İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/896 E. 2026/429 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/896
- Karar No
- 2026/429
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/896 Esas - 2026/429
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/896 Esas KARAR NO : 2026/429
....
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/11/2025 KARAR TARİHİ : 22/05/2026 GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 22/05/2026 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; Dava dışı işçi ....' ın 19.12.2014-31.12.2021 tarihleri arasında müvekkili kurum iş yerinde ve Kamu İhale Kanunu kapsamında farklı şirketler bünyesinde çalıştığı, 31.12.2021 tarihinde belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi sebebiyle davalı yüklenici firmaya iade edildiği, dava dışı işçinin ..... Sayılı dosya üzerinden işe iade istemli tespit davası açtığı ve .... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibine konu edildiği, 28.08.2025 tarihinde 63.667,95-TL ( 62.593,15-TL dosya borcu + 1.074,80-TL İcra Vekalet Ücreti gelir vergisi stopajı) ödeme yapıldığı, işçilik alacaklarından davalı ile aralarında imzalanan sözleşmeler kapsamında davalının sorumlu olduğu gerekçeleriyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 63.667,95-TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek sözleşme faizleriyle (sözleşme faizi yoksa ticari avans faizi ile) birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; dava dışı işçi tarafından .... Sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine yasal süresi içinde itiraz ettiklerini, ancak davacı tarafın itiraz etmediği ve ödeme yaptığı, itiraz etmeyerek ödemiş oldukları icra takip masrafı ve vekalet ücretinden sorumlu olmadıkları, dava dışı işçiye .... Sayılı dosyası kararı gereği işe davet yazısı gönderdikleri ve sigorta girişinin başlatıldığı, ancak dava dışı işçinin işe gelmediği gerekçesiyle devamsızlık tutanakları tutularak iş akdinin haklı nedenle feshedildiği, davacı .... ile aralarında imzalanan hizmet alım sözleşmesinin süresinin bitmiş olması sebebiyle dava dışı işçinin aynı iş yerinde ve aynı koşullarda işe başlatılmasının mümkün olmadığı, kabul anlamına gelmemkle birlikte boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatından davacı ile yarı yarıya sorumlu oldukları gerekçeleriyle davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, rücuen alacak istemine ilişkindir. ..... K sayılı kararı gereğince ödenmesi gereken açıklamasıyla 29.796,00 TL işe başlatmama tazminatı, 13.658,00 TL boşta geçen süre ücreti, 7.053,00 TL işe başlatmama tazminatına işleyen faiz, 3.233,00 TL boşta geçen süre ücretine işleyen faiz olmak üzere toplam 53.740,00 TL'lik icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlulara tebliği üzerine davacı borçlu .... K sayılı kararının incelenmesinde, davacı ....tarafından davalılar.... nezdinde işe iadesine, davacının kararın kesinleşmesinden itibaren 10 iş günü içerisinde işe başlamak üzere işverene başvurması sonucu işverence işe başlatmaması halinde davacının kıdem ve fesih sebebi göz önünde bulundurularak takdiren 5 Aylık brüt ücret tutarı olan brüt 30.024,00 TL tazminat davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacı işçinin işe iadesi için 10 günlük yasal süre içinde işverene başvurması halinde hak kazanılacak olan kararın kesinleşeceği tarihe kadar gerçekleşen en çok 4 aylık ücretinin ve diğer haklarının toplamı olan brüt 19.105,80 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine dair karar verildiği, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek kararın 02/07/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Dosyaya kazandırılan 24/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda; iç ilişkide sorumluluk halinin öncelikle iç ilişkinin tarafları arasındaki sözleşme -ihale şartnamesi- tip sözleşmelere göre belirlenmekte olduğu, dosya kapsamında davalılar ile akdedilen Sözleşmelerde "Yüklenici İş Kanunu ile 6331 sayılı .... Kanunu hükümlerine göre çalışma hayatını düzenleyen kanun ve mevzuatların işverene yüklediği tüm yükümlülükleri yerine getirmek zorundadır.", "Yüklenici; çalıştırdığı elemanların her türlü özlük haklarını karşılamak ve ödemek zorundadır. İş, Sosyal Güvenlik ve diğer ilgili mevzuat uyarınca yüklenici istihdam edilen hizmet personelinin işvereni olarak kabul edilecek ve mevzuattan doğan bütün borç ve yükümlülükler ile istihdam edilen tüm Personelin özlük , yıllık ücretli izine ilişkin hakları ile ilgili Kanun ve bunlara ilişkin tüzük, yönetmelik ve tebliğlerle belirlenmiş tüm yükümlülükler, yüklenici tarafından yerine getirilecektir..." şeklinde düzenlemelere yer verildiği, davalı tarafından dava dışı işçi .... a gönderilen ve işe davet niteliğindeki 20.08.2024 ve 04.10.2024 tarihli ihtarnamelerin dava dışı işçiye tebliğ edildiğine ilişkin şerh/belgenin dosya kapsamında yer almadığı,....' ın yerleşik kararları doğrultusunda işe iade talebi sonrasında işveren işçiyi, önceki işine uygun yerde çalıştırması gerektiği, 20.08.2024 tarihli ihtarnamede dava dışı işçinin evlere, ofislere ve inşaat sonu temizlik işlerinde görevlendirilmek üzere işe iade talebinin kabul edilebileceğine ilişkin cevap yazılmış olduğu, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere sabit bir iş yerinde çalışma imkanı olmadığı ve dolayısıyla aynı koşulları sunamadığı kanaatine varıldığı, buna göre Mahkemece dosya kapsamı rücu ilişkisine yeterli kanaatte olunması halinde, davacı tarafından,.... Sayılı dosyasına ödenen 62.593,15-TL ve icra vekalet ücretine ilişkin gelir vergisi stopajı 1.074,80-TL toplamı 63.667,95 TL'nin davalı tarafa rücu edilebileceği belirtilmiştir. Benzer bir dosyada .... sayılı kararında "... Uyuşmazlık, davacı tarafından dava dışı işçiye mahkeme ilamına istinaden ödenen iş iade tazminat bedelinden davalıların sorumluluğunun varlığı ve miktarı üzerine olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda, 4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde; “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereğiyle teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte sorumludur” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da davacı ile davalı şirketler arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenlerin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleriyle düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Somut olayda, taraflar arasında tanzim edilen 20/07/2016 tarihli hizmet alım sözleşmesinin eki niteliğindeki Teknik Şartnamenin "Yüklenicinin Sorumluluk Esasları" başlıklı 5. maddesinde; İş, sosyal güvenlik ve diğer ilgili mevzuat uyarınca yüklenici istihdam edilen özel güvenlik görevlisinin işvereni olarak kabul edilecek ve mevzuattan doğan bütün borç ve yükümlülükler ile istihdam edilen tüm özel güvenlik görevlisinin özlük, yıllık ücretli izine ilişkin hakları ile ilgili Kanun ve bunlara ilişkin tüzük, yönetmelik ve tebliğlerle belirlenmiş tüm yükümlülükler, yükleniciye ait olduğunun belirtildiği, öte yandan Teknik Şartnamenin 6-(3) maddesinde ise, hizmet personelinin (kıdem tazminatı hariç olmak üzere) maaşları, yol, yemek, ödül, ceza, maaş artışı ve buna benzer tüm sosyal hakları ile iş hukuku mevzuatından belirtilen her türlü sorumluluk vergi, harcama işlemleri yüklenici tarafından sözleşme kapsamında yapılacağının belirtildiği, bu hali ile söz konusu düzenlemeler uyarınca, uyuşmazlığın giderilebilmesi için rücu istemine konu alacağının niteliğinin belirlenmesinin gerektiği, eldeki dava da; rücu istemine konu edilen işçilik alacağının işe iade tazminatına yönelik olduğu, dava konusu istemin kıdem tazminatı ödemesine dayalı olmadığı, bu nedenlerle teknik şartnamenin belirtilen hükümleri uyarınca işe iade tazminatından iç ilişki de davalıların sorumlu olduğu, alacağın talep tarihine uyarınca tabi bulunduğu genel zamanaşımı süresinin geçmediği, faiz başlangıç tarihinin istinaf edenin sıfatına göre, usul ve yasaya uygun olduğu, davalıların aksine yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır." denilmiştir. Yine ...sayılı kararı da benzer mahiyettedir. Bu durumda, somut olayda, dosya kapsamında bulunan .... kayıtları ve hizmet sözleşmeleri uyarınca dava dışı işçinin davalı şirkette çalışırken iş akdinin sonlandırıldığı, iş mahkemesince feshin geçersizliği ile işçinin alt işveren .... ait işyerindeki işine iadesine karar verildiği, yukarıda emsal alınan kararlardaki ilkelerde açıklandığı üzere iş sözleşmesinin feshi üzerine dava dışı işçinin işe başlatılmaması nedeniyle tahakkuk eden ve dava dışı işçiye ödenen işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre alacağı kalemlerinden oluşan işçilik alacaklarının tamamından son işveren olarak davalı şirketin sorumlu olduğu, yapılan bilirkişi incelemesi ile davacı tarafça icra takip dosyasına 62.593,15 TL ödendiğinin ve icra vekalet ücretine ilişkin gelir vergisi stopajının 1.074,80 TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla davanın kabulü ile, 63.667,95 TL'nin ödeme tarihi olan 28/08/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, 63.667,95 TL'nin ödeme tarihi olan 28/08/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, 2-Alınması gereken 4.349,16 TL karar ve ilam harcından başta peşin alınan 1.087,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.261,87 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı ve 1.087,29 TL peşin harcı olmak üzere toplam 1.702,69 TL harcın davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafça yapılan 60,00 TL posta ve tebligat gideri, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.060,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 5-Davacı vekille temsil edildiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 6-Davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/05/2026
....