İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/363 E. 2025/927 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/363
- Karar No
- 2025/927
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... "TÜRK MİLLETİ ADINA" T.C. GEREKÇELİ KARAR KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO :
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : 1- VEKİLİ : DAVALILAR : 2- 3- VEKİLİ : DAVA : TAZMİNAT DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; Davacının, 22.05.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ... idaresindeki motosiklette yolcu konumunda bulunurken, davalı sürücü ...’in bölünmüş yol çizgisi olmasına rağmen aniden ve kurallara aykırı şekilde dönüş yapması sonucu kazanın davalı sürücünün tam kusurlu şekilde meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında da davalı sürücünün 2918 Sayılı Kanun’un 47/c maddesini ihlal ederek tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, motosiklet sürücüsünün ve yolcu olan davacının kask gibi tüm güvenlik önlemlerini almış olmasına rağmen kazanın davalı sürücünün kural ihlali ile gerçekleştiğini, müvekkilinin kazanın ardından ağır yaralandığını, Selçuklu Tıp Fakültesinde iki kez ameliyat edildiğini, kalçasına platin ve vidalama işlemleri yapıldığını, 36 dikiş atıldığını, bir hafta arayla iki defa ameliyat geçirdiğini, 12 gün boyunca sonda nedeniyle ızdırap çektiğini, taburcu olduktan sonra 50 gün boyunca bez kullanmak zorunda kaldığını, 45 gün süreyle evde yatalak şekilde tedavi gördüğünü, tuvalete dahi çıkamadığını, kendi yemeğini yiyemediğini, çocuklarına bakamadığını, bu nedenle bakıcı tutulduğunu, kazadan 50 gün sonra destekle yürümeye başlayabildiğini, 22.08.2022’de üçüncü kez ameliyat olduğunu, bu ameliyatta 5 vidanın çıkarıldığını ve kireçlenmeyi önlemek için kök hücre tedavisi uygulandığını, uzun süre kan sulandırıcı ve ağrı kesici ilaçlar kullandığını, bir ay fizik tedavi gördüğünü, halen normal tuvalet kullanamadığını, yere oturamadığını, sağlıklı şekilde yürüyemediğini, tedavilerinin devam ettiğini, müvekkilinin Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesinin 17.05.2023 tarihli raporuna göre sürekli iş göremezlik oranının %12, geçici iş göremezlik süresinin 9 ay ve bu sürede %100 malul olduğu, bakıcı gideri zararının 24.417,00 TL, belgelenemeyen tedavi giderlerinin 18.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, yargılama sürecinde alınacak raporlarla bu zararın daha yüksek çıkmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin yaşamının ciddi şekilde etkilendiğini, uzun süre yatalak kaldığını, çocuklarına bakamadığını, sonda ve bez kullanmak zorunda kaldığını, aylarca yürüyemediğini, psikolojik olarak yıprandığını, panik atak geçirdiğini, her trafiğe çıkışında halen korku yaşadığını, gecelerini kabuslarla geçirdiğini, halen sol tarafına yatamadığını, yaşadığı yoğun acı, elem ve ızdırap nedeniyle manevi olarak da ciddi zarara uğradığını, Türk Borçlar Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca, müvekkilinin haklılığını gösteren ciddi delillerin mevcut olduğunu, davacının halen temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan bir halde bulunduğunu, ekonomik durumunun zorlaştığını, bu nedenle mağduriyetinin kısmen giderilebilmesi amacıyla acilen 50.000,00 TL geçici ödeme yapılması gerektiğinden bahisle netice-i talep bakımından, müvekkilinin HMK 107. madde kapsamında belirsiz alacak niteliğinde olmak üzere şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ... ve ... Ltd. Şti. yönünden kaza tarihinden, sigorta şirketi yönünden ise poliçe limiti dahilinde temerrüt tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiğini, ayrıca 24.417,00 TL bakıcı gideri ile 18.000,00 TL belgelenemeyen tedavi giderinin kısmi dava olarak aynı şekilde müştereken ve müteselsilen tahsilini istediğini, 300.000,00 TL manevi tazminatın da davalı ... ve Neva Makine Ltd. Şti.’den tahsilini talep ettiğini, bunun yanı sıra tüm davalıların taşınır-taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını, BK 76 kapsamında 50.000,00 TL geçici ödeme yapılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davacı vekili talep artırım dilekçesiyle özetle; dava dilekçesi ile talep ettikleri geçici iş göremezlik devresinde uğradığı maddi zarar miktarının 100,00 TL' den 53.034,86 TL arttırarak 53.134,86 TL'ye çıkarttıklarını, davalılar ... ve ... Tic. Ltd. Şt. yönünden kaza tarihinden, sigorta şirketi yönünden ise poliçe limiti dahilin de temerrüt tarihinden itibaren ticari faizleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini ayrıca yine dava dilekçesinde sürekli iş göremezlik devresinde uğradığı maddi zarar miktarının 100,00 TL'den 2.616.068,96 TL arttırarak 2.616.168,96 TL'ye çıkarttıklarını, sözü geçen miktarın davalılar ... ve ... Tic. Ltd. Şti. Yönünden kaza tarihinden, sigorta şirketi yönünden ise poliçe limiti dahilinde temerrüt tarihinden itibaren ticari faizleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta şirkete vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacının 22.05.2022 tarihli trafik kazası nedeniyle açtığı tazminat davasının hem usul hem de esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, öncelikle Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası bakımından dava açmadan önce sigorta şirketine usulüne uygun, tam ve eksiksiz şekilde başvuru yapılmasının zorunlu olduğunu, davacının eksik başvuru yaptığını, bu nedenle dava şartı yokluğu bulunduğunu, müvekkili sigorta şirketinin yalnızca poliçe teminat limiti ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerin kusur oranını belirlemeye elverişli olmadığını, bu nedenle Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti ile Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden kusur konusunda uzman bilirkişi raporu alınmasının zorunlu olduğunu, ayrıca Yargıtay kararlarına dayanarak, maluliyet oranının ancak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilecek raporla tespit edilebileceğini, tıp fakültesi veya diğer hastanelerden alınan raporların hükme esas alınamayacağını, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderlerinin ZMSS Genel Şartları gereğince teminat dışında kaldığını, bu giderlerden müvekkili sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağını, tedavi sürecine ilişkin tüm masrafların 2918 Sayılı Kanun’un 98. maddesi gereğince SGK sorumluluğunda olduğunu, bunun yanında, tazminat hesaplamasının TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre aktüerya uzmanı tarafından yapılması gerektiğini, tazminatta denkleştirme ilkesinin uygulanmasını, davacının SGK’dan elde ettiği gelir ve ödemelerin hesaplamadan düşülmesini talep ettiklerini, SGK tarafından gelir bağlanmadıysa, davacıya ilgili kuruma karşı dava açması için süre verilmesi ve bu davanın sonucuna kadar eldeki davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının kaza sırasında kask ve koruyucu ekipman kullandığının tespit edilemediğini, bu nedenle kaza zararında davacının da kusurunun bulunduğunu, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, bu hususta dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesini talep ettiğini, bunun yanında yolcu konumundaki davacının hatır için taşınıp taşınmadığının tespitinin önemli olduğunu, hatır taşıması olması halinde en az %20 oranında indirim yapılması gerektiğini, son olarak sigorta şirketinin faiz sorumluluğunun sınırlı olduğunu, geçerli bir başvuru bulunmadığından müvekkilinin ancak dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulabileceğini, ticari faize hükmedilemeyeceğini, netice-i talep bakımından, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine, bu talep kabul edilmezse davanın esastan reddine, kusur tespiti için dosyanın Fen Heyeti ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesine, maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesince belirlenmesine, tazminat hesabının aktüerya bilirkişisi tarafından TRH 2010 tablosuna göre yapılmasına, SGK ödemelerinin tazminattan mahsup edilmesine, varsa ceza davasının bekletici mesele yapılmasına, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacı tarafından talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddi gerektiğini, öncelikle kazanın meydana geliş şeklinin, davacı tarafça iddia edilenden ve kaza tespit tutanağına yansıyan bilgilerden farklı olduğunu, müvekkili sürücünün ... Caddesi üzerinde dönüşünü tamamladıktan sonra aracının yalnızca arka kısmı emniyet şeridinde kaldığı sırada, motosiklet sürücüsünün emniyet şeridinden gelerek aracın sağ arka kısmına çarptığını, bu nedenle kazanın motosiklet sürücüsünün 2918 Sayılı Kanun’un 46/2-f maddesini ihlal ederek emniyet şeridinde seyretmesi sonucu meydana geldiğini, bu çerçevede müvekkili sürücünün kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, olay yerinde motosiklete ait fren izi dahi olmadığını, çarpışmayı önlemek için bir manevra veya frenleme yapılmadığını, kusur tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesine, kamera kayıtlarının celbi ile kazanın gerçek oluş şeklinin MOBESE görüntüleriyle tespit edilmesini talep ettiğini, kusur oranı netleşmeden müvekkillerin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, davacının ve motosiklet sürücüsünün kask ve koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığının tutanakta işaretlenmemiş olmasının müterafik kusur incelemesini zorunlu kıldığını, TBK m.52 kapsamında davacının zararın doğumuna veya artmasına katkısı varsa tazminattan indirim yapılması gerektiğini, ayrıca davacının kaza anında “hatır için taşınıp taşınmadığının” belirlenmesi gerektiğini, hatır taşıması bulunması halinde Yargıtay içtihatları gereği tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafça ileri sürülen %12 maluliyet oranının taraflarca kabul edilmediğini, maluliyet oranının, geçici iş göremezlik süresinin ve bakıcı ihtiyacının ancak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından tespit edilebileceğini, bu nedenle davacının sunduğu raporların hükme esas alınamayacağını, , SGK veya sigorta şirketi tarafından yapılmış bir ödeme varsa bunun tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, TBK m.76 kapsamında talep edilen 50.000 TL geçici ödeme talebinin müvekkillerinin kusuru bulunmadığından reddi gerektiğini, manevi tazminat talebinin de fahiş olduğunu, kusurun bulunmadığı durumda talebin tamamen reddi gerektiğini, aksi halde manevi tazminatın niteliği gereği makul seviyede tutulması gerektiğini, ayrıca müvekkili sürücünün kaza sonrası davacıyla ilgilenerek maddi ve manevi destek sunduğunu, bunun da tazminatta dikkate alınması gerektiğini, ticari faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu, olayın ticari iş niteliği taşımadığını, müvekkillerinin ancak yasal faizden sorumlu tutulabileceğini, netice-i talep bakımından, dosyanın kusur raporu alınmak üzere dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine, maluliyet raporu alınmak üzere Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’na gönderilmesine, MOBESE kamera kayıtlarının celbine, tüm tazminat taleplerinin haksız ve mesnetsiz olması nedeniyle davanın tamamen reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin tazminat isteminden ibarettir. Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır. Yine bu tür davalarda 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca, zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapması gerekmekte olup bu husus sonradan giderilmesi de mümkün olmayan dava şartlarındandır. Ayrıca yazılı başvurudan hemen sonra dava açılması mümkün olmayıp 15 günlük sürenin dolmasından sonra dava açılabilecektir. Sigorta kuruluşu kendisine yapılan yazılı başvuruya karşı 15 gün içinde cevap vermek ve 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre 8 iş günü içinde de tazminatı ödemek zorundadır. Sekiz iş günü içinde sorumlu olduğu tazminatı ödemeyen sigortacı 9. gün itibariyle temerrüde düşecektir. Hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminatlar ise 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi uyarınca 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Somut olayda davacı, davaya konu trafik kazası neticesinde yaralandığını iddia ederek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı, tedavi gideri tazminatı ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur. Davaya konu 22/05/2022 tarihli trafik kazasının ...'in idaresindeki ... plakalı Kamyonet ile, Karaman caddesini takiben, Karaman ili istikametine seyredip, No:... karşısına geldiği esnada bölünmüş yol çizgisinin olduğu yerden sola manevra yaparak dönüş yaptığı sırada aracının sağ yan arka kısımları ile, Karşı yönden Karaman caddesini takiben, şehir merkezi istikametine seyir halinde olan sürücü ..., idaresindeki ... Plakalı motosikletin ön kısımları ile çarpışıp, motosikletin sol yanı üzerine devrilmesi neticesinde meydana gelmiştir. Kaza sonrasında görevli kolluk tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağı ile, trafik kazasının oluşmasında davalı ...'in tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Yine, mahkememizce tanzim ettirilen 06/01/2024 tarihli kusur raporu ile de kazanın oluşmasında davalı ...'in tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce, 06/01/2024 raporundaki tespitlerin dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun olması nedeniyle, davaya konu trafik kazasının oluşmasında davalı ...'in tam kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Bu kapsamda öncelikle zarar görenlerin davaya konu trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelip gelmediğinin tespiti için hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmelidir. Maluliyetin tespiti yönünden hangi yönetmeliğin uygulanacağına ilişkin KTK'da ve TBK'da açık hüküm bulunmadığından bu boşluğun içtihatlarla doldurulması gerekmektedir. Konya BAM . Hukuk Dairesi'nin süregelen uygulamasına göre; 2918 sayılı KTK'nın 90. ve 92. maddeleri ile genel şartlara yapılan atfın 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle genel şartların ve Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanma kabiliyetinin kalmadığı gerekçesiyle, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 08/02/2023 tarihli, ... E ... K sayılı kararı) AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı karşısında genel şartların uygulanma kabiliyetinin kalmadığı açık ise de, iptal kararı Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. Her ne kadar 01/06/2015 tarihli Genel Şartlar'da bu yönetmeliklere atıf yapılmakta ise de bu yönetmelikler genel şartlardan bağımsız olup, genel şartlara yapılan atfın hatta doğrudan genel şartların yürürlükten kaldırılması bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel değildir. Zira bu yönetmeliklerin dayanağı 01.06.2015 tarihli genel şartlar olmayıp, Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği'nin 3. Maddesinde, Erişkinler ... Yönetmeliği'nin de yine 3. Maddesinde belirtildiği üzere bu yönetmeliklerin dayanağı kanundur. Dolayısıyla bu yönetmelikler ya da yönetmeliğe dayanak teşkil eden kanunlar yürürlükten kalkmadığı sürece bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Bunun yanında her ne kadar Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesi ile birlikte uygulanmaya başlanmış ise de; bu yönetmeliğin 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, yürürlüğe girdiği tarihten 01.06.2015 tarihine kadarki süreçte de uygulanmasına engel bir halin olmadığı, ancak yargı kararları ile bu süreçte Çalışma Gücü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının tercih edildiği, tercihin bu yönde kullanılmasına bir engel olmadığı gibi aksi yönde kullanılmasına da bir engel olmadığı, ancak 2918 sayılı KTK'daki atıf nedeniyle 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte bu tarihten itibaren Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının bir zorunluluk olduğu, AYM iptal kararının sadece bu zorunluluğu ortadan kaldırdığı, dolayısıyla yargı organlarının takdir hakkını kullanarak yürürlükte olan yönetmeliklerden herhangi birisini tercih etmesinin mümkün olduğu, Yargıtayca bu takdir hakkı kapsamında hangi tarihler arasında hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik oluşturulan uygulamanın yerleşik hale geldiği, Yargıtay ve diğer BAM uygulamalarının aksine Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı yönündeki kabule açık yasal bir engel yoksa da TMK'nın 4. maddesi uyarınca kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği, hakimin takdir hakkını kullanırken keyfi uygulamalardan kaçınmasının gerektiği, yerleşik ve genel kabul gören uygulamaların aksine hareket edilmesinin adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil edeceği ve yargıya güveni ortadan kaldıracağı, Yargıtay uygulamasının da herhangi bir yasa hükmüne aykırılık teşkil etmemesi karşısında KONYA BAM . HD'NİN ANILAN GÖRÜŞÜNE İŞTİRAK EDİLMEMİŞTİR. Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden maluliyetin tespitinde Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının Erişkinler ... Yönetmeliği'nin uygulanmasına engel bir yönü yoktur. Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşik hale gelen uygulamasına göre; maluliyet belirlemesinin, kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.(Emsal ilam:Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E ... K) Davaya konu trafik kazası 22/05/2022 tarihinde meydana gelmiş olup, davacının kalıcı sakatlığının bulunup bulunmadığının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Dosya kapsamına uygun olduğundan ve mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette olduğundan hükme esas alınan 25/08/2025tarihli Adli Tıp 2. Üst Kurul raporu ile davacının yaralanmasının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre % 7 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, davacının geçici iş göremezlik süresinin 6 ay, başkasının yardımına muhtaç olduğu sürenin 2 ay olduğu tespit edilmiştir. Yine, 31/05/2024 tarihli maluliyet raporu ve 17/05/2023 tarihli maluliyet raporu ile davacının tedavi gideri zararı 18.000,00 TL olarak tespit edilmiştir. Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda 2918 sayılı KTK'da ve 6098 sayılı TBK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kapsamda hesaplamanın yargı kararları ile yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerekir. Hesaplamalarda prograsif rant yönteminin uygulanması konusunda herhangi bir görüş farklılığı yoksa da bakiye yaşam süresinin tespitinde hangi yaşam tablosunun esas alınacağı konusunda Konya BAM 3. HD. nin uygulamaları ile Yargıtay uygulamaları farklılık arz etmektedir. Konya BAM . HD.'nin yerleşik hale gelen uygulamalarına göre, 2918 sayılı KTK ile genel şartlara yapılan atfın, AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle bakiye yaşam süresinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 17/02/2023 gün ve ... E ... K) TRH 2010 yaşam tablosunun, genel şartların yürürlüğe girmesiyle uygulanmaya başlandığı, önceki dönemde PMF 1931 yaşam tablosunun uygulandığı bilinen bir gerçektir. Genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Dairelerinin uygulamalarına istinaden PMF 1931 yaşam tablosu esas alınmaktaysa da TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına da engel yasal bir düzenleme bulunmamaktaydı. Genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, KTK'da genel şartlara yapılan atıflar nedeniyle, hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması yasal bir zorunluluk haline gelmiş, devam eden süreçte ise AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı ile bu zorunluluk ortadan kalkmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, iptal kararı ile sadece bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararı TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasını imkansız hale getirmemiştir. Gelinen aşamada, mahkemeler takdir yetkisi kapsamında gerek PMF 1931 yaşam tablosunu, gerekse TRH 2010 tablosunu esas alabilecektir. Ancak takdir hakkının, 4721 sayılı TMK'nın 4. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak kullanılması gerekir. Bu takdir hakkı kapsamında, genel kabul gören yaşam tablosunun esas alınması hakkaniyete daha uygun olacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02/12/2021 tarihli, ... E, ... K sayılı ilamı ve 21/12/2021 tarihli, ... E., ... K sayılı ilamı ile bakiye yaşam süresinin tespitinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiğine işaret etmiştir. Yine, Yargıtay Daireleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin uygulamaları da bu yönde olmuştur. Bu nedenle, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının hakkaniyete daha uygun olacağı kabul edildiğinden, Konya BAM . HD.'nin PMF 1931 yaşam tablosunun dikkate alınmasına yönelik görüşüne iştirak edilmemiştir. Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasına engel bir yönü yoktur. Dosya kapsamına uygun olduğundan TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesap içerir kısmı hükme esas alınan 07/10/2025 tarihli hesap raporu ile, kusur durumuna göre davacının sürekli iş göremezlik zararının 866.372,90TL, geçici iş göremezlik zararının 31.422,63 TL, bakıcı gideri zararının 11.083,80 TL ve tedavi gideri zararının 18.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nin 51.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve tazminattan indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ayrıca ahlaki ödev kapsamında kalan taşımaların hatır taşınması niteliğinde olmayacağının da belirtilmesinde fayda vardır. Nitekim Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da bu husus vurgulanmıştır. Hatır taşıması indiriminin resen dikkate alınması mümkün olmayıp taşımanın hatır taşıması olduğu yönünde bir savunmanın bulunması gerekmektedir. Ayrıca bu savunma sadece ileri sürenler yönünden etkisini gösterecek olup, yasal süresi içinde hatır taşıması definde bulunmayanlar yönünden bu indirimin yapılması mümkün değildir. (Emsal için bknz. Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E ... K ve ... E ... K )Hatır taşıması yönünden bir başka önemli husus ise bu indirimden sadece hatır taşıması yapan sürücü, işleten ve bu aracın sigortacısı yararlanacaktır. Karşı aracın sürücü işleten ve sigortacısının bu indirimden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.(Yargıtay . HD.nin 28/05/2015 gün ve ... E. ... K.) Her ne kadar davalı tarafça hatır taşıması definde bulunulmuş ise de davacının kaza esnasında ... plakalı araçta yolcu olması, davalıların sorumluluklarının ... plakalı araca dayalı olması nedeniyle davalı tarafın hatır taşıması definde bulunamayacağı kabul edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, davacının kaza esnasında kaskının takılı olup olmadığı konusunda kaza tespit tutanağında bir belirleme bulunmamaktadır. Yine ceza dosyası içeriğinde de bu yönde herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Bu nedenle, hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı kabul edilmiştir. 02/01/2023 tarihli ara karar ile davacı lehine 42.617,00 TL geçici ödemeye hükmedilmiştir. 6098 s. TBK'nın 76. maddesine göre; "Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir. Davalının yaptığı geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir; tazminata hükmedilmezse hâkim, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faizi ile birlikte geri vermesine karar verir." Anılan yasal düzenlemeye istinaden geçici ödemenin hükmedilecek tazminattan mahsubu gerekir. Geçici ödemenin hangi zarar kalemlerine ilişkin olduğu belirsiz olduğundan, mahsubun oranlama suretiyle her bir zarar kaleminden ayrı ayrı yapılması gerekir. Bu kapsamda yapılan hesaplama neticesinde, geçici ödemenin 39.834,97 TL'lik kısmının sürekli iş göremezlik zararına, 1.444,78 TL'lik kısmının geçici iş göremezlik zararına, 509,62 TL'lik kısmının bakıcı gideri zararına ve 827,63 TL'lik kısmının tedavi gideri zararına ilişkin olduğu kabul edilmiştir. Sigorta şirketi yönünden ise ayrıca limit aşımına sebebiyet vermemek adına sakatlanma klozu teminat limiti olan 500.000,00 TL'den 39.834,97 TL mahsup edilmiş ve bu kloz yönünden bakiye limitin 460.165,03 TL olduğu kabul edilmiştir. Sağlık gideri klozu teminat limiti de 500.000,00 TL olup, geçici ödeme mahsup edildiğinde sağlık gideri klozu bakiye limiti 497.217,97 TL'dir. Bu kapsamda, geçici ödemenin her bir zarar kaleminden orantılı olarak mahsubundan sonra sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden (sigorta şirketinin bu zarar kaleminden doğan sorumluluğu bakiye limit olan 460.165,03TL ile sınırlı olmak üzere) 826.537,93 TL, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 29.977,85 TL, bakıcı gideri tazminatı yönünden 10.574,18 TL'ye ve tedavi gideri tazminatı yönünden 17.172,37 TL'ye hükmedilebileceği sonucuna varılmış ve maddi tazminat davasının bu tutarlar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, ... ... ) Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacının manevi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM- Yukarıda gerekçesi açıklanan nedenlerle; 1-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 2/01/2024 tarihli ara karar ile hükmedilen 42.617,00 TL tutarındaki geçici ödemenin 6098 s. TBK'nın 76/2. maddesi uyarınca her bir zarar kalemi yönünden orantılı olarak mahsubu ile 826.537,93 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 29.977,85 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10.574,18 TL bakıcı gideri tazminatı ve 17.172,37 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 884.262,33 TL tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu (sakatlanma teminat klozu yönünden 460.165,03 TL, sağlık gideri teminat klozu yönünden ise 57.724,40 TL olmak üzere toplam) 517.889,43 TL ile sınırlı olmak üzere, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 03/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. yönünden 22/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 300.000,00 TL manevi tazminatın 22/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ile davalı ... Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 80.896,95 TL harçtan, peşin alınan 51.437,05 TL harcın mahsubu ile bakiye 29.459,90 TL eksik harcın (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 12.883,10 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.200,00 TL yargılama giderinin 188,31 TL'lik kısmının davacı Beyza Işık'tan, 3.011,69 TL'lik kısmının ise davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 5-Davacı tarafından yapılan 51.437,05 TL harç giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 22.493,92 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 359,80 TL harç gideri ve 30.008,21 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 30.368,01 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 12.370,96 TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 5.409,94 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Maddi tazminat davası yönünden; a-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 138.639,35 TL vekalet ücretinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 82.862,31 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T.'nin 13/3. maddesi uyarınca, tayin ve takdir olunan 138.639,35 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, 2.722,18 TL'lik kısmının tüm davalılara eşit oranda, 135.917,17 TL'lik kısmının ise davalı ... ile davalı ... Tic. Ltd. Şti.'ye eşit oranda verilmesine, 8-Manevi tazminat davası yönünden, davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 48.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ile davalı ... Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 9-Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak (ve 45 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinin de, kabul ret oranına göre hesaplanan 18,33 TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 8,37 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair ; davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.26/11/2025
Başkan Üye Üye Katip