İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/107 E. 2025/257 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/107
- Karar No
- 2025/257
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/107 Esas KARAR NO:2025/257
DAVA:Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli) DAVA TARİHİ:07/06/2024 KARAR TARİHİ :19/11/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası kapsamında mali hak sahibi olduğu eserler davalılar tarafından haksız ve izinsiz olarak dijital platformlarda yayınlanarak kullanılmakta ve bu yolla haksız kazanç elde edilmekte olduğunu, hukuka aykırı bu eylem sebebiyle gerçek hak sahibi olan davacı şirket zarara uğratılmakta olduğunu, Davalıların haksız eyleminin devam etmesi halinde davacı şirketin maruz kaldığı zarar artarak büyümeye devam edecek olduğunu, 6100 Sayılı HMK md. 389 vd. uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" Denmekte olduğunu, Aşağıda detayları ile açıklayacağımız hususlar ve dilekçemiz ekinde Sayın Mahkemenize sunacağımız "Eser İşletme Belgeleri" doğrultusunda davacı şirketin zararının daha fazla büyümemesi adına acilen ve teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek, davalıların davacı şirketin hak sahibi olduğu ve dilekçemiz ekinde yer alan "Eser İşletme Belgeleri" ne bağlı eserlerin başta ..., ..., ..., ..., ... gibi Dijital ... dinleme ve indirme platformlarında, davalılarca kullanımlarının acilen ve öncelikle ve de teminatsız olarak tedbiren durdurulmasını öncelikle ve önemle talep etmekte olduklarını, Davacı ... San. Ve Tic. A.Ş. Türkiye'nin en tanınmış ve eski ... yapımcısı şirketlerinden biri olduğunu, 1964 yılında, Köln'de kurulan ve Türkiye'de de ilk defa 1973 yılında faaliyete başlayan davacı şirket, ..., ..., ... ... ( Evlilik soyadı ... olup hem Davacı şirketin kurucusu hem de ses sanatçısı olarak albümler seslendirmiş olduğunu) gibi dönemlerinde ve hala çok ünlü olan sanatçılara ve daha nice halka mal olmuş ses sanatçılarına albümler yaparak Türk ... dünyasına sayısız eserler kazandırmış, eserlerin mali hak sahibi olarak da gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında pazarlama faaliyetlerini yürüterek albümlerin yayılmasını ve tanınırlığını sağlamış olduğunu, ... ... tarafından kurulan davacı şirketin hakim hisseleri ve yönetim Kurulu Başkanı ilk ... ... olup sonra sırası ile ... ...'a (kendisi davalılardan ... ...Ve Tic. Ltd. Şti. nin Eski ortağı ve diğer davalı ...'ın da halen sahibi olduğunu) sonrasında ...'a ve ...'e onlardan da sonrasında ...'e devir yolu ile geçmiş olup, halen de Hakim hisseler ve yönetim Kurulu Başkanlığı ...'te bulunmakta olduğunu, Bu konuda doğru silsileyi takip ve tespit edebilmek için İstanbul Ticaret Sicili kayıtlarının Sayın Mahkemece istenmesini talep etmekte olduğunu, ... ... (evlilik öncesi soyadı ... olduğunu) isimli ses sanatçısı 1973 senesinde Almanya'dan Türkiye'ye gelerek ...nın en büyük plak şirketleri arasında yerini alacak olan ... ...-... ...'ı ve işbu davanın davacısı olan ... San. Ve TİC.A.Ş.'yi kurmakla ülkemizin ilk kadın ... prodüktörü ünvanına sahip olmuş, "... ...-... ..." olarak da yine dönemlerinin en ünlü sanatçılarına unutulmaz albümler yapmış olduğunu, gerek Almanya'da gerekse de Türkiye'de yapımcılığını üstlendiği albümlerle çok büyük bir arşive sahip olan ... ...-... ... arşivinde bulunan tüm albümleri imzaları .... Noterliği'nin 01 Aralık 2009 tarih, ... yevmiye numarası ile tasdik edilmiş olan "Devir Sözleşmesi" ile ... San. Ve Tic. A.Ş. ye tam ruhsat şeklinde devir ve temlik etmiş olduğunu, bu albümlerden bir kısmı işbu davaya konu olup aşağıda belirttiğimiz liste içinde yer almakta olduğunu, (EK:1 .... Noterliği'nin 01 Aralık 2009 tarih, ... yevmiye numarası ile tasdik edilmiş olan "Devir Sözleşmesi") Davalılardan ... ...Ve Tic. Ltd. Şti. 1995 yılında İstanbul'da kurulmuş olduğunu, Kurulduğu tarihten bugüne ... yapım, konser organizasyon ve menajerlik işleri ile uğraşmakta olduğunu, Diğer Davalı şirketin sahibi ... ... aynı zamanda davalılardan ... ...Ve Tic. Ltd. Şti. nin eski hakim ortağı olduğunu, Bu durum ticaret sicili kayıtları ile de sabit olduğunu, Davalılardan ... ... ... ise yaklaşık yirmiyedi senedir Almanya'da Türk Müziği yapımcısı bir şirket olup ... ... ( kendisi davalılardan ... ...Ve Tic. Ltd.Şti. nin Eski hakim ortağı olduğunu) tarafından kurulmuş bir ... şirketi olduğunu, Davalılar her ne kadar Almanya ve Türkiye'de ayrı ayrı faaliyette gibi gözükseler de aslında birbirleri ile ilintili ve çoğu zaman beraber hareket eden iki şirket olduğunu, her iki şirketin de hakim ortaklarının (eski olsa da) aynı kişi olması, aynı sektörde faaliyet göstermeleri, Şirket logolarının ve tanıtımlarının ve web sayfalarının ... ... ... ın Web sayfası linki ... ... ...Ve Tic. Ltd. Şti.'nin Web sayfası linki ... olarak tasarım-isim-renk dahil tamamen birbirinin aynı olması, ... başta olmak üzere dijital platformlarda aynı logolarla ikisinin de sadece "... ..." ismi altında yayın yapması her iki şirket arasında organik bağ olduğunun ve beraber hareket ettiklerinin çok açık göstergesi olduğunu, dolayısı ile işbu davaya konu haksız rekabet ve davacı şirketin sahip olduğu mali haklara tecavüz eylemi aşağıda da açıklayacağımız üzere her iki davalı tarafından gerçekleştirilmiş ve halen de devam etmekte olduğunu, ... ... ... ın Web sayfası linki ... (EK:2 Her iki davalı şirkete ait web sayfası görüntüleri ve logoların görsel ve görüntüleri) sonuç ve istem olarak; yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemenizin re'sen takdir ve tespit edeceği başkaca nedenlerle, fazlaya ilişkin her türlü dava, tazminat haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası gereğince Davacı şirketin mali hak sahibi olduğu davaya konu eserlerin dijital yayın platformlarında haksız ve hukuka aykırı olarak davalılarca kullanılması sonucu oluşan haksız rekabetin tespiti ile davalılar tarafından gerçekleştirilen Tecavüzün ref'i ve Tecavüzün men'i taleplerimiz ile ihtiyati tedbir kararı verilerek davalılar tarafından davaya konu eserlerin dijital ortamlarda kullanılmasının acilen durdurulmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi şeklinde beyan ve talep edildiği görülmektedir. SAVUNMA; Davalı ... Üretim San. Ve Tic. Ltd. Şti vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket ... ... Anonim Şirketi'nden dava konusu eserleri 01.06.2016 tarihinde ... ... ...' ya devir etmiş olduğunu, davalının taraf sıfatı bulunmamakta olduğunu, ... .... Noterliği 28.03.2003 tarih ... sayılı eser devir sözleşmesi ile ... ... Anonim Şirketinden, eser devir sözleşmesinde yer alan tüm eserlerin , eser işletme belgelerinin yurtdışı haklarını ... olarak 28.03.2003 tarihinden geçerli olmak üzere beşyüzmilyon Jira karşılığında satın almış olduğunu, işbu devir sözleşmesi ile davahim, eserlerin süre, sayı sınırlandırılmamış biçimde plak kaset, CD her türlü görüntülü, görüntüsüz ses taşıyıcılarında kullanılmasına, yayınlanmasına, dağıtılmasına, çoğaltılmasına, karışık kasetlerde kullanılmasına, yayınlanmasına , dağıtılmasına, yurtdışı devir ve satış haklarının kullanımına sahip olmuş olduğunu, Daha sonra bu sözleşmede bulunan haklarını 01.06.2016 tarihinde ... ... ...' ya devir etmiş olduğunu, ... ... ... Almanya'da kurulu bir şirket olduğunu, Alman hukukuna tabiidir, ayrı bir tüzel kişilik olduğunu, Davalı şirket ile hiçbir bağlantısı olmadığın, Davalı şirketin taraf sıfatı olmadığını, Davalı şirket dava konusu eserleri dijital platformlarda yayınlamamış olduğunu, ... ... ...'yi davalı 01.06.2016 tarihinde devretmiş olup, karşı tarafın iddia ettiği gibi bir organik bağ söz konusu olmadığını, yabancı bir şirkete dava açmak da Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler doğrultusunda mümkün olduğunu, davacı taraf husumeti yanlış tarafa yöneltmiş olduğunu, davalı şirketin hiçbir hukuki sorumluluğu yoktur, müşterek ve Müteselsil sorumluluğu da bulunmamakta olduğunu, Davacı tarafın, dava konusu eserlerin yurt dışında kullanım haklarına dair hiçbir talep ve dava hakkı bulunmamakta olduğunu, Davalı eserleri ... ... Anonim Şirketi'nden, usulüne uygun olarak yurtdışı haklarını devralmış, yine usulüne uygun olarak, ... ... ...'ye devretmiş olduğunu, ... ... ... Almanya'da kurulu ayrı bir. tüzel kişilik olup, Alman hukukuna tabi bir şirket olduğunu, davalı ... Üretim Sanayi Ve Tic. Ltd. Şti. ile bir ilgisi olmadığını, Davalının iyi niyetli olduğunu, ... ... Anonim Şirketin'den beşyüzmilyon lira karşılığında devraldığı haklarını 01.06.20016 tarihinde ... ... ... unvanlı Alman şirkete devretmiş olduğunu, Davalı şirket dava konusu eserleri hiçbir dijital ortamda kullanmamakta olduğunu, Davacı taraf, hiçbir inceleme yapmaksızın davalıya husumet yöneltmiş olup bu durum hukuka aykırı olduğunu, “... ... ÜRETİM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. tarafından dijital ortamda dava konusu eserlerin umuma arz edilip edilmediğine ilişkin kayıtlar getiriliğinde davalının hiçbir. Paylaşımının bulunmadığı ortaya çıkacak olduğunu, Her ne kadar davacı taraf, davalı şirketi sorumluluk altına sokmaya çalışmakta ise de, davalı şirketin ... ... ... isimli şirketin yaptığı işlemlerden bir sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, Davacının husumeti ... ...'YA YÖNELTMESİ GEREKMEKTE olduğunu, Davacı tarafın, hukuksal olarak dava konusu eserleri yurtdışında kullanım hakkı bulunmamakta olduğunu, Davalı şirket dava konusu eserleri hiçbir dijital ortamda kullanmamakta olduğunu, davacı taraf, hiçbir inceleme yapmaksızın davalı husumet yöneltmiş olduğunu, Davalı şirket hakkında açılan davanın husumet yokluğundan bu mümkün olmazsa esastan reddine, davalı şirket hakkında ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi şeklinde beyan edildiği görülmektedir. SAVUNMA; Davalı ... ... ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; ... ... ... bir Alman şirketi olup, Almanya 'da faaliyet göstermekte olduğunu, bu nedenle davalıya yöneltilecek dava Alman Mahkemelerinde açılmalı olduğunu, Türk mahkemelerinin yetkisi bulunmamakta olduğunu, Davalı şirket, dava konusu eserleri dijital platformlarda yayınlamamış olduğunu, Davalı dava konusu eserlerin yurt dışı hakkına sahip olduğunu, sadece yurt dışında Almanya'da faaliyet göstermekte olduğunu, bu nedenle davalıya yöneltilecek dava Alman Mahkemelerinde açılmalı olduğunu, Türk mahkemelerinin yetkisi bulunmamakta olduğunu, Davalı ... ... ... Almanya'da kurulu ayrı bir tüzel kişilik olup, Alman hukukuna tabi bir şirket olduğunu, Eserlerin yurt dışı haklarının kullanımı davalıya ait olduğunu, Dava konusu eserlerin yurt dışı haklarını davalı ... ... ... 01.06.2016 tarihinde devralmış ve yalnızca eserleri yurt dışında, dava konusu eserleri dijital platformlarda yayınlamamış olduğunu, Davacı tarafın, dava konusu eserlerin yurt dışında kullanım haklarına dair hiçbir talep ve dava hakkı bulunmamakta olduğunu, Dava konusu eserlerin yurt dışı haklarını davalı ... ... ... 01.06.2016 tarihinde devralmış ve yalnızca eserleri yurt dışında, dava konusu eserleri dijital platformlarda yayınlamamış olduğunu, Davalı şirket dava konusu eserleri Türkiye de hiçbir dijital ortamda kullanmamakta olduğunu, Davacı tarafın, hukuksal olarak dava konusu eserleri yurtdışında kullanım hakkı bulunmamakta olduğunu, Davalı şirket, dava konusu eserleri hiçbir dijital ortamda kullanmamakta olduğunu, Davacı taraf, hiçbir inceleme yapmaksızın davalıya husumet yöneltmiş olduğunu, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, davalı şirket hakkındaki ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın husumet yokluğundan bu mümkün olmazsa esastan reddine karar verilmesini, şeklinde beyan edildiği görülmektedir. Bilirkişiler ... 28.08.2025 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Davacı tarafından sunulan bağlantılar ve beyanlar doğrultusunda yapılan teknik incelemede, “...”, “...” dijital ... platformlarında, beyan edilen eserlerin "... ..." kullanıcı/kanal adıyla aktif şekilde yayınlandığı tespit edildiği, tespit edilen bu dijital yayınlar, umuma iletim hakkı kapsamında değerlendirilen dijital iletim faaliyetidir ve taraflarından teknik olarak halen erişilebilir olduğu teyit edildiği, sektörel açıdan; davaya konu yapımlardaki tüm eserlerin, FSEK Madde 3 kapsamında musiki eseri olduğu ve albümleri seslendiren her bir solistin, sanatçı becerisiyle eserleri özgün bir şekilde icra eden müzisyen olmaları nedeniyle icracı sanatçılar oldukları; Davaya konu 43 albümün 39'unda yer alan eserlerin tescil/kayıtlarının; Kültür Bakanlığı kayıtlarına göre “... ... Yap. Tic. ve San. A.Ş.”, “... ... Yapım San. ve Tic. A.Ş.”, “... ...”, “... A.Ş.” benzeri değişen uzantılar ile “...” firması adına yapıldığı Telif hakları açısından; Her türlü takdir ve değerlendirme Mahkememize bırakıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre, davacının 2001 yılındaki değişiklik sonrasında ihdas edilen dava konusu eserlerin dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması hakkına sahip olmadığı bu nedenle bu şekilde kullanım hakkını devredemeyeceği ve tecavüzün men'i ve refini talep edemeyeceği, görüş ve kanaatine varmışlardır. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmalığın; 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası gereğince Davacı şirketin mali hak sahibi olduğu iddia olunan davaya konu eserlerin dijital yayın platformlarında haksız ve hukuka aykırı olarak davalılarca kullanılması iddiasına dayanarak husule gelen tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile davalılar tarafından gerçekleştirilen Tecavüzün ref'i ve Tecavüzün men'i ile ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olduğu görüldü. Davacı tarafından sunulan bağlantılar ve beyanlar doğrultusunda yapılan teknik incelemede, “...”, “...” dijital ... platformlarında, beyan edilen eserlerin "... ..." kullanıcı/kanal adıyla aktif şekilde yayınlandığı tespit edildiği, tespit edilen bu dijital yayınlar, umuma iletim hakkı kapsamında değerlendirilen dijital iletim faaliyeti olup ve taraflarından teknik olarak halen erişilebilir olduğu teyit edildiği bu hususta niza bulunmadığı sektörel açıdan; davaya konu yapımlardaki tüm eserlerin, FSEK Madde 3 kapsamında musiki eseri olduğu ve albümleri seslendiren her bir solistin, sanatçı becerisiyle eserleri özgün bir şekilde icra eden müzisyen olmaları nedeniyle icracı sanatçılar oldukları; Davaya konu eserlerin tescil/kayıtlarının; “... ... Yap. Tic. ve San. A.Ş.”, “... ... Yapım San. ve Tic. A.Ş.”, “... ...”, “... A.Ş.” benzeri değişen uzantılar ile davacı “...” firması adına yapıldığı , bu hususta da niza bulunmadığı ancak Telif hakları açısından; dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre, davacının 2001 yılındaki değişiklik sonrasında, dava konusu eserlerin dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması hakkına sahip olmadığı bu nedenle bu şekilde kullanım hakkını devredemeyeceği, davacı yan her ne kadar esasa ilişkin sunmuş olduğu beyan dilekçesi ile: "Toparlamak gerekirse; *Müvekkil şirket gerek dava dosyasındaki delillerle gerekse de bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davaya konu eserlerin fonogram yapımcısıdır. *FSEK. m. 80/lA-2'de Fonogram yapımcısına tanınan tüm haklar, ve dolayısı ile müvekkil şirkete tanınan tüm haklar davaya konu eserlerin İLK TESPİTLERİNİ gerçekleştirmiş olmasından dolayı sahip olduğu Fonogram Yapımcısı hakları olup bu haklar kanundan kaynaklanan ortadan kaldırılamaz haklardır. *Bahsi geçen bu hakların korunması hususunda davacı Fonogram yapımcısı, haklarını ihlal eden davalılara karşı mevzuattan kaynaklanan tüm davaları açma hak ve yetkisine sahiptir. *Davacı Fonogram yapımcısının işbu davaları açması hususunda gerek eser sahipleri olsun gerekse de icracı sanatçılar olsun ayrıca bir izin almasına veya kendisine ayrıca dijital haklar konusunda izin verilmiş olmasına gerek yoktur. Keza davacı müvekkil şirkete eser sahipleri ya da icracı sanatçılar tarafından bu hakların kullanılmaması ya da hak sahipliğinin olmaması konusunda herhangi bir itiraz, dava veya beyan bulunmadığı gibi, bilirkişilerin aksini tespit edebilmeleri ya da bu kişilerin yerine geçerek bunu iddia etmelerine ilişkin hak ve yetkileri de yoktur. Kaldı ki; davalıların da böyle bir iddiaları bugüne kadar mevcut değildir. *Davalılar tarafından ya da bilirkişiler tarafından müvekkil davacının hak sahibi olmadığını iddia edecek sıfatları ve hak sahiplikleri yoktur. Dolayısı ile bu söylemleri hukuki ve geçerli değildir ." şeklinde beyanlarda bulunmuş ise de; FSEK.m.80/B bendinde fonogram yapımcısının mali hakları ancak icracı sanatçı ve eser sahibinden devraldıktan sonra kullanabileceği düzenlenmiştir: Fonogram yapımcıları "eser sahibi ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra" kanunun tanıdığı hakları kullanabilir. Somut olay yukarıda belirtili mevzuat hükümleri muvacehesinde değerlendirildiğinde; davacı yana dijital platformlar üzerinden umuma iletimine ilişkin olarak herhangi bir izin verilmemiş olup dijital ... platformlarında umuma iletimine ilişkin davacının her hangi bir hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Ve yine FSEK.m.20 hükmü de mali hakların birbirinden bağımsız olduğunu, bir hakkın devredilmiş olmasının diğerlerinin de devredildiği sonucunu çıkarmayacağını düzenlemiş olup, anılan hüküm aynen şu şekildedir: Henüz alenileşmemiş bir eserden her ne şekil ve tarzda olursa olsun faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Alenileşmiş bir eserden eser sahibine münhasıran tanınan faydalanma hakkı, bu Kanunda mali hak olarak gösterilenlerden ibarettir. Mali haklar birbirine bağlı değildir. Bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılması diğerine tesir etmez. Bir işlenmenin sahibi, kendisine bu sıfatla tanınan mali hakları, işleme hususunun serbest olduğu haller dışında, asıl eser sahibinin müsaade ettiği nispette kullanabilir." FSEK.m.80/B bendinde fonogram yapımcısının mali hakları ancak icracı sanatçı ve eser sahibinden devraldıktan sonra kullanabileceği açıkça düzenlenmiştir. 5846 sayılı FSEK’in 51. maddesinde yer alan emredici hüküm uyarınca doğmamış hakların devrine veya kullanılmasına yönelik sözleşmeler geçersizdir, davacı ancak icracı sanatçı ile karşılıklı olarak yapmış olduğu ve dijital umuma iletim haklarını icracı sanatçıdan devir aldığına ilişkin sözleşmeler ile hak sahipliğini kanıtlayabilir. 2001 yasa değişikliği öncesi dönemde umuma sunulan eserlere ilişkin olarak, 2001 yasa değişikliğinden önce yapılan sözleşmeler ile muvafakat beyanları ve eser işletme belgeleri dijital hakları kullanma yetkisi vermez. Zira FSEK m.51 uyarınca, ileride çıkarılacak mevzuatın tanıyacağı hakların devrine dair sözleşmeler geçersizdir. FSEK. m.52 hükmü uyarınca da, usulüne uygun bir mali hak devri sözleşmesi olabilmesi için, devredilen hakların neler olduğu tek tek gösterilerek, yazılı bir sözleşme yapılası bir sıhhat şartı olup, bu durumda davacının dijital hakların kullanımı noktasında hak sahibi olabilmesi için, FSEK.m.51 uyarınca anılan 2001 yasa değişikliğinden sonra usulüne uygun olarak dijital hakların devrini içeren mali hak devir sözleşmesinin bulunması gerekmektedir. Somut olay incelendiğinde bu konuda herhangi bir dijital hak devir sözleşmesi yoktur. Fonogram yapımcısının hak sahipliği, kendiliğinden değil, eser sahibi ve icracı sanatçıyla yaptığı eser sahibi ve icracı sanatçıdan aldığı haklarla sınırlı olarak sözleşmeden doğar. Yapımcının faliyetinde hususiyet unsuru olmayıp yapımcının eser ve icrayı tespit etmesi, hakların yapımcının olacağı anlamına gelmediği, yapımcı eser sahibi-icracı sanatçıdan hakları almadıkça, tespit üzerinde ilk tespiti dahi yapsa yapımcının kendiliğinden hakkı oluşmayacağı tartışmasızdır. Hülasa, davalı yanın dijital platformlarda husule gelen kullanımlarının haksız olduğu varsayılsa dahi, bu konuda dava açma yetkisinin davacı da olmadığı, davacının dijital platformlar üzerinde dijital hakların kullanımı noktasında hak sahipliğinin bulunmadığı anlaşılmakla davacı yanın itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı vekili her ne kadar biri 2003, diğeri 2009 yılı olan devir sözleşmelerine dayanarak dijital hakların kullanımı noktasında hak sahibi olduğunu beyan etmiş ise de; ilgili sözleşmelerin icracı sanatçılar ile yapılmış sözleşmeler olmadığı yukarıda da ifade edildiği gibi davacı ancak icracı sanatçı ile karşılıklı olarak yapmış olduğu ve dijital umuma iletim haklarını icracı sanatçıdan devir aldığına ilişkin sözleşmeler ile hak sahipliğini kanıtlayabilir, bu noktada davacı yanca sunulmuş bir sözleşme olmadığı gibi, davacı yanın hak devraldığı şirket ve kişilerin de icracı sanatçılar ile dijital platformlar üzerinde umuma iletim hakkı kapsamında bir sözleşmenin mevcudiyetine dair dosyada bilgi ve belge bulunmaktadır. Yukarıda ifade edildiği gibi dosya kapsamında dijital umuma iletim haklarının icracı sanatçılardan devir alındığına ilişkin hiçbir delil bulunmamakta olup, anılı sebeplerle davacının aktif husumetinin bulunmadığı anlaşılmakla davanın ve tedbir isteminin anılı nedenlerle reddine karar verilmiştir. Davalı vekili her ne kadar pasif husumet itirazında bulunmuş ise de, pasif husumet itirazının dinlenebilmesi için öncelikle davacının aktif husumetinin olup olmadığı belirlenmeli, olması halinde davalılara husumet tevcihinin yerinde olup olmadığının( pasif husumet) değerlendirilmesi gerekmekte olup, somut olayda davacıların davayı açma noktasında aktif husumetinin bulunmaması sebebi ile pasif husumet itirazı incelenmeksizin davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi yönünde aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: 1-Açılan davanın ve tedbir isteminin aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine 2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan maktu 55.000,00 TL tek vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile ret sebebinin iki davalı için de aynı olması sebebi ile eşit olacak şekilde davalılara ödenmesine, (27.500,00'er TL) 5-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine, Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 19/11/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır