İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/421 E. 2024/319 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/421
- Karar No
- 2024/319
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/421 Esas - 2024/319 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/421 Esas KARAR NO : 2024/319
BİRLEŞEN DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 29/09/2023 KARAR TARİHİ : 10/07/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davalarının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 18/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının tanınmışlık kazandırdığı “...” ibareli ve esas unsurlu markalarının orijinal ve özgün markalar olduğu, davacı markalarıyla başvurusu yapılan "... ..." ibareli markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler aynı/ilintili olduğundan karıştırılma ihtimalinin aranmasına gerek olmadığı, zira, davaya konu markanın tescil edilmek istendiği özellikle 29 / 30 / 31 / 32 / 35 sınıf mal ve hizmetlerin davacının asıl iştigal alanını oluşturan ve uzun yıllardır tescilli olarak kullanılan 29 / 30 / 31 / 32 / 35 / 39 / 40 / 43 sınıf mallar arasında ayniyet ve özdeşlik bulunduğu, davaya konu marka ile davacının markaları arasında yazılış, okunuş, telaffuz ediliş, yazılış şekli, genel kompozisyonu ve sınıfsal açıdan farklılık bulunmadığı ve davacı markalarına yakınlaştırma amacı taşıdığından başvurunun kötü niyete dayandığı, davalının “... ...” kelime öbeği içerisinde “...” ibaresini baskın şekilde kullandığı, vurgu yaptığı esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, başvuru markasının yazı şekli, karakterinin bile aynı olduğu, taraf markaları arasında işitsel, fonetik ve görsel açıdan ayniyet derecesinde bir benzerlik olduğundan davaya konu marka başvurusunun davacıya ait “...” ibareli seri markaların bir devamı şeklinde algılanacağı, davacı tarafından uzun yıllardır nizasız ve fasılasız kullanılmakla ayırt edicilik kazandırılan “...” esas unsuru ile oluşturulan seri markalar ile tüketici nezdinde de tanınan ve tercih edilen müvekkil şirketin gerek davalı yan gerekse üçüncü kişilere karşı “...” ibaresi üzerinde öncelikli ve üstün hak sahibi olduğunu, davacının tanınmış markalarının hem .... Sözleşmesi 1. .... uyarınca korunması gerektiğini öne sürerek; 01.08.2023 tarihli ... sayılı ... kararının iptaline, tescil edildiği takdirde 22.10.2021 tarih ... sayılı başvurunun hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı ... vekili 26/09/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu ... kod numaralı markanın, gri dikdörtgen zemin üzerine siyah ve küçük harflerle yazılmış “...” ibaresi, bu ibarenin altında çok daha küçük bir yazı puntosuyla yazılmış “...” ibaresi ile en üstte yer alan bir yaprak figüründen teşekkül ettiği, davacının itiraza mesnet markaları, “...”, “... ” ibarelerinden müteşekkil olduğu, “...” ibaresinin, ... Güncel Türkçe Sözlükte “Bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü; havali, mahal, civar” olarak tanımlandığı, günlük hayatta sıklıkla kullanılan, dilimize yerleşmiş bir ibare olup, ayırt ediciliğinin son derece zayıf olduğu, markalar her ne kadar “...” ibaresini ortak şekilde içermekle birlikte, “...” ibaresinin zayıf bir ibare oluşu, “... ...” ibaresinin anlamsal bütünlüğü bulunması, bütünsel olarak oluşturduğu anlam itibarıyla davacının itiraz konusu markalarından uzaklaşması hususları dikkate alındığında, markaların yeterli düzeyde farklılaşmış oldukları, başvurunun farklı bütünsel algıya yol açtığı, markaların benzerlik düzeyinin karıştırılma ihtimaline yol açacak seviyede olmadığı, zira başvuru konusu marka ile itiraz konusu markaların tertip tarzı, ihtiva ettikleri farklı kelime unsurları, markalar arasında karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığı; tüketicilerin, davalı markasındaki “...” ibaresini hiçbir zaman münferit olarak seçip algılamayacağı, “... ...” ibaresini bir bütün olarak algılayacağı, davacının itirazında, tanınmışlığını ileri sürdüğü markasına verilecek zararın ya da markasının ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller, argüman ve savların sunulmadığı, davacı tarafından başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösterir kanıtlar itiraz ekinde sunulmadığı öne sürülerek davanın reddi talep edilmiştir. Davalı .... ŞİRKETİ vekili 05/10/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı markasının sadece ''...'' kelimesinden ibaret olmayıp diğer unsurlarıyla tamamlandığı, davacının ''...'' ibareli markaları ile bir bütün olarak ''... ...'' ibareli davalı markasının kavramsal, görsel bakımdan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden de farklılık arzettiği, ortalama tüketici kitlesi tarafından aynı marka veya “...” ibareli seri markaların devamı şeklinde anlaşılmayacağı, ... ibaresinin “havali, mahal, civar” olarak tanımlanan, gündelik dile yerleşmiş, herkesin kullanabileceği türden, ayırt ediciliği son derece zayıf yüksek olmayan bir kelime olduğu, .... nezdinde yapılan sorgulamada görüleceği üzere farklı işletmelerin de içerisinde ... geçen birçok farklı markası bulunduğu, davacının kötü niyete ilişkin iddialarını ispatlar nitelikte bir delil sunmadığı öne sürülerek davanın reddi talep edilmiştir. BİRLEŞEN DAVA: Birleşen davacı vekili .... Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayısına kaydedilen 29/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin 28/04/2021 tarihinde ... Ltd. Şti.'den bünyesinde bulunan "..., "...." markalarını bütün hakları ile birlikte devraldığını, davalı şirket tarafından "... ..." adlı markanın tescili için 22/10/2021 tarihinde ... başvuru numarası ile başvuruda bulunulduğunu, bu başvurunun yayınlanması üzerine müvekkili şirketçe süresinde davalı kurum nezdinde itirazda bulunulduğunu, davalı kuruma sunmuş oldukları dosya incelendiğinde, müvekkili şirketin sahip olduğu markaların uzun yıllardır yurt içinde ve yurt dışında kullanıldığını, tanınır olduğunu, asıl marka olan ...'in 1999 yılından itibaren tescilli olduğunu, kendisini çağrıştıran ... gibi bir çok markaların da müvekkili şirket tarafından kullanıldığını, müvekkili şirketin dava dışı ...'dan sahip olduğu 7 markayı devraldığını, bu devir hakkı ile beraber kendisine geçen fikri ve sınai hakları korumak için de davalı kuruma itirazda bulunduğunu, davalı kurumun sunulan faturalar ve evrakları dikkate almadan karar verdiğini, davaya konu olan markaların ... tarafından kullanıldığını, ticaret hayatında çok uzun zamandır yer aldığını ve yer almaya da devam ettiğini, devrin hemen akabinde müvekkil davacı şirketçe de kullanıldığını, bu markalarda çeşitli ürünlerin iç ve dış piyasada satışa arz edildiğini, markanın tescilinin önlenmesini ve devri için teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesini, .... 01/08/2023 tarihli ... sayılı ... kararının aleyhe olan kısımlarının tamamen iptalini, ... ... adlı markanın karar tarihinde tescil edilmiş ise terkinini talep etmiştir. BİRLEŞEN CEVAP: Birleşen davalı ... vekili 09/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu "... ...” ibareli marka başvurusu ile davacıya ait .... sayılı, “...”, “... ", "...", "...", "..." ibareli itiraz markalarının benzerlik düzeyi ve anılan markaların kapsamında yer alan mal/hizmetlerin benzerlik durumu bir arada değerlendirildiğinde dava konusu başvuru markası ile itiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı markalar arasında başvuruda kalan mal/hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu "... ..." ibareli marka başvurusu ile .... ... sayılı, "... " ibareli markaların ise belirtilen açıklamalar doğrultusunda değerlendirildiğinde genel görünümleri ve bir bütün olarak bakıldığında bıraktıkları intibanın, karıştırılacak şekilde benzer olmadıklarını, .... kararının iptali isteminin reddini, davacının, aleyhlerine olan sâir taleplerinin reddini talep etmiştir. Birleşen davalı .... ŞİRKETİ vekili 20/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın söz konusu marka tesciline yönelik itirazda bulunduğunu, itirazının reddedilmesi üzerine .... da başvurarak yeni bir itiraz sunduğunu ve söz konusu itirazların kurum tarafından reddedildiğini, bunun üzerine davacı tarafın huzurdaki davayı ikame ederek markalar arasında esas unsur bakımından ayniyet bulunduğunu, markaların bütün olarak karşılaştırıldığında taraflara ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunu iddia ettiğini, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, "..." ibaresinin günlük hayatta sıklıkla kullanılan ayırt ediciliği zayıf bir kelime olduğunu, davaya konu markaların zayıf bileşenler olarak nitelendirilecek olup bu hususun karıştırılma ihtimalinde dahi imzalanan mutabakat kapsamında müvekkil şirketin markasının tescilinin hukuka uygun olduğunu, davacının eldeki davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığını, ihtiyati tedbir kararının hatalı olduğunu, ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak davacı yanın tedbir taleplerinin reddini, mahkemenin uygun bir teminat bedeli belirlemesini belirterek, haksız davanın reddini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK: .... Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dava dosyası; mahkemesinin 14/06/2024 tarih .... sayılı karar ile mahkememizde görülmekte olan iş bu esasa kayıtlı dava dosyası ile birleştirilmiştir. Asıl Dava; 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Birleşen dava; 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; I-Asıl Davada; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "...+... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. II-Birleşen Davada; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "...+... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil belgeleri ve marka işlem dosyaları celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporları alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; davalı-birleşen davalı şirketin ... sayılı "...+... ..." ibareli markanın tescili amacıyla 22.10.2021 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 12.04.2022 tarih ve 394 sayılı ....'nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 23.05.2022 tarihinde SMK m.6/1, m.6/3, m.6/5, m.6/9 hükümleri kapsamında .... sayılı markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, birleşen davacının 10.06.2022 tarihinde SMK m.6/1 hükmü kapsamında .... sayılı markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davacının yayına yapmış olduğu itirazların reddedildiği, birleşen davacının yayına yapmış olduğu itirazların kısmen kabulüne karar verildiği, başvuru kapsamından 29, 30, 31 ve 32.sınıfta bulunan bir kısım emtiaların çıkarıldığı, davacının 09.02.2023 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, birleşen davacının 20.02.2023 tarihli yeniden itiraz dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazları değerlendiren ....'nun ... sayılı ... kararı ve ... sayılı ... kararı ile itirazların reddine karar verdiği, bu kararların davacıya 04.08.2023 tarihinde, birleşen davacıya 17.08.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davaların açıldığı anlaşılmıştır. Davaların konusu marka 27.12.2023 tarihinde tcscil edilmiştir. I-Asıl Dava Bakımından Yapılan Değerlendirme: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda yer alan tabloda renklendirilerek gösterildiği üzere; Başvuru markasının tesciline karar verilen “31. SINIF: Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri. Malt (insan tüketimi için olmayan). Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu” malları, dacının itiraza ve davaya mesnet gösterdiği ..., ... ve ... sayılı markalarının kapsamında olan birebir AYNI MAL niteliği taşımaktadır. Başvuru markasının tesciline karar verilen “32. SINIF: Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” malları, davacının itiraza ve davaya mesnet gösterdiği ... ve ... sayılı markalarının kapsamında olan birebir AYNI MAL niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla, başvuru markasının tesciline karar verilen 31 ve 32. sınıf malların tamamı, davacının ..., ..., ... ve ... sayılı markalarının kapsamında olan birebir AYNI MAL niteliği taşımaktadır. Başvuru markasının tesciline karar verilen “35. SINIF: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri”, davacının itiraza ve davaya mesnet gösterdiği .... sayılı markalarının kapsamında olan birebir AYNI HİZMET niteliği taşımaktadır. Başvuru markasının 35. sınıfta tesciline karar verilen bilirkişi raporunda yer verilen tabloda boyanarak gösterilen muhtellif malların bir araya getirilerek toptan veya perakende satışı hizmetleri de .... sayılı markaların kapsamında olan birebir AYNI HİZMET niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla, başvuru markasının tesciline karar verilen 35. sınıfa konu hizmetlerin tamamının, davacının itiraza ve davaya mesnet .... sayılı markalarının kapsamında olan birebir AYNI HİZMET niteliği taşımaktadır. Bununla birlikte; başvuru markasının tesciline karar verilen “32. SINIF: Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” malları, davacının itiraza mesnet .... sayılı markalarının kapsadığı 29, 30 ve 31. sınıflara konu yiyecek ve içecek emtiasıyla da aynı sektöre/gıda sektörüne dahil olan, aynı ihtiyaç ve amaca/yiyecek ve içecek ihtiyacını giderme amacına yönelik olan, üreticileri ve dağıtım kanalları müşterek hale gelebilen, aynı satış noktalarında/market, bakkal, kafe, pastane, restorantlarda birarada satışa sunulan, birbirini tamamlayan, birarada kullanılan/tüketilen, aynı alıcı kitlesine/nihai tüketiciye hitap eden, ekonomik değeri çok yüksek olmayan, bir anda satın alınabilen ve alışveriş anında yüksek dikkat gerektirmeyen en azından ORTA DÜZEYDE BENZER MAL niteliğindedir. Ayrıca, davacı tescilli markalarını taşıyan 29, 30, 31 ve 32. sınıflara konu malları, işin doğası gereği, 35. sınıfta ayrıca tescile ihtiyaç olmaksızın toptan veya perakende pazarlamaktadır/pazarlayabilecektir. Dolayısıyla, başvuru markasının tesciline karar verilen 35. Sınıfta aynı 29, 30, 31, 32. sınıf mal gruplarının biraraya getirilerek toptan veya perakende satışı hizmetleri, aynı zamanda davacının .... sayılı markalarının kapsadığı 29, 30, 32 ve 33. sınıflara konu mallar ile birbirini tamamlayan BENZER MAL VE HİZMET niteliği taşımaktadır. Başvuru markasında “..." ibaresinin çıplak gözle zorlukla okunduğu, ebat ve boyutları ile konumu itibarıyla da geri planda bırakılmış, tanımlayıcı tali unsur niteliği taşıdığı, markanın tam ortasına, konumu, ebat ve boyutları itibarıyla ön plana çıkartılarak yerleştirilen “...” ibaresinin başvuru markasının asli, baskın ve ayırtedici unsuru olduğu, davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların "...", "...", "...", "...", "..." ibarelerinden oluştukları, davacı markalarının ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu tespit edilmiştir. Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davaya konu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davacıya ait markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı, aynı tür veya benzer oldukları, davaya konu markanın esaslı unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, davacı markalarının esaslı unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, markalarda yer alan sair kelime ve ... unsurlarının tali unsur konumunda bulundukları, markalar arasında "..." ibaresinin müşterek olarak bulunmasından kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, buna göre, daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka başvurusunu gördüğünde ya da işittiğinde, bunlardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalar ile ilişkilendireceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır. SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (....) Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı yanın tescilli markaları haricinde, dava konusu marka ile aynı veya benzer tescilsiz bir işareti, davaya konu mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer emtialar üzerinde, dava konusu marka başvuru tarihinden önce yoğun ve ciddi şekilde kullandığını gösterir yeterli nitelik ve nicelikte delil sunmadığı anlaşıldığından SMK m.6/3 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için; A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi, B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi, C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir. Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir. Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır. Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir. Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır. Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı tarafından, davalının başvuru tarihi 22.10.2021 itibariyle, "..." markalarının parasal değerine, markaların herhangi bir mal veya hizmet bakımından tanıtım ve reklamı için yoğun ciddi çalışmalar veya reklam harcamaları yapıldığına, bunların tutarına, markaların pazar payına, dağıtım kanallarının genişliğine, markaların herhangi bir ödül kazandığına, markaların tanınmışlığından ötürü üçüncü kişilerce markayı sahiplenme, taklit ve tecavüz eylemlerinin yoğunluğuna veya markaların tanınmışlık düzeyine dair kamuoyu yoklama, anket ve benzeri yeterli nitelik ve nicelikte delil sunulmadığından, davacı markasının, davalının başvuru tarihi itibariyle herhangi bir mal veya hizmet bakımından refleks halinde müdahaleye ihtiyaç duymadan hatırlanan tanınmış bir marka olduğunun ispatlanamadığı, bu nedenle SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....) Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/1 hükmü koşulunun oluştuğu anlaşıldığından, asıl davanın kabulü ile; A) ... sayılı ... kararının İPTALİNE, B) Dava konusu ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, C) 6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine, karar verilmiştir. I-Birleşen Dava Bakımından Yapılan Değerlendirme: İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; asıl davada dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğinden, birleşen davacının iş bu davada ileri sürdüğü aynı markanın hükümsüz kılınması istemi konusuz kaldığından, birleşen davaya konu markanın hükümsüzlüğü istemi hakkına karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. ... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; başvuru markasının tesciline karar verilen “32. SINIF: Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” malları, birleşen davacının itiraza mesnet gösterdiği .... sayılı markalarının kapsamında olan birebir aynı mal niteliği taşımaktadır. Başvuru markasının tesciline karar verilen “31. SINIF: Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri. Malt (insan tüketimi için olmayan). Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu” malları, birleşen davacının itiraza mesnet gösterdiği ... sayılı markasının kapsamında olan birebir aynı mal niteliği taşımaktadır. Yine bilirkişi raporunda sarı renk ile boyanarak işaret edildiği üzere, başvuru markasının 35. sınıfta tesciline karar verilen hizmetler de, birleşen davacının itiraza mesnet gösterdiği ... sayılı markasının kapsamında olan birebir aynı hizmet niteliği taşımaktadır. Birleşen davacı tescilli markalarını taşıyan 29, 30, 31, 32 ve 33. sınıflara konu malları, işin doğası gereği, 35. sınıfta ayrıca tescile ihtiyaç olmaksızın toptan veya perakende pazarlamaktadır/pazarlayabilecektir. Dolayısıyla, birleşen davacı markalarının kapsadığı 29, 30, 32 ve 33. sınıflara konu mallar ile başvuru markasının tesciline karar verilen 35. Sınıfta 29, 30, 31, 32 ve 33. sınıf mal gruplarının biraraya getirilerek toptan veya perakende satışı hizmetleri de birbirini tamamlayan benzer mal ve hizmet niteliği taşımaktadır. Sonuç olarak; dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tümü bakımından, karşılaştırılan markalar arasında "emtia ayniyeti veya benzerliği" şartının sağlandığı tespit edilmiştir. Başvuru markasında “..." ibaresinin çıplak gözle zorlukla okunduğu, ebat ve boyutları ile konumu itibarıyla da geri planda bırakılmış, tanımlayıcı tali unsur niteliği taşıdığı, markanın tam ortasına, konumu, ebat ve boyutları itibarıyla ön plana çıkartılarak yerleştirilen “...” ibaresinin başvuru markasının asli, baskın ve ayırtedici unsuru olduğu, birleşen davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların "...." ibarelerinden oluştukları, birleşen davacı markalarının ayırt edici unsurunun "..." ve "..." ibareleri oldukları tespit edilmiştir. Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davaya konu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile birleşen davacıya ait markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı, aynı tür veya benzer oldukları, davaya konu markanın esaslı unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, birleşen davacı markalarının esaslı unsurunu "..." ve "..." ibarelerinin oluşturduğu, markalarda yer alan sair kelime ve ... unsurlarının tali unsur konumunda bulundukları, markalar arasında "..." ibaresinin müşterek olarak bulunmasından kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, buna göre, daha önce birleşen davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka başvurusunu gördüğünde ya da işittiğinde, bunlardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı birleşen davacıya ait markalar ile ilişkilendireceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/1 hükmü koşulunun oluştuğu anlaşıldığından, ... sayılı ... kararının İPTALİNE, karar verilmiştir. Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Asıl davanın KABULÜ ile; A) ... sayılı ... kararının İPTALİNE, B) Dava konusu ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, C) 6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine, 2-Birleşen davanın KABULÜ ile; A) ... sayılı ... kararının İPTALİNE, B) Dava konusu markanın hükümsüzlüğü istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-Asıl davada alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile alınması gereken 157,75 TL'nin müteselsilen davalılardan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Birleşen davada alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile alınması gereken 157,75 TL'nin müteselsilen birleşen davalılardan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Asıl davada; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Birleşen davada; birleşen davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin birleşen davalılardan alınarak birleşen davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç, 99,20 TL vekalet harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 330,00 TL tebligat-posta masrafı olmak üzere toplam 7.968,90 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Birleşen davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç, 99,20 TL vekalet harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 260,00 TL tebligat-posta masrafı olmak üzere toplam 7.898,90 TL yargılama giderinin birleşen davalılardan alınarak birleşen davacıya verilmesine, 9-Davalı-birleşen davalı şirketin yapmış olduğu 76,80 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 10-HMK m.333 hükmü uyarınca karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine, Dair, davacı vekilinin, birleşen davacı vekilinin, davalı-birleşen davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı-birleşen davalı şirket vekilinin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/07/2024
Katip .... E imzalıdır
Hakim .... E imzalıdır