İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/159 E. 2025/210 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/159
- Karar No
- 2025/210
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/159 Esas KARAR NO : 2025/210
DAVA : Markaya Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi DAVA TARİHİ : 06/09/2023 KARAR TARİHİ : 12/11/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I.DİLEKÇELER AŞAMASI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin "..." esas unsurlu markalara ait üstün hakkın sahibi olduğunu, müvekkili şirketin "..." markası altında yaklaşık 20 yıla yakın bir süredir, konaklama, yeme içme, organizasyon hizmetleri verdiğini ayrıca ... numaralı “flamm ”, ... numaralı “...”, ... numaralı “...” esas unsurlu markaları, “...” alan adı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında koruma altında olduğunu, Davacı tarafın yapmış olduğu araştırma neticesinde her iki davalının; ... adresinde ve - “...” alan adı içerisinde, “... ” esas unsurlu markalara - ..., - ..., ... ettiğini "..." ibaresinin peçete, pipet gibi malzemeler üzerinde kullanıldığını, internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden, müvekkilin faaliyet alanı, tescilli markalarının kapsamında yer alan özellikle ... sınıftaki hizmetler için ticari etki yaratacak şekilde kullanıldığının sabit olduğunu, dolayısıyla Davalıların, söz konusu eylemli markasal kullanımları, müvekkilin markası ile iltibas yaratacak nitelikte olup, söz konusu faaliyetler, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin, söz konusu kullanımların tespiti üzerine NOTER aracılığı ile ihtarname gönderdiğini, marka hakkına tecavüz yaratan eylemlerin sonlandırılması istediğini, davalılardan ... göndermiş olduğu cevabi ihtarnamede markasal kullanımlarının marka hakkına tecavüz olmadığını savunduğunu, "..." ve "..." markalarının sahibi olduğunu, markalarının asıl unsurlarının "..." değil "..." ibaresi olduğunu ikrar ettiğini, davacı tarafın yapmış olduğu araştırmada, davalı ... adına ... ve ... başvuru numaralı markaları olduğu görüldüğünü, bu sebeple söz konusu markalara karşı itiraz süreci başlatıldığını, davalı tarafın markasal kullanımları ile ...'nın başvuru markaları birbirinden farklı olduğunu, davalıların, müvekkilin markasına yanaşacak şekilde, başvuruya konu markasını ayırt edici karakteri değiştirilmek sureti ile farklı şekilde kullandığını bunun da davalıların kötü niyetinin göstergesi olduğunu, davacının delil tespiti yaptığını, ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... D. İş. sayılı dosyası üzerinden yaptırılan delil tespitinde de, müvekkilinin haklılığı kanıtlandığını, bilirkişilerce, internet siteleri, sosyal medya hesapları ve işyerinde incelemeler yapıldığını, neticeten; ilgili kullanımların aleyhine tespit talep olunan yana ait markalardan uzaklaşarak tespit talep eden yana ait markalara yakınlaştığı ve bahse konu kullanımlar ile tespit talep eden yana ait markaların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğunun, ilgili kullanımların tespit talep eden yana ait tescilli markalardan kaynaklanan hakları ihlal eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği şeklinde mütalaa verildiğini, davalı yanın güncel ve hala devam eden eylemleri görüleceği üzere marka hakkına tecavüz eylemi ile birlikte aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu, davalıların , faaliyet gösterdikleri "..." adresinde, internet sitesinde ve sosyal medya hesapları üzerinden, müvekkil ... ŞİRKETİ 'nin,...numaralı “flamm”, ... numaralı “...”, ... numaralı “...” markalarının ayırt edilmeyecek kadar benzerlerini, tescilli sınıfları içerisinde, müvekkilinin faaliyet gösterdiği alanlarda, kasıtlı bir şekilde tüketicilerin karıştırmasına mahal verecek şekilde kullandığını, müvekkilinin, uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, sektöründe belli bir bilinirliğe ulaşmış "..." ibaresini, “...ŞİRKETİ” ticaret unvanı şeklinde kaydettirmek sureti ile bu unvan üzerinden iltibasa sebebiyet verecek şekilde müvekkilin markalarını kullandığını, bütün bu eylemler kısaca, müvekkilin 6769 s. SMK dahil çeşitli mevzuatlardan kaynaklanan haklarını ihlal niteliğinde olduğunu bu sebeple davalıların kasıtlarının yoğunluğu ve davranışlarının karşılığı eylemler sebebiyle müvekkil şirkete vermiş olduğu maddi ve manevi zararın tazmini haklarını şimdilik saklı tuttuklarını, davacı tarafın talebi üzerine, ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ...D. İş. sayılı dosyası üzerinden yaptırılan delil tespitinde de, haklılıklarının kanıtlandığını bu çerçevede, davalıların; ... adresinde ve - “...” alan adı içerisinde, ...,..., ... medya hesapları üzerinde, mevcut durum itibari ile teminatsız olacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu , HMK'nın 389. maddesine istinaden; davalıların gerçekleştirdiği tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin, müvekkilinin daha fazla zarara uğramasının önlenmesi için ivedilikle durdurulması ve önlenmesi amacıyla, faaliyet gösterilen iş yerinde ihlale konu markasal kullanımın, anılan internet sitesine erişimin, sosyal medya hesaplarında yer alan paylaşımların ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, müvekkiline ait markaların bulunduğu ürünlerin bulundukları her yerde el konulmasına ve toplatılmasını, 6769 Sayılı SMK, 6102 Sayılı TTK ve 6100 Sayılı HMK hükümleri gereğince, müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden davalılara ait eylemlerinin durdurulmasına, özellikle bu kapsamda davalılara ait; ...adresinde yer alan "..." ibareli tabelaların, ürünlerin, malzemelerin, ambalajların bulundukları her yerden kaldırılmasına, el konulmasına ve/veya toplatılmasına, söz konusu sosyal medya hesaplarına ait paylaşımların” durdurulmasına, erişiminin engellenmesine, davalılardan "..."ne ait ticaret unvanından iltibas yaratan "flam” ibaresinin terkinine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. etmiştir. Davalılar tarafından davaya cevap verilmediği anlaşıldı. II.DELİLLER A.TPMK Kayıtları ... başvuru numaralı, 15.08.2022 başvuru tarihli+şekil görselini ihtiva eden markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in ... sınıflarında davacı ... ŞİRKETİ adına tescilli olduğu, ... başvuru numaralı, 15.08.2022 başvuru tarihli+şekil görselini ihtiva eden markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in ...sınıflarında davacı ...ŞİRKETİ adına tescilli olduğu, ... başvuru numaralı, 25.11.2004 başvuru tarihli+şekil görselini ihtiva eden markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in ... sınıflarında davacı ... ŞİRKETİ adına tescilli olduğu, ... başvuru numaralı, 16.01.2023 başvuru tarihli+şekil görselini ihtiva eden markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in ... sınıfında aleyhine davalı ... adına kayıtlı olduğu ve başvurunun yayınına itiraz edildiği, son olarak 27.05.2024 tarihinde itiraza karşı görüş yazılarak itiraz inceleme sürecinin devam ettiği, ... başvuru numaralı, 16.01.2023 başvuru tarihli+şekil görselini ihtiva eden markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 43 sınıfında aleyhine davalı ... adına kayıtlı olduğu ve başvurunun yayınına itiraz edildiği, son olarak 28.05.2024 tarihinde marka yayına itirazlara karşı görüş yazılarak itiraz inceleme sürecinin devam ettiği tespit edilmiştir. B.Bilirkişi Raporları 26/06/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: ...adresinde ve ...” alan adı içerisinde, ..., ... ,...adresli internet sitelerinde ... unsurlu markasal kullanımların gerçekleştirildiği, davalıların ... ibaresini kullanımlarının davacıya ait tescilli ... markasına benzer şekilde kullandığı ve nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğunun, ilgili kullanımların davacı yana ait tescilli markalardan kaynaklanan hakları ihlal eder mahiyette olduğu bu durumun SMK 29/1 maddesi gereğince marka hakkına tecavüz oluşturacağı ve ayrıca TTK 55/1-a-4 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturacağı, bununla beraber davalı şirketin ticari ünvanının ... olduğu ve davacı şirketin ticaret ünvanının ... olması , bu iki ticaret unvanının karıştırılma ihtimalinin bulunmaması sebebiyle ticaret unvanının terkini şartlarının oluşmadığı bildirilmiştir. ... 1.FSHHM'nin ...D.İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Tespit talep edilen "..." adresinde ve ...alan adı içerisinde,..., ..., ... adresli internet sitelerinde ... unsurlu markasal kullanımların gerçekleştirildiği, "..." adresinde yer alan işletmede mahalde bulunan pos cihazı üzerindeki fişten tespit edildiği kadarıyla ... ŞTİ isimli şirketin ticari faaliyet gösterdiği, ilgili kullanımların aleyhine tespit talep olunan yana ait markalardan uzaklaşarak tespit talep eden yana ait markalara yakınlaştığı ve bahse konu kullanımlar ile tespit talep eden yana ait markaların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğunun, ilgili kullanımların tespit talep eden yana ait tescilli markalardan kaynaklanan hakları ihlal eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği yönünde tespitin mahkemeye ait olacağı bildirilmiştir. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Dava; Davalıların davacının tescilli marka hakkına tecavüz teşkil eden eyleminin olup olmadığı, marka hakkına tecavüzün tespiti ile önlenmesine karar verilmesinin mümkün olup olmadığı, SMK'nın tescilli marka hakkından kaynaklı hükümleri ile TTK'daki haksız rekabet hükümlerinin kümülatif olarak tatbikinin gerekip gerekmediği, davalılardan "..."ne ait ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini ile kararın ilanı talepleri yönünden yasal koşulların olup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşıldı. IV.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı adına tescilli markalarının ana ibarelerinin "..., ..., ...” şeklinde ibareler olup, davalı markalarının ana ibaresi ise "..." olan ibareler arasında karıştırılmaya neden olacak şekilde benzerlik bulunup bulunmadığı ve marka hakkına tecavüz sayılamayacağına ilişkindir. Marka hakkına tecavüz yönünden gerçekleştirilen değerlendirmede; Taraflara ait İnternet sitelerinin incelenmesinde; Davacıya ait ... web sitesinde üst menüdeki kırılımlarından konaklama, yeme-içme (restoran), düğün ve etkinlikler konularında faaliyet gösterdiği, ..web sitesinin “...” isimli otele ait olduğu, ... web sitesinin davacı tarafından işletildiği, ilgili web sitesinde ilgili otele alakalı bilgilere yer verildiği görülmüştür. Davalıya ait olarak belirtilen http://flam.com.tr internet sitesi ve sosyal medya hesapları incelendiğinde ise; www. ... web sitesinde dosyada inceleme konusu ..., ... ve ... adreslerine yönlendirme yapıldığı, bu hesaplardan da ... web sitesine yönlendirme yapıldığı, bu nedenle ...web sitesi ile ... , ... ve... adresli sosyal medya hesaplarının aynı kişilerce yönetildiğinin anlaşıldığı, incelenen paylaşımlarda restoran, yeme içme sektörüne ilişkin görsellerin bulunduğu görülmüştür. Dosya arasına alınan .... 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi' nin ... D. İş sayısı üzerinden gerçekleştirilen bilirkişi incelemesinde; davalıya ait ....adresinde yapılan tespitte -bilirkişi raporunda yer aldığı üzere- görsellere erişildiği ve tespitin "...” adresinde ve ... ” alan adı içerisinde, ..., ..., ....adresli internet sitelerinde ... unsurlu markasal kullanımların gerçekleştirildiği, işletme mahalde bulunan pos cihazı üzerindeki fişten tespit edildiği kadarıyla ...ŞTİ. isimli şirketin tespite konu adreste ticari faaliyet gösterdiği tespit edilmekle, ... 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi' nin ... D. İş sayılı dosyadaki bilirkişi raporu sonuç bölümünde; ilgili kullanımların davalıya ait markalardan uzaklaşarak davacı yana ait markalara yakınlaştığı ve bahse konu kullanımların davalı yana ait markaların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğunun, ilgili kullanımların davacı yana ait tescilli markalardan kaynaklanan hakları ihlal eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği yönünde tespit görüş ve kanaatte bulunduğu görülmüştür. SMK 7. Ve 29. Maddeleri ve ortalama tüketici gözüyle değerlendirmenin esas alındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/06/2006 tarihli "...Burada üzerinde durulması gereken husus, halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır...Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın olduğu göz nde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” şeklindeki içtihatı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.02.2001 tarih, ... E., ...K. Sayılı kararında, “...Markalar karşılaştırılırken “onların piyasaya sürülüş biçimlerine; kullanılış şekillerine bakılarak orta düzeydeki alıcı nezdinde bıraktığı toplu intiba dikkate alınır” şeklindeki ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.07.2001 tarih, ...E., ... K. Sayılı; benzerlikleri yüzünden orta düzeyde bir tüketicinin ürünleri karıştırma tehlikesinin bulunduğu markalar arasında iltibas olduğunu belirttiği içtihatı, Yargıtay 11. HD 26.01.2007 T., ... E.... nolu kararını “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısında “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafında iki marka arasında bağlantı kurulası, hatta çağrıştırılması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü kabul edilmelidir.” şeklindeki yaklaşımı, yine Avrupa Adalet Divanı karıştırılma ihtimalini “Halkın söz konusu mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir” şeklindeki tanımı, öğretide yer alan; “Bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali ( tehlikesi ) ile karşı karşıya olması ( Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku, 2012, s,222)” biçimindeki tasnifi kapsamında; Davalının "..." şeklindeki kullanımının davacının "..., ..., ...” şeklindeki kullanımı incelendiğinde; Davacı adına tescilli markalarının ana ibarelerinin " ..., ..., ..." olduğu, davalıya ait "... " olan markalarında ise ana unsur olarak "..." ibaresinin kullanıldığı, ayrıca davalı tarafın markasal şekil kullanımının da "..." ibaresinin yer aldığı, bu bakımdan taraf markaları arasında kavramsal, görsel ve işitsel bir benzerlik bulunduğu, davalının da yeme-içme (restoran) ürünlerinin satışında faaliyet gösterdiği, davalının yeme-içme sektöründeki faaliyetinin davacı taraf adına tescilli ..., ..., ... tescil kodlu markaları ile çakıştığı, bu kapsamda davalının benzer kullanımlarının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, bu sebeple davalı marka kullanımlarının SMK 29/1 maddesi gereğince marka hakkına tecavüz oluşturduğu kanaati mahkememizde hasıl olmuştur. Haksız rekabet iddiaları yönünden değerlendirilmesinde ise; Her ne kadar davalılanın davacı ile aynı sınıfta olmasına rağmen birçok alternatif kullanım arasından marka veya ibare seçme özgürlüğü var iken "..." şeklinde kullanım gerçekleştirerek davacının "..., ..., ...” şeklinde tescilli markaları ile yüksek benzerlikte bulunan "..." ibaresini kullanarak dürüstlük kuralına aykırı hareket ederek TTK m. 55/1(4)'te özel olarak düzenlenen “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” hükmü çerçevesinde haksız rekabet olarak değerlendirilse de; Haksız rekabete dayalı istemler yönünden ise; Yargıtay 11.HD’nin ... esas - ... karar ve 19.12.2024 sayılı ilamlarına göre: 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacağından, kümülatif koruma uygulanmayacağından haksız rekabetin tespiti isteminin reddine karar verilmiştir. Davalı sıfatına sahip ... yönünden gerçekleştirilen pasif husumet yokluğu iddiasının değerlendirilmesinde ise, reddine karar vermek gerekmiştir. Şöyle ki; Davacı tarafın yargılamaya konu kullanımları tespit etmesi üzerine dava dilekçesinin ekinde bulunan ihtarnameyi noter aracılığıyla gönderdiği, ihtarname ile davalı taraflara marka hakkına tecavüz yaratan eylemlerin sonlandırılmasının istendiği, davalılardan ...'nın ise ihtarnameye cevap vererek, "..." ve "..." markalarının sahibi olduğunu, kendisinin marka hakkına tecavüz eylemi gerçekleştirmediğini belirterek markaların asıl unsurunun "..." değil, "..." olduğunu belirtmesi ile söz konusu kullanımların tarafınca yapıldığı, ihlallerden haberi olduğu, lakin ortada bir ihlal bulunmadığı yönünde tevil yoluyla ikrarda bulunmuştur. İncelenen dosya kapsamında davacı yanın dava dilekçesinde tedbir talebinde bulunduğu anlaşılmakla, tedbir isteminin kabulü için HMK madde 389'da yer alan şartların somut olayda oluştuğu kanaatiyle hareket edilerek hükmün etkinliğinin sağlanılması amacıyla HMK 389 vd.maddeleri gereğince; takdiren teminatsız davalılarca davacıya ait tescilli "..." ibareli markasının, davalılara ait ...adresinde kullanımının tedbiren durdurulmasına, flam ibareli el konulan ürünlerin davacının bildireceği yedieminde muhafaza edilmesine, yediemin masraflarının davacı tarafça karşılanmasına;...,...,..., ...adlı sayfalara erişimin tedbiren engellenmesine dair karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 1-Davalı tarafların eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüze neden olduğunun tespitine, eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine, 2-Yargıtay 11.HD’nin... esas -... karar ve 19.12.2024 sayılı ilamlarına göre : 6102 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacağından , kümülatif koruma uygulanmayacağından haksız rekabetin tespiti isteminin REDDİNE, 3-Davalılar nezdinde ticaret unvanı terkini şartları oluşmadığından, davacının bu yöndeki talebinin REDDİNE, 4-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı en yüksek üç gazetede bir kez ilanına masrafın davalılardan tahsiline, 5-Davacı yanın dava dilekçesinin netice-i talep bölümünün 1. maddesinde tedbir talebinde bulunduğu anlaşılmakla, tedbir isteminin kabulü ile hükmün etkinliğinin sağlanılması amacıyla HMK 389 vd.maddeleri gereğince; -Takdiren teminatsız mukabilinde Davacıya ait tescilli "..." ibareli markasının, davalılara ait... adresinde kullanımının tedbiren durdurulmasına, flam ibareli el konulan ürünlerin davacının bildireceği yedieminde muhafaza edilmesine, yediemin masraflarının davacı tarafça karşılanmasına, ... ... ... ... adlı sayfalara erişimin tedbiren engellenmesine, 6-Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 615,40.-TL harcın peşin alınan 269,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 345,55.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen dava yönünden hesaplanan 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince red edilen dava yönünden hesaplanan 55.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Davacı tarafından yapılan 3.134,00.-TL posta ve tebligat gideri, 12.000,00.-TL iki adet bilirkişi ücreti 269,85.-TL başvuru harcı, 38,40.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 15.442,25.-TL yargılama giderinden haklı çıktığı oran itibari ile hesaplanan 7.721,12.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Davalı tarafından yapılan 860,00.-TL posta ve tebligat giderinden haklı çıktığı oran itibari ile hesaplanan 430,00.-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 12-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avanslarının yatıranlara iadesine, Dair verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 12/11/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır
Bakiye Harç : 345,55.-TL