İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2023/214 E. 2025/262 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2023/214
- Karar No
- 2025/262
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/214 Esas KARAR NO : 2025/262
DAVA : Marka hakkına Tecavüzün ve Haksız rekabetin tespiti&Ref'i DAVA TARİHİ : 19/10/2023 KARAR TARİHİ : 20/11/2025
Mahkememizde görülen asıl ve birleşen davanın yapılan açık yargılaması neticesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVADA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin markalarından birisinin de ... markası olduğunu, uzun yıllardır dünya çapında üreterek pazarladığını, ... markasının dünya çapında ve ülkemizde marka tescilleri ile de korunduğunu, tescillerin ülkemizde 3. sınıfı kapsamında; ... ibareli ... sayılı ile şekil ibareli ... sayılı tesciller, ve ... ibaresini ihtiva eden .... ibareli ...,... ibareli ... ile ... ibareli ... sayılı tescillerinin sahibi olduğunu, Müvekkilinin ayrıca (“...Şekli”) ... tescil numaralı markanın sahibi olduğunu, Müvekkilinin ... markasını tanıtıldığı yıldan itibaren tanıtımın evraklarında, ürünlerin üzerinde, internet sitelerinde, müvekkilinin sosyal medya hesaplarında yoğun ve yaygın bir şekilde kullanıldığını,... alan adının da sahibi olduğunu, alan adının 22.05.1998 tarihinde tescil edilerek o tarihten beri kullanıldığını, Müvekkilinin ... stilizasyonu ve şekil unsurları için telif hakkı tescili bulunduğunu, müvekkilinin ... markasını ilk yaratan, piyasada kullanan ve tanıtan olarak markanın gerçek sahibi olup interaktif tanıtım faaliyetleri dahil yoğun kullanım neticesinde dünya çapında sektöründe tanınmış bir marka olarak kabul edildiğini, Ekim 2023 tarihinde, müvekkilinin ... Müdürlüğü’nün yazısı ile; göndericisi ve üreticisi ...Şirketi, taşıyıcısı ise ... Şirketi olan, eşyaların yapılan muayenesi neticesinde; 1376 kap 23520 kg brüt ağırlığında olmak üzere '' ...'' ibareli deodorant cinsi eşyanın bulunduğunun tespit edildiğinden haberdar olduğunu, Gümrük Müdürlüğü tarafından deodorant cinsi eşyaların taklit olduğu şüphesine binaen durdurma kararı verildiğini, durdurulan mallar üzerinde kullanılan “ ...” ibaresinin müvekkilinin tescilli ... kelime markasını birebir ihtiva ederek seri bir markası izlenimi verdiğini, durdurulan deodorant paketi üzerinde müvekkilinin ... sayılı tescilinin şekil unsuru da birebir taklit edildiğini, Davalı ürünlerinin müvekkili markalarının, ürünlerinin ve bu ürünlere ait ticari takdim şeklinin taklidi olduğunu, Davalıların tescilli kelime ve şekil markalarının yanı sıra müvekkilinin ... markalı ürünlerine ait ticari takdim şeklini de taklit ettiklerini, mütecaviz ürünlerde mavi ve pembe renklerinden oluşan renk kombinasyonu ve bu renkler için kullanılan tonlamalar dahi birebir taklit edildiğini, Dava konusu ürünler ticari takdim şekli ve şişe tasarımı ile bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ürün için tercih edilen “ ...” ibaresi, şekil unsuru, renk kombinasyonu ve renklerin tonlaması, etiket üzerinde tüm ögelerin yerleştirilme biçimleri ve tüm unsurları ile müvekkillerinin ... ürününün taklidi olduğunu, Davalıların taklit eylemlerinin ilk olmadığını, 6 Ekim 2020 ... Gümrük Müdürlüğü tarafından, göndericisi ... Şirketi olan, “...” ibareli deodorant cinsi eşyanın durdurulmuş olduğu müvekkiline bildirildiğini, inceleme üzerine taklit olduğu belirlenen ürünler bakımından, müvekkili ile karşı taraf arasında anlaşma sağlanmış olup, Gümrük nezdinde taklit ürünlerin kolaylaştırılmış imha prosedürü gerçekleştirildiğini, davalı, taraflar arasında taklit olduğu konusunda mutabakat sağlanan ürünleri bu defa “ ...” ibaresi altında üretip/ürettirip satışa sunulduğunu, bunun akabinde, müvekkilinin davalı ...şirketinin müvekkilinin ... marka tescillerinin taklidi olan marka başvuruları dosyaladığından da haberdar olduğunu, Davalı tarafça dosyalanan ... no.lu ve ... no.lu başvurulara müvekkilinin itirazları üzerine TPMK tarafından reddolduğunu, davalıların bu fiillerinin müvekkilinin ... marka tescillerini ve ... ürünlerinin yoğun tanıtım ve promosyon faaliyetleri, yoğun emek ve masraf neticesinde elde edilen haklı ününden haksız kazanç sağlamasını, tüketicide iltibasa ve aldanmaya yol açmakta, müvekkilinin ve ürünlerinin itibarına zarar verdiğini, davalıların “...” ibaresi ile üretip/ürettirip satışa sunduğu deodorant ürünlerinin piyasaya sunuluş şekli, renk kombinasyonu ve tonlaması, etiket kompozisyon ve dizayn özellikleri itibarıyla müvekkillerinin iş mahsulleri, faaliyetleri ve işleri ile iltibaslar yaratmak suretiyle haksız rekabette bulunduğunu, davalıların fiilleri aynı zamanda müvekkilinin markalarına tecavüz teşkil ettiğini, davalıların müvekkilinin tanınmış markalarını taklit etme konusundaki tekrar eder fiilleri ve ısrarı, davalıların kötü niyetinin ve kasıtlı tercihin en önemli göstergesi olduğunu, tanınmış ... tescilli ve tanınmış markalı ürünü ve ticari takdim şekli ile iltibas yaratacak, ... marka ve ürünün tanınmışlığından faydalanacak şekilde dava konusu ve ürünler dahil ..., ... ve ... ibareli ürünlerini üretmek/ürettirmek, şişelemek, depolamak, satışa arz etmek, satmak, reklam ve tanıtımını yapmak suretiyle vaki fiillerinin haksız olduğu iddiasıyla : davalılarca gerçekleştirildiği iddia edilen marka hakkına tecavüz haksız rekabetin tespiti , durdurulması önlenmesi, tedbir , imha, ilan kapsamında açıldığı anlaşılmıştır. Davalılar vekili dava dilekçesinde özetle; Yetki itirazında bulunduklarını, yetkisiz mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, gümrük durdurma kararının malın ihracatçısı olan 1 nolu müvekkiline tebliğ edilmediğini, 1 nolu müvekkilinin KEP adresi de olduğu halde sadece 2 nolu müvekkiline ilgili durdurma kararı tebliğ edildiğini, 1 nolu müvekkilinin gümrük beyan sahibi olup kendisine hiç bir bildirime yapılmamasının Gümrük Yönetmeliği md. 102/1' in ihlali niteliğinde olduğunu, eşyadan numune alınırken bildirim yapılmadan numune alınmasının yönetmeliğe aykırılık teşkil ettiğini, Davacının verilen 10 günlük süre geçirildikten sonra ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, süre geçirildikten sonra 20.10.2023 tarihinde İhtiyati Tedbir kararı verildiğini, yetkisiz mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, TPE nezdinde içerisinde "..." ibaresi içeren 212 adet tescilli markanın bulunması karşısında "..." ibaresinin genel bir terimi çağrıştırdığı, müvekkiline ait eşyaların tasarım hakkının da kendi uhdesinde bulunduğunu, müvekkilinin marka başvurularına dair kendi adına tescilli; ... başvuru nolu, ... başvuru nolu marka başvurularının olması göz önüne alındığında ihtilafın yargılamayı gerektirdiğini, Davacının marka haklarına tecavüz teşkil edildiğine dair herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, bilirkişi raporu dahi aldırılmadığını, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat şartının da yerine getirilmediğinin ortada olduğunu, davacının teminat gösterme zorunluluğu olduğunu, 1 nolu davalının aynı zamanda... Marka Nolu ve " ...", ... Marka Nolu "..." markalarının da kullanım hakkı sahibi olduğunu, bu markalar ve dava konusu " ..." markası arasında herhangi bir marka hakkına tecavüz durumu da söz konusu olmadığını, müvekkilinin kullanımının bu haliyle haksız rekabet teşkil etmediğini, müvekkilinin bu ürünleri Türkiye' de piyasaya sürmediği gibi bu ürünlerin Türkiye' de satışı ve pazarlanması da yapılmadığını, Dava dilekçesinin 3. Sayfasında gösterilen ... ibareli ürünlerin ve davacının sunduğu ... markasına ait görseller ve hak sahipliği belgeleri tamamen yurt dışındaki pazara yönelik olup Türkiye' de toptan ve perakende olarak satılan ürünler olmadığını, daha önce de aynı eylemin işlediği iddia edilmiş ise de 06.10.2020 tarihli ... Gümrük Müdürlüğündeki işlemin taraflar arasında sulh yoluyla çözümlendiği ni, 2 nolu müvekkilinin ise ürünlerin nakliyecisi olup, ürünlerin üretilmesi, marka hakkının kullanılması, ticari olarak pazarlanması ve marka hakkına tecavüz konusunda herhangi bir icrai faaliyeti olmayıp bu davada aktif husumet ehliyeti de bulunmadığını, bu nedenle bu davalı yönünden de davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:: davalı şirket adına ...sayılı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini , dava konusu markaları davalının müvekkilinin tanınmış markaları ile ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali oluşturan ve kötü niyetle tescil ettirdiğini , hükümsüzlük davasının tecavüz kapsamında açılan dava ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmazlık; (Asıl dava konusu) Davacının markasına davalılarca gerçekleştirildiği iddia edilen marka hakkına tecavüz haksız rekabetin tespiti , durdurulması önlenmesi, tedbir , imha, ilan kapsamında açıldığı birleşen dava konusunun; davalı şirket adına kayıtlı ... numaralı markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, ... 3.FSHHM’nin ... esas-... karar ve 17.4.2024 tarihli birleştirme kararı ile hükümsüzlük davası asıl dava ile birleştirilmiş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur. HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişiler ..., ...ve ... tarafından düzenlenen 25/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Numune ürünler üzerinde yapılan incelemede; ... numaralı kapalı poşet içesinden çıkan 4 ürünün üzerinde yazılı olduğu üzere “ıslaklık ve kokuya karşı” “...” oldukları,...numaralı aynı barkodu taşıdığı, üretim tarihlerinin 09.2023, son kullanma tarihlerinin 09.2028, seri bir başka deyişle lot numaralarının ...olduğu, metal kutuların üzerinde mavi ve pembe renklerde markasının ... markasının ve ...ve, “ ...” şekil ibaresinin bulunduğu görsellerin raporlarına eklendiği, Davacının tescilli ... numaralı, ”...”, ... numaralı “...” markaları ile davalının, “ ...” ibareli fiili marka kullanımlarının ayırt edilemeyecek denli benzer olduğu, bu sebeple iltibas yarattığı, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği hususu bildirmiştir. Bilirkişiler 27/04/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; ... A.Ş. adına tescilli markalar ... adına tescilli markalar, karşılaştırılmasında : ... Gümrük Müdürlüğüne ... A.Ş. adına beyan ve tescilli ... sayılı ihracat beyannamesi muhteviyatı 1376kap brüt 23520kg ... markalı 200ml deodorantın, 6769 sayılı sına mülkiyet kanunun 29/1-a, 7/2-b maddeleri uyarınca Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller oluşturduğu, ... 3. Fikri ve sınai Hakları Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı birleşen dava yönünden 6769 sayılı kanunun 25/1 ve 6/1 maddelerine göre hükümsüzlük şartlarının oluştuğu ,gerekçeleri raporlarında detaylarıyla açıklandığı üzere, dosya muhteviyatına göre; Numune ürünler üzerinde yapılan incelemede; ... numaralı kapalı poşet içesinden çıkan 4 ürünün üzerinde yazılı olduğu üzere “...” “...” oldukları, ... numaralı aynı barkodu taşıdığı, üretim tarihlerinin 09.2023, son kullanma tarihlerinin 09.2028, seri bir başka deyişle lot numaralarının ... olduğu, metal kutuların üzerinde mavi ve pembe renklerde ... markasının ve ibaresinin bulunduğu görüldüğü, ... ve, “ ...” şekil ibaresinin bulunduğu görsellerin raporlarına eklendiği, davacının tescilli ... numaralı, ”...”, ... numaralı “...” markaları ile davalının, “ ...” ibareli fiili marka kullanımlarının ayırt edilemeyecek denli benzer olduğu, bu sebeple iltibas yarattığı, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, bu sebeplerle kök rapordaki görüşlerimizi muhafaza ettikleri, birleşen dava yönünden; Davalının ...numaralı “...”, ...numaralı “...”,... numaralı ” ...”, ... numaralı ”...”, ... numaralı ” ...” ibareli marka tescillerinin davacının tescilli ”...”, şekil “...”, “...”, “... ” markaları ile ayırt edilemeyecek denli benzer olduğu, bu sebeple iltibas yarattığı, davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ...numaralı “...”, ... numaralı “...”, ...numaralı ” ...”, ... numaralı ”...”, ... numaralı ”Beauty ...” markalarının SMK md. 6/1 ve md. 25/1 uyarınca hükümsüzlük ve sicilden terkin şartlarının oluştuğu bildirilmiştir. MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET KAPSAMINDA ASIL DAVANIN İNCELENMESİ: 6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir. İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir. 6769 sayılı SMK'nun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Haksız rekabet iddiası yönünden; 6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür. HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu, Gümrük yazıları, rapordaki görsel kullanımlara ilişkin ürünler,marka tescil belgesi, ticari sicil kayıtları bir bütün olarak incelendiğinde: Davalının ürünler üzerindeki kullanımlarına esas görseller davacı markaları ile birlikte incelendiğinde; Davacının ... ibareli markasının davalı kullanımındaki “...”, "..." markaları ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu tespit edilmiştir. Davalı “...” ibaresi yanına “....” ibaresini ekleyerek birlikte kullanmışsa da söz konusu kullanımın markaya ayırt edicilik sağlamadığı, ... ibaresinin daha küçük puntolarla yazılmak süetiyle ... ibaresinin ön plana çıkarıldığı, davacı ve davalının firmaların hizmet verdiği kitlenin özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu kapsamında olmadığı, ortalama dikkate sahip kişilere yönelik olan ürünün her iki firmanın da aynı alanda faaliyet gösterdikleri, Davalının marka kullanımının davacının markası ile aynı sınıflarda ,dolayısıyla aynı zamanda çağrıştırma sebebiyle bağlantı kurulması ihtimalinin dahi karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzerlik olduğu ve iltibas yarattığı , davalının eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete neden olan nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Toplanan delillere göre: ... markasının davacı adına TPMK nezdinde .... Sınıf için ilk kez 1994 yılında ... no ile tescilli edildiği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 7/(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır hükmünün amir hüküm olarak yasada yer aldığı ve ...A.Ş. adına tescilli ... ihracat beyannamesi muhteviyatı 1376 kap 23520 kg brüt ağırlığında olmak üzere "..." marka ibareli deodorant cinsi eşyaların, ... adına tescilli markalar ile iltibas yarattığı, dolayısıyla Gümrük Kanunun 57 maddesi göndermesiyle, davalıların eyleminin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 7/2-a , 29/1-a maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz fiili oluşturduğu gözetilerek Davalıların eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine,durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Her ne kadar taşıyan firma yönünden husumet itirazında bulunulmuş ise de; Yargıtay 11.HD'nin 18/12/2014 tarihli ... esas,... karar sayılı ilamları da dikkate alındığında; davalının tacir olduğu, 6769 sayılı Kanunun 29. Maddesine göre: Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek hallerinin tecavüz olarak yasada düzenlendiği, taşıyan davalının ise markanın taklit edildiğini bildiği ya da bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünlerin taşıma işlemini gerçekleştirdiği, gümrük de işlem yaptığı davalının bu eyleminin ticari amaçlı elde bulundurmak kapsamında olup eylemi markaya tecavüzün varlığı için yeterli olduğu, adı geçen davalı hakkında ileri sürülen husumet itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlık da davacı eylemin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüştür. Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümlerin haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlendiği hususunda bir tartışma yoktur. Ancak Davacı hem bu özel hükümlere de dayandığından tescilli marka koruma alanı ile haksız rekabetin koruma alanının kesiştiği dava konusu olayda, yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacağına ilişkin uygulamada BAM daire kararları arasında farklı uygulamaların bulunduğu, 11,HD’nin daha önceki verdiği bazı kararlarında her iki hükmün uygulama alanının bulunduğunu bildirmesi, son uygulamalarda ise , SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı yönünde kararlar verildiği, ancak daire içindeki görüş ayrılığının içtihadı birleştirme yoluyla halen giderilmemiş oluşu, bu durumun ihlal edenleri cesaretlendirdiği gözetilerek mahkememizce haksız rekabetin varlığının da kabul edilmesi gerekmiştir. Zira Kümülatif koruma ilkesi “mevzuattaki birden fazla hükümle korunabilme” anlamına gelmektedir. Bu durumda, bir kişinin gerçekleştirdiği fiilin birden çok hükmün koruma kapsamında olması halinde, hak sahibinin bu hükümlerden dilediğine başvurabilmesine kümülatif koruma denilmektedir. Kümülatif koruma ilkesinin söz konusu olduğu hallerde hak sahibi seçme zorunluluğuna tabi olmayıp şartlarını taşıması koşuluyla hukuki sebeplerden birine, birkaçına veya tamamına bu ilke kapsamında dayanarak dava açabilmektedir. Özel kanunun genel kanunu bertaraf edebilmesi için hem konusunu eksiksiz düzenlemiş hem de genel kanundan daha kapsamlı ve üstün koruma sağlamış olması gerekir . 6769 sayılı SMK’nun haksız rekabet korumasını bertaraf edeceğinin kabulü halinde var olan bir haktan mağdur olan tarafın yararlanamaması söz konusu olacağından bu durumun adil yargılanma yönünden de eşitsizliğe neden olacağı bilinmektedir. Korumanın şartları mevcut olduğu takdirde davacı gerek haksız rekabet hükümleri gerekse SMK hükümleri uyarınca talepde bulunma hakkına sahiptir. TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin düzenlemesi, mehaz İsviçre hukukundan aynen aktarılan başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almaya ilişkin TTK m. 55/1.a.4’tür. Bu hükümle, ürünlerin kaynağı konusunda tüketicinin kafasını karıştırma ihtimali olan fiillerin engellenmesi, piyasada açıklık ve şeffaflığın sağlanması amaçlanmakta, bu suretle rakiplerin yanı sıra tüketicilerin ve toplumun da menfaatleri korunmaktadır. Piyasada oluşması muhtemel karışıklığın engellenmesi, rekabetten beklenen işlevlerin sağlanması açısından da önem taşımaktadır. Öte yandan AB hukukunda da kümülatif koruma ilkesi açıkça kabul edilmiştir. Yönerge ve Tüzük Tasarısı‟ndaki düzenlemelerde tasarımların marka, patent, faydalı model gibi Topluluğun fikri mülkiyet mevzuatı ile korunmasının üye ülke hukuklarındaki fikri mülkiyet mevzuatına göre ayrıca korunmalarına engel olmayacağı belirtilmiştir. Ancak, kümülatif olarak koruma üye ülke mevzuatlarına bırakılmış olup, ilkenin nasıl uygulanacağı gösterilmemiştir. Sınai Mülkiyet Kanunun genel gerekçesi ve madde gerekçeleri incelendiğinde, Sınai mülkiyet haklarının kanunla düzenlenme ihtiyacı yanında, uluslararası sözleşmeler ve AB mevzuatıyla uyumun arttırılması ve daha nitelikli ve etkin işleyen çağdaş bir sınai mülkiyet sistemine geçişin sağlanması için mevcut sistemin revize edilmesi gereğinin ortaya çıktığı, bu çerçevede marka, coğrafi işaret, tasarım, patent ve faydalı model haklarına ilişkin önemli yenilikler getiren düzenlemelerin yapıldığı, mevcut sistemde yer almayan geleneksel ürün adı korumasının sisteme dahil edildiği ve düzenlemelerde Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması (TRIPS), Paris sözleşmesi, yeni... sayılı Avrupa Birliği (AB) Marka Direktifi ve ...sayılı AB Marka Tüzüğü, Patent kanunu anlaşmasına (PLT) uygun olarak kanunun hazırlandığı belirtilmiştir. Dolayısıyla kümülatif koruma AB müktesabına da uygundur. Dolayısıyla somut olayda da davalıların eylemi hem 6769 sayılı SMK hükümlerine göre marka hakkını ihlal teşkil ettiğinden, aynı zamanda haksız rekabete de neden olduğundan eylemlerin tespiti, durdurulması ve önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir. BİRLEŞEN DAVADA HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ: Türk Patent ve marka kurumundan gönderilen 4.6.2024 tarihli yazı kapsamına göre. Markalar ... ŞTİ adına kayıtlıyken; kurum tarafından gönderilen 1.12.2023 tarihli devir belgesine göre hükümsüzlük talebine konu markaların ... ŞİRKETİ adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davalı adına... sayı ile tescilli ...”, ... sayı ile tescilli “...”, ... sayı ile tescilli ... ..., ... sayılı ... ... sayılı ... ... ibareli markaların tescil belgesi celp edilmiştir. Davacının Tanınmış Marka İddiası; Davacı kendisine ait markanın tanınmış marka olduğu iddiasında bulunmuştur. 6769 sayılı SMK'da ve taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus Özel Dairenin bozma kararında belirtildiği üzere konu mahkeme içtihatları ve öğretiye bırakılmıştır. Nitekim Özel Daire ... tarih ve ... s. bir kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" biçiminde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ilişkin olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tespiti cihetine gidilmektedir. Doktrinde konuyla ilgili yapılan bir başka tanıma göre ise; "Bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunma markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurt içi ve yurt dışında ilgili çevrelerce bilinen, Paris Sözleşmesine üye devletlerden birinin yurttaşına veya o ülkelerden birinde yerleşik olan ya da ticari veya sınai işletmeye sahip kişilere ait bulunan markalar" tanınmış markalardır (Bkz. Ünal Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku, 2012, s. 411). SMK m.6/5'te yer alan "Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi" ibaresine temel teşkil eden düzenleme Paris Konvansiyonunun 1. mükerrer 6. maddesi hükmüdür. Bu hükümde tanınmış marka kavramına yönelik olarak verilen kriter "herkesçe bilindiği mütalaa edilen" kavramıdır. Antlaşmanın Fransızca metninde markayı ifade etmek "..." ifadesi, Almanca metninde ise Türk doktrininde de sıklıkla kullanılan "..." ifadesi kullanılmaktadır. Yine Konvansiyon'un 29/1-(c) hükmünde muhtelif yorumlarda itirazlar olması halinde Fransızca metin kabul edilir denmek suretiyle, Fransızca (ve takiben Almanca) metnin esas alınmasının yanlış olmadığı söylenebilir. Hukukumuzdaki düzenlemeye de temel teşkil eden anılı hükümde yer alan ifadeler ise herkesçe bilindiği gibi anlamına gelmekte olup, tanınırlık kriteri olarak ilgili/ilgisiz herkesi yeni toplumu esas almaktadır. Bu kabulün ise tanınmış markanın bilinirlik eşiğini çok yukarı koyduğu ve maddenin uygulama alanını daralttığı muhakkaktır. Bir diğer uluslararası antlaşma olan Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Antlaşması (TRIPs) ise 16. maddesinde yer alan düzenleme ile tanınmışlık düzeyi (yüksek) marka kavramını gündeme getirmiştir. Bu düzenleme sebebiyle doktrinde ve yargı makamlarında farklı özelliklerine göre ve tanınmıştık derecelerine göre, farklı koruma düzeylerine sahip tanınmış marka çeşitlerinin olduğu öngörüsü egemendir. Ancak tanınmış marka huhuken farklı alt türlere ayrılmamakta, TRİPs Paris Konvansiyonu'ndan bağımsız, ayrı bir tanınmış marka kavramı ile ondan ayrı bir düzen getirmemekte, aksine hükmü tamamlamakta, tanınmış marka kavramının uygulama alanını genişletmektedir. Paris Konvansiyonu ve TRIPs bağlamında tanınmış marka tektir. TRIPs düzenlemesiyle tanınmış markanın herkesçe bilinirlik ölçütünü tüm toplum olmaktan çıkarmıştır. Bu bağlamda markanın ticarete konu yapıldığı ilgili sektörde bilinir olması tanınmış marka olarak kabul görmesinde yeterli olacaktır. İlgili sektörün tespitinde ise markanın kapsadığı ürünlerin hitap ettiği müşteriler yanında, rakip ürün müşterileri, alıcıları, satıcıları ve sektör içindeki ilgili kişiler nezdindeki bilinirlik dikkate alınacaktır. (Bkz. Paslı, 433- 440). Tanınmış marka kavramının ne olduğu ortaya koyulduktan sonra, bunun tespitinin nasıl yapılacağı sorusuna cevap vermek gerekecektir. Markanın tanınmış olup olmadığının tespitinde 1997 tarihli WIPO kriterlerinden faydalanılır. TP'de -bağlayıcı olmamakla birlikte- WIPO tarafndan ortaya konulan bu kriterleri ayrıntılandırmak suretiyle şu kriterleri getirmiştir. (Paslı, Uluslararıs Antlaşmalar, s.451); "1.Markanın tescilinin ve kullanımının süresi (markanın tarihçesi hakkında ayrıntılı bilgi), 2.Markanın tescilinin ve kullanımının yayıldığı coğrafi alan ve kapsam. (Yurtiçi ve yurtdışı tesciller nelerdir?) 3.Markanın üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetin piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktarı nedir? 4.Markaya ilişkin promosyon çalışmalarının (özellikle de Türkiye'deki promosyon çalışmalarının) özellikleri nelerdir? (Promosyonun süresi, devamlılığı, yayıldığı coğrafî olan, kapsam, promosyona harcanan para, promosyonun niteliği (TV reklamı, yerel gazete ilanı, sadece çocuk sahiplerine yönelik yapılan tanıtım vs.) 5.Reklam niteliğinde olmayan ancak markanın tanıtımına faydalı olabilecek nitelikte faaliyetler var mıdır? (Gazete, dergi, TV vb. medya organlarındaki yayınlar, markalı ürünlerin fuarlarda teşhiri vb.) 6.Markanın tanınmışlığını gösteren bir mahkeme kararı var mıdır veya marka sahibinin markasını koruma yolundaki etkin çabaları nelerdir? (Tanınmışlık kararı dışında, verilmiş mahkeme kararları, hâlen devam etmekte olan marka, haksiz rekabet davaları, itiraz sayıları vb.) 7.Marka ne derece orijinaldir, markanın ayırt edicilik niteliği nedir? 8.Markanın tanınmışlığına ilişkin yapılmış kamuoyu araştırmaları varsa bunların sonuçları. 9.Markanın sahibi firmaya ilişkin özellikler (firmanın büyüklüğü, çalışan sayısı, ödenmiş sermayesi, cirosu, kârı, yurt çapında ve yurtdışında sahip olduğu dağıtım kanalları; şubeleri, bayilikleri, servis ağı, ödediği vergi, ihraç miktarları, piyasasına hâkimiyeti vs.), 10.Marka üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetle özdeşleşiyor mu? Marka kelime veya şekil olarak görüldüğü anda refleks olarak belli bir ürünü çağrıştırıyor mu? Marka üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetle ilgili olarak belli bir kaliteye veya statüye işaret ediyor mu? 11.Markayı taşıyan ürüne veya marka sahibi firmaya ilişkin olarak alınmış belgeler, ödüller (TSE, TSEK, ISO vb.kalite belgeleri, kalite ödülü, çevre ödülü, mavi bayrak vs.) var mı? 12.Markayı taşıyan ürünlerin dağıtım kanalları ( marka sahibi firmanın kendine ait dağıtım kanallarının dışında) ve söz konusu ürünlerin ithalat ve ihracat olanakları nelerdir? 13.Eğer marka bir satışa konu olmuşsa, marka üzerinde kıymet takdiri yapılmışsa markanın parasal değeri nedir? Markanın parasal değeri, marka sahibinin yıllık bilançosunda gösterilmiş midir? 14.Marka tescillerinin kapsadığı mal ve/veya hizmet portföyünün genişliği nedir? 15.Marka halk nezdinde tanınan bir marka ise bu tanınmışlık düzeyini ne kadar süredir korumaktadır? 16.Markanın tanınmışlığından ötürü, bu niteliğine yönelik tecavüz fiilleri var mıdır? Marka üçüncü kişilerce taklit ediliyor mu? (Markaya benzer başvuruların yoğunluğu, markanın piyasada haksız yere üçüncü kişilerce kullanılıp kullanılmadığı vs.). Marka üçüncü kişilerce kullanılmakta ise bu kullanım, şekil ve üzerinde yayıldığı coğrafi ve ticari olan itibariyle tanınmış marka sahibine zarar veriyor mu? 17.Marka, üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetin niteliği itibariyle (Örnek: araba markası ile çiklet markası) veya potansiyel ve fiili kullanıcı kitlesinin niteliği itibariyle (doktorlara yönelik bir ürün ile çocuklara yönelik bir ürün markası) tecavüze açık mı, değil mi? 18.Yukarıda sayılanların ispatına yönelik olan veya bir markanın tanınmış olduğunun ispatına yönelik her türlü belge." Tanınmışlığın tespitinde, marka sahibi tarafından yaptırılan promosyon ve tanıtım malzemeleri yanında ulusal basında veya gazetelerde markanın tanınmışlığını ortaya koyan reklam ve haberler de dikkate alınır. Bunun yanında yaygın kullanım alanı, toplum nazarındaki tanınmışlıkta dikkate alınır. Bir markanın tanınmış marka olarak belirlenmesinde, markanın toplumun ilgili kesiminde sahip olduğu yüksek bilinirlik düzeyi dikkate alınması gereken kriterlerden biridir. Somut olaya dönüldüğünde, davacının sunduğu deliller kapsamına göre ... markasının tanınmış marka olmadığı anlaşılmıştır. Hükümsüzlük iddiası yönünden; Dava tarihi itibariyle yürürlükte dan 6769 sayılı SMK'nın 4/1 maddesi uyarınca Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir. Kanunun “Marka tescilinde mutlak ret nedenleri” başlıklı 5. Maddesine göre mutlak red nedeni olarak tescili yasaklanmış işaretlerin ayırt etme gücüne sahip olmamaları veya herkesin kullanımına açık olmaları sebebiyle kamu menfaati gözetilerek tescil edilmeleri mümkün değildir. Kanunun “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlıklı 6. Maddesine göre; "1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. 2)Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. 3)Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. 4)Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. 5)Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmıştık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." hükümlerine amirdir. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun Hükümsüzlük Hâlleri Ve Hükümsüzlük Talebi Başlıklı 25. Maddesi; "1)5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.2)Menfaati olanlar. Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. 3)Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. 4)Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. 5)Hükümsüzlük halleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez. 6)Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. 7)6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar. ” hükümlerine amirdir. Gerçek Hak Sahipliği İddiası Gerek mülga KHK gerekse 6769 sayılı SMK ile marka hukukumuzda tescil ilkesi kabul edilmiştir. Ancak tescil ilkesi kabul edilmesine rağmen sistemimiz getirilen istisnalar nedeniyle kullanma sistemine daha yakındır. Yargıtay da yerleşik uygulamasında gerçek hak sahipliği kuralını benimsemiş ve markayı ilk defa kullanıp ona ayırt edicilik kazandıranı gerçek hak sahibi olarak adlandırmıştır. Ancak bir kimsenin bir markayı sadece ilk defa kullanmaya başlaması ile o marka üzerinde önceye dayalı hak sahibi olduğu kabul edilemez. Tescil edilmemiş markaya SMK ile koruma sağlanmasının sebebi sadece tescilsiz marka sahibinin markayı ilk kez kullanmaya başlaması değildir. Aksine markanın kullanımını haklı kılacak daha temel ve önemli bir sebep bulunmalıdır. Bu da markanın belli bir yer, bölge ve piyasada bilinir hale gelmesidir. Doktrinde marufiyet kuralı olarak isimlendirilen bu şart hem Türk Patent ve Marka Kurumu uygulamasında hem de Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş ve tescilsiz marka sahibinin kendisinden sonra yapılan tescilleri engelleyebilmesi veya hükümsüzlük davası açarak haksız yapılmış tescilleri ortadan kaldırabilmesi için tescilsiz markanın yoğun kullanımının kanıtlanması gerekmektedir. Markayı tescil ettirmeden ilk defa kullanan ve maruf hale getiren kişinin "gerçek hak sahipliğine" dayalı olarak SMK'nın 6.maddesi hükmünden yararlanarak aynı markanın aynı tür mal ve hizmet için bir başka kişi adına tesciline itiraz edebilmesi veya hükümsüzlük davası açabilmesi için; 1.Davacıya ait markanın ayırt edicilik kazanmış olması, 2.Markanın, itiraz eden veya dava açan tarafından diğer haksız başvuru/tescil yaptığı iddia edilen kişinin başvurusundan önceki bir tarihten beri kullanılmakta olması, 3.İtiraz sahibinin veya hükümsüzlük davası açanın üzerinde önceden kullanmaya dayalı hak sahibi olduğunu iddia ettiği ibare ile tescil başvurusu yapılan veya hükümsüzlüğü talep edilen markanın aynı veya benzer olması gerekmektedir. Yargıtay 11. HD....esas, ... karar sayılı ve 06/07/1998 tarihli kararında, "İsviçre-Türk markalar hukuku, marka üzernideki hakkın iktisabı ve korunması ile ilgili olarak üç önemli ilkeye dayanır. Marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Buna 'gerçek hak sahibi' denilir ve bu tescil açıklayıcı etkiye sahiptir. Buna mukabil bir markayı ihdas etmeksizin seçip tescil ettiren kimsenin bu tescili kurucu etkiye sahiptir. Ancak, bu tescil sadece hak sahibine başlangıçta şarta bağlı bir hak sağlayabilir. Gerçek hak sahibinin dava açıp bu markayı tescil ettireceği tarihe kadar kurucu etkiye sahipliği devam eder. Çünkü, hakiki, gerçek hak sahipliği ikinci bir bağımsız ve münferit mülkiyete hak vermez. Markanın hakiki hak sahibi markasının aynısını veya tefrik edilemeyecek benzerini, her nasılsa marka olarak tescil ettiren kimsenin, sonradan tescil edilmiş markanın terkinin istenebileceği kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir. Somut olaya dönüldüğünde; davacının gerek marka tescil belgesi gerekse sunduğu delillere göre ... ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğu yönünde bir uyuşmazlık yoktur. KARIŞTIRMA İHTİMALİ YÖNÜNDEN İNCELEME: Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de TÜRKPATENT tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre TÜRKPATENT tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka tescil dosyası, maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı ve davalı markaları incelendiğinde: Davacı adına tescilli markaların ... nolu ... , ... nolu ... şekil, ... nolu “ ...”, ... nolu “... ”, ... nolu ..., ... nolu ..., ... nolu ŞEKİL ...,... nolu ŞEKİL ...,marlarının ...Sınıf başta olmak üzere ....sınıf dahil tescilli olduğu, Davalının ... numaralı “...”, ... numaralı “...”, ... numaralı ” ...”, ... numaralı ”...”, ... numaralı ” ...” ibareli marka tescillerinin davacının tescilli ”...”, şekil “...”, “...”, “... ” markaları ile ayırt edilemeyecek denli benzer olduğu, davalının tescilli markalarını ürün üzerinde kullanmasının SMK 155 maddenin açık düzenlemesi karşısında marka hakkına tecavüzün oluşmasına engel olmadığı, davalının kullanımlarının iltibas yarattığı, hükümsüzlüğü talep edilen Davalı adına tescilli ... sayı ile tescilli şekil ...”, ibaresinde marka görselinde yer alan şekil unsuru davacının markasında yer alan şekil unsuru ile birebir aynıdır. Dolayısıyla markada yer alan sözcük unsurlarının farklı olması markaya bir yenilik katmamış , markadaki şekil unsunu gören tüketicinin direkt olarak davacı markası ile bağlantı kurması kaçınılmaz olduğundan keza davacı ve davalı markasının aynı tüketici grubuna yönelik olmasının iltibası kuvvetlendirdiği gözetildiğinde markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır. ... sayı ile tescilli “...” ibareli marka yönünden incelediğimizde ise; davacının tescilli markasında yer alan ... markası ile davalının ... markalarında davacının markasında yer alan markanın İngilizce okunuş telaffuzu da ... olarak okunmaktadır. “...” harfi yerine “...” harfinin yazılması markaların ayniyet yönünden benzerliğini ortadan kaldıracak nitelikte değildir. Karıştırma ihtimalinin varlığı, keza davacı ve davalı markasının aynı tüketici grubuna yönelik olmasının iltibası kuvvetlendirdiği gözetildiğinde markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır. ...sayı ile tescilli ... markası yönünden davalının markasının başında yer alan ... ibaresi davacının tescilli markasında yer alan ... markası ile karşılaştırıldığında karıştırma ihtimalini ortadan kaldıracak nitelikte değildir. Karıştırma ihtimalinin varlığı, keza davacı ve davalı markasının aynı tüketici grubuna yönelik olması, markadaki asıl unsurun ... ibaresi olması hususu gözetildiğinde , ortalama tüketicinin her iki markayı gördüğünde markalar arasında bağlantı kurması, davacı markasının bir serisi gibi algılaması kaçınılmaz olduğundan markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır. .. sayılı .... markası yönünden; davalının markasının başında yer alan ... ibaresi davacının tescilli markasında yer alan ... markası ile karşılaştırıldığında karıştırma ihtimalini ortadan kaldıracak nitelikte değildir. Karıştırma ihtimalinin varlığı, keza davacı ve davalı markasının aynı tüketici grubuna yönelik olması, markadaki asıl unsurun ... ibaresi olması hususu gözetildiğinde , ortalama tüketicinin her iki markayı gördüğünde markalar arasında bağlantı kurması, davacı markasının bir serisi gibi algılaması kaçınılmaz olduğundan markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır. ... sayılı ... ... markası yönünden davalının markasının başında yer alan ... ibaresi davacının tescilli markasında yer alan ... markası ile karşılaştırıldığında karıştırma ihtimalini ortadan kaldıracak nitelikte değildir. Karıştırma ihtimalinin varlığı, keza davacı ve davalı markasının aynı tüketici grubuna yönelik olması, markadaki asıl unsurun ... ibaresi olması hususu gözetildiğinde , ortalama tüketicinin her iki markayı gördüğünde markalar arasında bağlantı kurması, davacı markasının bir serisi gibi algılaması kaçınılmaz olduğundan markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır. Toplanan delillere göre; markalarının SMK md. 6/1 ve md. 25/1 uyarınca hükümsüzlük ve sicilden terkin şartlarının oluştuğu gözetilerek Davalı adına ... sayı ile tescilli ...”, ... sayı ile tescilli “sikrit”, ... sayı ile tescilli ..., ... sayılı ... ... sayılı ... ibareli markaların HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, -Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka kurumuna gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Davalıların eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine,durdurulmasına, önlenmesine, -Davalıların davaya konu ürünler yönünden ihlal teşkil eden üretim satış,dağıtım ve ithal ve ihracının önlenmesine, (.. Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü Habur Gümrük Müdürlüğü'nün ... yazısı ile; "... sayılı gümrük durdurma kararına konu" göndericisi ve ... ŞİRKETİ, taşıyıcısı ise ... ŞİRKETİ olan, ... sayılı belge muhteviyatı eşyaların yapılan muayenesi neticesinde; 1376 kap 23520 kg brüt ağırlığında olmak üzere " ...' areli deodorant cinsi eşyaya el konulmasına ve dava sonunda verilecek hükmün kesinleşmesine kadar tedbiren el konulan ürünlerine masrafı talep edene ait olmak ... Gümrük Müdürlüğünde muhafaza altına alınmasına dair verilmiş olan tensip zaptının 4 nolu ara kararının devamına) -İhlal teşkil eden davacının tescilli markaları ile aynen veya cüzi değişikliklerle dahi olsa imalat, satış, depolama ve pazarlama dahil her tür ticari kullanımının da ÖNLENMESİNE, ..., ... ve davacı markası ile iltibas oluşturacak bilirkişi raporunda belirtilen davalı ürünlerine ait, şişe, etiket,kalıp, kutu, koli, ambalaj, katalog, broşür, ticari evrak dışındaki basılı evrak, her türlü ürün ambalaj ve tanıtım vasıtasının, davalıya işyerleri ve Gümrük sahası da dahil ticari amaçla bulundukları her yerden TOPLANMASINA, İMHA EDİLMESİNE,3.kişilerin elindeki ürünlerin ve ticari defter ve faturaların ticari hayattaki güven ilişkisi keza bu firmalar ile iş yapan sair 3. Kişilerin haklarının korunması nedeniyle toplatma kapsamı dışında tutulmasına, -Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalılardan tahsiline, -615,40-TL ilam harcının 269,85-TL peşin harçtan mahsubuna, 345,55-TL eksik harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, -Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince; 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, -Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinden olan 269,85-TL peşin harç, 269,85-TL başvuru harcı, 21.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 325,00-TL tebligat müzekkere masrafı olmak üzere toplam 21.864,70-TL'nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, -Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde taraflara iadesine, II-BİRLEŞEN DAVADA; -Davalı adına ... sayı ile tescilli ...”, ... sayı ile tescilli “...”, ... sayı ile tescilli ..., ... sayılı ... ... sayılı ... ibareli markaların HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, -Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka kurumuna gönderilmesine, -615,40-TL ilam harcının 427,60-TL peşin harçtan mahsubuna, 187,80-TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, -Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince; 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinden olan 427,60-TL peşin harç, 427,60-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 855,20-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde taraflara iadesine, Dair karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı ,gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 20/11/2025
Katip Hakim ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır