İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/212 E. 2024/496 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/212
Karar No
2024/496
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/212 Esas - 2024/496 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/212 KARAR NO : 2024/496

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 08/12/2023 KARAR TARİHİ : 21/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/11/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacının ... numaralı ve ... numaralı markalarının ... nezdinde tanınmış marka olarak korunduğunu, ... numaralı markalarının olduğunu, davalı şirketin ... sayılı "..." ibareli marka başvurusuna itiraz ettiklerini, itirazlarının reddedildiğini ve buna ilişkin kararın iptal edilmesi gerektiğini, dava konusu markanın müvekkili ...’nin daha önceden tescil edilmiş seri markaları ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu, markaların aynı sınıftaki hizmetleri kapsamasının yanı sıra görsel, kelimesel, anlamsal ve işitsel olarak iltibas yarattığını, itiraza konu markanın tescil edilmesi halinde refleks olarak ...’nin markalarını ve sunduğu malları/hizmetleri çağrıştıracağını ve müvekkiline ait kuruma ekonomik olarak bağlı bir firma tarafından üretildiği ya da sunulduğu şeklinde bir intiba oluşturacağını, dava konusu markanın ...’nin daha önceden tescil edilmiş tanınmış ve seri markalarının tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescil sahibine haksız yarar sağlayıcı nitelikte olduğunu, ... markasının ... Holding bünyesindeki perakende restoran zinciri markalarından biri olup sektöründe lider firmalar arasında olduğunu, ... Holding’in kendisine ait "... ..." ve "..." markalarına ilave olarak 2007 senesinde "..." markalarını da aileye katması sonucunda büyümesini sürdürdüğünü, "..." ibaresinin müvekkili tarafından yıllardır radyo, televizyon, gazete, dergi ve benzeri organlar aracılığıyla gerçekleştirilen yayımlarda ve reklamlarda, "..." ve "..." internet sitelerinde kullanılmakta olduğunu, ... markası ile Türkiye’de ve yurt dışında etkin faaliyetler gösterdiklerini, marka kalitesi hakkında aldıkları ödüller olduğunu, daha önceden üçüncü kişiler tarafından ... yapılan, huzurdaki dava ile benzer nitelikli marka başvuruların ...’nin itirazı üzerine; ...’nin tanınmışlığı, başvuru sahiplerinin ...’nin tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağı, ...’nin markasına zarar gelebileceği olasılığı kabul edilerek reddedildiğini, müvekkilinin ... ibaresini yalnızca marka olarak değil aynı zamanda ticaret unvanı olarak da kullandığını, dava konusu tescil talebinin kötü niyetli olduğunu, dava konusu tescil talebinin haksız rekabet hükümlerine aykırı olduğunu iddia ederek; ... sayılı ... kararının iptaline, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili tarafından davaya cevap verme süresinin uzatılması talep edilmiş, Sayın Mahkeme tarafından cevap süresinin uzatılmasına ilişkin ara karar tesis edilmiş, ancak, verilen uzatılmış sürede herhangi bir cevap sunulmamış, davalı şirket vekili ya da temsilcisi tarafından ön inceleme duruşmasına katılım da gerçekleştirilmemiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ...’nun ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu ... sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; 06.08.2021 tarihinde yapılan dava konusu marka başvurusunda 43-01, 02. sınıf için tescil talebinde bulunulmuş, dava konusu marka başvurusunun yayımlanmasını takiben muteriz davacı tarafından yayıma itiraz edilmiştir. İtiraz gerekçeleri; “benzerlik/karıştırılma ihtimali (6/1)”, “... Sözleşmesi kapsamında tanınmışlık (6/4)”, tanınmışlık (6/5), “diğer fikri haklar veya kişi hakları (6/6)”, “kötü niyet (6/9)” ve “diğer” olarak belirtilmiş, itirazda dayanak gösterilen benzer markalar; ... numaralı markalar olduğu, muteriz davacının yayıma itirazına ilişkin açıklamaları dava aşamasındaki iddiaları ile benzer mahiyette olduğu, itiraza ilişkin açıklamaların içeriğinde tanınmışlık ile ilgili olarak ... markasının ... internet adresinde kullanılan ve herkes tarafından çok iyi bilinen bir marka olduğu belirtilmiş, muterizin marka kullanımlarının internet sitesinden gözlemlenebileceği de belirtilerek muteriz markası ile ilgili bazı haber örneklerinin görsellerine itiraz açıklamalarının yapıldığı dilekçe içeriğinde yer verilmiş, davacı muterizin ... ve ... ... ibareli 43. Sınıftaki markasını yaygın bir şekilde kullandığı ifadelere ilişkin olarak Google Haritalar’dan alınan restoranlarının konumlarının görselleri de dilekçe içeriğinde yer aldığı, itirazda diğer fikri haklar ve kişi hakları bakımından ise ... ibaresinin muterizin hem ticaret unvanı hem adına tescilli ... alan adlarına dayanılmış, ... tarafından dava konusu marka başvurusunun yayımına yapılan itirazlar haklı bulunmayarak reddedilmiş, ...’nın muteriz davacının yayıma itirazlarını reddetmesi üzerine muteriz tarafından yayıma itirazın yeniden incelenmesi talep edilmiştir. Karara itiraz, yayıma itirazdakilerle aynı gerekçe, dayanak marka ve açıklamalardan (açıklamaların içeriğindeki görseller de dahil olmak üzere) ibaret olduğu, karara itirazın incelenmesi üzerine verilen ve dava konusu yapılan 19.10.2023 tarih ve ... sayılı ... kararıyla; “… Yapılan incelemede, başvuru ile itiraz gerekçesi markanın görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmış, aynı yöndeki ... kararı isabetli görülmüş ve itirazın reddi gerekmiştir. Son olarak 6769 s. SMK'nın 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddelerine dayalı itirazın kabulüne yönelik yeterli kanaat oluşmadığından belirtilen maddelere dayalı itirazlar kabul edilmemiştir.” gerekçeleriyle itirazın reddine şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1)Dava konusu marka başvurusu ile davacının itirazlarına dayanak yaptığı markaları arasında tescil talebine konu edilen hizmetlerin tamamı bakımından halk nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, 2)Muteriz davacı tarafından işlem dosyasında ... Sözleşmesi kapsamında korunan herhangi bir markaya dayanılmamış olması nedeniyle somut uyuşmazlıkta ... Sözleşmesi anlamında tanınmışlıktan kaynaklı tescil engelinin varlığından söz edilemeyeceği, 3)İşlem dosyası kapsamında tanınmışlık düzeyine ilişkin olarak yapılan açıklamalar ve dayanaklar karşısında davacının tanınmış ... ... markası ile başvuru markasının tescil talebine konu edildiği 43.01. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” bakımından davacı markasının tanınmışlık düzeyinden kaynaklanan tescil engelinin bulunduğu, 4)Davacının dayanak yaptığı ticaret unvanı ve internet alan adları kapsamındaki faaliyetler ile dava konusu marka başvurusunun tescil talebine konu edilen 43.01. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” bakımından başkasına ait diğer fikri haklar veya kişi haklarından kaynaklanan tescil engelinin bulunduğu, 5)Dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin iddianın ispatı bakımından somut herhangi bir veriye dayanılmamış olduğu ve kötü niyet hususundaki takdir ve değerlendirmenin tamamen mahkemeye ait olduğu, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Sektör uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1. ... sayılı marka kapsamındaki “43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.” hizmetlerinin tamamının davacının iddialarına mesnet gösterdiği markaların kapsamındaki mallar veya hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı, 2. Dava konusu ... sayılı marka ile davacının redde gerekçe markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu, 3. Davacının tanınmış “... ...” markasının “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” bakımından tüketici nezdinde marka bilinirliğinin yüksek olması sebebiyle SMK m. 6/5 maddesinin uygulama şartlarının oluştuğu, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

...+... ...

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; ... sayılı dava konusu marka başvurusu kapsamındaki “43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.” hizmetlerinin tamamının davacının mesnet gösterdiği markaların kapsamındaki mallar veya hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ...+... ibareli marka başvurusunun turuncu ve siyah renk tonlarında tasarlanmış, ... unsurunun ... şeklinde olduğu, “...” ve “...” kelimelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş karma bir marka olduğu, anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacının itiraza mesnet ... ibaresine ek unsurlarla ... vs.) markaların bir kısmında yazı bir kısmında ise yazı ve ... unsurları kullanılarak oluşturulan markalar olduğu, markalarda esas unsur olarak ... ibaresinin ön plana çıktığı anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ...sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, davacı adına tescilli seri markalarda "..." ibaresi esas unsur olarak yer aldığı, davaya konu markanın esas unsuru ise "..." ibaresi olduğu, ilgili tüketiciler taraf markalarla karşılaşmaları durumunda özellikle ...vb. ürünlerde markalarda yer alan ... – ... kısaltmaları üzerinde yoğunlaşacağı, davalının “...” markasının davacının davaya mesnet gösterdiği özellikle ... “...” kelime markasıyla görsel ve işitsel olarak benzemeleri nedeniyle ortalama tüketiciler tarafından söz konusu markalar ilişkilendirilebileceği, ... sayılı ... ibareli davalı markası ile redde mesnet davacı markaları arasında görsel ve işitsel unsurlar ve bu unsurların bütüne olan etkileri bakımından, tüketiciyi yanılgıya düşürebilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, Davacı, Türkiye’de tescilli markalarına dayanarak başvuruya itiraz etmiş olduğu, davacının Türkiye Cumhuriyeti kanunları çerçevesinde kurulmuş bir tüzel kişilik olduğu, belirtilen hususlar karşısında somut uyuşmazlığa ... Sözleşmesi anlamında tanınmışlıktan kaynaklı tescil engelinin uygulanma imkânı bulunmadığı, SMK 6/4 koşullarının somut olayda oluşmadığı, Davacının tanınmışlık düzeyiyle ilgili olarak dayandığı ... sayılı markası olduğu, ...’in verdiği bu tanınmışlık kararına dayanak yapılan davacı markası, ... tescil numaralı marka olduğu, bu markanın tescil kapsamı 43. Sınıftaki Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self-servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri kokteyl salonu hizmetleri snack-bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri... ne ilişkin olduğu, başvuru markasına yapılan itirazlara ilişkin dilekçelerin içeriğinde paylaşılan haber görsellerinin kapsamı değerlendirildiğinde de “... ...” markasının yeme-içme faaliyetlerine ilişkin hizmetler açısından hedef kitle nezdinde tanınmışlık düzeyine ulaştığı, restoran ağlarının yaygınlığı gibi etkenlerle hedef kitle nezdinde belli bir imaja sahip olduğunun düşünülebileceği; tanınmışlık düzeyine ilişkin hizmetin sınırı ile dava konusu yapılan başvurunun 43.01. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” aynı veya benzer olduğu, başvuru markası ile muteriz davacı markaları arasındaki karıştırılma ihtimali de dikkate alındığında başvuru markasının davacı markasının yeme-içme hizmetlerine ilişkin tanınmışlık düzeyinden imaj transferinin söz konusu olabileceği; SMK 6/5 koşullarının somut olayda oluştuğu, İşlem dosyasında diğer fikri haklar ve kişi hakları bakımından ... ibaresinin muterizin hem ticaret unvanı hem adına tescilli ... alan adlarına dayanıldığı, davacının dayanak yaptığı ticaret unvanı ve internet alan adları kapsamındaki faaliyetler ile dava konusu marka başvurusunun tescil talebine konu edilen 43.01. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” bakımından başkasına ait diğer fikri haklar veya kişi haklarından kaynaklanan tescil engelinin bulunduğu, SMK 6/6 koşullarının somut olayda oluştuğu, Öte yandan dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı; Dava konusu ... sayılı markanın kararın verildiği tarihte tescil edilmediği, anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle ... 'nın ... sayılı kararının İPTALİNE, hükümsüzlük talebine konu ... sayılı markanın tescil edilmediği anlaşıldığından bu dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA şeklinde karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-... 'nın ... sayılı kararının İPTALİNE, Hükümsüzlük talebine konu ... sayılı markanın tescil edilmediği anlaşıldığından bu dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 7.430,10-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/11/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 578,10-TL GİDER AVANSI :6.852,00-TL TOPLAM :7.430,10-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/212, K. 2024/496, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-212-e-2024-496-k-271dae343e35