İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/225 E. 2025/860 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/225
Karar No
2025/860
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/225 Esas KARAR NO:2025/860

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:27/03/2025 KARAR TARİHİ:02/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Müvekkili şirket bünyesinde sunmuş olduğu satış ve hizmetlerden istifade etme arayışında olan ... ... Sigorta A.Ş. Kendi uhdesinde sigortaladığı araçların sigorta kapsamında uğramış olduğu hasarların tamir ve bakım hizmetlerinin yapılması amacıyla müvekkili şirket ile anlaştığını, müvekkili şirket davalının sigortaladığı 3.kişilerin araçlarında meydana gelen hasarların tamiri, bakım ve onarımını gerçekleştirdiğini, müvekkili şirket tarafından yürütülen her bir işlemin nitelik ve kapsamı ticaret unvanı altında düzenlenen faturalar içerisinde belirtildiğini ve bu faturalar karşı tarafa iletildiğini, e-arşiv fatura olarak düzenlenen takibe konu faturalar 28/03/2024 tarihli ... numaralı 569.753,60-TL bedelli, 10/08/2024 tarihli ... 19.101,20-TL bedelli, 04/09/2024 tarihli ... 65.795,52-TL bedelli ve 15/10/2024 ... numaralı 49.194,60-TL bedelli faturalar sistem üzerinden otomatik olarak davalıya tebliğ edildiğini, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydı ile, haklı davanın kabulü ile davalının ....İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasındaki tüm itirazlarının iptali ile temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte takibin talep edilen bedel üzerinden devamına, alacak tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Davacı şirket ile müvekkili şirket arasında düzenlenen her hangi bir cari hesap mutabakatı bulunmadığını, davacının haksız ve mesnetsiz başvurusunun reddi gerektiğini, ticaret hukukunda cari hesap sözleşmeyle kurulan bir kurum olduğunu, bu sözleşmenin yazılı olması ticaret hukuku açısından şart olduğunu, yazılı cari hesap sözleşmesinin olmaması durumunda böyle bir cari hesap ilişkisinin varlığından bahsetmenin mümkün olmayacağının bu sebeple davacının talebinin reddi gerektiğini, açıklanan sebeplerle itirazlarının kabulü ile davacı ile müvekkil şirket arasında cari hesap mutabakatı bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, müvekkili şirket tarafından karşılık ayrıldığı için ve teknik karşılıkları da bu durum etkilediği için davacı aleyhine haksız ve hukuka aykırı şekilde açılmış bulunan dava nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yine bir kabul beyanı olmamak kaydıyla alacak iddiası yargılamayı gerektirdiği için likit değildir, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini müvekkili adına talep etmiştir. Dava, cari hesap ilişkisinden ve faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir. Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır. ... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 703.844,92-TL asıl alacak 204.758,29-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 908.603,21-TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 26/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 27/12/2024 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür. Bilirkişinin düzenlediği 02/10/2025 tarihli 9 sayfadan ibaret raporunda özetle; "Tafsilen arz edilen hususlar nedeniyle, takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacı ... Otomotiv San ve Tic A.Ş. Aleyhine düzenlenen toplam 7 adet fatura bulunduğu, bu faturaların e-fatura sistemi üzerinden davalıya tebliğ edildiği, süresinde herhangi bir itiraz yapılmadığı ve TTK m.21/2 uyarınca kesinleşmiş sayılacağı tespit edilmiştir. Davacı tarafından sunulan iş emirleri, araç kabul formları, eksper raporları, onarıma ilişkin fotoğraflar ve kasko poliçeleri; faturaların dayanağı olan hizmetlerin fiilen ifa edildiğini ortaya koymaktadır, ayrıca davalı şirket ile yapılan e-posta yazışmalarında ödemelerin yapılacağına dair teyitler bulunduğu görülmüş, bu da hizmetlerin davalı tarafından kabul edildiğini göstermektedir. Davalı taraf inceleme gününe katılmamış, ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiş ve herhangi bir mazeret bildirmemiştir. Bu nedenle inceleme yalnızca davacı tarafından sunulan defter ve belgeler üzerinden yapılmış; HMK m.222 ve TTK m.82 uyarınca usulüne uygun tutulan defterlerin sahibi lehine delil teşkil edeceği dikkate alınmıştır. ....İcra Müdürlüğü 2024/... sayılı dosyasında ödeme emrinde yer alan asıl alacak 703.844,92-TL işlemiş faiz toplamı ise 204.758,29-TL olmak üzere genel toplam 908.603,21-TL talep edilmiştir, ancak 16/12/2024 tarihinde 19.101,20-TL ödeme yapılmış olup, bu ödemenin düşülmesiyle birlikte davacının dava tarihi itibarıyla talep ettiği bakiye asıl alacak 684.743,72-TL olarak hesaplanmıştır. Davalı tarafın asıl alacak mevcut değildir yönündeki savunması, faturaların davalıya tebliğ edilmiş olması, süresinde itiraz edilmiş bulunması, iş emirleri ve eksper raporlarıyla desteklenmesi ve ödemelerin yalnızca kısmen yapılmış olması karşısında yerinde değildir. Bu nedenle davalının asıl alacak yönünden itirazının reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Faiz yönünden; TBK m.117 uyarınca para borçlarında borçlu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüte düşer. Dosyada ayrı bir ihtarname bulunmamakta birlikte, icra dosyasında ödeme emrinin tebliği temerrüt tarihi olarak esas alınmalıdır. Ayrıca tarafların her ikisinin de tacir sıfatı bulunması sebebiyle, 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesi uyarınca, ticari işlerde temerrüt halinde uygulanacak faizin ticari temerrüt faizi olduğu, bu nedenle faiz talebinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Davalı tarafın faiz likit değildir, inkar tazminatı koşulları oluşmamıştır yönündeki savunmaları da takipte asıl alacak ve faiz kalemlerinin ayrıntılı şekilde belirtilmiş olması ve davalı tarafın herhangi bir ödeme belgesi ibraz etmemesi nedeniyle yerinde değildir. Bu sebeple faiz yönünden itirazın da reddi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Davacı ve davalı tarafça talep edilen %20 icra inkar- kötüniyet tazminatına ilişkin hukuki değerlendirme ve takdirin sayın Mahkemeye ait olduğu, Sonuç olarak; davacının yasal defterlerinde kayıtlı ve delillerle desteklenmiş 684.743,72-TL bakiye alacağının mevcut olduğu, davalı tarafın asıl alacak ve faiz yönündeki itirazlarının reddi gerektiği, temerrüt tarihinin icra dosyasındaki ödeme emrinin davalıya tebliği ile başlayacağı ve bu tarihten itibaren 3095 sayılı Kanun m.2/2 kapsamında ticari temerrüt faizi uygulanması gerektiği" şeklinde sonuç ve kanaatine varılmıştır. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, dava konusu takibe ilişkin borç bakiyesi bulunduğu, davacının alacağın tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, mahkememizce tüm delillerin toplandığı, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, mahkememizce öninceleme duruşmasında taraf defterlerinin incelenmesine karar verildiği, davalıya işbu duruşma tutanağının ihtaratlı olarak taraflara tebliğ edildiği, inceleme gün ve saatinde davalı hazır olmadığı gibi mazeret de bildirmediği, incelemenin sadece davacı defterleri üzerinden yapıldığı, davacının alacağına dayanak olan faturaların davalıya tebliğ edildiği, faturaya itiraz olmadığı, davacının ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu ve faturaların defterinde kayıtlı olduğu, davaya konu faturalara konu hizmetin verildiğinin, davacı tarafından sunulan iş emirleri, araç kabul formları, eksper raporları, fotoğraflar, yazışmalar ve teyitler ile ispat edildiği buna göre davacının faturalara konu hizmeti verdiği, davacının davasını tüm bu açıklamalarla ispatladığının kabulü gerektiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir. İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin 684.743,72 TL asıl alacak üzerinden devamına, takipten sonra asıl alacağa avans faiz uygulanmasına, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 136.948,74 -TL'nın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 3-Karar ve ilam harcı 46.774,84-TL nin peşin alınan 11.693,72-TL den düşümü ile kalan 35.081,12-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 12.309,12-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 8.340,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 108.711,56-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/225, K. 2025/860, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-14-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-225-e-2025-860-k-f3296b21bbca