İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/147 E. 2024/95 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/147
- Karar No
- 2024/95
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/147 Esas - 2024/95 "TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/147 Esas KARAR NO : 2024/95
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/04/2023 KARAR TARİHİ : 22/02/2024 YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/01/2003- 18/03/2019 tarihleri arasında Adana ... Başmüdürlüğünde yüklenici şirketlere bağlı olarak temzilik işçisi olarak çalışmaktayken emeklilik sebebiyle işten ayrılan ...'a müvekkili şirket tarafından 15 yıl, 55 günlük hizmet süresi (06/01/2003-28/02/2018 tarihleri arası) esas alınarak 02/05/2019 tarihinde 42.777,34 TL net kıdem tazminatı ödendiğini, adı geçen işçi 01/03/2018- 18/03/2019 dönemine isabet eden bakiye kıdem tazminatının kendisine ödenmesi istemiyle şirket aleyhine arabulucuya başvurulduğunu, arabuluculuk süreci sonunda müvekkil şirket ile karşı taraf arasında anlaşma sağlanamadığını, yapılan anlaşma gereğince 01/03/2018- 18/03/2019 arası dönem için ...'a net 2.500,00 TL kıdem tazminatı ödendiğini, ayrıca 42,88 TL damga vergisi ve 200,60 TL arabuluculuk ücreti ödemesi yapıldığını, müvekkili tarafından Arabuluculuk Daire Başkanlığının 2020/... sayılı dosyasında yapılan anlaşma uyarınca ... 'a ödenen net 2.500,00 TL kıdem tazminatı, 42,88 TL damga vergisi ve arabulucuya ödenen 200,60 TL arabuluculuk ücreti toplamı 2.743,48 TL'nin davalının işçiyi çalıştırdığı süreye tekabül eden kısmının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı tarafından müvekkile ödenmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından Arabuluculuk Daire Başkanlığının 2020/... sayılı dosyasında, yapılan anlaşma uyarınca yapılan ödemelerin faizi ile birlikte rücuen tahsilini teminen davalı yüklenici aleyhine Adana Genel İcra Dairesinin 2021/... sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibe borçlu tarafından haksız olarak itiraz edildiğini, takibin durdurulduğunu belirterek, haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı şirkete usulüne uygun olarak tebligat yapılmış, davalı davaya cevap vermemiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, Adana Genel İcra Müdürlüğü'nün 2021/... esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, davacı vekili tarafından itirazın iptali ile takibin devamı ve davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi talep edilmiştir. Adana Genel İcra Müdürlüğü'nün 2021/... esas sayılı takip dosyası dosyamız arasına alınmış, yapılan incelemesinde; davacı tarafından, davalı aleyhine 1.851,40 TL asıl alacak, 225,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.076,71 TL'lik ilamsız icra takibi başlatıldığı, yapılan itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. İİK 67. maddesi uyarınca, takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın %20'den aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. Davacının davasını süresi içinde açmış olduğu anlaşılmıştır. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Adana 1. Genel İcra Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği, cevabi yazıların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür. Dosya dava dilekçesi ekindeki hizmet alım sözleşmeleriyle birlikte bilirkişiye tevdi edilmiş, işçilik alacakları konusunda uzman hesap bilirkişisi raporunda; dava dışı işçi ...' ın davacı kurum ve bağlı alt işverenler nezdinde 01.03.2018-18.03.2019 tarihleri arası çalışma süreleri karşılığı toplam kıdem tazminatının 2.962,29 TL olduğu, kıdem tazminatı ve ferileri toplamı olan 2.743,48 TL' nin 1.754,97 TL'sinin ... LTD ŞTİ' den rücuen tazmininin talep edilebileceği belirtilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da davacı ile davalı arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Asıl ve alt işverenler arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; dava dışı işçi tarafından işçilik alacaklarının tahsili için kuruma başvuru yapıldığı, anlaşma neticesinde ihbar tazminatı ödemesi gerçekleştirildiği, davacı ile davalı şirket arasında asıl alt işveren ilişkisinin kurulduğu, çalıştırılan işçiye karşı asıl ve alt işverenin birlikte sorumlu olduğu, ödeme yapıldıktan sonra taraflar arasında imzalanmış sözleşme hükümlerine bakılması gerektiği, işçilik alacakları işveren tarafından ödenen İşçinin, yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine İşçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu tutulması gerektiği yönünde sözleşmede hüküm bulunmaması hususları değerlendirildiğinde davacının işçiyi çalıştıran yüklenicilerden yapılan ödeme nispetinde rücu hakkının bulunması gerektiği, sözleşme ücretlerinin tüm işçilik alacaklarını kapsadığı, dosya içerisinde davacı kurum ile davalı arasında imza edilen sözleşmeler ve idari şartnamelerin bulunduğu, yapılan hizmet sözleşmesi ve şartnamelerinin incelenmesinde yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluğunun mevcut olup, davacı kurumun ödemiş olduğu işçilik alacaklarının tamamını yükleniciye rücu edebileceği sözleşme hükümlerinden anlaşıldığı, davacı tarafından Arabuluculuk Daire Başkanlığının 2020/... sayılı dosyasında yapılan anlaşma uyarınca yapılan ödemelerin faizi ile birlikte rücuen tahsilini teminen davalı yüklenici aleyhine Adana Genel İcra Dairesinin 2021/... sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibe davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiği, dosyaya ibraz edilen ve hükme esas almaya elverişli bilirkişi raporunda, dava dışı işçi ...' ın davacı kurum ve bağlı alt işverenler nezdinde 01.03.2018-18.03.2019 tarihleri arası çalışma süreleri karşılığı toplam kıdem tazminatının 2.962,29 TL olduğu, kıdem tazminatı ve ferileri toplamı olan 2.743,48 TL nin 1.754,97 TL'sinin ... LTD ŞTİ' den rücuen tazmininin talep edilebileceğinin belirtildiği anlaşılmakla, buna göre açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının Adana Genel İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 1.754,97 TL asıl alacak ve 201,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.956,25 TL miktar üzerinden takip şartlarında devamına, fazlaya dair talebin reddine, davacının icra inkar tazminatına yönelik talebinin alacak likit olmadığından reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ İle; Davalının Adana Genel İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 1.754,97 TL asıl alacak ve 201,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.956,25 TL miktar üzerinden takip şartlarında devamına, fazlaya dair talebin reddine,
Davacının icra inkar tazminatına yönelik talebinin alacak likit olmadığından reddine, 2-Alınması gereken 133,63 TL karar harcının, peşin alınan 179,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 46,27 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine, 3-6325 sayılı Kanunun 18/A-13. maddesi uyarınca 1.560,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 1.466,40 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, geri kalan 93,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 1.956,25 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harcın tamamının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvuru harcı, 1.500 TL bilirkişi ücreti, 357,25 TL davetiye ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 2.037,15 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve red oranına göre 1.914,921 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. 22/02/2024
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır
5070 SAYILI YASA HÜKÜMLERİ UYARINCA ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR.