İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/71 E. 2026/232 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/71
- Karar No
- 2026/232
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/71 KARAR NO : 2026/232
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 12/09/2014 KARAR TARİHİ : 12/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacılar vekilinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 12/09/2014 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Davalılardan .... Sigorta A.Ş. nezdinde ZMMS ile sigortalı ve dava dışı ....'a ait .... plakalı ticari taksi ile davacıların murisi olan müteveffa ..... kendi sevk ve idaresinde seyretmekte iken birden yolun daralması nedeniyle ..... Otelin giriş duvarına çarpması sonucu ölüm olayının meyana geldiğini, dolayısıyla davacıların destekten yoksun kaldıklarını olay yerine yolun daralmasını gösteren işaret konulmadığından davalı belediyenin kusurlu olduğunu, davacıların murislerinin ölümü ile sonuçlanan bu olayda davacıların maddi ve manevi zararlarının doğduğundan bahisle belirsiz alacak davası olarak açılan iş bu davada davacıların destekten yoksun kalma tazminatlarının belirlenip fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydı ile, şimdilik talep edilen toplam 2.500 TL nin davalı belediyeden olay tarihinden, sigorta şirketinden ise temerrüd tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, yine manevi tazminatın da belirlenerek olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA : Davalı ..... vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkili yönünden görevli yargı yerinin idari yargı olduğunu, olay yerinde yapılan yol çalışmasının ihale ile başkasına verildiğini ve ihale ile tamamlatıldığını, olay vaktinin gece, havanın ise yağışlı olmasından dolayı yol kusurundan söz edilemeyeceğini, dolayısıyla belediyenin kusurlu olduğunu ileri sürmenin dayanağının bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümlerine dayanan, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda dava, 30/10/2012 tarihinde D-100 Karayolu Kartaltepe Mahallesi mevkiinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu hayatını kaybeden .....'in geride kalan eşi ve çocukları tarafından, davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine açılan destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davanın karmaşık usul sürecinin özeti şu şekildedir: İlk karar, Bakırköy ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasından verilmiş; Yargıtay (Kapatılan) .... Hukuk Dairesinin 17/10/2018 tarihli ve .... Esas, ..... Karar sayılı bozma ilamı ile davalı ..... yönünden yargı yolu nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerektiği, desteğin gelirinin araştırılması ve pasif dönem hesabının AGİ hariç asgari ücret üzerinden yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bozma kararı üzerine davalı Belediye hakkındaki dava tefrik edilmiş, verilen görevsizlik kararı sonucu olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş ve Uyuşmazlık Mahkemesinin 29/11/2021 tarihli, ..... Esas, ..... Karar sayılı ilamı ile davanın adli yargı yerinde çözülmesi gerektiğine kesin olarak karar verilmiştir. Bunun üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı açılan dava, Mahkememizin .... Esas sayısına kaydedilmiş ve yapılan yargılama sonucunda 11/07/2024 tarihli, .... Karar sayılı ilam ile hüküm kurulmuştur. Anılan karar, taraflarca temyiz edilmiş ve Yargıtay ..... Hukuk Dairesinin 26/03/2025 tarihli, .... Esas, ...... Karar sayılı ilamı ile manevi tazminat miktarlarının düşük takdir edildiği gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamına uyulmasına karar verilerek dosya Mahkememizin ..... Esas sayısına kaydedilmiş ve yargılamaya bu şekilde devam olunmuştur. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri re'sen denetlenmiş, uyuşmazlık konuları belirlenmiş, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle yargılama ikmal edilmiştir. KUSUR DURUMU Bilirkişiler ..... tarafından sunulan 28/05/2014 tarihli kusur bilirkişi raporunda; ..... plaka numaralı aracın sürücüsü müteveffa ......'in trafik kazasının meydana gelmesinde %35 (yüzde otuz beş) oranında tali kusurlu olduğu, davalı...... Başkanlığının ise İl Trafik Komisyonu Başkanlığının 28/02/1992 tarihli ve 92/37 sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 13. ve 15. maddeleri kapsamında dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde %65 (yüzde altmış beş) oranında asli kusurlu bulunduğu tespit ve mütalaa edilmiştir. Bu kusur dağılımı, yargılamanın her aşamasında hükme esas alınmış ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. AKTÜERYA HESAPLAMALARI Yargılama sürecinde birden fazla aktüerya bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi .... tarafından sunulan 16/06/2014 tarihli kök rapor ve 21/10/2014 tarihli ek raporda destekten yoksun kalma tazminatları hesaplanmış; akabinde Yüksek Mühendis ..... tarafından sunulan 01/07/2020, 28/11/2022 ve 07/08/2023 tarihli raporlarla hesaplamalar güncellenmiştir. Hükme esas alınan 07/08/2023 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; davalı Belediyenin %65 kusur oranına isabet eden destekten yoksun kalma tazminatları şu şekilde belirlenmiştir: Davacı ..... için 769.212,08 TL, davacı ..... için 117.791,75 TL, davacı ..... için 64.428,90 TL ve davacı .... için 6.142,50 TL. MADDİ TAZMİNATA İLİŞKİN KESİNLEŞMİŞ HÜKÜMLER Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26/03/2025 tarihli bozma ilamının kapsamı incelendiğinde; davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davacılar vekilinin ise manevi tazminat miktarı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddedildiği görülmektedir. Buna göre; davalı ..... hukuki sorumluluğu, tarafların kusur oranları, maddi tazminat hesaplamaları, faiz başlangıç tarihi, tekerrür kaydı, maddi tazminata ilişkin hüküm fıkraları, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerine dair hüküm fıkraları yönünden usuli kazanılmış hak teşekkül etmiş olup bu kısımlar kesinleşmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/6. maddesi ile Yargıtayın yerleşik içtihatlarında benimsenen usuli kazanılmış hak ilkesi uyarınca, Yargıtay bozma ilamının kapsamı dışında kalan ve kesinleşen hüküm fıkralarının yeniden ele alınması veya değiştirilmesi hukuken mümkün değildir. Usuli kazanılmış hak, davaların makul sürede sona ermesini sağlayan, hukuk güvenliği ve istikrarın temel teminatı olan emredici bir usul ilkesidir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09/05/1960 tarih ve 21/9 sayılı kararı). Bu ilke gereğince, Yargıtay denetiminden geçerek bozma kapsamı dışında bırakılan hüküm fıkraları taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmuş olup bu kısımlarda yeniden karar verilmesine yer olmadığına ve önceki hükmün bu kısımlarının aynen geçerli sayılmasına karar verilmiştir. MANEVİ TAZMİNATA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME (BOZMA KONUSU) A.Bozma İlamının Kapsamı ve Bağlayıcılığı Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 26/03/2025 tarihli ve ..... Esas, ..... Karar sayılı bozma ilamında; Mahkememizin önceki kararında davacı eş ..... lehine 10.000,00 TL, davacı çocuklar .... ve ..... lehine ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş iken, bu miktarların hakkaniyete uygun olmadığı, dosyadaki bilgi ve belgelere göre desteğin kazadaki kusur oranı, davacıların eş ve babalarını kaybetmesi nedeniyle yaşadıkları acı ve keder gibi tüm unsurların bir arada değerlendirilmesi neticesinde takdir olunan manevi tazminat miktarının düşük kaldığı belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkememizce 12/03/2026 tarihli celsede, usul ve yasaya uygun bulunan söz konusu bozma ilamına uyulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir. Bozma ilamına uyulmasıyla birlikte, bozma kararında belirtilen hukuki ve olgusal çerçeve Mahkememiz açısından bağlayıcı hale gelmiştir. Bu bağlayıcılık, yalnızca bozma gerekçesindeki soyut hukuki ilkeleri değil; manevi tazminat miktarlarının yetersiz bulunduğuna ilişkin somut tespiti de kapsamaktadır. B. Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve İşlevi Manevi tazminat, hukuk sistemimizde kendine özgü (sui generis) bir nitelik taşımakta olup, maddi bir zararın giderilmesi amacına yönelik değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56/2. maddesi uyarınca hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi veya ölümü durumunda, ölenin yakınlarına uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Manevi tazminat, zarara uğrayanın çektiği acı, elem ve ızdırabın kısmen de olsa hafifletilmesi ve manevi huzurun yeniden tesisine yönelik bir tatmin aracıdır; ancak bu niteliği, onu salt sembolik bir ödeme düzeyine indirgemeyi de haklı kılmaz. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, manevi tazminatın takdirinde zarar görenin duyduğu acı, üzüntü ve keder gibi duyguların hafifletilmesi ve dindirilmesi yanında, zarar verenin gerekli dikkat ve özeni gösterme konusunda etkilenecek ölçüde bir caydırıcılık unsurunun da gözetilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla manevi tazminat, bir yandan maddi tazminatı tamamlayan bir denkleştirme unsuru olarak zarara uğrayanın tatmin edilmesini, diğer yandan zarar verenin bundan böyle benzer zarar verici eylemlerden sakınmasını sağlayacak düzeyde caydırıcı bir etki doğurmasını amaçlamaktadır. Bu bağlamda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde düzenlenen hakkaniyet ilkesi, manevi tazminat miktarının belirlenmesinde hâkime tanınan takdir yetkisinin temel çerçevesini oluşturmaktadır. Hâkim, bu yetkisini kullanırken olayın meydana geliş biçimi, tarafların sosyal ve ekonomik konumları, kusurun ağırlığı, davacıların destek ile olan yakınlık dereceleri, desteğin yaşı ve beklenen yaşam süresi, olayın meydana geldiği tarihten itibaren geçen zaman ve paranın satın alma gücündeki değişim gibi nesnel ölçütleri göz önünde bulundurmalı; takdir edilen miktarın ne zarara uğrayan açısından zenginleşme aracına dönüşmesine ne de zarar veren açısından sembolik ve anlamsız bir düzeyde kalmasına izin vermemelidir. C. Somut Olayda Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesi Yargıtay ...... Hukuk Dairesinin bozma ilamındaki tespitler ve yukarıda ortaya konulan hukuki çerçeve ışığında, manevi tazminat miktarının yeniden takdirinde aşağıdaki olgusal ve hukuki parametreler birlikte değerlendirilmiştir: Olayın meydana geliş biçimi ve ağırlığı: Davacıların desteği ....., 30/10/2012 tarihinde D-100 Karayolu Kartaltepe Mahallesi mevkiinde, davalı ..... tarafından inşa ettirilen yan yolun aniden ve herhangi bir uyarı işareti konulmaksızın daralması sonucu kontrolünü yitirmiş ve ..... Otel giriş duvarına çarparak hayatını kaybetmiştir. Kazanın oluş biçimi incelendiğinde, yolun geometrik yapısındaki ani değişikliğin sürücüye önceden bildirilmemesinin doğrudan ölüm sonucunu doğurduğu anlaşılmaktadır. Bu nitelikte bir kamu hizmeti kusurunun – yani yol yapım ve bakımında temel güvenlik tedbirlerinin alınmamasının – sonuçları itibarıyla ağır ve telafisi güç bir zarar meydana getirdiği tartışmasızdır. Kusur oranları: Dosyadaki kusur bilirkişi raporuna göre davalı ...... %65 oranında asli kusurlu, müteveffa ise %35 oranında tali kusurlu bulunmuştur. Davalı Belediyenin ağır basması gereken kusur oranı, manevi tazminatın belirlenmesinde önemli bir artırıcı faktör olarak değerlendirilmiştir. Zira kamu tüzel kişilerinin yol güvenliğini sağlama yükümlülüğü, özel hukuk kişilerinin özen borcundan daha kapsamlı ve toplumsal güven ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır. Davacıların desteğe olan yakınlık derecesi ve yaşanan kayıp: Davacı ......, müteveffanın eşi olup eş olarak aile birliğinin, duygusal dayanışmanın ve yaşam ortaklığının bir anda ve geri dönüşü olmayan biçimde sona ermesinin yarattığı manevi çöküntü, olağan yaşam deneyiminin ötesinde derin bir acı ve yalnızlık duygusuna yol açmaktadır. Davacı çocuklar ..... ve ....... ise babalarını kaybetmiş olup, babanın çocukların gelişiminde ve sosyalleşmesinde oynadığı vazgeçilmez rol dikkate alındığında, bu kaybın çocuklar üzerindeki manevi etkisinin yaşam boyu sürecek nitelikte olduğu açıktır. Her bir aile ferdinin yaşadığı kayıp bireysel olmakla birlikte, ailenin bütünlüğünün dağılmasının yarattığı kolektif travma da manevi tazminatın takdirinde göz ardı edilemeyecek bir unsurdur. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları: Tarafların ekonomik ve sosyal konumları, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden hareketle değerlendirilmiştir. Davalı .... Türkiye'nin en büyük metropoliten belediyesi olarak mali kapasitesi ile davacıların ticari taksi sürücüsü olan desteklerini kaybetmeleri sonucu düştükleri ekonomik güçlük arasındaki dengesizlik, manevi tazminat miktarının takdirinde dikkate alınmıştır. Olay tarihinden bu yana geçen süre: Kaza 30/10/2012 tarihinde meydana gelmiş olup aradan on üç yılı aşkın bir süre geçmiştir. Bu süre zarfında davanın çeşitli yargısal aşamalardan geçmesi, Uyuşmazlık Mahkemesine taşınması, birden fazla kez bozulması ve tefrik işlemleri yapılması nedeniyle davacılar uzun soluklu bir yargılama süreciyle de yüz yüze kalmışlardır. Bu durum, zaten derin olan acılarının üzerine ek bir belirsizlik ve beklenti yükü bindirmiştir. Yargıtay uygulamasında da manevi tazminat miktarının, olay tarihindeki koşullarla birlikte hüküm tarihindeki koşullar da gözetilerek belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Caydırıcılık fonksiyonu: Manevi tazminat, yalnızca zarara uğrayanı tatmin etme değil, aynı zamanda zarar vereni benzer davranışlardan sakındırma işlevini de üstlenmektedir. 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsenen bu yaklaşım çerçevesinde, bir kamu kurumunun temel güvenlik tedbirlerini almaksızın yol inşa ettirmesinin yaratacağı sonuçların caydırıcı bir tazminat yaptırımıyla karşılanması, hem bireysel adaletin gerçekleştirilmesi hem de kamu hizmetlerinin güvenli bir şekilde yürütülmesi bakımından zorunludur. D. Takdir Edilen Manevi Tazminat Miktarları Yukarıda açıklanan tüm bu olgusal ve hukuki parametreler, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bozma ilamındaki yönlendirici tespitler, 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında benimsenen ölçütler, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde düzenlenen hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56/2. maddesinin çizdiği çerçeve birlikte değerlendirildiğinde: Davacı eş ..... yönünden; eş olma sıfatının doğurduğu derin bağlılık, yaşam ortaklığının ani ve trajik biçimde sona ermesinin yarattığı tahribat, tek başına aile sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalmanın getirdiği manevi yük ve desteğin ölümünün eşin yaşamında bıraktığı kalıcı boşluk dikkate alınarak 35.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Davacı çocuklar ..... yönünden; baba figürünün kaybının çocukların duygusal ve sosyal gelişimleri üzerindeki derin ve uzun vadeli etkisi, babalık desteğinden mahrum kalmanın yarattığı manevi boşluk ve her bir çocuğun bireysel olarak yaşadığı kayıp acısı gözetilerek her bir çocuk için ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Takdir edilen bu miktarlar, bir taraftan davacıların duyduğu acı ve elemi kısmen de olsa hafifletmeye ve manevi tatmin sağlamaya, diğer taraftan davalı Belediyeyi kamu hizmeti yürütürken gerekli dikkat ve özeni gösterme konusunda caydırmaya yeterli ve uygun bir düzeyde bulunmaktadır. Bu miktarlar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bozma ilamında belirlenen çerçeveye ve davacıların talep sınırlarına da uygun düşmektedir. Manevi tazminata uygulanacak faiz türü konusunda; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca haksız fiilden kaynaklanan borçlarda temerrüt, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte başlamaktadır. Davalının kamu tüzel kişisi olması nedeniyle 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri çerçevesinde yasal faiz uygulanması gerekmektedir. Buna göre manevi tazminata, kaza tarihi olan 30/10/2012 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesi, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenlemektedir. Anılan Kanun'un 61. maddesi ise birden çok kişinin birlikte bir zarara sebebiyet verdiği veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanacağını öngörmektedir. Davalı .... zarara sebebiyet veren fiili ile davacıların uğradıkları zarar arasındaki uygun illiyet bağı, kusur bilirkişi raporu ve dosyadaki diğer delillerle açıkça ortaya konulmuş olup, davalı ..... bu zarar nedeniyle haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde tazminat yükümlülüğü altındadır. Tüm bu belirlemeler ışığında, bozma ilamının kapsamı ve bağlayıcılığı, usuli kazanılmış hak ilkesi ile manevi tazminatın yeniden takdirine ilişkin değerlendirmeler doğrultusunda,davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile,davacı ..... lehine 35.000,00.-TL,davacı ..... lehine 15.000,00.-TL,davacı Kübra lehine 15.000,00.-TL ve davacı ..... lehine 15.000,00.-TL, manevi tazminatın kaza tarihi olan 30/10/2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Bozma ilamının kapsamı gözetildiğinde; davalı ..... vekilinin tüm temyiz itirazları ile davacılar vekilinin manevi tazminat miktarı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddedilmiş olması karşısında;davalı belediyenin sorumluluğu,kusur oranları,maddi tazminat hesaplamaları,faiz başlangıcı,tekerrür kaydı,maddi tazminata ilişkin hüküm fıkraları ve diğer bölümler yönünden usulî kazanılmış hak oluştuğu ve bu kısımların kesinleşmiş olması nedeniyle bu hususlarda YENİDEN KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Bozma ilamı kapsamında bulunmayan ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen;maddi tazminata ilişkin hükümler,faiz başlangıcı,tekerrür kaydı,maddi tazminat yönünden vekâlet ücretleri,harç ve giderlere ilişkin önceki hüküm fıkraları yönünden usulî kazanılmış hakların korunmasına ve önceki hükmün bu kısımlarının AYNEN GEÇERLİ SAYILMASINA, 2-)Davacı ..... yönünden manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile ; 35.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 30.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya VERİLMESİNE, 3-)Davacı ..... yönünden manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile;15.000,00 TL manevi tazminatın,kaza tarihi olan 30.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya VERİLMESİNE, 4-)Davacı ..... yönünden manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile;15.000,00 TL manevi tazminatın,kaza tarihi olan 30.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya VERİLMESİNE, 5-)Davacı ..... yönünden manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile;15.000,00 TL manevi tazminatın,kaza tarihi olan 30.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya VERİLMESİNE, 6-)Davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin REDDİNE, 7-)Davacılar tarafından yapılan 2 adet tebligat+posta ücreti 280,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 203,64 TL'nin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,kalan kısmın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA, 8-)Davacı .....'in kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 35.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacı .....'e VERİLMESİNE,(Manevi tazminat ile ilgili olarak) 9-)Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 15.000,00 TL ücreti vekaletin davacı ....'den tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,(Manevi tazminat ile ilgili olarak) 10-)Davacı .....'in kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 15.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacı .....'e VERİLMESİNE,(Manevi tazminat ile ilgili olarak) 11-)Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 5.000,00 TL ücreti vekaletin davacı ...'den tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, (Manevi tazminat ile ilgili olarak) 12-)Davacı ...'in kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 15.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacı......'e VERİLMESİNE,(Manevi tazminat ile ilgili olarak) 13-)Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 5.000,00 TL ücreti vekaletin davacı ......'den tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, (Manevi tazminat ile ilgili olarak) 14-)Davacı .....'in kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 15.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacı .......'e VERİLMESİNE,(Manevi tazminat ile ilgili olarak) 15-)Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 5.000,00 TL ücreti vekaletin davacı .....'den tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, (Manevi tazminat ile ilgili olarak) 6100 sayılı HMK'nun 473 ncü maddesinin 4 ncü fıkrası yollamasıyla aynın Kanunun 361.maddesi ilâ 373 ncü madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya temyiz dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 12/03/2026
Başkan .... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ..... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ..... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ....... ☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."