İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/199 E. 2025/831 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/199
- Karar No
- 2025/831
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/199 Esas KARAR NO:2025/831
DAVA:Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:15/04/2022 KARAR TARİHİ:27/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin süt ve süt ürünleri imalatı ve ticari ile iştigal ettiğini, bu nedenle yurtiçi ve yurtdışına satış ve pazarlama yaptığını, davacı şirketin davalı şirket adına üretim yapıp kendisine teslim ettiği malların işçilik bedelleri ve ambalaj bedelleri nedeni ile davalı şirkete kesmiş olduğu faturalar ve cari hesaptan dolayı 658.741,93 TL alacaklı olduğunu, bu hususta faturaların itirazı kayıtsız davalının defterine işlendiğini, faturaların tamamının elektronik sistem üzerinden kesildiğini ve davalıya tebliğ edildiğini, alacağın vadesinin geçmesine rağmen davalının borcunu ödemediğini, davalıya e-posta yolu ile fatura bedellerinin ödenmesi için defaten uyarı yapıldığını, ancak davalının borcunu ödemediğini belirterek öncelikle ihtiyati haciz kararı verilerek yargılama sonunda 658.741,93 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı'nın "Cari Hesap ve Faturalardan Kaynaklanan Alacak" iddiası dava dışı ... Gıda A.Ş. ve ... Gıda A.Ş. ile akdettiği, ekte örneği yer alan 10.10.2018 tarihli sözleşmeye dayandığını, tarafların ortak mutabakatı ile, 31.05.2020 tarihinde, ... Gıda A.Ş.'nin anılan sözleşmeden kaynaklı taraf sıfatı Türk Borçlar Kanunu'nun 205. maddesi uyarınca müvekkili ... ... ve Tic. A.Ş.'ye devredilmiştir Aynı tarihte Davacı, ... Gıda A.Ş.'ye olan borcunu virman dekontu ile görüleceği üzere müvekkili şirket lehine alacak şeklinde kendi hesaplarına kaydettiğini, davacının gelinen aşamada müvekkilimiz şirketin 10.10.2018 tarihli sözleşmenin tarafı olduğunu inkar etmesi kötü niyetli olduğunu, hiçbir tacir, yaptığı bir anlaşmanın tarafı olmayan üçüncü bir kişiye "sözleşmesini yenilemeyeceğini" bildirmeyeceğini, davacı ayıplı ürünler üreterek kendi sözleşmesel edimini gereği gibi ifa etmediğini, davacının ayıplı üretimleri için düzenlediği faturalar müvekkili şirketçe kabul edilmediğini, davacının ticari defter bakiyesi ve fatura alacağına müstenit alacak istemleri taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve Türk Borçlar Kanununa aykırı olduğunu, bozuk, kırık, yanlış yere konulmuş kapaklar neticesinde müvekkili şirket maddi kayıpların yanında, kurumsal ve bireysel müşterileri nezdinde itibar kaybetmiş, ürünleri iade edilmiş, ... markalı ürünler sosyal mecrada ayıpları ile birlikte sergilenerek müvekkili şirkete ağır eleştiriler yöneltildiğini, müvekkili şirket tarafından davacıya temin edilen üretim standartları altında ürünlerin ne şekilde üretilmesini istediği açıkça belirtildiğini, müvekkili şirket kurumsal ve bireysel müşterilerinden şikayetler almış, kurumsal ve bireysel müşterilerinden ürünleri iade almak ve hatalı ürünleri yenisi ile değiştirmek zorunda kaldığını, davacının salt olarak bir takım faturalar kesmiş olması taraflar arasında akdedilmiş sözleşmeye uygun olarak edimini ifa ettiğini göstermediğini, ayıplı ifa sebebiyle ödemezlik defi ileri sürdüğünü, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ikame edilmiş olan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mali, konu uzmanı ve gıda mühengisi bilirkişi heyetinin 24.12.2024 tarihli 11 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davalının ayıplı üretimden dolayı katlanılan masraflara ilişkin tazminat (yeniden ürettirme, sevk masrafları vb..) talep etme hakları saklıdır şeklindeki beyanları karşısında, bu dönemde üretilen tüm ürünlerin ayıplı sayılmasının üretim kurallarına uygun bir durum olmadığı, gelen şikayet oranları ve adetlerine bağlı olarak, bir oran tespit edilmeli ve bu tutarların ödeme planında yer alması gerektiği, dava bilgileri neticesinde; tamamen ayıplı- kusurlu mal üretildiğinin açıkça ve tartışmaya mahal vermeyecek şekilde kanıtlanamadığı, dava bakımından açık ve gizli ayıp bildirim sürelerine uyularak ayıbın ihbar edilip edilmediğinin anlaşılamadığı, bu tespitler ışığında, davalı iddiaları tartışmaya mahal vermeyecek şekilde ispatlanamadığından, davacı yanın 15.04.2022 dava tarihi itibarıyla davalı yandan 658.741,93 TL alacaklı olduğunun kabulü gerekeceği, mahkeme aksi kanaatte ise davacı yan alacağından, davalı yanın davacı yana keşide ettiği “masraf yansıtması” açıklamalı 3 adet fatura toplamı 218.566,44 TL nin mahsubu neticesinde, 15.04.2022 dava tarihi itibarıyla davacı yan alacağının 440.175,49 TL olacağı belirtilmiştir. Mali, konu uzmanı ve gıda mühengisi bilirkişi heyetinin 07.07.2025 tarihli 4 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; "Kök raporumuzda yapılan tespitler tarafların ticari defter kayıtlarına dayanmakta olup, taraflar arasındaki farkın hangi faturalardan kaynaklandığı açıkça belirtilmiş durumda olduüunu, diğer yandan her ne kadar davalı yan, faturalar ve belgelerin cevap dilekçesinde mevcut olduğunu beyan etmiş ise de yeniden yapılan incelemelerde, cevap dilekçesi ekinde bir takım fotoğraflar, yazışmalar ve belgelerin yer aldığı görülmekle, davalı yanca davacı yana keşide edildiği halde davacı yan kayıtların da yer almayan “masraf yansıtması” açıklamalı faturaların dayanağı niteliğinde olması gereken asıl masraf bedellerine ilişkin faturalara dava dosyasında yine rastlanmadığını, son ürünün ph değişimi; kullanılan premixin içeriği ve üretim şartlarına paralel olarak değişeceğini, şikayete konu ürünlerdeki dalgalanma, proses hattındaki değişiklikler ve su içeriği kaynaklı olabileceği kesindir ancak, hammadde premixinden kaynaklı olabilecek değişiklikleri inceleme için ilgili dosyada yeterli delil yoktur. Davacı, gönderilen premixi şartsız kabul edip, işlediği için, PH değişimlerinin tek nedeninin Davacı üretim koşulları kaynaklı olmaması itirazı kabul edilebilirdi, ancak Davacı, üretim sürecinde, şikayete konu olan ve delil olarak iletilen bilgilerde, davacının delil olarak sunduğu, 12.11.2021üretiminde, inkübasyon raporlarında, detaylar net olarak kaydedilmemiş, pH değişimi tarihler bazında kaydedilmediğini, Davacının, üretim sürecini etkin takip etmediği, potansiyel bir sorunu farkedip , ilave aksiyon alma konusunu incelmediği için; bu deliller doğrultusunda, davalı pH dalgalanmaları yaşadığı konusundaki iddiası doğrudur. Bu iddiaya yönelik olarak, laboratuvarlardan yapılan analizlerde, DNA ve alerjen araştırması yapılmış ve Tarım Orman Bakanlığından onaylı ve akredite 2 laboratuvarda, farklı sonuçlar elde edilmiştir: bir laboratuvarda süt proteini ve DNA tespit edilmiş, diğer laboratuarda tespit edilmemiştir. Numune raporlarında, numune üretim saatleri belirli olmadığı için, bu iki test raporunun birebir aynı ve karşılaştırılabilir olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak, DNA ve alerjen bulaşması, prosesin başında tespit edilip, partinin devamında tespit edilemeyebilir, bu hattın bir önceki süreçten gelen bulaşışının, süreç içinde azaldığı ve hatta görülemediğine işarettir. Ancak bir partinin bir numunesinde tespit edilmiş olması, sorunu ortaya çıkarmak için yeterlidir. Ayrıca, davalının delil olarak ilettiği whatsap mesajlarında, ... isteminde arızalar olduğu, süt ve vegan ürünlerin farklılığından dolayı sistemde aksaklılar olduğu, itiraz üzerine bakıldığında ... isteminde problem olduğu örülmektedir. Bu konuda, davacının iddialarını destekleyecek yeterli bilgi görülememiştir, davalı konusunda haklı görülmektedir. Bu konuda, bilirkişi yerinde inceleme yapmamıştır. itirazı yerinde değildir, üretim sürecini şu noktada yerinde görmek, dava konusu üretime vönelik ilave bilei varatmaz. Davalı konusunda haklı görülmektedir. Söz konusu iddia ve itiraza yönelik olarak; kutuların karton koliler içinde sevk edileceği açıklandığına göre, ürünler karton kolilerde sevk edildiğinde, birim ambalaj kapak hasarların taşıma ve depolama süreçlerinde olması beklenmemektedir. Bu hasarlar, ürünlerin paletlerinin düzgün olmaması ve transfer esnasında zarar görmüş olabilme ihtimalini de gösterir ancak; karton koli içinde sevk edilen bu ambalajların kapaklarında olan sorunların, dolum/ kapama makinesi kaynaklı olabileceği ve proses içinde ortaya çıkan hataların, rafta zaman içinde soruna dönüştüğü düşünülmektedir. Delil olarak sunulan resimlerde, kapak kapama ve yapıştırmalarda hatalar olduğu görülmektedir. Ancak, hata payının parti büyüklüğüne oranı ve miktarı konusunda net bilgilere ulaşılamamaktadır. Bu konuda, bilirkişi yerinde inceleme yapmamıştır itirazı yerinde değildir, üretim sürecini şu noktada yerinde görmek, dava konusu üretime yönelik ilave bilgi yaratmaz. Bu itiraz sonucunda, satış noktasında, raflara ürün yerleşmeden bu sorunun görülebileceği anlaşılmaktadır. O nedenle, kapak hatası sorununun tamamen Davacı tarafında bir sorun olduğuna dair yeterli delil yoktur. Bu nedenle, davalı bu konuda kesin haklı değildir, bu konuyu değerlendirmek için, yeterli delil bulunmamaktadır." belirtmiştir. Dava, davacı tarafça üretilip davacıya teslim edilen ürünlerin bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Yetkisizlik: Davacı taraf davasını 15/04/2022 tarihinde .... Asliye Hukuk Mahkemesine (Ticaret Sıfatıyla) açmış olup, bu mahkemenin ... Karar sayılı ve 17.01.2023 tarihli kararı ile yetkisizlik kararı verilmiş olup, kararın 14/03/2023 Tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleştiği, davacı tarafın 27/02/2023 tarihinde dosyanın yetkili Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiği ve dosyanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin incelenmesinde; ... ... San Tic A.Ş., marka sahibi ... Gıda A.Ş., alıcı ... Gıda A.Ş. arasında 10.10.2018 tarihli bitkisel sütlerin marka sahibine ... markası kullanılmak suretiyle fason olarak ... tarafından üretilmesi, ambalajlanması, paketlenmesi ve alıcıya teslimine ilişkin sözleşme akdedildiği, yetkili mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olduğunun akdedildiği, 31.05.2020 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile temlik eden ... Gıda A.Ş.'nin Mikman nezdinde ... lehine doğmuş ve doğacak alacağın, tazminat hakları ve cezai şart alacağının temlik edildiği görülmüştür. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Dava, taraflar arasındaki fason üretim ilişkisinden kaynaklanan fatura ve cari hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalı adına üretim yaparak teslim ettiği ürünlerin işçilik ve ambalaj bedellerine ilişkin faturalardan doğan 658.741,93 TL alacağının tahsilini talep etmiş; davalı ise ayıplı ifa, ödemezlik def'i ve takas/mahsup savunmalarında bulunmuştur. Mahkememizce alınan 24.12.2024 tarihli bilirkişi kök raporu ve 07.07.2025 tarihli ek raporda, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede her iki tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulduğu tespit edilmiştir. Davacının ticari defterlerinde davalı ile olan ticari ilişkinin 120.49.002 numaralı "Alıcılar" hesabında takip edildiği, 15.04.2022 dava tarihi itibarıyla davacının davalıdan 658.741,93 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Davalının ticari defterlerinde ise aynı ticari ilişkinin 320.01.01.006 numaralı "Satıcılar" hesabında takip edildiği ve 440.470,52 TL borç bakiyesi gösterdiği görülmüştür. Tarafların ticari defter kayıtları arasındaki 218.271,41 TL tutarındaki farkın, davalı tarafından davacı adına düzenlenen ancak davacı tarafından noter aracılığıyla itiraz edilerek kayıtlara alınmayan "masraf yansıtması" açıklamalı üç adet faturadan kaynaklandığı bilirkişi kurulunca tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda, söz konusu faturaların dayanağı niteliğinde olması gereken asıl masraf belgelerine dava dosyasında rastlanmadığı açıkça ifade edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Dosya kapsamından, davacı tarafından düzenlenen faturaların elektronik ortamda davalıya tebliğ edildiği ve yasal süre içerisinde itiraz edilmeksizin davalının ticari defterlerine kaydedildiği anlaşılmaktadır. Faturaların borçlu davalıya tebliğ edilmiş ve süresinde itiraz ya da iade edilmemiş olması karşısında, fatura içeriklerinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu davacı alacaklı tarafından kanıtlanmış olmaktadır. Bu aşamadan sonra ispat yükü yer değiştirmiş olup, faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin ispatı artık borçlu davalıya geçmiştir. Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi ticari defterlerin ibrazı ve delil niteliğini düzenlemektedir. Anılan madde uyarınca, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerekmektedir. Somut olayda, bilirkişi kurulunca her iki tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulduğu tespit edilmiştir. Borçlu davalının, davacı tarafından düzenlenen faturaları kendi ticari defterlerine kaydetmiş olması ve süresinde itiraz ya da iade etmemiş bulunması, HMK'nın 222. maddesi uyarınca davacı alacaklının alacağının varlığına ilişkin bir karine oluşturmaktadır. Bu karinenin aksinin, yani faturalara konu mal veya hizmetin teslim edilmediğinin ya da ayıplı olduğunun davalı tarafça ispatı gerekmektedir. Dosya kapsamında, davalı tarafça takip konusu faturaların ticari defterlerine kaydedildiği sabittir. Davalı tarafın süresinde faturalara itiraz ettiğine ya da faturaları iade ettiğine dair herhangi bir delil ve belge ileri sürülmemiştir. Bu durumda davacının faturalara dayalı alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olduğunun kabulü gerekmektedir. Davalı, davacının sözleşme kapsamındaki edimini gereği gibi ifa etmediğini, ayıplı ürün üretildiğini, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca ödemezlik def'i ileri sürdüklerini beyan etmiştir. Davalı bu kapsamda; pH değerlerinde dalgalanma, ... temizlik sisteminde arıza nedeniyle hayvansal bulaşı, ambalaj hataları, makine arızaları ve ... denetiminden geçilemediği iddialarını ileri sürmüştür. Bilirkişi kurulu, kök ve ek raporlarında davalının ayıp iddialarını ayrıntılı şekilde incelemiştir. Raporlarda; ambalaj hataları konusunda hata payının parti büyüklüğüne oranının tespit edilemediği, pH dalgalanmalarının kısmen doğrulandığı ancak bunun tamamen davacıdan kaynaklandığının ispat edilemediği, ... sistemi konusunda çelişkili laboratuvar sonuçları bulunduğu, su kirliliğinin pastörizasyon sürecinde etkisiz hale geleceği, makine arızalarının teslimat sürecine etkisinin belirlenemediği, ... denetiminin tek başına ayıp kanıtı olmadığı değerlendirilmiştir. Bilirkişi kurulu, nihai olarak "tamamen ayıplı-kusurlu mal üretildiğinin açıkça ve tartışmaya mahal vermeyecek şekilde kanıtlanamadığı" ve "açık ve gizli ayıp bildirim sürelerine uyularak ayıbın ihbar edilip edilmediğinin anlaşılamadığı" sonucuna ulaşmıştır. Davalı, ayıplı üretimden kaynaklanan zararlarının tazmini için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 139. maddesi uyarınca takas def'i ileri sürmüş ve 218.566,44 TL tutarındaki masraf yansıtma faturalarının davacı alacağından mahsubunu talep etmiştir. Ancak dosya kapsamından, davalının aynı ayıp iddialarına dayalı tazminat taleplerini .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ayrı bir dava olarak ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Aynı taleplerle ayrı dava açılmış olması karşısında, bu taleplerin işbu davada takas ve mahsup def'i olarak yeniden değerlendirilmesi usul hukuku açısından -ayrı dava açması takastan vazgeçme niteliğinde olmakla- mümkün değildir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ve 25.06.2025 tarihli ilamı ile davalının (o dosyada davacı sıfatıyla) ayıplı ifa iddialarına dayalı tazminat taleplerinin tümüyle reddine karar verildiği, davacı vekilinin dilekçe ekinde sunduğu karar örneğinden anlaşılmaktadır. Söz konusu kararda, aynı taraflar arasındaki aynı ticari ilişkiden kaynaklanan aynı ayıp iddiaları ayrı dava konusu yapılmıştır. Mahkememizce, dosyanın özelliği gereği muhasebe-finans uzmanı, gıda mühendisi ve hukukçu akademisyenden oluşan üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır. Bilirkişi kurulu, kök raporunda iki alternatifli görüş sunmuştur: Birinci görüşe göre davalı savunmaları ispatlanamadığından davacının 658.741,93 TL alacaklı olduğunun kabulü gerekmekte; ikinci görüşe göre ise mahkeme aksi kanaatte ise 218.566,44 TL mahsup edilerek 440.175,49 TL alacağın kabulü gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; faturalara süresinde itiraz edilmemesi ve defterlere kaydedilmesi nedeniyle oluşan karinenin davalıca çürütülemediği, ayıp iddialarına dayalı takas talebinin artık davamız konusu olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi kurulunun birinci görüşünün benimsenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bilirkişi kök ve ek raporları, dosya kapsamı ile uyumlu, gerekçeli ve denetime elverişli bulunduğundan hükme esas alınmıştır. Dava konusu alacak, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanmakta olup her iki taraf da tacirdir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca bu dava ticari dava niteliğindedir. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2. maddesi gereğince, ticari işlerde temerrüt faizi olarak avans faizi oranının uygulanması gerekmektedir. Davacı, dava dilekçesinde alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dava tarihinden önceki bir tarih ispat edilemediğinden, faiz başlangıç tarihi olarak dava tarihi olan 15.04.2022 tarihi esas alınmıştır. Tüm bu nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜYLE 658.741,93 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 44.998,66-TL ilam harcından peşin alınan 11.249,67-TL'nin mahsubu ile bakiye 33.748,99-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 11.249,67-TL peşin harç ve 80,70-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 11.330,37-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 104.811,29-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 42.788,13-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.27/11/2025
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır
Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”