İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/484 E. 2024/354 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/484
- Karar No
- 2024/354
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/484 Esas - 2024/354 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/484 Esas KARAR NO : 2024/354
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali-Markanın Hükümsüzlüğü) DAVA TARİHİ : 26/12/2022 KARAR TARİHİ : 25/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/09/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali-Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava ve replik dilekçelerinde özetle; Davalı yanın ... sayılı markasına yönelik itirazlarının davalı kurum tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin “...” markalarının .... sayı ile tanınmış markalar statüsünde olduğunu, müvekkilinin “...” markalarının tanıtımlarında ilk harf olan “...” harfinden oluşan logoları kullandığını, müvekkile ait markaların “saç düzleştirici, ütü, saç kurutma makinesi, mikser, blendır” mallarında kullanımı bulunduğu kabul edilmişse de, müvekkile ait markaların tüm ev elektroniği aletlerinde aktif olarak kullanıldığını, bu nedenle sadece bu mallar yönünden değil, markalar kapsamındaki tüm mal ve hizmetlerin dikkate alınması gerektiğini, yalnızca .... sayılı markalar değil, ... sayılı markanın da 9. Sınıf emtialar bakımından aktif olarak kullanıldığını, müvekkilinin “...” ibaresi ile ilgili seri markalar yaratmış, ... harfinin kırmızı, siyah, gri renklerden oluşan değişik varyasyonlarını adına tescil ettirmiş olduğunu, dava konusu markanın da müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzerlik içerdiğini, markalar kapsamında mal ve hizmet sınıflarının da aynı ya da benzer olduğunu, dava konusu markayı gören tüketicinin iş bu markayı ...’in “...” esas unsurlu markaları ile karıştıracağını, başvuru markasının oluşturulmasında müvekkiline ait markalardan esinlenilmiş olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkiline ait markalarda da siyah-kırmızı renklerin kullanıldığını, dava konusu markanın yalnızca “...” harfinden oluştuğunu, "..." harfinin herhangi bir çeşidinin, özellikle de aynı renkte bir “...” harfinin, 3. kişilerce kullanılmasının tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açacak olduğunu, dava konusu “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde, tüketiciler nezdinde bu markanın müvekkili firmaya ait esas unsuru “...” ibaresi olan seri markaların devamı olduğu yönünde intiba oluşturacağını, kurum tarafından verilmiş kararın, önceki kararlar ile çelişki doğurduğunu, müvekkili markalarının tanınmış marka olması nedeniyle de korunması gerektiğini, başvurunun kötü niyetle gerçekleştirilmiş olduğunu, mahkemelerce müvekkili lehine verilmiş çok sayıda kararın olduğunu iddia ederek; ... sayılı ... kararının iptali ile dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, dava konusu marka tescil başvurusu ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında karşılaştırma yapıldığında ihtiva ettikleri unsurların tamamı ve bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle, görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığı, marka tescil başvurusu ile itiraz gerekçesi markaların farklı yazı stili, renk ve şekil unsurları içerdiği, davacının "..." ibareli markalarının tanınmışlığının da bu sonucu değiştirmeyeceğini ve marka tescil başvurusunun reddini gerektirmeyeceğinin açıkça ortada olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap ve düplik dilekçelerinde özetle; Müvekkilinin bugün dünyanın bir numaralı futbol ajansı olduğunu, dünya çapındaki en büyük spor ajanslarından da biri olduğunu, müvekkili markasındaki logonun BEŞ (5) rakamının Roma Rakamlarındaki karşılığını temsil ettiğini, müvekkili markalarının uluslararası ofislerde de tescilli olduğunu, işlem dosyasında davacıya ait .... sayılı markaların kullanımlarının ispatlanmasının talep olunduğunu, .... sayılı markaların sadece “saç düzleştirici, ütü, saç kurutma makinesi, mikser, blender” mallarında kullanıldığının ispatlandığını, bu nedenle ....sayılı markaların sadece kullanımı ispatlanabilen “saç düzleştirici, ütü, saç kurutma makinesi, mikser, blender” malları bakımından dikkate alınabileceğini, müvekkili markalarının faaliyetlerine uygun olarak futbol ve spor hakları pazarlamasıyla ilgili ürün ve hizmetlere ilişkin mal ve hizmetlerde tescil edilmek istenildiğini, davacının itiraza mesnet markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetlerin ise çok çeşitli olmakla birlikte genel itibariyle elektrikle çalışan ev aletleri, beyaz eşyalar dahil mekanik olarak değerlendirilebilecek makine ve eşyaları kapsadığını, kullanımı ispat edilebilen malların müvekkili markasının kapsamında kalan mal ve hizmetler ile hiçbir benzerliği bulunmadığını, davacı yanın markalarında 09. Sınıfta yer alan mallar ile müvekkili markası kapsamında yer alan malların birbirlerinden oldukça farklı olduğunu, müvekkili markalarının profesyonel tüketiciye hitap ettiğini, markaların bütün olarak bıraktıkları izlenimlerin de benzer olmadığını, tasarım ve stilizasyon olarak birbirlerinden son derece farklı olduklarını, davacının dayanak gösterilen markalarının bir kısmı farklı kelimeler ile birlikte tescil edilmiş olup, müvekkilinin markasından farklı stilizasyon ve tasarıma sahip “...” ibarelerinden meydana geldiğini, tek bir harfin kimsenin tekelinde olamayacağını, harf markalarının ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, tanınmışlık ile ilgili iddialar açısından SMK 6/5 koşullarının somut olayda oluşma ihtimali bulunmadığını, kötü niyet iddialarının mesnetsiz olduğunu, savunarak davanın reddini talep ettiği görülmüştür. UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, gerek marka işlem dosyasında gerekse dava aşamasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi kök ve ek raporu aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin ... kanalı ile .... yaptığı marka başvurusunun ... no. ile işleme alındığı, ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 12.07.2021 tarih ve 376 sayılı ...'nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 07.09.2021 tarihinde SMK m.6/1, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında ...., ..., ..., ..., ... sayılı markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, davalı şirketin 08.11.2021 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde ..., ... ve ... sayılı markalara ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü, davacı yanın 15.12.2021 tarihli marka kullanım ispat formu sunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı şirketin 03.06.2022 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, davalı şirketin 08.07.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ....'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 04/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 31.10.2022 tarihinde tescil edilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre; İlk olarak gerek marka işlem dosyasında, gerekse dava aşamasında ileri sürülen kullanmama def'i ön sorun olarak incelenmiştir. Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Aynı talebin hükümsüzlüğe ilişkin taleplerde de ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Ancak burada hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar. Başka bir ifadeyle yeni bir markanın tescili sırasında bu tescile itiraz eden ancak itirazı kendi markasını kullanmaması nedeniyle SMK m.19/2’ye göre reddedilen marka sahibi, itirazının reddinden sonra markasını kullanmaya başlar ve bir süre sonra yeni tescil edilen markaya bu sefer de hükümsüzlük davası açarsa, hükümsüzlük davası da reddedilmeye mahkumdur. Kanun koyucu yukarıda yer verilen cümle ile eski marka sahiplerinin böyle davranışlarını engellemektedir. Zira hükümsüzlüğü istenen markanın tescil başvurusu veya rüçhan tarihinde, hükümsüzlüğü isteyen kişinin markası en az beş yıldır tescilli ise bu kişi hükümsüzlük davasında ayrıca başvuru/rüçhan tarihinde markasını kullandığını ispat edecektir. Dava konusu marka başvurusunun ilanına karşı davacı yanın önceki tarihli bir kısım markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, bu itirazlara karşı davalı tarafça mesnet markalardan ..., ... ve ... sayılı markalar açısından SMK m.19/2 kapsamında kullanım ispatı talebinde bulunulduğu, davacı yanın ... evrak sayılı form ile kullanıma yönelik 152 sayfalık delili işlem dosyasına sunduğu, sunulan deliller incelendiğinde; 1) 2016-2018 yıllarına ait blendır, bulaşık makinesi, elektrikli süpürge, su ısıtıcı, saç düzleştirici, ütü, saç kurutma makinesi, tartı, meyve sıkacağı, tost makinesi, televizyon, soundbar, çalar saat, telefon, çamaşır makinesi, eğlence gözlükleri, kulaklık, bilgisayar, tablet gibi ev ve mutfak elektroniği ürünlerinin satışına ilişkin faturalar (Sunulan faturalarda uyuşmazlığa konu “...” logolarından hangisinin kullanıldığını gösterir deliller mevcut olmamakla birlikte bir kısım faturadaki “...” gibi açıklamaların yer aldığı görülmüştür) 2) Tarih bilgisi ihtiva etmeyen ocak, ankastre, buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın, klima, bulaşık makinesi, kombi, televizyon, kulaklık, hoparlör, ürün tanıtım broşürleri ve tanıtım belgeleri(“...” logosu “...” görseli ile yer almakla birlikte tarih bilgisi olmadığından dikkate alınmamıştır) 3) 2018 yılına ait derin dondurucu tanıtım broşürü (...” logosu “...” görseli yer almaktadır) 4) 2016 yılına ait cep telefonu ve kulaklık ürünleri tanıtım görseli (“...” olarak ve "..." logosu içerir şekilde kullanımın yapıldığı görülmüştür) 5) 2018 yılına ait tablet ve cep telefonu ürünü tanıtım görseli (Venüs ... olarak ve "..." logosu içerir kullanımın yapıldığı görülmüştür) 6) Davacı yanın sosyal medya hesaplarından 2018-2020 tarihleri arasında yapıldığı görülen tanıtımları, 7) 2017, 2018, 2019, 2020 yılına ait ... reklam linkleri (tanıtımların cep telefonu, derin dondurucu, televizyon, beyaz eşya, davacı şirkete ait genel bilgilendirme "..." logosu kullanıldığı görülmüştür.) gibi delillerin sunulduğu görülmüştür. Davacı yanın işlem dosyasında yer alan delillerin yanı sıra hükümsüzlük talepli dava dosyasına da bir adet CD içerisinde “...” markalarının kullanıma yönelik olduğunu iddia ettiği çok sayıda delil sunmuştur. Sunulan deliller işlem dosyasında da yer alan ürün tanıtım katalog, broşür, reklam, fatura vs. Gibi delillerin yanı sıra muhtelif mahkemelerce verilmiş emsal kararlar, “...” markalarını da içerir şekilde “...” markasını taşıyan ürünlerin muhtelif şehir ve mecralardaki tanıtımlarına yönelik reklam ve tanıtımlara yönelik çok sayıda delili ibraz ettiği görülmektedir. Sunulan tüm bu deliller davacı yanın özellikle "..." logosu ile birlikte ticari faaliyetlerini elektronik cihazlar, ev elektroniği ve beyaz eşya ürünlerinde yoğun bir şekilde kullandığını ortaya koyan deliller olmakla birlikte kullanım ispatına konu markalar ... sayılı "...", ... sayılı "..." ve ... sayılı "..." şeklindeki markalar olup davacı yanca işlem dosyasına sunulan delillerin; ... sayılı markanın yalnızca “cep telefonları” ürünlerinde, ... sayılı markanın ise her ne kadar ... tarafından yalnızca “saç düzleştirici, ütü, saç kurutma makinesi, mikser, blendır” malları ile sınırlandırılmış ise de elektronik ürünler, cep telefonları, fırın, ocak, ankastre, buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi vb. nitelikteki ürünlerdeki kullanımını ortaya koyduğu (ki bu hususta dava dosyasına sunulan çok daha fazla sayıda delil bulunmaktadır) değerlendirilmektedir. Davacı yana ait ... sayılı marka açısından ise gerek işlem gerek dava dosyasına sunulan delillerin davacı yanın bu görseli ihtiva eden logosunun ciddi markasal kullanıma konu edildiği yönünde bir kanaate ulaşılamamıştır. Davalı şirket vekili kök rapora yönelik itirazında; davacı yanın ... sayılı "..." markasının “cep telefonları” emtialarında kullanılmadığı, bu marka kapsamında aynı zamanda “cep telefonu” emtiasının bulunmadığını ileri sürmektedir. Davacıya ait söz konusu marka kapsamında yer alan mallardan; “Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar (veri işlem, haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları dahil).” emtiaları ve bu emtiaların satışı hizmetleri, davalı taraf itirazları aksine “cep telefonları” malları ve satışı hizmetlerini de kapsayan genel bir emtia grubu olarak değerlendirilmiştir. Davacı yanın cep telefonu ürünleri üzerindeki kullandığı markaları doğrudan doğruya ... sayılı marka görselini haizdir. Bununla birlikte davacı taraf, ilgili ürünlerin reklam ve tanıtımlarında (ayrıca kullanımı ispat edildiği değerlendirilen sair mahiyetteki ev elektroniği, beyaz eşya, elektronik ürünler yönünden de) davacı yanın ... sayılı markasında görseline yer verilen logosunu bir tanıtım materyali olarak kullanmakta olduğu görülebilmektedir. Davacı yanın dosya kapsamına sunduğu faturalarda “...” harfinden oluşan logoların hangisinin kullanıldığı konusunda bir yorum yapılamayacağı belirtilmiş olmakla birlikte özellikle reklam ve ürün tanıtım görsellerinde, her bir çeşit ürün için davacının sınırlı sayıda sunduğu delillerden logosunun kullanımına yer verildiği görülebilmektedir. Davacı tarafın cep telefonu ürünlerindeki markasal kullanımı doğrudan doğruya sadece ... sayılı marka logosunu ihtiva etmekte olup ... sayılı markasında görseline yer verilen kullanımları, ilgili ürünlerin tanıtım materyallerinde mevcuttur. Başka bir ifadeyle davacı yanın ... sayılı markasında görseline yer verilen logosunun doğrudan ürünleri üzerinde değil, bir üst marka gibi ürün tanıtımlarında, katalog ve broşürlerinde kullandığı tespit edilmiştir. Bahsi geçen kapsamdaki kullanımların da davacıya ait markanın, bu ürünler ile ilişkilendirilmesini sağlayacak kapsamdaki kullanım delilleri olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte; davacı yanın ... sayılı markasında görseline yer verilen logosunun kullanımını içerir şekildeki sunulan sınırlı sayıdaki delil, davacı yanın bu markasının “cep telefonu” emtialarındaki kullanımı açısından yeterli görülmese de davacı markasının tescili kapsamındaki 07, 08, 09 ve 11. Sınıflarda yer alan elektronik ürünler, beyaz eşyalar ve ev elektroniği ürünleri arasında kullanımı ispat edilerek kök bilirkişi raporunda yer verilen tabloya yansıtılan mallar bakımından başvuruda yer alan 09. Sınıftaki “....” mallarının benzer olarak görülmesi halen mümkün olacaktır. Şöyle ki; cep telefonları ve elektronik, ev elektroniği/beyaz eşya ürünleri, farklı ihtiyaçlara yönelik olmakla birlikte aynı satış noktalarında satışı mümkün olan, benzer tüketici gruplarına hitap eden, aynı iktisadi kaynaklarca üretilerek piyasaya sürülmesi mümkün, tüketicilerin teknoloji marketlerinden temin ettiği, bu marketlerde aynı markaya ait bahsi geçen birçok ürün grubu ile eş zamanlı karşı karşıya kaldığı mallardır. Bilirkişi kök raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka başvurusu, davacı yana ait markalardan ... ve ... sayılı, başka bir ifadeyle kullanım ispatına konu markalar kapsamında kullanımı ispatlanan emtialar yönünden yalnızca başvuru kapsamındaki “....;” emtiaları yönünden; sair markalarından ise yalnızca ... ve ... sayılı markalar yönünden tabloda altı çizili ve koyu renk ile gösterilen emtialar yönünden taraf markalarının kapsamlarının benzer mal ve hizmetleri kapsadığı, birbiri ile rekabet ilişkisi içerisinde olabileceği, birbirleri yerine tercih edilebileceği, dağıtım ve pazarlama yöntemlerinin benzeşebileceği, benzer tüketici grupları tarafından satın alınabilecekleri değerlendirilmiştir. Somut olayda dava konusu marka esasen tek bir harften oluşan "..." şeklinde bir görsel olup, kalın yapılı ve siyah renkte yazılmış standart bir “...” harfi ve bu harfin hemen altında yatay pozisyonda konumlandırılmış kırmızı renkte ve yine harf ile eş kalınlıkta bir çizgiye/platforma yer verilmiştir. Kullanılan “...” harfi standart (arial fontuna benzer) şekilde yazılmıştır. Davacı yanın işlem dosyasındaki dayanak ve dava konusu marka ile aynı ya da benzer emtiaları içerir ve kullanımı ispatlanan markası esasen ... sayılı, ayrıca yine ... sayılı kullanımları da bulunan markaları mevcuttur. Davacı yanın ayrıca kullanım ispatı talebine tabi olmayan "...", "..." gibi markalarının da mevcut olduğu görülmektedir. Ayrıca yine davacı yanın hükümsüzlük talepleri yönünden dayanak markalarının da birçoğunda yine “...” harfinin başta ... sayılı markada yer alan görseli içerir şekilde tescillere konu edildiği, yine davacı yanın muhtelif renk ve yazımlarda markalarının “...” harfinin alternatiflerini koruduğu, bununla birlikte aynı dava konusu markada olduğu gibi düz “...” harfinden oluşan markalarının da mevcut olduğu, davacı yanın markalarında genel olarak kırmızı ve siyah renklerin hakim unsur olduğu görülmektedir. Bu bağlamda tartışılması gereken husus taraf markaları kapsamında çeşitli biçimlerde kullanıldığı görülen “...” harfinden kaynaklı olarak, markaların, bütünsel algılarında, birbirleri ile benzer etkiler oluşturup oluşturmadıkları ve yine buna bağlı olarak tüketicilerin, taraf markalarını birbirleri ile iktisadi kaynakları bakımından ilişkilendirip ilişkilendirmeyecekleridir. Bu şekilde uyuşmazlığın tek harften kaynaklı ortaklık nedeniyle oluştuğu hallerde markalar arasında özellikle görsel anlamdaki değerlendirmeler tüketici açısından ön planda olmaktadır. Zira alfabede sınırlı sayıda harfin yer alıyor oluşu açısından harf markaları, ayırt ediciliği düşük, zayıf markalar olarak kabul edilmektedir. Buna göre ayırt ediciliği düşük harf öbeğinden oluşan markaları seçen marka sahiplerinin başka kişilerin küçük farklarla aynı harflerin benzerlerini seçip kullanabileceklerini kabul etmeleri, daha açık bir ifade ile bu duruma katlanmaları gerekmektedir. Dolayısıyla; harf markaları açısından toplu intibanın belirlenmesi açısından daha sert bir ölçünün uygulanması gerekmektedir. Somut olayda dava konusu markanın sahip olduğu "..." şeklindeki görsel herhangi bir karakteristik özelliği bulunmayan standart bir “...” harfi ile bu “...” harfinin alt kısmının kırmızı renkte bir şeritle desteklenmiş bir marka olup bütünsel imajı itibariyle görsel algıya hususiyet katan bir özellik ihtiva etmediği, dava konusu markanın bu hali ve kullanılan renk kombinasyonu ile davacı yanın özellikle aynı renklerden oluşan ... sayılı markasına yanaşır bir algı yarattığı değerlendirilmiştir. Bu çerçevede her ne kadar harf markaları zayıf ayırt ediciliği haiz markalar ise de karşılaştırılan logoların birbirlerinden görsel/tasarımsal unsurlar itibariyle yeterince uzaklaşmadığı, farklı ek unsurlar taşımadıkları hallerde, tüketicinin iki logo arasında bir benzerlik kurması ve buna bağlı olarak logoları aynı iktisadi kaynağa ait olduğunu zannetmesi ihtimal dahilinde olacaktır. Kaldı ki davacı yanın “...” harfi temelli ve yukarıda belirtilen özellikleri taşıyan mahiyette birden fazla alternatif şekilde yarattığı markasının varlığı gözetildiğinde, dava konusu marka gibi ayırt edici karakteristik unsurları itibariyle yeterince farklılaşmış, hiçbir ek sözcük unsuru taşımayan, düz şekilde yazılmış bir “...” harfi ve yine kırmızı renkte bir şekil unsurundan ibaret markanın, tüketiciler tarafından, karşılaşılan markanın da davacı yanın iş bu harf markasının yeni bir versiyonu, güncellenmiş/edit edilmiş yeni hali, önceki markaların bir serisi olarak algılanması mümkün olup bu durumun tüketiciler nezdinde işaretlerin aynı iktisadi – idari kaynağa ait markalar oldukları yönünde bir algı yaratması mümkündür. Kaldı ki davacı yanın ... sayılı harf markası, kullanımı ispatı kapsamında sunulan deliller ve ayrıca dava dosyasına sunulan deliller ile de desteklendiği üzere tanınmış “...” markasının, beyaz eşya ve ev elektroniği – elektronik ürünlerdeki yoğun ve aktif kullanımlarında sözcük ile birlikte kullanılan logosu olduğu, davacı yanın bu logoyu reklam ve tanıtım çalışmalarında ön plana çıkardığı, dolayısıyla ilgili emtialar özelinde davacı yanın bu logosunu kullanım sonucunda da belli bir tanınmışlık düzeyine ulaştırmayı başardığı yorumunun rahatlıkla yapılmasının mümkün olduğu, bu durumun da taraf markaları arasında yapılan karşılaştırmada gözetilmesi gerektiği, zira başvuru kapsamındaki “....;” mallarının, esasen davacı yanın kullanımlarını ispatladığı telefon/elektronik ürünleri ile aynı tür ürün ve aparatlarına yönelik olduğu aşikardır. Bu halde benzerliği tespit olunan taraf markaları açısından, markaların 09. Sınıftaki “....” mallarında aynı tür ya da yüksek düzeyli benzer emtiaları kapsadıkları, böyle bir durumda taraf markalarını oluşturan görsel unsurların birbirlerinden daha somut bir şekilde uzaklaşmış olmalarının bekleneceği, halbuki somut olayda taraf markalarının, temel karakteristik özellikleri itibariyle birbirlerinden yeterince farklılaşmadıkları, aynı iktisadi kaynakça yaratılmış markalar olarak algılanmaya müsait oldukları, nitekim davacının birden farklı markasının varlığı karşısında, dava konusu markanın da bu serinin yeni bir üyesi olarak algılanabileceği, dava konusu markanın başkaca hiçbir ek unsur taşımadığı, hal böyleyken tüketici kitlesinin niteliğine rağmen, ilgili tüketicilerin taraf markaları arasında kuracağı benzerlik hali nedeniyle işaretler arasında yukarıda belirtilen emtialar bakımından ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte aynı değerlendirmenin ... sayılı markada görseline yer verilen "..." ya da "..." şeklindeki davacı markaları veyahut "..." markası temsilindeki gibi standart bir “...” harfinin ek sözcüklerle bir bütün oluşturacak şekildeki kullanımlarının, dava konusu başvuru ile aynı ya da benzer bir algıyı yaratmayacağı, aksi bir yorumun davacı lehine matbu nitelikteki “...” harfi üzerinde dahi tekelleşme sağlayacak sonuçlar ortaya çıkarabileceği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla taraf markaları arasında, bu markalar özelinde benzerliği tespit olunan sair mal ve hizmetlerde, karşılaştırılan işaretlerin bütünsel algılarının, harf markalarının nitelikleri gözetildiğinde, karıştırılma ihtimaline yol açacak benzerlikler taşımadığı değerlendirilmiş olup sair mal ve hizmetlerde karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için; A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi, B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi, C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir. Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir. Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır. Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir. Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır. Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı yanın, “...” tanınmış markalarından bağımsız olarak dosya kapsamına dayanak yaptığı ... sayılı markasında görseline yer verilen harf markalarının da “...” markası ile birlikte eş zamanlı kullanımından kaynaklı olarak tanınır hale geldiği yorumu yapılabileceği, özellikle “beyaz eşya, elektronik ve ev elektroniği” ürünlerinde anılan logonun, davacı markalarının iktisadi kaynağını tek başına anımsatan bir hale bürüdüğü yorumunun yapılabileceği, gerek işlem gerek dava dosyasına sunulan delillerden bu yönde bir kanaate hasıl olunmasının mümkün olduğu, dolayısıyla dava konusu markanın, mezkur görseli itibariyle, davacı yana ait markaların genel anlamda tanınır olduğu “beyaz eşya, elektronik ve ev elektroniği” mallarında ve bu mallar ile benzer mallarda tesciline izin verilmesi durumunda bu tanınmışlığın zarar görebileceği, ayırt ediciliğin zedelenebileceği ya da haksız menfaat teminine yol açabileceği ihtimallerinin davacı aleyhine meydana gelebilecek olduğu, bu çerçevede taraf markaları arasında SMK m.6/1 kapsamında benzerliği tespit olunan 09.sınıf “....” mallarında dava konusu markanın tescilinin, aynı zamanda SMK m.6/5 hükmünde düzenlenen risklerin doğmasına neden olacağı kanaatine varılmıştır. SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....) Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalardan birinin bir kısım emtialar bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle;"....." emtiaları bakımından davacı yanın talepleri haklı bulunmuş, davaya konu sair emtialar bakımından ileri sürülen davacı iddiaları ispatlanamamıştır. Bu nedenle davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; "....." emtiaları bakımından ... sayılı ... kararının İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Dava konusu ... sayılı markanın "....." emtiaları bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin düşümü ile alınması gereken 346,90 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmeleri sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne, 8-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 80,70 TL peşin karar ve ilam harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 11,50 TL vekalet harcı, 13.450,00 TL bilirkişi ücreti, 251,42 TL posta, tebligat ve dosya masrafı olmak üzere toplam 13.793,62 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 6.896,81 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan 6.896,81 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalı .... tarafından yapılan 115,20 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 1/2'si olan 57,60 TL'nin davacıdan alınarak davalı ....'e verilmesine, bakiye 57,60 TL yargılama giderinin davalı .... üzerinde bırakılmasına, 11-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine, Dair, davacı vekili, davalı kurum vekili, davalı şirket vekilinin yüzüne karşı HMK m. 341 hükmü gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk Dairesi nezdinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/09/2024
Katip .... e-imzalıdır
Hakim .... e-imzalıdır