İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/135 E. 2024/456 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/135
Karar No
2024/456
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/135 Esas - 2024/456 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/135 KARAR NO : 2024/456

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 15/08/2023 KARAR TARİHİ : 31/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili şirketin çeşitli sınıflarda yer alan mal ve hizmetler üzerinde tescil edilerek koruma altına alınmış ... ve ... unsurlu markalar ile davaya konu ... markasının benzer markalar olduğunu, müvekkili şirketin çeşitli sınıflarda yer alan mal ve hizmetler üzerinde tescil edilerek koruma altına alınmış ... ve ... unsurlu markaların bir kısmının sadece kelimelerden, bir kısmının kelime ve şekil bileşenlerinden; markaların bir kısmının ise sadece ... ibaresinden bir kısmının ise ... kelimesi ile birlikte ..., yeni nesil saç terapisi, gül kürü, gibi itiraz konusu mallar için ayırt edici özellik taşımayan kavramlardan oluştuğunu, davaya konu ... markasının ise kelime markası olup; markada yer alan ve İngilizce karşılığı kokular anlamında olan ... kelimesinin tescile konu mallar için ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, çekişmeli markaların ayırt edici unsurları ... ve ... kelimeleri olduğundan işaretlerin benzerliği incelemesinin de bu kelimeler üzerinden yapılması gerektiğini, 5 harfli ... ve ... kelimelerinin 2. harfleri işitsel olarak birbirine son derece yakın olan t ve d harfleri olduğunu, aynı şekilde kelimelerin son harflerinin ı ve i olmakla farklılaşsa bile, gerek görsel algıda gerekse bütünsel olarak bıraktıkları etki yönünden markaların benzerliğini ortadan kaldıran özellik göstermediğini, bahse konu olan markanın, ... şeklinde yazılmış olmasına rağmen, özellikle dilimizdeki ı harflinin Q klavyedeki i harfi ile kullanılması nedeniyle odacı şeklinde algılanmasının da ihtimal dahilinde olduğunu, bunun yanı sıra müvekkili şirketin çeşitli sınıflarda yer alan mal ve hizmetler üzerinde tescil edilerek koruma altına alınmış ... ve ... unsurlu markalardan .. markalarının görsel düzenlemesinin, sade ancak etkili formunun davaya konu markada da aynen bulunduğu müvekkil şirketin markalarına görsel unsurda oldukça yaklaştığını, davaya konu markanın müvekkili şirketin tanınmış olan ... markalarının ayırt edici karakterine zarar vermekte ve bu markalarının tanınmışlığından haksız yararlandığını iddia ederek davalıya ait ... sayılı "..." tesciline ilişkin kurum kararının iptaline, davalının markasının tüm mallar bakımından iptaline ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şahıs davaya cevap vermemiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ’nun 15.06.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının iptali ve dava konusu ... sayılı "..." ibareli markanın tüm mallar bakımından iptaline ve markalar sicilinden terkine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı şahıs tarafından 17.12.2021 tarihinde ... başvuru numarası ile “...” ibareli marka için 03. sınıfta marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ... tarafından kabul edilerek 12.10.2021 tarihli ve 382 sayılı ...'nde ilan edilmiş, söz konusu yayına davacı şirket tarafından itiraz edilmiş, itiraz ... tarafından reddedilmiş, davacı şirket tarafından söz konusu karara ... ... nezdinde yapılan itiraz, ... tarafından incelenmiş ve ...’nun 15.06.2023 Tarihli ... Sayılı kararıyla, '' ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "...", "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. ...İnceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin "...""ibareli başvuru ile "..." ibaresini baskın/esas unsur olarak içeren itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır.'' gerekçesiyle, '' İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1-Dava konusu markanın kapsamındaki emtianın tamamının davalının markasının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, 2-Dava konusu marka başvurusu ile davalı markası arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunmadığı, 3-Dava konusu marka ile davalı markası arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, 4-Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, 5-Kötü niyet olup olmadığı değerlendirmesi Mahkemenin takdirinde olduğu, 6-... ... sayılı ... Kararı’nın yerinde olduğu takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Eczacı uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1. Davakonusu markanın kapsamındaki emtianın tamamının davalının Markasının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, 2. Dava konusu Marka başvurusu ile davalı marka arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunmadığı, 3. Dava konusu Marka ile davalı marka arasında karıştırma ihtimali bulunmadığı, 4. Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, 5. Kötü niyet olup olmadığı değerlendirmesinin Mahkemenin takdirinde olduğu, 6. ... ... sayılı ... Kararı'nın yerinde olduğu takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporların usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

...

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu markanın kapsamında yer alan bütün malların davacı şirkete ait redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu “...” ibareli marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, küçük harflerle “...” ibaresi ile bu ibarenin altında daha küçük punto ile İngilizce’de “kokular” anlamına gelen “...” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markası olduğu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin dava konusu mallar bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmayan bir ibare olması ayrıca markadaki konumlandırılışı ve karakter büyüklüğü dikkate alındığında, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacıya ait redde gerekçe markalar, “...” ibaresi ile birlikte dava konusu mallar bakımından ayırt edici niteliğe haiz olmayan “...” veya ayırt edici niteliği nispeten daha düşük “termal gibi ibarelerin yer aldığı, bazılarının şekil unsuru da içerdiği karma markalar veya kelime markaları olduğu, dolayısıyla, davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, markaların esas unsurları arasındaki farklılığın üçüncü ve beşinci (“...”) harflerinin farklılığından kaynaklandığı, söz konusu harf farklılığının iltibasa yol açacağına dair genel bir algı mevcut ise de, bu hususun her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta söz konusu harf farklılıklarının görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, ayrıca “d” harfi yumuşak sessiz, “t” harfi ise sert sessiz harf olması nedeniyle işitsel farklılığın belirgin olduğu, öte yandan “...” ile “...” ibarelerinin uzun ibareler olmaması nedeniyle küçük farklılıkların farklı bir genel izlenime yol açabileceği, işitsel, görsel ve kavramsal olarak oldukça farklılaştığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının ''...'' markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-... İPTAL TALEPLİ DAVANIN REDDİNE, Hükümsüzlük talebi bakımından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/10/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/135, K. 2024/456, T. 31.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-135-e-2024-456-k-5da19b08b55b