği kanaatine varıldığından; davalı ...'in ... sayılı markayı “... içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” emtiaları üzerinde kullanmasının men edilmesine, ... sayılı markayı üzerinde taşıyan bu emtiaların toplatılmasına, karar verilmiştir. Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE, 2-Dava konusu ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine, 4-Davalı ...'in ... sayılı markayı “... içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” emtiaları üzerinde kullanmasının MEN EDİLMESİNE, ... sayılı markayı üzerinde taşıyan bu emtiaların TOPLATILMASINA, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile alınması gereken 157,75 TL'nin müteselsilen davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-... kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Marka hakkı ihlali iddiasından kaynaklı hukuki istemler bakımından; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 99,20 TL vekalet harcı, 315,50 TL posta-tebligat masrafı, 7.000,00 TL bilirkişi ücretine esas olmak üzere toplam 7.954,40 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı ... tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 10-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/07/2024

Katip .... E imzalıdır

Hakim .... E imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/437, K. 2024/313, T. 05.07.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-437-e-2024-313-k-9013bf373f7f