İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/370 E. 2026/305 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/370
- Karar No
- 2026/305
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/370 Esas KARAR NO : 2026/305
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 17/04/2023 KARAR TARİHİ : 05/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE; Müvekkili ile diğer hissedar ..... ....... Tasarım Mimarlık Mobilya San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ni kurduklarını, müvekkili ..... ile ..... mezkur şirkette, şirkete esas sözleşmesinin 6. Maddesi uyarınca %50, %50 ortak olduğunu, şirket ana sözleşmesinin 7. Maddesine göre Şirketin işleri ve işlemleri seçilecek bir veya birkaç müdür tarafından yürütüldüğünü, ancak müdürler yetki şekli birlikte ve müştereken temsile yetkilidirler. Şirketin ortaklar genel kurul toplantıları bu zamana kadar hiç yapılmamıştır. Şirketin durumu, mali yapısı, gelir ve gideri, mal varlığı, insan kaynakları, yatırımları, iştigal alanları, projeleri, defter ve kayıtları müvekkilin bilgisi ve hakimiyeti dışındadır. Oysa Türk Ticaret Kanununun 538.maddesinde; Ortaklar umumi heyeti, müdürler tarafından her yılda bir defa ve iş yılının sona ermesini takip eden üç ay içinde toplantıya çağrılacağı gibi şirket mukavelesi hükümlerince veya şirketin menfaatleri gerektirdikçe dahi çağrılır denilmektedir. Hissedar ...... müvekkili hile ve desiselerle şirket yönetiminden ve şirketten uzaklaştırma gayretinde olup şirket kazancını tamamen kendi yararına kullanmaktadır. Şöyle ki; müvekkil bu duruma ilişkin olarak ufak bir araştırma yapmış olup örnek verecek olursak 2022 yıl ile ilgili olarak incelemede bilanço kalemlerindeki tutarların bir önceki yıla göre artışları görülmektedir. Buna göre işletmenin yurt %56 düzeyinden azalarak bir önceki yıl satış hasılatının %44'ü kadar iken aynı yılda verilen çekler Hesabı %121 oranında ve Satıcılar Hesabi ise %104 oranında bir önceki yıla göre artış göstermiştir. Aynı dönemde Ticari Mallar hesabı bir önceki yıla göre %58 oranından azalarak bir önceki yılın %42'si kadar bir tutarda gerçekleşmiştir. Satışları bir önceki yıla göre 2022 yılı komple değerlendirildiğinde söz konusu dönemdeki satış hacmindeki ve buna paralel mal alımındaki bir önceki yıla göre düşüşlerin aksine işletmenin verilen çekler ve satıcılar hesaplarındaki bir önceki yıla göre tutar ve oransal artışların işletmeye ait Bilanço ve Gelir tablosu kalemlerindeki tutarların işletmenin gerçek finansal durumunu yansıtmadığını ve detaylı bir incelemeye gerek olduğunu gösterir nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Özellikle Bankalar hesabındaki yüklü oransal büyüklük, Genel Yönetim giderlerindeki bir önceki yıla göre tutarsal ve oransal artış ve ayrıca verilen çekler ve satıcılar hesaplarındaki bir önceki yıla göre artışa rağmen aynı dönemde işletmenin alım-satım hesaplarının yaklaşık olarak bir önceki yıla göre %50 den fazla küçülmüş olması işletmeyi hile ve desise ile yöneten davalının şirketin içini boşaltmak adına farklı yönlerden fiktif uydurma finansal hareketler yaptığını ayrıca şirketten ayrılmak isteyen müvekkilin 2022 yılı ilgili olarak Sahte Fiktif olarak düzenlendiği kanaatine varıldığı ve satıcılar hesabında Yer alan kişi ve firmalardan 2022 yılında toplam 9.409.740,00 TL’lik mal ve hizmet alımında bulunduğu ancak aynı dönemde işletmenin satış hasılatının 5.696.332,62 TL olarak gerçekleştiği düşünüldüğünde şirket yöneten ortağın fiktif hareketlerle kayıt dışı hasılat elde edip söz konusu hasılatı da dışarıda kalan ortağa hesap hileleri ile anlamayacağı şekilde yanıltıp şirketin içini finansal olarak boşaltıldığı aşikardır. Kaldı ki sahte fiktif belgeler faturalar şirketin iş kolunda kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan belgelerdir. Kaldı ki fiktif fatura düzenleyen firmaların da sahipleri davalıya olan yakınlıkları ve bu firmaların kayıtları da incelendiğinde haklılığımız ortaya çıkacaktır. Davalının amacı kendisinden hesap soran müvekkilimizi sindirmektir. Limited şirketler ortaklar arasındaki güvene dayalı kurulan ticari şirketlerdir. Müvekkilin diğer şirket ortağı ...... karşı güveni kalmamış güvenini yitirmiştir. Ortaklar arası güven ve iş birliğini zedeleyen davranışlar TTK ‘ ya göre haklı nedenlerle Limited ortaklığın sona erme sebebidir. Şirket ortaklarının birbirlerine karşı güvenini kalmadığından ve artık bu şartlar altında şirketin devamının mümkün olmadığından haklı nedenlerden dolayı şirketin feshi için mahkemenize başvurmak zorunluluğu hasıl olmuştur. Yukarıda arz ve izah ettiğimiz sebeplerle ortakların birbirlerine karşı güvenleri kalmadığından ve bu şartlar altında şirketin devamı mümkün olmadığından ve haklı nedenlerin varlığından dolayı ..... Mobilya Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ nin Feshi ile tasfiyesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin 23.05.2023 tarihli cevap dilekçesinde ÖZETLE; Müvekkili aleyhine açılan şirket tasfiyesi davası usul hukukuna aykırılık teşkil etmektedir. Limited şirket tasfiyesi davasında, davacı taraf şirket ortağı veya alacaklı olmalıdır davalı taraf ise şirket tüzel kişiliğidir. Davacı tarafça açılan dava şirket ortağı tarafından açılarak davacı şartını sağlamıştır fakat davalı taraf şartı olan şirket tüzel kişisine karşı açılma şartını sağlamaktadır. Davacı tarafça açılan şirket tasfiyesi davacı şirketin tüzel kişiliğine karşı açılmalıdır. Yargıtayın bu yöndeki içtihatları aşağıda sunulmuştur. Dava, davalı Ltd. şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin olup, böyle bir davada husumetin şirkete yönetilmesi gerekeceği tabidir. Dava da davalı şirket, davalı olarak gösterilmiş olup, şirketin üçüncü ortağından birisi olan diğer davalı 1. Kaya, pasif husumeti haiz değildir. Bu itibarla mahkemece, bu davalı aleyhine açılan davanın reddine karar vermek gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak, yargılama giderlerinin de, bu davalıya yükletilmesi doğru görülmemiş ..... HD. 18.05.2006 T., E. ....... Müvekkilimiz ...... tasarım Mimarlık Mobilya Sanayi ve Ltd. Şti.’nin %50 hissedarıdır. İş bu davanın açılmasıyla cevap dilekçesi sunma zaruretimiz hasıl olmuştur. Dava dilekçesinin 3. Bendinde davacı tarafından ileri sürülen Şirketin ortaklar genel kurul toplantıları bu zamana kadar hiç yapılmamıştır. İddiası müvekkilimizi zan altında bırakmaya yönelik olup müvekkilimiz bu hususta üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmiştir. Şirketin genel kurul toplantılarının yapılmamasında müvekkilimizin herhangi bir kusuru bulunmamaktadır. Şirket esas sözleşmesi ile şirket ortakları müşterek yetkili olup çift imza ile kararlar alınmaktadır. Davacı taraf da müvekkilimizin sahip olduğu bütün yetkilere sahiptir bu yönüyle genel kurul toplantılarının yapılmamsın da tek sorumlu olarak müvekkilimizin gösterilmesi gerçekle bağdaşmamaktadır. Buna rağmen müvekkilimize 15.03.2023 Tarihinde Bakırköy ...... Noterliğince ..... yevmiye no.lu ihtarnamede davacı ..... şirket hissesinin devri ile ortaklıktan çıkma hakkını kullanmak istemiş hisse pay değerinin üç gün içerisinde ödenmesini aksi taktirde şirketin feshi için dava açacağını ve tüm hukuki haklarını kullanacağını müvekkilimize ihtar etmiştir. Ancak belirtmek gerekir ki davacının bu talepleri yerinde değildir. Tarafımızca 23.03.2023 tarihinde ihtarnameye cevaben Bakırköy ...... Noterliği ..... ve ...... Yevmiye numaralı ihtarnameler ile cevap verilmiş olup davacının ihtarda belirttiği hususların görüşülmesi için genel kural toplantı yapması gerektiği hususunda genel kurul tarih, yer ve saatini bildirmek suretiyle ihtarda bunulmuştur. Davacının ortaklar genel kurul toplantısının yapılmamasından kaynaklı şirket feshini istemesi hukuka aykindir söyle ki; TIK md.636/2 "Uzun sureden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurulu toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hale getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir." İlgili kanun maddesinde açıkça belirtildiği üzere genel kurul toplantılarının yapılmaması direkt şirket feshine neden olmamaktadır Kanun koyucunun genel tutumu şirketlerin ekonomik olarak sürdürülebilirliklerini sağlamaya yönelik olup davalı şirkete genel kurul toplantılarının düzenlenmesi için bir süre verileceğini düzenlemiştir. Kanun gereği genel kurul toplantılarının yapılmamasından dolayı direkt şirketin feshi yoluna gidilmesi hukuka aykırıdır. Davacı tarafın dava dilekçesinin 4. bendinde belirttiği Oysa Türk Ticaret Kanununun 538.maddesinde; "Ortaklar umumi heyeti, müdürü tarafından her yılda bir defa ve iş yılının sona ermesini takip eden üç ay içinde toplantıya çağrılacağı gibi, şirket mukavelesi hükümlerince veya şirketin menfaatleri gerektirdikçe dahi çağrılır denilmektedir." Fakat belirttikleri mevzuat Eski Türk Ticaret Kanunu ve .... sayılı olup 14 Şubat 2011 tarihinden yürürlükten kaldırılmıştır. Türk Ticaret Kanununda Limited şirketlerde toplantı usulü madde 617 de düzenlenmiştir. Davacı tarafın gerekli mevzuat araştırmasını dava aşamasında dahi yapmamış olması, aynı özensizliği şirket yönetiminde de gösterdiklerinin karinesidir. Dava dilekçesinin 3. Bendinde davacı tarafından ileri sürülen "Şirketin durumu, mali yapısı, gelir ve gideri, mal varlığı, insan kaynakları, yatırımları,. iştigal alanları, projeleri, defter ve kayıtları müvekkilin bilgisi ve hakimiyeti dışındadır. " iddiası mesnetsiz olup hukuki dayanaktan yoksundur şöyle ki; şirketin tüm muhasebesel işlemleri mali müşavir tarafından yürütülmekte olup mali müşavirin şirketsel dokümanları şirket ortaklarının tamamına açıktır. Davacı tarafından mali müşavirden talep edilerek incelenebilecektir. Keza davacının dava dilekçesinin 5. Bendinde belirttiği "ufak araştırma" sonucu o kadar bilgiye ulaşması bile davacının şirkete ilişkin her türlü bilgi ve belgeye ne kadar kolay eriştiğinin kanıtı niteliğindedir. Dava dilekçesinin 5. Bendindeki iddialar da mesnetsiz olup hukuki dayanaktan yoksundur. Şöyle ki davacı, Müvekkilimizin kendisini hile ve desiselerle şirket yönetiminden ve şirketten uzaklaştırma gayretinde olduğundan bahsetmekte olup; Davacının şirkete giriş ve çıkışını engelleyecek hiçbir durum olmamakla birlikte davacının kendisi tarafından müvekkilimize ..... mesajlaşma uygulaması ve ...... cep telefonu numarası aracılığıyla göndermiş olduğu mesajında da başka bir işyerinde çalışacağını, danışmanlık yapacağını, şuan eğitimler aldığını danışmanlık yapacağı firmanın ..... firması olduğunu, hesapların ayrılmasını talep ettiği, şirkete gelmeyeceğini beyan ettiği yazışmalar delil olarak sunulacaktır. Müvekkilimizin fiktif faturalar ile şirketin içini boşalttığına dair iddialara ilişkin olarak. Davacının müvekkilimiz tarafından fiktif belgeler / faturalar şirketin iş kolunda kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan belgeler ve bu belgeleri düzenleyen firmaların sahiplerinin de müvekkilimize yakınlıkları olduğunu beyan ederek haksız ve mesnetsiz iddialarda bulunmuştur. Şirkete is koluna ait olmayan fatura ve belgeler alındığına dair bu suçlamayı kabul etmemekle birlikte Davacı şirket ortağının bilgisi dışında şirkete herhangi bir faturalı ürün alımı ve satışı söz konusu değildir. Ayrıca şirketinin satın alma biriminin başında Davacı şirket ortağı bulunmakta olup tüm alımlar kendisi tarafından gerçekleştirilmiştir. Ekteki ..... yazışmalarında ..... grubu adı altında davacı tarafın ..... telefon numarasıyla grupta birçok kere satın almadan sorumlu olduğuna ilişkin beyanda bulunmuştu. Davacı tarafın iddiaları asılsızdır söz konusu bu iddialara ilişkin olarak ispat yükü davacı taraftadır. Davacı tarafın söz konusu faturaların ilgili iş kolunda kullanılmadığı iddiasının aksine bu tür faturalar ilgili iş kolunda kullanılmaktadır. Davacının, müvekkilimizin kendi imzasını taklit ettiği yönündeki iddiaları asılsızdır. Davacı tarafından isnat edilen imza taklit edilerek birçok işlem yapıldığı söylemini hiçbir suretle kabul etmemekteyiz. Aksine Davacı şirket ortağı tarafından .... yazışmalarında da bulunan tedarikçilere yaptığı ödemelerde müvekkilimiz şirkette olmadığı halde çekleri imza ederek teslim ettiğine dair yazı ve görsel olarak müvekkilimize gönderdiği mesaj kayıtları bulunmaktadır. Davacı işbu çekleri imzaladıktan sonra fotoğraflarını çekip .... isimli .... grubundan 0.... telefon numarası ile müvekkil ile paylaşmıştır. Belirtmek gerekir ki, müvekkilimiz ile davacı arasında uyuşmazlık çıkmadan önce sınırsız güven ilişkisi bulunmakta olup davacı haksız sebepleri şirketten fazladan sahsına kazanç sağlamak istemesi üzerine aralarında uyuşmazlık çıkmış, davacı daha öncesinde güvene dayanarak müvekkilimiz ile yaptıkları işlem ve eylemleri halihazırda müvekkilimizin aleyhine kullanmaya çalışmaktadır. Davacının müvekkilimiz tarafından fiktif belgeler/faturalar şirketin iş kolunda kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan belgeler ve bu belgeleri düzenleyen firmaların sahiplerinin de müvekkilimize yakınlıkları olduğunu beyan ederek haksız ve mesnetsiz iddialarda bulunmuştur. Bu iddialarını destekleyecek herhangi bir delili mahkemenize sunmamıştır. Davacı taraf müvekkilimizin itibarını mahkemeniz nezdinde düşürmek için asılsız suçlamalarda bulunmaktadır. Davacın şirket ortağına güvenini yitirdiği, güvenmediğini ve Limited Ortaklığın sona ermesini talep etmektedir. Yine müvekkilimiz ve Davacı şirket ortağı arasında ..... mesajlaşma uygulaması aracılığıyla yazışmalarında şirket işleyişinde banka işlemlerinde sadece müvekkilimize güvendiğini avukatına dahi güvenmediğini beyan ettiği yazışmaları mevcuttur. Davacı şirkete 01/12/2022 tarihinden bu yana gelinerek şirketin isleyişini zora sokmak adına hareket etmektedir. Bu süre zarfında şirkete gelmemesine rağmen aracının dahi yakıtını şirket kartı ile almaktadır ve şirket tarafından ödenmektedir. Davacı şirkete 01/12/2022 tarihinden bu yana finansal olarak katkıda bulanmamaktadır. Şirket banka hesap isleyişini kısıtlayarak, ödemeleri gecikmesine sebebiyet vererek şirketin ticari kabiliyetini durdurmaktadır. Şirket yatırım amacı tahsis edilen banka kredi taksitleri, öncesinde kesilen çek ödemeleri, tedarikçi firmaların ödemeleri, Şirket Personel Maaşları, Şirket İşletme genel ve kira giderleri, vergi ödemeleri, personel SGK ödemeleri ve tüm sair giderler şirket ortağı müvekkilimiz tarafından şahsi mal varlığından karşılanmaktadır. Bu konularla alakalı Davacı şirket ortağına şahsi ve şirket mail mesajlaşmaları ile haber ve bilgi verilmesine rağmen herhangi bir iletişime geçmemiştir. Şirketin hareket kabiliyetinin devamı için müvekkilimiz elinden gelen tüm maddi ve manevi etkileşimini kullanmakta olup Davacı şirket ortağı bu konulara ilişkin hiçbir katkıda bulunmamasına rağmen aksine işlerin zorlaşması adına elinden gelen gayreti göstermektedir. Davacı şirket ortağı halen şirket ortaklığı devam etmesine rağmen aynı sektörde hizmet veren bir başka firmada görev alarak ortağı olduğu şirketin müşterilerine bu şirkete ait iş bitirme belgeleri, örnek faturaları ile hizmet ve alt teklifler vermektedir. 18.10.2022 tarihinde davacı ..... 3. Bir şahıs üzerinden ..... Tasarım Mim. Mob. San. Tic. Ltd. Şti. ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren, .... Mobilya Mimarlık Dış Ticaret Limited Şirketini kurmuştur. Davacı kurduğu bu şirket üzerinden rekabet yasağı ihlali yapmak suretiyle kendi namına ticaretler yapmıştır. Davacının iş bu şirketin gayri resmi ortağı olduğu şirketin kuruluş adresi ..... Mah. .... Sok. .... Apt. No:6B İç Kapı No:48 Beylikdüzü/ İstanbul adresinin kendi ev adresi olduğundan anlaşılacaktır. İş bu hususun tespiti için Davacının güncel ve geçmiş mernis adreslerinin celbini talep ederiz. Ayrıca davacı ....... şirket ünvanlı ve ticari itibarını kullanmak suretiyle gayri resmi ortağı olduğu ..... firması üzerinden işler yapmaya devam etmiştir. Bu işleri yaparken ....... şirketi uzantılı mail adresini kullanmış hatta müşterileriyle mail yazışmalarında ....... şirket maillerini bilgi kısmına eklemiştir. Davacının ....... şirket maillerine eklemesinin sebebi müşterilerin ....... şirketini bilmeleri ve güven duymalarından kaynaklıdır. Davacının bu hareketleri şirket ortağının haksız rekabet yasağını deldiğine karine olup şirket ortaklığı etik kurallarına uygun olmamakla birlikte müvekkilimizin ve davacının ortağı olduğu bahse konu şirketin itibarini zedelemektedir. Ayrıca Davacı şahıs şirket vekilleri ile olan yakın arkadaşlığından kaynaklı şirket vekilleri Av. .... ve Av. ..... ile birlikte şirketimiz adına ..... firmasına alacak tahsilatı için dava açtıklarını müvekkilimize beyan ederek avukatların hesabına ödeme yapılması hususunda Davacı tarafından talepte bulunulmuş müvekkilimiz bu talep doğrultusunda Avukatların hesabına ödeme yapmıştır fakat bu alacak ile alakalı avukatlar tarafından başlatılan herhangi bir icra takibi ve dava açılmadığı sonrasında öğrenilmiş olup Davacı, şirket avukatları ile bir olarak şirketi maddi zarara uğratmıştır. Bu konu ile alakalı tüm bu haksız hukuksuz ve suç teşkil eden fiiller için ayrıca suç duyurusunda bulunacağız. Müvekkilimiz ile davacı tarafın güven ilişkisi zedelenmiştir. Söz konusu ortaklığın devamı mümkün değildir. Ticari ilişkilerinin yürütülmesinde en önemli etken güvendir. Taraflar arasında güven ilişkisi zedelenmiş olduğundan şirketin devamlılığının imkanı yoktur. Davacı şirket ortağı müvekkilimizin bahse konu şirket ile alakalı olarak ortaklığı yukarıda bahsi geçen konular sebebiyle zedelenmiş olmakla ortaklığın giderilerek ....... Tasarım Mimarlık Mobilya Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. % 100 hissesinin müvekkilimize bırakılarak şirketin ticari faaliyetine devam etmesi yönünde karar verilmesini ve müvekkilimiz tarafından kendi mal varlığından şirkete ödenen tüm yatırımların hisse oranında davacıdan tahsil edilerek müvekkilimize geri ödenmesini talep ederiz. Yukarıda belirtilen nedenlerle fazlaya ilişkin talep, sair talep ve dava haklarımız saklı kalmak üzere, Taraf noksanlığı nedeniyle aleyhimize açılan davanın usulden Reddine, Şirket tasfiyesine ilişkin müvekkilimizden kaynaklı kusur bulunmadığından Esastan Reddine, Şirket Tasfiyesi talebinin reddine, mahkemeniz aksi kanaate ise; alternatif çözüm yolu ortaklığın giderilmesi yolu ile, davacı ile davalı müvekkilimizin paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin hesaplanarak varsa davacıya ödenmesine pay sahibinin şirket ortaklığından çıkarılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... E. Sayılı Dosyası Dava Dilekçesinde ÖZETLE; "Müvekkili ile diğer hissedar .... Tasarım Mimarlık Mobilya San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ni kurmuşlardır. Müvekkil .... ile ..... mezkur şirkette, şirkete esas sözleşmesinin 6. Maddesi uyarınca %50, %50 ortaktırlar. -Şirket Ana sözleşmesinin 7. Maddesine göre Şirketin işleri ve işlemleri seçilecek bir veya birkaç müdür tarafından yürütülür. Ancak Müdürler yetki şekli birlikte ve müştereken temsile yetkilidirler. Şirketin ortaklar genel kurul toplantıları bu zamana kadar hiç yapılmamıştır. Şirketin durumu, mali yapısı, gelir ve gideri, mal varlığı, insan kaynakları, yatırımları, iştigal alanları, projeleri, defter ve kayıtları müvekkilin bilgisi ve hakimiyeti dışındadır. Oysa Türk Ticaret Kanununun 538.maddesinde; Ortaklar umumi heyeti, müdürler tarafından her yılda bir defa ve iş yılının sona ermesini takip eden üç ay içinde toplantıya çağrılacağı gibi şirket mukavelesi hükümlerince veya şirketin menfaatleri gerektirdikçe dahi çağrılır denilmektedir. Hissedar ..... müvekkili hile ve desiselerle şirket yönetiminden ve şirketten uzaklaştırma gayretinde olup şirket kazancını tamamen kendi yararına kullanmaktadır. Şöyle ki; müvekkil bu duruma ilişkin olarak ufak bir araştırma yapmış olup örnek verecek olursak 2022 yıl ile ilgili olarak incelemede bilanço kalemlerindeki tutarların bir önceki yıla göre artışları görülmektedir. Buna göre işletmenin yurt %56 düzeyinden azalarak bir önceki yıl satış hasılatının %44'ü kadar iken aynı yılda verilen çekler Hesabı %121 oranında ve Satıcılar Hesabi ise %104 oranında bir önceki yıla göre artış göstermiştir. Aynı dönemde Ticari Mallar hesabı bir önceki yıla göre %58 oranından azalarak bir önceki yılın %42'si kadar bir tutarda gerçekleşmiştir. Satışları bir önceki yıla göre 2022 yılı komple değerlendirildiğinde söz konusu dönemdeki satış hacmindeki ve buna paralel mal alımındaki bir önceki yıla göre düşüşlerin aksine işletmenin verilen çekler ve satıcılar hesaplarındaki bir önceki yıla göre tutar ve oransal artışların işletmeye ait Bilanço ve Gelir tablosu kalemlerindeki tutarların işletmenin gerçek finansal durumunu yansıtmadığını ve detaylı bir incelemeye gerek olduğunu gösterir nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Özellikle Bankalar hesabındaki yüklü oransal büyüklük, Genel Yönetim giderlerindeki bir önceki yıla göre tutarsal ve oransal artış ve ayrıca verilen çekler ve satıcılar hesaplarındaki bir önceki yıla göre artışa rağmen aynı dönemde işletmenin alım-satım hesaplarının yaklaşık olarak bir önceki yıla göre %50 den fazla küçülmüş olması işletmeyi hile ve desise ile yöneten davalının şirketin içini boşaltmak adına farklı yönlerden fiktif uydurma finansal hareketler yaptığını ayrıca şirketten ayrılmak isteyen müvekkilin 2022 yılı ilgili olarak Sahte Fiktif olarak düzenlendiği kanaatine varıldığı ve satıcılar hesabında Yer alan kişi ve firmalardan 2022 yılında toplam 9.409.740,00 TL’lik mal ve hizmet alımında bulunduğu ancak aynı dönemde işletmenin satış hasılatının 5.696.332,62 TL olarak gerçekleştiği düşünüldüğünde şirket yöneten ortağın fiktif hareketlerle kayıt dışı hasılat elde edip söz konusu hasılatı da dışarıda kalan ortağa hesap hileleri ile anlamayacağı şekilde yanıltıp şirketin içini finansal olarak boşaltıldığı aşikardır. Kaldı ki sahte fiktif belgeler faturalar şirketin iş kolunda kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan belgelerdir. Kaldı ki fiktif fatura düzenleyen firmaların da sahipleri davalıya olan yakınlıkları ve bu firmaların kayıtları da incelendiğinde haklılığımız ortaya çıkacaktır. Yukarıda arz ve izah ettiğimiz sebeplerle, Davanın Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ...... E. sayılı dava ile birleştirilmesine yargılamanın bu dosya üzerinden devamına, şirket ortaklarının birbirlerine karşı güvenleri kalmadığından ve bu şartlar altında şirketin devamı mümkün olmadığından ve haklı nedenlerin varlığından dolayı ....... Tasarım Mimarlık Mobilya Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin feshi ile tasfiyesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine" karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesi ibraz etmemiştir. DELİLLER: Dava dışı ....... Tasarım Mimarlık Mob. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kayıtları, .....bank'a , ..... Bankası'na, ..... Bankasına yazılan müzekkere cevabı, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık ve Ekonomik Suçlar Bürosunun ...... Soruşturma Nolu dosyası, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı ....... Tasarım Mimarlık Mob. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin T.T.K 636/3 uyarınca haklı sebeple feshine karar verilmesi istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Sona Erme ve Ayrılma A) Sona erme sebepleri ve sona ermenin sonuçları başlıklı 636/3' ncı maddesi " Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." hükmünü düzenlemiştir. Görüldüğü üzere TTK’da limited şirkette haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplere de örnek madde metninde yer verilmemiştir. Ancak Anonim Şirkete ilişkin TTK 531. Maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldiği ifade edilmiştir. Doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve "pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması", şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır. Hakim her somut olayda haklı sebep bunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek, TMK 4. maddesi çerçevesinde takdir edecektir. Hakim fesih talep eden ortağın veya ortakların menfaati ile fesih halinde zedelenmesi muhtemel bütün menfaatleri karşılaştırmalıdır. Somut olay adaleti gerçekliği ile şirketin yapısı ortaklığın işlevsel halini gözeterek vakıaların haklı sebep düzeyine ulaşıp ulaşmadığını araştırıp takdir etmelidir. Takdir hakkının sınırının kanuni dayanağın amacı ile uygun kullanılması gerekir. Diğer taraftan, hâkim bu değerlendirmeyi yaparken fesih davası açmanın davacı ortaklar için en son çare olup olmadığını da denetlemelidir. Örneğin; çekişmeyi yaratan genel kurul kararı aleyhine iptal davası açma imkanı varsa veya ortaklık esas sözleşmesinde başka bir hukuki olanağın kullanılması mümkün iken bu yola gidilmeden fesih davası açılması, davanın reddini gerektirebilir. Bu nedenle fesih davasının ikincil dava ve son çare olduğu da söylenebilir. Yasaman; Federal Mahkemenin 50 yıllık uygulamasında haklı sebeple fesih davasının en son çare olarak düşünülmesi gerektiği, azınlığın ortaklıklar hukuku çerçevesinde bütün imkanlarını kullanarak hakkını kullanması gerektiği, bütün bunlara rağmen bir sonuç alamıyorsa ortaklığın feshinin istenebileceği yolunda kararların istikrar kazandığını belirtmektedir (Hamdi Yasaman, Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi, s. 716-717). Haklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir (Yargıtay 11. HD 6/2/2014 gün ve E:2012/9510 K:2014/2041 sayılı Karar). Bu açıklamalar ışığında somut olayda davacı taraf; davalı ....... ile birlikte davalı şirkette %50-%50 ortak olduklarını, müşterek imza ile şirketi temsile yetkili olduklarını, davalı ile aralarında güven ilişkisinin bozulduğunu, davalının yetkilerini temel dürüstlük kurallarına aykırı şekilde kötüye kullanarak şirketin varlığını tehlikeye düşürerek amacının gerçekleştirilmesini imkânsız kıldığını, bu durumun ortaklık ilişkisini çekilmez hale getirmesi nedeni ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636'nci maddesinin verdiği yetki kapsamında davalı şirketin feshedilmesini, bu talebinin kabul görmemesi halinde müvekkilinin hisse paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin hesaplanarak ortaklıktan ayrılmasına izin verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf ise davacının iddialarını kabul etmediği, davacının eylemleri ile şirketi zarar verdiğini, bu nedenle davanın reddini, mahkemenin aksi kanaate olması halinde alternatif uyuşmazlık çözümü kapsamında davacının şirketten çıkmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Dosyada mübrez İTSM kayıtları uyarınca; davalı şirketin 31/07/2019 tarihinde kurularak ticaret siciline tescil edildiği, mevcut durum itibariyle şirketin hisselerinin eşit olarak davacı ve davalıya ait olduğu ve davacı ile davalının müşterek imza ile şirketi temsile yetkili olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla şirket ortağı olan davacının iş bu davayı açma ehliyetinin bulunduğu sabittir. Davalı şirketin iki ortaklı olması nedeniyle yargıtay uygulamaları doğrultusunda husumetin hem şirkete, hem de diğer ortağa yöneltilmesinde herhangi bir usulsüzlük görülmemiştir. Mahkememizce iddia edilen hususların tespiti açısından davalı şirketin mali kayıtları üzerinde resen seçilen bilirkişiler eliyle incelemeler yapılmış ve hazırlanan kök ve ek rapor denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınmıştır. Buna göre; davalı ....... Şirketi’nin 2021 yılından itibaren satışlarının ve karlılığının yıllar itibarı ile azaldığı 31.12.2023 itibarı ile Özkaynaklarının Borca Batıklık seviyesinin -1.835.410,04 TL’ye ulaştığı, davalı şirketin 2021 yılından itibaren azalan satışları ile maliyetlerinin karşılayamadığı, faaliyet giderlerinde kısıtlamaya gidilmediği ve Borca Batıklığı önleyici tedbirlerin alınmadığı, şirketin kendi ticari gücüne dayanarak faaliyet göstermediği, şirketin ödenmiş sermayesinin aşınarak özvarlığında korunmadığı, davalı şirketin borca batık olduğu, zarar ettiği, iyi yönetilmediği, bünyesinde şahıs şirketi özellikleri de barındıran limited şirkette faaliyetin başarıyla devamı için çok önemli olan ortaklar arasındaki güvenin bozulduğu tespit edilmiştir. Bu tespitler ışığında; davalı şirketin borca batık olması, bu durumun ortadan kaldırılması için gerekli önlemlerin alınmamış olması, şirketin iyi yönetilememesi ve ortaklar arasında güven ilişkisinin ortadan kalkmış olması nedeniyle davalı şirketin fesih ve tasfiyesi dışında uyuşmazlığın çözümü için başka bir alternatif bulunmamaktadır. Açıklanan sebeplerle davacının asıl ve birleşen davasının kabulü ile davalı şirketin feshi ile tasfiyesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Asıl ve Birleşen Davanın KABULÜ ile, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636 (3) maddesi uyarınca İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ..... sicil numarasında kayıtlı davalı ....... Tasarım Mimarlık Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin FESİH VE TASFİYESİNE, 2-Tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere SMM Uzmanı .....'nun şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına, 3-Şirketin mali durumu ve yapılacak işin niteliğine göre gerekirse artırılıp eksiltilmek kaydıyla, tasfiye süreci devam ettiği sürece tasfiye memuruna toplam 50.000,00 TL ücret takdirine, tasfiye işlemleri olarak da 50.000 TL ücret takdirine, belirlenen ücretlerin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına, 4-Tasfiye memuru ücreti ile tasfiye avansı yatırıldığında ve karar kesinleştiğinde tasfiye memuruna görevinin tebliğine, 5-Keyfiyetin karar kesinleştiğinde ticaret sicil müdürlüğüne bildirilerek tescil ve ilanına, Asıl Dava Yönünden; 6-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 179,90-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 552,10TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Davacı tarafından yatırılan 179,90TL başvurma harcı ve 179,90 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 8-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, Birleşen Dava Yönünden; 9-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 269,85-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 462,15TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 10-Davacı tarafından yatırılan 269,85TL başvurma harcı ve 269,85TL peşin harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 11-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 12-Davacı tarafça dosyada yapılan 27.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 2.284,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 29.884,00TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 13-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı ..... vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/03/2026
Başkan ..... e-imzalı Üye ..... e-imzalı Üye ...... e-imzalı Katip ...... e-imzalı