İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/901 E. 2025/748 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/901
- Karar No
- 2025/748
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/901 Esas KARAR NO:2025/748
DAVA:Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA DEĞERİ:505.000,00 TL DAVA TARİHİ:30/12/2022 KARAR TARİHİ:06/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015 yılından beri mobil uygulama üzerinden sipariş edilen ürünleri dakikalar içinde tüketiciye teslim edilmesini sağlayan hizmet yaratarak dünyada bir ilke imza attığını, 2022 yılı itibariyle 9 farklı online platformda müşterilerine hizmet olanağı sağladığını, dünyanın 9 ülkesinde de faaliyet gösterdiğini, rakip şirket ...'un müvekkili şirketin iş alanlarını geliştirmesi ve çeşitlendirmesinin akabinde müvekkili şirket ile diğer iş alanlarında da rekabet etmeye başladığını ve yeni iş hizmet modellerini hayata geçirdiğini, müvekkilinin davalının rekabet yasağını ihlal ederek bünyesinde işe başladığını dava dışı rakip şirket ... şirketi ile birçok iş modelinde aynı hizmetleri verdiğinin sabit olduğunu, davalının müvekkili şirketin Growth/Büyüme departmanında üst düzey yönetici olarak çalıştığını, davalı tarafından müvekkilinin ticari sırlarının bilindiğini ve bu bilgilerin kullanılmasının müvekkili şirketin ticari zararına sebebiyet vereceğini, davalının her sektörde iş bulabileceği halde rakip şirkette çalışmaya başladığını, davalının iş akdinin sona ermesinin akabinde rakip şirket ... bünyesinde müvekkilinin bilgilerinden yararlanarak görev yapabileceği Head of new business (yeni işler başkanı) unvanı ile çalışmaya başladığını, davalının rekabet yasağını tümüyle ihlal ettiğini beyanla ihlal sebebi ile muaccel hale gelen 3.500.000 TL cezai şart bedelinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 550.000 TL nin arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt / avans faizi ile davalı tarafından müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle görev yönünden itirazda bulunduğunu , görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu beyan ettiği, taraflar arasındaki iş sözleşmesi yada iş sözleşmesinden sonra akdedilen bir sözleşme ile iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına ilişkin bir düzenleme yapılmadığını, rekabet yasağı sözleşmesinin taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine bağlı bir tali sözleşme olduğunu, bu nedenle taraflar arasında ortada geçerli bir hizmet sözleşmesi olmaması halinde rekabet yasağı sözleşmesinin de geçersiz olduğunu, iş sözleşmesinin kurulmasından önce yapılan müvekkili tarafından imzalandığı belirtilen taahhütname şartının taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi ile iş sözleşmesinin eki haline getirilmediğini, BK 420/I.maddesindeki emredici hükmün somut olaya uygulanması neticesinde iddia konusu ceza koşulunun geçersiz olacağını, dayanak gösterilen taahhütname ile yer verildiği belirtilen rekabet yasağı hükmü geçerlilik denetimine tabi tutulduğunda yok hükmünde olacağını, davacının cezai şart isteminde bulunabilmesinin Borçlar Kanunu hükümleri gereğince mümkün olmadığını, davacının takibe dayanak olarak ileri sürdüğü taahhütname hükmünün kelepçe sözleşmesi niteliğinde olup geçersiz olduğunu, davacının istemlerinin fahiş olduğunu beyan ederek davacının cezai şart istemine avans faizi talebinin de hukuka ve iddia konusu sözleşme maddesine aykırı olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır. Mahkememizde açılan iş bu davanın; taraflar arasındaki iş ilişkisinin sözleşmeye dayalı olduğu ve sona erdiği anlaşılmakla, sözleşmenin sona ermesinden sonraki dava dilekçesinde özetlenen faaliyetlerin ve davalının aldığı yeni görevin haksız rekabet oluşturulup oluşturmadığının belirlenmesi, haksız rekabet oluşturulan faaliyetin süresi ve niteliğinin tespiti halinde , davacının talep edebileceği tazminat (cezai şart) var ise miktarının tespiti, sözleşmede belirlenen cezai şart niteliğindeki tazminatın davalının sosyal ve ekonomik durumu itibari ile ekonomik mahfına sebep verip vermeyeceği ve sözleşmeye hakim müdahalesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesi, hak ve nefaset ilkelerine göre var ise tazminat talep etme koşullarına göre, tazminat miktarının takdiri hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. Davalının görev itirazı 28/09/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında incelenmesinde; dava konusu uyuşmazlığın 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 6.bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmesine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasındaki iş ilişkisi nedeni ile sözleşmeden doğan iş ilişkisinin sona ermesinden sonraki haksız rekabete uygulanması gereken 6098 sayılı yasanın 444-447 maddelerinin 6102 sayılı TTK'nun 4 ve 5.maddesi gereğince Ticaret Mahkemelerinin mutlak ticari dava olarak görev alanında kaldığı, İş Kanununda yapılan değişikliğin mahkememiz görevine ilişkin düzenlemeyi ortadan kaldırmadığı anlaşılmakla, yasada açık bir görev düzenlemesi bulunmadıkca açıkca yapılmış bulunan görev düzenlemesi gereğince, görevli olan mahkememizin görevini ortadan kaldırmayacağı dikkate alınarak Mahkememizce görev itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir. Mahkememizce 08/02/2024 tarihli celsede dinlenilen davacı tanığı ...'in beyanında özetle; "Ben 2018 Ağustos ayından 2023 Aralık ayı sonuna kadar davacı şirkette ticari planlama , partner yönetimi ve en son satın alma müdürü olarak çalıştım ve 2024 başından itibaren yine aynı gruba ait ... Şirketinde yönetici olarak çalışıyorum, davalı ... davacı şirkette yaklaşık iki yıl kadar tam olarak başlangıcını bilmiyorum ancak 2022 yılında yaz aylarında ayrıldı kendisi isteğiyle ayrılarak başka bir şirkete ... geçmiştir. Davacı şirketin büyüme departmanında çalışmış olup satın alma , depolar ve finans şirketin müşteriyle ilgili bütün bağlantılarını bilebilecek noktadaydı, davalının ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı firma rakip firma olup , davalı davacının müşterilerine ilişkin bilgileri alıp götürdüğüne ilişkin yazılı bir belgem yoktur ancak kendisinin görevi gereği bu bilgileri bildiği ve kullandığını düşünüyorum, bunun dışında davacıya ait şirketle ilgili davalının çalıştığı firmayla bir bilgi paylaşımı olup olmadığı konusunda bilgim yoktur" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce 23/05/2024 tarihli celsede dinlenilen davalı tanığı ...'in beyanında özetle; "Ben davacı şirkette Şubat 2022'de çalışmaya başladım, davalı ...'ı da orada tanıdım, ve 5 - 6 aya kadar birlikte çalıştık ve sonrasında davalı ayrıldı, ...'da çalışmaya başladı. Benim bildiğim yapılan teklif üzerine ayrıldı, davacı şirketin müşterilerini davalının görmesinin mümkün olmadığını düşünüyorum, bu nedenle müşterileri davalının yeni başladığı bir yere götürme şansı olmadığını düşünüyorum, davalı ile biz şirketin büyüme ekibinde çalışıyorduk, kampanya yönetimi yapıyorduk, yeni kullanıcı kazanmak veya olan kullanıcıların devamını sağlamaya çalışıyorduk, ikimizde ...'a bağlı olarak çalışıyorduk, biz Tablo diye bir program kullanıyorduk, verilere erişmek için bu programı kullanırdık, bu programda farklı yetki türleri vardı, ...n sadece hazırlanmış raporları görecek yetkiye sahipti, istediği veriyi alması mümkün değildi" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce 28/11/2024 tarihli celsede dinlenilen davacı tanığı ...'un beyanında özetle; "Ben 2019 yılında davacı .....AŞ'de işbirlikleri müdürü olarak çalışmaya başladım, ben davacı şirketin nasıl çalıştığı markalarla beraber büyüteceğimiz konusunda çalışan ve reklam ve promosyonları ayarlayan ekipte görev yapıyordum, ben ... iştiraki olan ... isimli iş yerinde 2021-2023 dönemi arasında yaklaşık 2 yıl kadar çalıştım yani davanın açıldığı 2022'de burada çalışmaktaydım, davalı ..., ...'in büyüme departmanı içinde olan yöneticilerden biriydi, ben girdiğimde davalı ... çalışmaktaydı, ben ...'e gittiğimde davalı da çalışmaya devam ediyordu ancak davacı şirketten ne zaman istifa etti ve ayrıldı bilgim yoktur, ben yeniden davacı şirkete döndüm ve şu anda halen davacı şirkette çalışıyorum, davalı bana okuduğunuz 2022 Eylül ayında ayrıldıktan sonra ...'da çalışmaya başlamıştır, bunlar rakip şirketlerdir, ben davalının Trendyola geçtikten sonra orada ne tür işlemler yaptı davacıya ne tür zararlar verdiği konusunda bilgi sahibi değilim " şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce taraf beyan, delilleri , tarafların ticari defter ve belgeler ve dosya arasına gelen müzekkere cevapları birlikte değerlendirilmek suretiyle; a-Taraflar arasındaki iş ilişkisinin sözleşmeye dayalı olduğu ve sona erdiği anlaşılmakla, sözleşmenin sona ermesinden sonraki dava dilekçesinde özetlenen faaliyetlerin ve davalının aldığı yeni görevin haksız rekabet oluşturulup oluşturmadığının belirlenmesi, b-Haksız rekabet oluşturulan faaliyetin süresi ve niteliğinin tespiti halinde , davacının talep edebileceği tazminat (cezai şart) var ise miktarının tespiti , c-Sözleşmede belirlenen cezai şart niteliğindeki tazminatın davalının sosyal ve ekonomik durumu itibari ile ekonomik mahfına sebep verip vermeyeceği ve sözleşmeye hakim müdahalesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesi , d-Hak ve nefaset ilkelerine göre var ise tazminat talep etme koşullarına göre , tazminat miktarının belirlenmesi bakımından Haksız Rekabet Uzmanı / Hukukçu Ayşe Nur Berzek, Mali Müşavir Hüseyin Mandacı ile Sinan Sarıkaya marifetiyle inceleme icra etmeleri istenilmiş ve konuya ilişkin 21/01/2025 tarihli rapor teminle dosyamız arasına alınmıştır. Bilirkişiler anılı 21/01/2025 tarihli raporlarında özetle; "Davacı ticarî defterlerinin TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, bu nitelikleri dahilinde sahibi lehine delil niteliği taşıdığı; Doktrinde iş sözleşmesinin sona ermesinden önceki tarihte rekabet yasağı sözleşmesi yapılması durumunda buna TBK m. 444 vd. hükümlerinin uygulanamayacağı yönünde görüşler olduğu; buna karşılık iş sözleşmesinin geçerli şekilde kurulması şartına bağlı olarak önceden bir rekabet yasağı sözleşmesi yapılabileceği yönünde hukuki yorum yapılmasının da mümkün olduğu; İş Sözleşmesi'nden önceki bir tarihte imzalanmış olduğu uyuşmazlık konusu olmayan taahhütnamenin, bu niteliği itibariyle TBK m. 444 vd.'na tabi olup olmadığı mahkemenin takdirinde bulunduğu; Davalının Taahhütname'nin 1.1. maddesinde tanımlanan ve koruma altına alınan İŞ ile ilgili teknik, ticari, finansal, operasyonel bilgilere erişimi olan bir konumda çalıştığı; sıradan bir mavi yaka değil, nitelikli bir beyaz yaka yönetici-çalışan olduğu; tersten bir tespitle işveren Davacı'nın bu nevi bir işçi ile rekabet yasağı sözleşmesi akdetmekte korunmaya değer menfaati olduğu ve TBK m. 444/2'nin aradığı şartların gerçekleştiği; Rekabet yasağı ihlâlinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp, yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığının yeterli olduğu; eski işverenin işletmesinde müspet bir zarar ortaya çıkmasının şart olmadığı; hayatın olağan akışına göre, önemli bir zarar tehlikesinin yüksek olasılıkta bulunmasının yeterli bulunduğu; Davalı'nın Davacı şirketteki konumunun zarar tehlikesi oluşturmaya elverişli görülebileceği; Rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğinin ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye girmesini önleyecek şekilde süre, yer ve konu (işin türü) bakımından uygun sınırlar içinde kararlaştırılması gerektiği; Yer bakımından sınırlandırmada, rekabet yasağının "Tüm Dünya" olarak belirlenmesi karşısında sözleşmenin geçerliliği ve TBK m. 445/2'ye göre sınırlamaya gidilip gidilmeyeceği noktasında takdirin Sayın Mahkemenin olduğu; Zaman bakımından sınırlandırmada, Taahhütname m. 3.1.'e göre yasağın 2 yıl olarak düzenlenmesi sebebiyle TBK m. 445/1'deki iki yıllık sürenin aşılmadığı; Konu bakımından sınırlandırmada, Taahütname'de çerçevesi çizilen İŞ'in Davacı'nın faaliyetleri ile örtüştüğü ve sınırlı olduğu; Davacı ile Davalı'nın yeni işvereni ...'un rakip olduğu ve faaliyet alanlarının kesiştiği; daha açık ifadeyle Davacı ile dava dışı ...'un piyasada doğrudan rakip oldukları; Buna karşılık işverenlerin (Davacı ve dava dışı ...) faaliyet (iştigal) alanının sınırı çizilebilse de işçinin (Davalı'nın) dava dışı ... nezdinde fiilen yaptığı işe dair çalışma alanının sınırı belirlenemediği; dosyada Davalı'nın Davacı ve dava dışı ... nezdinde çalışmasına ilişkin evraklar, iş-giriş çıkış tarihleri ve SGK hizmet dökümlerinin bulunmadığı; TBK m. 446 hükmünün TBK m. 420'den bağışık olduğu; TBK m. 420 iş/hizmet sözleşmelerine ilişkin olup, rekabet yasağı sözleşmesi her ne kadar iş/hizmet sözleşmesi ile sıkı ilişki içerisinde olsa dahi ondan bağımsız ve Kanun tarafından ayrıca düzenlenmiş bir sözleşme olarak değerlendirilmesi gerektiği; Dosyada Davalı'nın sosyo-ekonomik durumu, gelir düzeyine dair bilgi/belge bulunmadığı; TBK m. 182/3 uyarınca ceza koşulunun indirilmesinin Sayın Mahkeme'nin takdirinde olduğu" şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür. Mahkememizce rapora karşı beyan, itiraz ve dosya içerisine gelen belgelerin değerlendirilerek özellikle davalının rekabet etme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin kabulü halinde takdiri mahkememize ait olmak üzere, sosyal ve ekonomik durumuna göre talep edilen cezai şartın fahiş olup olmadığından ve davalının ekonomik mahvına sebebiyet verip vermeyeceğinin belirlenmesi ile ne miktar cezai şartın rekabet yapma yasağı kapsamında davalıdan tahsiline karar verilmesinin hak ve nefaset kuralına uygun olacağı konusundaki görüşleri ile açıkça temerrüt tarihinin belirlenmesi ve tarafların tek tek diğer iddia ve itirazlarının karşılanması bakımından ek rapor hazırlanması istenilmiş ve konuya ilişkin 12/08/2025 tarihli ek rapor teminle dosyamız arasına alınmıştır. Bilirkişiler anılı ek raporlarında özetle; "Davalının tanık beyanlarının değerlendirilmesi, çalıştığı işyerlerindeki konumu, sözleşmenin yapılış zamanı, "rakiplik" ile karşı edim belirlenmemesi olgusuna getirdiği beyan ve itirazlarının Davalı iddiasının aksine itina ve özenle hazırlanan Kök Rapor'da açıklığa kavuşturulmuş hususların yeniden gündeme getirilmesi mahiyetinde olup değerlendirmelerimizi gözden geçirmemize matuf görülmediği; Davalı'nın Davacı nezdindeki işe giriş bildirgesinde meslek adının "1349.07 Diğer Profesyonel Hizmet Müdürleri" olarak gösterilmesinin, kariyerinin devamında da ... Go'da "1120.48-Diğer Üst Düzey Yöneticiler" olarak istihdam edilmesinin Kök Rapor'daki "sıradan bir mavi yaka değil, nitelikli bir beyaz yaka yönetici-çalışan olduğu" tespitlerini desteklediği; nitekim "1349.07 Diğer Profesyonel Hizmet Müdürleri" meslek kodunun bir kurum veya kuruluşun bir dairesinin planlanmasını ve organizasyonunu yapan, yöneten ve kontrol eden kişileri ifade ettiği ve "Yöneticiler" meslek ana grubunun bir alt kolu olduğu; Davacı'nın SGK kayıtlarına yansıyan ücretinin tespit edilebildiği, ancak başka bir geliri olup olmadığının dosya içeriğinden anlaşılamadığı; Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün ilgili adreste Davalı'ya ulaşılamadığından ekonomik-sosyal durum belirlemesi yapamadığı; -Kök Rapor'da bilhassa 11.06.2021 tarihli Gizlilik ve Rekabet Etmeme Yükümlülüğüne İlişkin Taahhütname'ye (kısaca "Taahhütname") dair yapılış zamanı ve yer bakımından sınırlandırma başlıkları altında yaptığımız açıklamalarımız saklı kalmak kaydıyla- mahkemece Taahhütname'deki rekabet yasağının geçerli olduğu sonucuna varıldığı takdirde, Taahhütname'nin 4. maddesindeki 3.500.000.-TL'lik cezai şartın fahiş olup olmadığının değerlendirilmesinde, Davalı'nın bu tutarı ödemek için kaç ay çalışması gerektiği yönündeki verilerin yol gösterici olabileceği; Taahhütname'nin 4. maddesindeki 3.500.000 TL'lik cezai şartın, Davalı'nın aylık/yıllık gelirleriyle karşılanması halinde mali ve beşeri olarak mahfına sebebiyet verebileceği; Ancak rekabet yasağı sözleşmesinin yapıldığı tarih itibariyle işçinin işveren nezdinde ne kadar çalışacağı belli olmadığından ve iş ilişkisinin kısa değil, uzun vadeli olacağı varsayımı ile imzalandığı; uzun vadeli olacağı ümit edilen bir iş ilişkisinde ülkedeki enflasyona göre güncelleme yapılamaması hususu dikkate alınarak maktu bir tutar belirlemesine gidildiği; Davalı'nın ise Davacı nezdinde yaklaşık on dört ay çalıştıktan sonra dava dışı ... Grup'a (...) geçtiği; İşverenin işçinin işletmedeki konumuna atfettiği önem arttıkça cezai şart miktarının artmasının doğal olduğu; ancak dosya kapsamında Davacı'nın Davalı'nın şirketteki işi, konumu, ona emanet edilen ticari, stratejik yahut kritik bilgi ve varsa sırlar bakımından rutin sözleşme ve Taahhütname dışında delil ikamesinde bulunmadığı, tanık beyanlarında da bu yönde açıklamaların sınırlı kaldığı; Davalı'nın ekonomik-sosyal durum belirlemesi yapılamaması yanında heyet üyelerinin uzmanlığının ve bilirkişilik vasıflarının ne miktar cezai şartın hak ve nefaset kurallarına göre uygun düşeceği yönünde bir belirleme yapmaya müsaade etmediği; Mahkemece Taahhütname'deki rekabet yasağının geçerli olduğu sonucuna varıldığı takdirde, temerrüt tarihinin Davalı'nın rakip şirket nezdinde işe başlama tarihi olacağı; dosyadaki verilere göre Davalı'nın, Davacı'dan ayrılmasının akabinde 26.09.2022'de dava dışı ... Grup'ta (...) işe başladığının tespit edildiği" şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; davacı şirket ile davalı ... arasında 2021 yılı Temmuz ayında başlayıp istifa ile iş akdinin sona erdiği Eylül 2022 dönemi arasında, iş akdine dayalı olarak Head of growth (büyüme ekibi) başkanı olarak çalıştığı ve aralarında 11/06/2021 günü imzalanan sözleşmede gizlilik ve rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin, "Çalışanın bahsi geçen taahhütnamedeki yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde doğacak zararlara ek olarak ...'e 3.500.000,00 TL cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği" tartışmasızdır. Davalı, davacı yanındaki işten ayrıldıktan sonra davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren rakip şirket olan ... ... ve Satış Ticaret A.Ş.'de "..." bünyesinde "Head Of New Business" (yeni işler başkanı) olarak çalışmaya başladığı ve bu çalışmasını Mahkememizce alınan bilirkişi raporları ile, davacı ile dava dışı ...'un davacı ...'e rakip aynı alanda faaliyet gösteren şirket olup dava dışı ...'un piyasada davacıya doğrudan rakip oldukları tespit edilmiş olup davalının üstlendiği görev her iki firmada aynı göreve ilişkindir. TBK. 112.maddesine göre yapmama borcunu ihlal eden borçlu alacaklının bu nedenle uğradığı zararları tazmin etmekle yükümlüdür. İş sözleşmeleri için 6098 sayılı TBK.'nın 420.maddesinde, taraflar arasında akdedilen rekabet etmeme sözleşmesinin işçi aleyhine tek yanlı sonuç doğurması halinde geçersiz olacağı düzenlenmiş ise de, rekabet etmeme yasağı, TBK.420 İş/Hizmet Sözleşmelerinden ayrı olarak TBK.444 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, iş sözleşmesinden önceki bir tarihte imzalanmış olduğu, uyuşmazlık konusu olmayan taahhütnamenin bu niteliği itibariyle, geçerli olduğu ve taahhütnamenin 1/1.maddesinde tanımlanan ve koruma altına alınan işle ilgili olarak davalının eyleminin rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında TBK.442/2.maddesine aykırılık teşkil ettiği, rekabet yasağının ihlalinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmiş olmasının gerekli olmayıp yakın veya önemli bir zarar ihtimalinin yeterli olduğu, bu nedenle sözleşme gereğince rekabet yasağının ihlalinden ötürü bilirkişi raporlarında da belirlendiği gibi tazminat talep etme hakkının bulunduğu mahkememizce benimsenmiş, işe giriş ve çıkış tarihleri ve olayın özelliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak davalının sosyal ve ekonomik durumuna göre TBK. 182/3.maddesi gereğince sözleşmede belirlenmiş bulunan cezai şart miktarının davalının ekonomik olarak mahvına sebebiyet verebileceği ve zor duruma düşürebileceği dikkate alınarak Mahkememizce takdiren indirim yapılmasının uygun olduğu, davacının bu tazminat miktarına göre talep ettiği 505.000,00 TL tazminatın hak ve nefaset kurallarına uygun olabileceği dikkate alınarak takdiren 505.000,00-TL tazminatla sorumlu tutulması gerektiği kanaatiyle davanın kabulü ile, 505.000,00-TL rekabet etmeme yasağından kaynaklanan tazminatın 16/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair hüküm vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının rekabet etmeme yasağına dayalı tazminat isteminin, davalının davacı yanında çalıştığı süre, aldığı maaş ve ekonomik koşulları dikkate alınarak ekonomik mahvına sebebiyet vermeyecek ölçüye indirilmek suretiyle takdiren 505.000,00-TL tazminatla sorumlu tutulması hak ve nesafet kurallarına uygun olduğu kabul edilerek DAVANIN KABULÜ ile, 505.000,00-TL rekabet etmeme yasağından kaynaklanan tazminatın 16/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 34.496,55 ilam harcından peşin alınan 8.624,14 TL'nin mahsubu ile bakiye 25.8752,41 TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 8.624,14 TL peşin harç ve 80,70 TL başvur harcı olmak üzere toplam 8.704,84 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekille temli ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 80.800,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 38.070,00TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, gider avansından arda kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 6-Davalının yapmış olduğu masrafın üzerinde bırakılmasına, gider avansından arda kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 7-Yargılama giderlerinden sayılan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025
Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza