İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/253 E. 2025/831 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/253
- Karar No
- 2025/831
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/253 KARAR NO: 2025/831 DAVA: Haksız Rekabet Nedeniyle Tazminat DAVA TARİHİ: 23/01/2020 TAM ISLAHLI DAVA : Yöneticilerin Sorumluluğuna Bağlı Tazminat (DAVALISI DİĞER DAVALILAR) TAM ISLAHLI DAVA TARİHİ: 01/03/2022 KARAR TARİHİ: 05/11/2025
Mahkememizden verilen ----- Karar sayılı karara karşı İstinaf yoluna başvurulması üzerine ---- Karar sayılı kesin nitelikli ilamıyla kaldırılması üzerine Mahkememizin başlıktaki esasına tevzi edilen davanın yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkememizin ----Esas sayılı dosyası üzerinden verilen --- Karar sayılı kararın: "...Davacı vekili tarafından ibraz edilen tedbir talepli dava dilekçesi ile ------- ünvanlı şirket ve yukarıda karar başlığında gösterilen davalılar aleyhine dava açmak suretiyle; davacı ile davalı gerçek kişilerin ---- ünvanlı şirketin ortakları olduğu, davalılardan ----- şirketi münferiden temsile yetkili müdürler oldukları, davacının ortaklıktan %28,75 pay sahibi ve 1.250.000,00 TL ana sermayenin 359.375,00 TL değerine sahip ortak olduğu halde temsil yetkisinin diğer ortaklar tarafından kullanıldığı, davacının işçi olarak görüldüğü ve nakil-pazarlama işlerinin davacıya gördürüldüğü, 3 yıldır davalıların davacı ile konuşmadıkları, önemli konularda davacıya bilgi verilmediği, davacının dışlandığı, davacıyı zor durumda bırakmak için kar payı arttırımı yapıp sermaye arttırımı yaptıkları, şirketle aynı adreste faaliyet gösteren -----ünvanlı davalı şirketi kurdukları ve bu şirketin ortağı oldukları------ ----- şubesinin işlerini yaptığı, daha sonra davalı gerçek kişilerin bu şubeyi kapattıkları ve ortağı olunan şirketin zarara uğramasına sebep oldukları; davacının şirketten uzak tutularak ortağı olunan şirketin atıl duruma getirilmek suretiyle davalıların kendi kurdukları davalı şirketin faaliyetlerini güçlendirdikleri, davalıların TTK. madde 613 düzenlemesinde yer alan sır saklama yükümlülüğüne aykırı davranışlarla şirketin zararına sebep oldukları, davacının eşi ile boşanma aşamasına geldiği ve sahip olduğu konutu satmak zorunda kaldığı, ortağı olduğu şirketten hakettiği geliri ve ücreti alamaması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığı, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle haksız fiil sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle 20.000,00 TL maddi tazminatın ve 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesi uyarınca işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi ve davalı şirketi ile davalı gerçek kişilerin haksız rekabet niteliğindeki eylemlerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalılar vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde davalı şirket yönünden arabulucuya başvurulmadığı, davalı şirket yönünden dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın reddedilmesi gerektiği, davalı şirketin dava dışı ------ünvanlı şirketin ------- devralmış olduğunun doğru olduğu ancak bu durumun haksız rekabet teşkil etmediği, söz konusu şirketler arasında rekabet ilişkisinin olmadığı, haksız rekabetinde bulunmadığı; gerçek kişi davalılar tarafından davacının dışlanmadığı, şirketle ilgili önemli konuların diğer ortakların denetimine açık olduğu, davacının aşırı borçlanması ve özel hayatındaki sıkıntılar nedeniyle işi ile ilgilenmediği; --------- ünvanlı şirketten teminat mektuplarının bedelinin arttırılmasını istediği ancak bankalardan arttırım yapılamadığı, bunun sebebinin ise davacının kredi notunun düşüklüğünün olduğu, haksız rekabetin şartlarının oluşmadığı ve ileri sürülen zararın söz konusu olmadığı savunularak davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. Dava değerine bağlı olarak Üye Hakim uhdesinde görülen davanın 22/09/2020 tarihli duruşmasında oluşturulan ara karar ile davalı şirket yönünden zorunlu arabuluculuğa başvurulmamış olması nedeniyle tefrik kararı verilmiş olup davalı şirket hakkındaki dava yönünden tefriken mahkememizin ----- Karar sayılı kararla zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğuna bağlı olarak usülden reddine karar verilerek eldeki---- Esas sayılı davanın yargılamasına yukarıda başlıkta belirtilen davalı gerçek şahıslar yönünden devam edilerek tahkikata geçilip bilirkişi incelemesi yoluna gidilmiştir. Söz konusu -------Karar sayılı gerekçeli kararın bir örneği bilgi mahiyetinde bu dosya kapsamına alınmıştır. İbraz edilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağına göre yukarıda karar başlığında belirtilen taraflar yönünden olmak üzere ve sonuçta ---- ve arabuluculuk numarası ----- tarihinde yapılan başvurunun taraflarla ilgili olduğu, tarafların davete uyduğu ancak görüşme sonunda anlaşma sağlanamadığına dair ----tarihli son tutanak düzenlendiği davalı gerçek şahıslar yönünden arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirilmiş olduğu belirlenmiştir.Ön inceleme duruşması yapılıp tahkikata geçilerek ticaret sicil kayıtları celp edilip deliller toplandıktan sonra temin edilen ve bilirkişi heyeti tarafından davalı şirket ile dava dışı -----ünvanlı şirketin defterleri de incelenip düzenlenen---- raporda ihtilafın yaşandığı ----- yıllarına yönelik olarak şirketlerin elde ettiği gelir ve karlılık durumları tablolar halinde raporda gösterilerek ---- ünvanlı şirketin münferiden temsilci müdürlerinin davalılardan ----- tarihinde tescil edilen şirketin sermayesinin 1.250.000,00 TL olduğu, davalılardan ---- diğer davalı ile davacının ise ----tarihinde tescil edilen -----ünvanlı şirketin sermayesinin 60.000,00 TL olduğu, davalıların yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi oldukları, başkan ------- münferiden temsile yetkili oldukları; söz konusu şirketlerin aynı ve benzer iş konuları konusunda faaliyet gösterdikleri, raporda belirtilen unsurların toplam değeri 1.643.927,33 TL olarak tespit edilip ----- ünvanlı şirket tarafından faturalar karşılığı ------ünvanlı şirkete devredildiği; söz konusu şirketler arasında ticari ve ekonomik bağ olduğunun sabit olmakla haksız rekabet şartlarının oluştuğu kanaatine varıldığı ve ---- ünvanlı şirketin faaliyet döneminde elde etmiş olduğu hasılat/kar ve bu karın asıl ortak olunan ----- ünvanlı şirketteki hisse oranında dağıtılması yöntemine bağlı olarak davacının talep edebileceği maddi zararının 154.066,36 TL olarak hesaplandığı açıklanarak ulaşılan kanaat bu şekilde ifade edilmiştir. İtirazlar üzerine 18/10/2021 tarihli duruşmada alınan ara karar ile 01/12/2020 tarihli söz konusu raporu düzenleyenlerden mali müşavir olan bilirkişi ile sözleşme yorum ve denetim uzmanı kariyer sahibi bilirkişiden oluşturulan iki kişilik bilirkişi heyetinden itirazları da aydınlatacak şekilde rapor-ek rapor düzenlenmesi yoluna gidilmiş olup söz konusu bilirkişiler tarafından ayrı ayrı raporlar düzenlenerek sözleşme yorum ve denetim uzmanı olan bilirkişi tarafından düzenlenen 04/01/2022 tarihli raporda rekabet yasağına aykırılık söz konusu olduğundan buna ilişkin dava açma hakkının limited ortaklığa ait olduğu ve bunun için de genel kurul kararının gerekli olduğu, ortaklardan birinin tek başına bu davayı açamayacağı, raporda yer verilen Yargıtay kararlarının da bu istikamette olduğu, ortağın rekabet yasağına ilişkin maddi ve manevi tazminat davası açması durumunda aktif husumet ehliyeti olmadığı yönünde karar verildiği, somut olayda davacının hem kendi adına hem de ortaklığın zarara uğradığını ileri sürdüğü ve kendi adına tazminat talebinde bulunduğu, halbuki ortağın, müdürlerin rekabet yasağına aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat hakkının bulunmadığı, bu hakkın limited ortaklığa ait olduğu açıklanarak ulaşılan kanaat bu şekilde ortaya konulmuş ve mali müşavir olan bilirkişi tarafından ise 10/01/2022 tarihli ek raporda söz konusu 04/01/2022 tarihli rapora da yer verilerek sonuçta 01/12/2020 tarihli rapor teyit edilmiştir. Davacı vekili tarafından ibraz edilen dilekçe ile ---- tarihli rapora itiraz edilmiş olmakla birlikte --- tarihli ve gerekli kısımları:
DOSYA NO: ---- KONU: Haksız rekabet, şirket müdür ve ortaklarının bağlılık yükümlülüğü, şirket sırlarını koruma yükümlülüğü, şirketin amacına zarar veren işlemlerden kaçınma yükümlülüğüne aykırı davranışları nedeniyle açılan maddi tazminat davasının HMK 176 madde uyarınca sorumluluk davası olarak ıslahı ile; 1)535.882,98 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi türünden ticari temerrüt faizi ile birlikte yukarıda isimleri yazılı şirket müdürü davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, TTK 555 madde uyarınca zarara uğratılan ---------ödenmesine 2) Davalıların haksız fil niteliğindeki eylemleri ile oluşan 20.000 TL manevi tazminatın yukarıda adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine 3)Davalıların haksız rekabet teşkil eden davranışlarının tespiti ile önlenmesine karar verilmesi isteğidir. 10) Davanın sorumluluk davası olarak ıslahı ve gerekçeleri 10.1)Davacının, ortağı olunan ------- temsile yetkisi bulunmadığından davayı kendi adına açmıştır. Esasen açılan dava, davalıların hem haksız rekabeti, hem de bağlılık, şirketin zararına olacak davranışlardan kaçınma, sır saklama yükümlülüğü gibi ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı hareketi nedeni ile oluşan zararın tazmini talebini de içermektedir. Ayrıca TTK'da bu davanın ortak tarafından açılmasına engel teşkil edecek yasal bir norm da bulunmamaktadır. Nitekim Anonim Şirketlere ilişkin 6102 sayılı yasanın 555/1. Maddesinde "Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. " düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak limited şirketler yönünden yargısal kararlarda, dava ehliyeti yönünden, bu hususta birbirinden farklı karar ve uygulamaların bulunması sebebiyle salt bir hukuki tartışmaya dayalı olarak hak kaybının oluşmaması için açılan davanın sorumluluk davası olarak ıslahı suretiyle maddi tazminatın davalılardan alınıp davadışı ------- ödenmesi yönünde ıslahı cihetine gidilmiştir....Açıklanan nedenlerle, açılan davanın sorumluluk davası olarak ıslahı ile, 535.882,98 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi türünden ticari temerrüt faizi ile birlikte yukarıda isimleri yazılı şirket müdürü davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, zarara uğratılan--------ödenmesine karar verilmesini talep zorunluluğu doğmuştur. 11) Manevi tazminat talebi bakımından.Davada talep edilen manevi tazminat, yukarıda adı geçen davalıların haksız davranışları nedeniyle davacının kişilik haklarının zarar görmesi sebebiyle talep edilmektedir. Davalıların haksız fil niteliğindeki eylemleri sonucu davacı, ekonomik olarak büyük zarara uğramış, buna bağlı olarak aile ilişkileri, sosyal ilişkileri zedelenmiş, geçimini sağlayamamaya başlamış, bu nedenle eşiyle boşanma sürecine girmiş, eşi tarafından kendisine karşı boşanma davası ikame edilmiştir. Şirketten hakettiği geliri ve ücreti alamaması nedeniyle maliki olduğu konutu satışa çıkarmak zorunda kalmıştır. Eş deyişle davaya konu eylemler davacının manevi dünyasında da büyük bir yıkıntı yaratmıştır. Bu kapsamda manevi tazminat talebinin değerlendirilmesine esas olmak üzere ikmalini istediğimiz deliller ,dava dilekçesinde, delil listesinde ve yine aşağıda belirtilmiş olup iş bu delillerimizin ikmalini talep ederiz. Sonuç olarak manevi tazminat, davacının zarar gören kişilik haklarının karşılığı olarak talep edildiğinden, 20.000 TL manevi tazminatın yukarıda adı yazılı şirket müdürü davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesi talep edilmektedir....
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Haksız rekabet, şirket müdür ve ortaklarının bağlılık yükümlülüğü, şirket sırlarını koruma yükümlülüğü, şirketin amacına zarar veren işlemlerden kaçınma yükümlülüğüne aykırı davranışları nedeniyle açılan maddi tazminat davasının HMK 176 madde uyarınca sorumluluk davası olarak ıslahı ile; 1)535.882,98 TL maddi tazminatın dava tarihinden(23.01.2020) itibaren işleyecek avans faizi türünden ticari temerrüt faizi ile birlikte yukarıda isimleri yazılı şirket müdürü davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, 6102 sayılı yasanın 555/1 maddesi hükmü gözetilerek zarara uğratılan --------ödenmesine 2) Davalıların haksız fil niteliğindeki eylemleri ile oluşan 20.000 TL manevi tazminatın yukarıda adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine 3)Davalıların haksız rekabet teşkil eden davranışlarının tespiti ile önlenmesine 4) Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine, ayrıca varılacak sonuca göre TTK 555/2. Madde hükmünün gözetilmesine karar verilmesini saygı ile dilerim...."şeklinde olan dilekçe ile itiraz edilen 04/01/2022 tarihli rapordaki görüşe değer verilmek suretiyle sonuçta dava sorumluluk davası olarak ıslah edilip davalılardan------hasren davanın görülmesi, maddi tazminatın dava dışı ----ünvanlı şirkete ödenmesine ve manevi tazminatın ise yine bu davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi istenmiş ve aynı tarihli sayman mutemedi alındısı ile ıslah harcı yatırılmıştır. Davalı vekili tarafından ibraz edilen 14/03/2022 tarihli dilekçe ile ıslahın usulüne uygun olmadığı, ıslah yoluyla taraf değişikliği yapılamayacağı, davacı tarafın yaptığı gibi bir ıslahın mümkün olmadığı, yeni bir dava mahiyetinde olduğu ileri sürülerek ıslah talebinin reddine, müvekkillerinin bu nedenle oluşan zararını karşılamak amacıyla takdir olunacak teminatın 1 hafta içinde mahkeme veznesine yatırılmasının sağlanmasına ve devamında davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. Islahtan sonraki 28/03/2022 tarihli duruşma tutanağı: Davacı ----- Davalı --- duruşmaya katıldı. Açık yargılamaya devam olundu. Celse arasında davacı vekili tarafından davanın tamamen ıslah edildiğine dair ıslah dilekçesi sunduğu görüldü, okundu dosyasına konuldu.Celse arasında davacı vekili tarafından ıslah harcının yatırılmış olduğu anlaşıldı.Celse arasında davacı vekili tarafından ilgili Yargıtay kararlarının da bulunduğu beyan dilekçesi sunulduğu görüldü, okundu dosyasına konuldu.Islah dilekçesinin davalılar vekillerine usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği, anlaşıldı.Islah dilekçesine karşı davalılar vekili tarafından beyan ve itiraz dilekçesi sunulmuş olduğu görüldü, okundu dosyasına konuldu.Davacı vekilinden soruldu: Islah dilekçemizi tekrar ederiz, öncelikle ıslah dilekçemizdeki belirttiğimiz delillerin toplanmasını talep ediyoruz, sonucuna göre gerekirse bilirkişiye gönderilmesini talep ederiz dedi. Davalılar vekilinden soruldu: Islaha karşı beyan dilekçemizi tekrar ederiz, esasen davacı tarafın işlemini usulüne uygun olmadığını düşünüyoruz. Ayrıca davacı tarafın bilirkişi talebinin reddini talep ederiz, dosyadaki mevcut bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişlidir davanın reddini talep ederiz dedi. Dosya incelendi.
G.D: 1-Davacı vekilinin davasını tamamen ıslah ettiğine dair ıslah dilekçesinin içeriği ve davanın değeri gözönüne alınarak 6545 Sayılı Yasanın 45. Maddesi değişik 5235 Sayılı Yasanın 5. Maddesi gereğince işbu davanın bundan sonraki yargılamasının heyet tarafından yürütülmesine, dosyanın mahkeme heyetine tevdine 2-Davalılar vekilinin ıslah dilekçesine karşı itirazlarının ve teminat yatırılmasına ilişkin talebinin Mahkeme heyet tarafından değerlendirilmesine, Karar verildi. 28/03/2022 şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır. Söz konusu ----- tarihli ara karar ile dosyanın Heyete tevdi edilmesi üzerine ---- tarihinde düzenlenen "Heyete Tevdi Nedeniyle Ek Tensip Tutanağı" başlıklı tutanak: "... HEYETE TEVDİ TARİHİ: 28/03/2020Tarafları yukarıda belirtilen ve Mahkemizin başlıktaki esasına tevzi edilmiş olan davanın değerine bağlı olarak Üye Hakim uhdesinde olan davanın ------tarihli ıslah dilekçesine bağlı olarak ---- tarihinde oluşturulan duruşma ara kararı ile dosyanın değere bağlı olarak Heyete tevdi edilmesine karar verilmiş olması nedeniyle işlem disiplini ve bundan sonraki süreçlerde olabilecek belirsizliklerin önlenmesi yönünden bu şekilde ek tensip tutanağı ile işe vaziyet edilmesinin uygun olacağı yöntemine bağlı olarak ele alınan dosya incelendi.
GGD : 1-Değere bağlı olarak davanın bundan sonraki yargılamasının Heyet tarafından yürütülmesine, 2-Davanın tahkikat aşamasında olduğuna, 3-Davanın bundan sonraki yargılamasının yazılı yargılama usulüne göre yürütülmesine, 4-28/03/2022 tarihli duruşmada alınan ara kararda belirtilen davalılar vekilinin ıslah dilekçesine karşı itirazlarının ve teminat yatırılmasına ilişkin talebin duruşmada ele alınmasına, 5-Tahkikat duruşması tayin edilmesi gerektiğine, 6-Defter durumu gözetilerek duruşma günü ve saatinin 08/06/2022 günü saat 11:30 olarak belirlenmiş olduğuna, 7-Tayin edilen duruşma günü ve saati ile birlikte bu ek tensip örneğinin taraf vekillerine tebliğine, 8-Yukarıdaki karar doğrultusunda bu ek tensip tutanağı örneği de eklenmek suretiyle duruşma günü ve saatinin tebliği için taraf vekilleri adına çıkarılacak davetiyeler ile: HMK. Madde 147 düzenlemesi gereğince; tahkikat duruşmasına gelmesi aksi halde belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan Mahkemede hazır bulunmadığı takdirde, duruşmaya yokluğunda devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi halinde ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluğunda hüküm verileceğinin ihtar edilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 04/04/2022..." şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır. Heyet olarak yapılan 08/06/2022 tarihli duruşmaya ilişkin tutanağın içeriği, alınan beyanlar ve oluşturulan ara kararların mahiyeti gözetilerek buraya aynen alınması uygun görülmüş olup söz konusu duruşma tutanağı: ----- Davacı ---- Davalılar Vekili ------- katıldı. Belli yerde açık duruşmaya devam olundu. Islahlı dava değerine bağlı olarak dosyanın Heyete tevdi edildiği ve 04/04/2022 tarihinde Heyete tevdi nedeniyle ek tensip tutanağı düzenlendiği, bu tutanakta belirtilen ara karara uygun olarak tebligatların yapıldığı ve taraf teşkilinin sağlandığı anlaşıldı. Davacı vekilinden soruldu; önceki beyanlarımızı tekrar ederiz, davamızın ıslah edilmiş haliyle ve ikmal edilecek deliller doğrultusunda kabulüne karar verilmesini istiyoruz , esasen deliller aynıdır, ve ıslahla davalıların zararına olabilecek bir durum da söz konusu değildir, o nedenle davalıların teminat taleplerinin de reddine karar verilmesini istiyoruz, dedi. Davalılar vekilinden soruldu; önceki beyanlarımızı tekrar ederiz, bu konudaki dilekçemizi tekrarla ıslah işlemi hukuka aykırı olup kötü niyetlidir, ıslah ile taraf değişikliği mümkün değilken davalı----- ıslah ile dava dışı bırakılmıştır, bunun yanı sıra diğer davalıların haksız rekabet teşkil edecek eylemleri söz konusu olmayıp dava dışı -----ünvanlı şirket tarafından ------- bölgesi bedeli ödenerek satın alınmıştır, buna ilişkin bilirkişi raporu dosyada mevcuttur, dedi. Dosya incelendi.
GGD: 1-Taraf değişikliği sonucunu doğuran ıslah usule uygun olmadığından 01/03/2022 tarihli ıslah talebinin kabule şayan olmadığına, 2-Yukarıdaki karara da bağlı olarak davalılar vekilinin ileri sürdüğü teminat yönünden herhangi bir karar oluşturulmasına gerek olmadığına, 3-Davanın ilk hali ile ve basit yargılama usulüne göre görülmesine, oy birliği ile karar verildi. Tefhimle açık yargılamaya devam olundu. Davanın ilk haliyle aydınlanmış olduğu, tahkikatı gerektirir bir husus bulunmadığı, tahkikatın tamamlanmış olduğu anlaşılmakla tahkikatın bittiği bildirilerek son beyanlar soruldu; Davacı vekili: öncelikle belirtmek istiyoruz ki ıslah ile taraf değişikliği yoluna gidilmemiştir, ilk davada taraf olmayıp da davalı haline getirilen bir taraf söz konusu değildir, bize göre taraf değişikliği sonucu doğurmayan ıslah talebimiz usule uygundur, mahkeme ancak ıslah dışında kalan taraf yönünden davadan feragat edildiği sonucuna varabilir, ayrıcı bize göre davanın hem ilk haline göre ve hem de ıslahlı haline göre ikmal edilmesi gereken delilleri söz konusudur, mahkeme aksi kanaatte ise talebimiz gibi karar verilsin dedi. Davalılar vekili: hukukumuzda zımni feragat söz konusu değildir, önceki beyanlarımızı tekrar ederiz, müvekkiller basiretli tacir gibi üzerlerine düşen görevleri yerine getirmiştir, haksız rekabet söz konusu değildir, davanın reddine karar verilsin dedi. Dosya incelendi. Yargılamanın bittiği bildirildi. -----şekline olup yukarıya aynen aktarılmıştır. Yukarıya aynen aktarılan tutanak içeriğinden de anlaşılacağı üzere taraf değişikliği sonucunu doğuran ıslah usule uygun olmadığından 01/03/2022 tarihli ıslah talebinin kabule şayan olmadığına ve buna da bağlı olarak davalılar vekilinin ileri sürdüğü teminat yönünden herhangi bir karar oluşturulmasına gerek olmadığına; davanın ilk hali ile ve basit yargılama usulüne göre görülmesine oy birliği ile karar verilerek dava ilk hali ile aşağıdaki şekilde sonuçlandırılmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun madde 18/A düzenlemesinde yargılama gideri yönünden yer alan ilgili fıkralar: Dava şartı olarak arabuluculukMadde 18/A- ------------ (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. ------------- (11) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. (12) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. (13) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre ------ bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. -------- bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (14) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere ---- bütçesinden karşılanır....'' şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.Sonuç olarak ticaret sicil kayıtları, temin edilen dosya kapsamına uygun ve mahkememizce de yeterli görülen söz konusu 04/01/2022 tarihli rapor, söz konusu bilirkişinin isabetli görülüp iştirak edilen kanaati, rapora itirazların yerinde görülmemesi, raporda da yer verilen konuya ilişkin Yargıtay içtihatları, TTK. madde 547, 613 ve 626 düzenlemeleri, davanın haksız rekabete dayalı olarak ve davacı ortak tarafından kendi adına açılmış olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava dilekçesinde ileri sürülen haksız rekabete-haksız fiile ilişkin sebeplere bağlı olarak davacının ortak sıfatıyla hem maddi ve hem de manevi tazminat yönünden aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı ve davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle ve dava şartına bağlı olarak usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığından bu doğrultuda aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Hem maddi ve hem de manevi tazminat yönünden olmak üzere davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle ve dava şartına bağlı olarak usulden reddine, 2-Peşin harç olarak yatırılan 683,10 TL ile ıslah talebine bağlı olarak yatırılan 8.810,00 TL harcın toplamı olan 9.493,10 TL ' den maktu karar harcı 80,70 TL' nin mahsubu ile artan 9.412,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan harç ve giderin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun madde 18/A-(13) ve (14) düzenlemelerine ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine bağlı olarak -----tarafından yapılan ve ---- Bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL zaruri giderin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar vekili için tarife gereğince belirlenen 5.100,00 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalılara müştereken ödenmesine, 6-Davalı tarafça yapılmış bir gider olmadığından bu konuda başkaca bir karar oluşturulmasına yer olmadığına, 7-Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, ..." gerekli-yeterli kısımları şeklinde yukarıya aynen aktarılmış olup istinaf yoluna başvurulması üzerine ------- tarihli dilekçe ile davanın sorumluluk davası olarak tam ıslah edilmek suretiyle davalılardan ------ alınacak tazminatın şirkete ödenmesine, manevi tazminatın ise davacıya ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği, bu dilekçenin harcının da yatırılmış olmasına nazaran tam ıslah dilekçesi olduğu açıklanarak tam ıslah talebi doğrultusunda yargılama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde ıslah talebinin geçerli olmadığı belirtilerek davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek kararın kaldırılması üzerine dosya bu kez başlıktaki bu-----Esas üzerinden aşağıdaki şekilde yargılama yapılarak sonuçlandırılmıştır. Söz konusu --------Kararının gerekçesinde ıslah yoluyla yeni bir taraf eklenemeyeceği veya bir tarafın ıslahla taraf olmaktan çıkarılamayacağı açıklandıktan sonra ve davalı tarafta 3 kişi olduğu halde 2 yönetici hakkında ıslahla davanın sorumluluk davası olarak görülmesi için önceki kararın kaldırılmış olması karşısında bazı hususların aydınlanmasına ihtiyaç duyulmuş olup ----- tarihli duruşmalara yansıyan şekilde uyumsuzluğun aydınlatılması yoluna gidilmiş ise de ------- Karar sayılı ek kararı ile ek kararda belirtilen şekilde gerekçede yer alan ifade yönünden düzeltme yapılmış ise de sonuç itibariyle ----- tarihli önceki kararı korur şekilde ek karar verilmiş olduğundan ---- tarihli duruşmada yapılan irdelemeye bağlı olarak----- tarihli ek kararı da gözetilerek ------- Karar sayılı karara göre işlem yapılmasına; davalılardan ------ tam ıslah dışında bırakılmış olması nedeniyle yasal zorunluluğa bağlı olarak ve söz konusu---- kararı gereğince bu davalı yönünden ilk dava dilekçesine göre yargılamanın sonuçlandırılması gereğinin gözetilmesine ve fakat tefrik yoluna gidilmeyerek gereğinin son kararda gözetilmesine karar verilerek tam ıslah, söz konusu --- kararı gereği, yasal zorunluluk nedenleriyle davalılar ---- yönünden davanın tam ıslaha göre yürütülmesine karar verilerek HMK madde 178 düzenlemesinin gereği gözetilmiştir.Sonuç olarak yukarıda özet olarak açıklanan safahata ve yasal zorunluluklara bağlı olarak: Tam ıslah dışında kalan ----yönünden haksız rekabet nedeniyle tazminata ilişkin ilk davaya esas ilk dava dilekçesine göre yargılamanın sonuçlandırılması, Tam ıslah yoluna gidilen davalılar ----- yönünden ise tam ıslah nedeniyle tam ıslah dilekçesine göre sorumluluk davası olarak davanın sonuçlandırılması gerekmiştir. HMK madde 178 düzenlemesi yönünden yazılı beyanda bulunulmamış olup 25.10.2023 tarihli duruşmada davalılar vekili imzalı beyanında söz konusu düzenleme kapsamındaki zararın en az 100.000 TL olabileceğini ileri sürerek en az bu miktar teminatın karşılanması gerektiğini ifade etmiş; davacı vekili ise imzalı beyanında bu aşamaya kadar herhangi bir tedbir söz konusu olmadığından ıslah talebinin önceki işlemleri geçersiz kılacak ve yargılamayı uzatacak mahiyette olmadığını, istinaf yoluna kendilerinin başvurmuş olması nedeniyle davalı tarafın istinaf giderinin de söz konusu olmadığı, müvekkilinin mağdur durumda olup teminat ödeme imkanının bulunmadığını, ancak mahkemece mutlaka teminat takdir edilmesi gerektiyse o zaman 5.000 TL yi aşmayacak şekilde bir teminat takdir edilebileceğini, bu olay üzerinde teminat takdirini gerektirir koşulların bulunmadığını ifade etmiştir.Aynı duruşmada yapılan değerlendirmelere bağlı olarak HMK madde 178 düzenlemesi, davalılar vekilinin katıldığı duruşma sayısı ve dosya kapsamı gözetilerek tam ıslah nedeniyle ve HMK madde 178 gereğince davacı tarafın 10.000 TL teminat yatırması takdir edilerek talep gibi davacı vekiline verilen süre içinde söz konusu teminat yatırılmıştır.Söz konusu tam ıslah dilekçesi ile dilekçede belirtilen sebeplerle ve şekilde davalılar ------zarara sebep oldukları ileri sürülerek 535.882,98 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi türünden ticari temerrüd faiziyle birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak 6102 sayılı yasanın 555/1 maddesi gereğince -----ünvanlı şirkete ödenmesine ve 20.000 TL manevi tazminatın ise bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Tam ıslahlı dava dilekçesine karşı davalılar vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde ıslah yoluyla taraf teşkilinin yapılamayacağı, davacı tarafın yaptığı şekilde bir ıslahın mümkün olmadığı, davacı tarafın ıslahtan ziyade yeni bir dava açmış olduğu, ayrıca HMK madde 182 düzenlemesi doğrultusunda yapılan ıslahın kötü niyetli olduğu, bilirkişi raporuna süresince itiraz etmeyen davacı tarafın ıslah yolu ise dava şartı yokluğunu ve bilirkişi raporunu aşmak için kötü niyetli olarak tam ıslah yoluna başvurduğu, zarar iddiasının varsayımlara dayandırıldığını, halbuki istikrarsız piyasa koşullarına ve iktisadi krize rağmen şirketin yıldan yıla düzenli olarak karını artırdığını, şirketin------ tarihli genel kurulda alınan bir karar olduğu, söz konusu karara davacının toplantı sırasında gerekçesiz bir şekilde muhalefet etmiş olmasına rağmen kararın iptali yönünde bir girişimde bulunmadığı, üretici-tedarikçi firmanın talep ettiği banka teminat mektuplarının sağlanamamasının nedeninin davacının kişisel kredi notunun düşük olmasından kaynaklandığı, davalıların bir sorumluluğunun, kusurunun, hukuka aykırı eylemlerinin, bir zararın söz konusu olmadığı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.Yukarıda belirtilen nitelemelere bağlı olarak ---- duruşmada yapılan değerlendirme sonunda ... hakkındaki davanın tahkikat aşamasında olduğu belirtilerek diğer davalılar yönünden tam ıslaha bağlı sorumluluk davası hakkında ön inceleme duruşması yapılarak engel bir dava şartı olmadığı da belirlendikten sonra taraflar arasındaki ihtilafın------ ünvanlı şirketin zarara uğrayıp uğramadığı, zararın varlığı ve miktarı ile her bir davalının yönetici sıfatını haiz olup olmamasına da bağlı olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, tarafların kusurlu olup olmadıklarını, kusur ve paylaşım oranlarının ne olduğu, bütün bunlara bağlı olarak her bir davalı yönünden ayrı ayrı ve müştereken sorumlu bulunan zararın söz konusu olup olmadığı ve miktarının ne olduğu hususlarının aydınlatılmasına yönelik olduğu tespit edilerek tahkikata geçilmiştir.Tam ıslahlı davanın tahkikatı kapsamında davalıların dinlenen tanıkları söz konusu şirketin çalışanları olup söz konusu şirket ile------ünvanlı şirketin işleyişiyle ilgili genel beyanlarda bulunmuşlardır.Davacı tanığı ise kendi beyanına göre davacı ile arkadaşlığı olmakla birlikte şirketlerle ilişkisi olmadığı gibi taraflarla ve şirketlerle ticari bir ilişkisi olmayıp davalı tanıklarına göre daha tarafsız konumda olup davalıların davacıya mobbing uyguladıkları yönünde beyanda bulunmuştur.Önceki aşamada temin edilen rapor ve ek raporun içeriği, bu aşamadaki davanın nitelemesi, istinaf sonrası süreçte tam ıslah nedeniyle muhatabı davalılar yönünden davanın niteliğinin değişmiş olması, tam ıslahlı davanın yöneticinin sorumluluğu davası niteliğine bağlı olarak bilirkişi incelemesi yapılmasının zorunlu olması ve dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek oluşturulacak bilirkişi heyetinden -----ünvanlı şirket ile üçüncü kişi konumunda olan -----ünvanlı şirketin defterlerinin ve banka kayıtlarının incelenmesi suretiyle rapor temin edilmesi yoluna gidilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ------ tarihli raporda ------ şirket ile ---- şirket olmak üzere her iki şirketin defterlerinin mevzuata uygun tutulduğu; --- tarihinde kurulduğu, sermayesinin 1.250.000 TL olduğu, davacının şirket sermayesindeki 359.375 TL'ye karşılık şirketin %28,75'ine sahip olduğu, diğer ortaklarının ise ----- olduğu; ---- tarihinde kurulduğu, sermayesinin 1.000.000 TL olduğu, davacının bu şirkette payının olmadığı, bu şirketin ortaklarının ----- olduğu; bu şirketlerin birbirleriyle olan işlemleri ile ilgili cari hesaplarda yüksek tutarlı bazı işlemlerin dikkat çekecek şekilde ---- faaliyet alanını daraltır nitelikte olduğu; -----satın alım işlemlerinde -----olduğu; ------ ise satın alım tutarlarında her yıl artış olduğu; bankaların cevaplarına göre ilgili dönemlerde davacının ödenmemiş kredi ve kredi kartı borcunun bulunmadığı; davalıların şirketteki çoğunluk paylarıyla birlikte yetkilerini kullanarak ----mallarını ------- devrettiği; davalıların aynı faaliyet alanında bir şirket olarak ---- kurduğu; her iki şirketin merkezlerinin aynı adreste olduğu; ---- yaptığı dağıtım sözleşmelerindeki dağıtım bölgelerinin ---- satışlarının, ---- kurulduğu ---- yılında %24 ve net karının %74 düştüğü; ---- olduğu ve bunun 2016 yılındaki brüt satış rakamı olan ---- altında kaldığı ve aynı zamanda ------ satışlarının sırasıyla ----- olmak üzere brüt satışlarını artırdığı ve yine 2018-2019-2020 yıllarında net karının sırasıyla ------- artırdığı; ------ faaliyette bulunduğu bazı bölgelerin ----devredilmesiyle ----gelir ve kar kaybı yaşadığı, dolaylı olarak ---- kalması gereken karın ---- kaldığı; bu şekilde meydana gelen zararın yöneticinin sorumluluğu kapsamında talep edilebileceği hususlarına yönelik olarak değerlendirme, hesap ve kanaat ortaya konulmuştur.Davacı vekili rapora karşı ibraz ettiği dilekçesinde, raporun önceki aşamada temin edilen raporla uyumlu olduğu olduğunu ve iddiaların sübuta erdiğini ileri sürerek karar verilmesini istemiştir.Davalılar vekili kararında ibraz edilen itiraz dilekçesinde raporda davalıların savunma ve delilleri bakımından hiçbir belirleme ve değerlendirme yapılmadığı ileri sürülerek yeni bilirkişi heyetinden rapor alınması istenmiştir.Davanın istinaftan önceki ve sonraki safahatı, daha önce temin edilmiş olan rapor ve ek rapor ile tam ıslah sonrası temin edilen söz konusu bilirkişi heyeti raporu, itirazlar, davanın niteliği ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde itirazlar yönünden yapılması gereken bir tahkikat işlemi olmadığı ve davanın aydınlandığı sonucuna varılarak tahkikat aşağıdaki şekilde bitirilmiştir.Sonuç olarak davalılardan ... hakkındaki haksız rekabet nedeniyle tazminata ilişkin ilk dava yönünden---- tarihli ve ----Karar sayılı kararda da belirtildiği üzere ------, temin edilen dosya kapsamına uygun ve mahkememizce de yeterli görülen 04/01/2022 tarihli rapor, söz konusu bilirkişinin isabetli görüp iştirak edilen kanaati, rapora itirazların yerinde görülmemesi, raporda da yer verilen konuya ilişkin Yargıtay İçtihatları, TTK madde 547, 613 ve 626 düzenlemeleri, davanın haksız rekabete dayalı olarak ve davacı ortak tarafından kendi adına açılmış olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava dilekçesinde ileri sürülen haksız rekabete-haksız fiile ilişkin sebeplere bağlı olarak davacının ortak sıfatıyla hem maddi ve hem de manevi tazminat yönünden aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı ve davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle ve dava şartına bağlı olarak usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığından bu davalı hakkındaki söz konusu ilk davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle ve dava şartına bağlı olarak davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Diğer davalılar yönünden yapılan tam ıslah nedeniyle davalılardan ----- haklarındaki tam ıslahlı sorumluluk davası yönünden ise---- istinaf öncesi aşamada temin edilen rapor ve ek rapor, -----olduğuna ilişkin hesap, tam ıslah sonrası temin edilen ve yukarıda içeriği özetlenen -----tarihli bilirkişi heyetinin dosya kapsamına uygun, mahkememizce davanın aydınlanması yönünden yeterli, söz konusu 01/12/2021 tarihli raporu teyit eder nitelikte raporu, mahkememizce de isabetli görülüp iştirak edilen bilirkişilerin kanaatleri, şirketlerin kuruluş tarihleri, adresleri, faaliyet alanları, söz konusu raporda açıklandığı şekilde satış ve karlardaki etkileşim, ---- aynı faaliyet alanında ve ----- davacı dışındaki ortakları tarafından kurulup işletiliyor olması, tam ıslah ile talep edilen maddi zarara ilişkin miktarın söz konusu 01/12/2021 tarihli raporda belirtilen miktar olması, taleple bağlılık, daha bağımsız konumda olup beyanları davanın aydınlanması yönünden katkı içerir şekilde olan davacı tanığının beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ----yöneticileri olan bu davalıların sorumluluğunda ---- zarara uğradığı, ıslahlı talebe konu olan zarar miktarının raporlar ve dosya kapsamı ile sübuta erdiği, ----- ödenmek üzere bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiği, ticari avans faizine hükmedilmesi gerektiği ve 01.03.2022 tam ıslah tarihinin faize esas alınması gerektiği; manevi tazminat yönünden ise bu gerekçelere ilaveten yapılan araştırma sonuçları, davalıların davacıyı dışlamak suretiyle başka bir şirket kurmuş olmaları, davacı tanığının beyanına göre mobbinge uğramış olması, davalıların, dosya kapsamı ile çelişmeyen tanık beyanına yansıyan tutumları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalıların tutumları nedeniyle davacının manen zarar gördüğü, manevi tazminat için gerekli yasa ve maddi şartların somut olayda gerçekleştiği ve talep edilen 20.000 TL 'nin makul ve ödeme gücü ile orantılı olduğu, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığından, belirtilen şekilde tam ıslahlı davanın kabulüne ilişkin olmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş olup manevi tazminat talebi yönünden faiz talep edilmediği için manevi tazminat talebi yönünden faize hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A) Davalılardan --------haklarındaki tam ıslahlı dava yönünden: Davanın kabulü ile; Maddi tazminat olarak ----- ıslah tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak----- ünvanlı şirkete ödenmesine, Manevi tazminat olarak 20.000 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 2- Kabule konu bedellerin toplamı üzerinden hesaplanan 37.972,37 TL nispi karar harcından, davanın ilk açılışında yatırılan ve aşağıdaki B/2 no'lu hüküm fıkrasında belirtilen mahsuptan sonra kalan 67,70 TL peşin harç ile tam ıslah nedeniyle yatırılan 8.810 TL harcın toplamı olan 8.877,70 TL'nin mahsubu ile EKSİK 29.094,67 TL HARCIN BU DAVALILARDAN MÜTESELSİLEN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3- Davacı tarafından tam ıslah nedeniyle peşin ödenen harçlar dahil olmak üzere, davacı tarafından tam ıslahtan sonra yapılan toplam 33.858 TL yargılama giderinin bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4- Davalılar tarafından yapılan giderin üzerlerinde bırakılmasına, 5-Davacı vekili için maddi tazminat yönünden kabule konu miktar üzerinden tarife gereğince hesap ve takdir edilen 85.742 TL nispi avukatlık ücretinin bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı vekili için manevi tazminat yönünden kabule konu miktar üzerinden tarife gereğince hesap ve takdir edilen 3.200 TL nispi avukatlık ücretinin bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde talebe bağlı olarak işlem yapılmak üzere HMK madde 178 düzenlemesi gereğince davacı tarafça yatırılmış olan 10.000 TL teminat akıbeti yönünden: a. Islah nedeniyle geçersiz hale gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile uğranılan zararlar yönünden başkaca bir iddia ve delil söz konusu olmadığından bu geçersizlik kapsamında kalan duruşma sayısı, duruşma için yapılması zorunlu giderler, tarihler ve HMK madde 178/2 düzenlemesi anlamında varlığı kesin olarak kadri maruf miktarlar gözetilerek 6.000 TL'nin bu davalılara müştereken ödenmesine, b . Yukarıdaki hüküm fıkrasına göre artan 4.000 TL'nin ise davacıya iadesine, B) Islah dışında kalan davalı ----yönünden: Mahkememizden verilen -------tarihli karar gibi söz konusu ------ Esas sayılı davanın nitelemesine bağlı olarak aktif husumet yokluğu nedeniyle ve dava şartına bağlı olarak davanın usulden reddine, Önceki kararın 2 no'lu hüküm fıkrasına göre, harç iadesinin gerçekleşmemiş olması da gözetilerek buna göre sonuçta: 615,40 TL maktu karar harcının peşin harçtan mahsuben tahsiline, Davacı tarafça yapılan harç ve giderin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı vekili için tarife gereğince belirlenen 45.000,00 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı tarafça yapılmış bir gider olmadığından bu konuda başkaca bir karar oluşturulmasına yer olmadığına, C) 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun madde 18/A-(13) ve (14) düzenlemelerine ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine bağlı olarak ----tarafından yapılan ve ----- karşılanan 1.320,00 TL zaruri giderin davalılardan ------ müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, D)Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, İlişkin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/11/2025