İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/477 E. 2024/576 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/477
Karar No
2024/576
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/477 Esas - 2024/576 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/477 KARAR NO : 2024/576

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Tescili DAVA TARİHİ : 11/12/2022 KARAR TARİHİ : 26/12/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka tescili davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacının dava dilekçesinde ve diğer sair dilekçesinde; müvekkilinin ... sayı ile "..." markası için 14 / 18 / 25 / 35. Sınıflar kapsamında başvuru yaptığını, bu başvurunun tescil edilmesine karar verildiğini ancak covid dönemine denk geldiğinden süre hesaplarındaki yanlışlıklar nedeniyle tescil ücretinin zamanında yatırılmaması nedeniyle tescil belgesini alamadığını, sonrasında davacı müvekkilinin dava konusu olan ... sayı ile aynı sınıflarda yeniden başvuru yaptığını, bu başvurunun ilanına davalı tarafından yapılan itirazın ... tarafından kısmen kabul edilerek 14-18-25 ve 35.sınıfın bir kısmı için red edildiğini, kısmi bu red kararına karşı ... nezdinde müvekkili tarafından yapılan itirazın da red edildiğini, müvekkilin markası ile davalı şirket markaları arasında farklılık bulunduğunu, davalının mesnet gösterdiği markalar ile müvekkilinin "..." markasının görsel olarak farklılaştığı gibi sonda tek “E” olması ve üstündeki işaret ile okunuş ve kavramsal anlamda da farklılıklara yol açtığını, ek olarak davalı markasındaki "..." kelimesi ile birlikte daha da belirginleştiğini, müvekkilinin markasının gereken ayırt edicilik ve özgünlüğe sahip olduğunu, markalar arasında iltibasın oluşturmayacağını, markalar arasında görsel, okunuş ve kavramsal olarak farklı olmasına karşın kapsadığı sınıflar açısından da yeterli farklılıklara sahip olduğunu, müvekkil ile davalı şirketin ürettiği ve satış yaptıkları ürünlerin birbirinden tamamen farklı olduğunu, davalının erkek para cüzdanı ve aksesuarlarına yönelik faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin ise kadın çantası üzerinde çalıştığını, bu nedenle hitap ettikleri tüketici kitleleri cinsiyet açısından bile tamamen farklı olduğunu belirterek ... ...’nın 12/10/2022 tarihli ... sayılı kararının iptali ile müvekkilinin marka başvuru işlemlerinin devamı ile tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; markaların ayırt edici öğesinin "..." olduğunu, davacıya ait olan "... ... ..." markası ile müvekkile ait olan "..." ve ... ..." markalarının işitsel, görsel ve anlamsal olarak ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, davacıya ait "... ... ..." markasının müvekkile ait markalarla arasında aşırı benzerlik olmasından dolayı müvekkile ait markaların ticari pazardan olumsuz etkileneceğini ve müvekkil şirketin ticari kazancına zarar vereceğini, davacıya ait marka ile müvekkile ait markalar arasında belirgin, kesin bir ayırt ediciliğin olmadığını, müvekkiline ait markaların, hizmet verdiği sektörde oldukça bilindik ve aktif markalar olduğunu, dava konusu markaların tüketici pazarında iltibas yaratacağı çok belirgin olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ... bünyesindeki ...’nun 12/10/2022 tarihli ... sayılı kararının iptali ile diğer davalı şirketin yapmış olduğu itirazın reddi, davacı marka başvuru işlemlerinin devamı ile tescili şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalının "... ..." ibareli 15.06.2021 tarih ve ... sayılı 14, 18, 25 ve 35. Sınıfa giren mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere yaptığı marka başvurusunu ... ... tarafından 27.05.2019 tarih ve 325 sayılı ...’nde ilanı üzerine davalının itirazı üzerinde başvuru kapsamından 14, 18, 25. Sınıftaki tüm mallar ile 35. Sınıftaki Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). Değerli metalden mamul müsabakalarda verilen kupalar. Tespihler.İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler. Şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler, bastonlar. Kırbaçlar, koşum takımları, eyerler, üzengi ve eyer kayışları.Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir” hizmetlerin başvurudan çıkartılmasına karar verildiği, davacının ... tarafından kısmen red kararına karşı ... nezdinde itirazı neticesinde Kurulun 12.10.2022 tarih ... sayılı kararı ile; ''Karıştırılma ve ilişkilendirilme olasılığı gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Yapılan incelemede, ... numaralı "... ..." ibareli başvuruya konu marka ile itiraza mesnet ... sayılı "...", "...", "...", "...", "... ...", "... ..." ibareli markaların görsel, işitsel ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olduğu görüşüne varılmıştır. Buna ilaveten, başvuru ile itiraza mesnet markaların 6. madde kapsamında verilen kısmi ret kararı gereğince reddedilen "Sınıf 14: Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil).Değerli metalden mamul müsabakalarda verilen kupalar. Tespihler.", "Sınıf 18:İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler. Şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler, bastonlar. Kırbaçlar, koşum takımları, eyerler, üzengi ve eyer kayışları.", "Sınıf 25:Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.", "Sınıf 35: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). Değerli metalden mamul müsabakalarda verilen kupalar. Tespihler. İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler. Şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler, bastonlar. Kırbaçlar, koşum takımları, eyerler, üzengi ve eyer kayışları. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından aynı / aynı tür ve benzer nitelikte mal ve hizmetleri kapsadıkları tespit edilmiştir. Bu çerçevede, başvuru ile itiraza mesnet markalar arasında, 6. madde kapsamında verilen kısmi ret kararı gereğince reddedilen mal ve hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varılmış ve aynı tespit doğrultusunda ...'nca verilen kısmi ret kararı yerinde görülmüştür. Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir. İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ve ek raporda özetle: Dava konusu ... sayılı markası ile davaya mesnet gösterilen “...” ve “...” ibareli markaları arasında da görsel ve işitsel olarak bir benzerlik bulunduğu, Dava konusu red edilen mal ve hizmetlerin de birebir aynı olduğu da dikkate alındığında markalar arasında 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas tehlikesi oluşacağı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Pazarlama Uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ve ek raporda özetle: Dava konusu ... sayılı markası ile davaya mesnet gösterilen markalar arasında görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, Davacı markasında red edilen mal ve hizmetlerin davalı markaları ile aynı olduğu bu neden ile 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas tehlikesi oluşacağı ve değerlendirmenin (...) ...’nın 12/10/2022 tarihli ... sayılı Kararı ile uyumlu olduğu, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle: Mahkemece verilen görevlendirme ve dosyada mevcut kaldırma kararına istinaden yapılan incelemeler sonucunda; -Dava konusu başvuru kapsamında reddedilen mal ve hizmetlerin tamamının, davalı yana ait ret gerekçesi markalar kapsamında da yer aldığı, -Taraf markaları arasında SMK m. 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkma riski bulunduğu, heyetin ... kararı neticesinde varılan kanaate aynı doğrultuda ulaştığı, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davacı Markası Örnek Davalı Markaları

... ... ... (14, 18, 25, 35. sınıf) ... ...+... ... ... ...+... (14, 18, 25, 35. sınıf)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu başvuru kapsamında reddedilen mal ve hizmetlerin tamamının, davalı yana ait ret gerekçesi markalar kapsamında da yer aldığı görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Yargıtay HGK’nun 13.06.2012 tarih ve ...sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır. Davacıların markasının incelenmesinde; dava konusu başvurunun ... ... şeklinde üç sözcükten oluşan, herhangi bir ... unsuru taşımayan bir sözcük grubu markası olduğu, “...” kelimesinin sözlük anlamı itibariyle “gizli depo, zula” temel anlamlarına gelen, İngilizce, ülkemiz tüketicisi nezdinde günlük dilde kullanımı yaygın olarak bilinen İngilizce sözcükler arasında olmadığı değerlendirilebilecek ve daha önemlisi sahip olduğu bu anlam itibariyle uyuşmazlık konusu emtialar yönünden ayırt ediciliği bulunan bir kelime olduğu, anılan kelimenin markanın üst kısmında ve diğer iki sözcükten nispeten daha büyük harf karakterleri ile konumlandırıldığı, markanın alt kısmında bulunan “...” ibaresi ise esasen İngilizce'de belirli bir ismi vurgulamak için kullanılan “"..." artikeli ve yine “çanta” anlamına gelen “...” sözcüğü ile oluşturulmuş bir öbek olup, “...” kelimesinin başvuru kapsamındaki 18 ve 25. Sınıftaki mallar ile bu malların satışına özgülenmiş satış hizmetleri yönünden ayırt ediciliğe katkısı bulunmayacağı, sair mal ve hizmetler yönünden ise sahip olduğu anlamsal karşılık ile bir ilişki içerisinde olmaması nedeniyle kaynak gösterme fonksiyonuna katkı sağlayacağı, bununla birlikte başvurunun soldan sağa “... ...” sözcük sıralaması ile okunacak olduğu, gerek okuma sırası gerek görsel algıda ilk algılanacak unsurun “...” sözcüğü olacağı anlaşılmaktadır. Davalının markalarının incelenmesinde; ... ...+..., ..., ... ...+... şeklinde görsellere haiz markalar olup redde gerekçe markalarda “...” şeklinde bir esas unsurun münhasıran veyahut ticaret hayatında herkesin kullanımına açık nitelikteki “...” ibaresi ile birlikte ... unsuru taşıyacak veyahut taşımayacak biçimlerde tescillere konu edildiği, davalı markalarının asli unsuru olan “...” kelimesi İngilizce doğrudan bir anlam taşımamakta olup yazımı itibariyle “...” sözcüğünün sonundaki “e” harfinin tekraren kullanımıyla oluşturulduğu, davalı markalarında ... unsurlarının yer aldığı markaların hiçbirinde ... unsurunun sözcük unsuruna nazaran daha akılda kalıcı bir kullanıma konu edildiği kanaatine varılmasının mümkün olmadığı, davalı markalarının tamamı açısından esas unsuru “...” kelimesi olduğu, anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; dava konusu markanın 6 harften oluşmakta olup bu markanın ilk beş harfini oluşturan ve davaya konu olan markanın esaslı unsuru olan “...” ibaresinin doğrudan davacı markasını meydana getirdiği, markalar arasındaki tek farkın davaya mesnet olan markadaki iki tane olan “E” harfinin birinin çıkartılarak davacının markasının oluşturulduğu, bu farklılığın ise davaya konu olan markayı özgün kılmadığı, markaya farklılık yaratmadığı, her iki ibarenin de esasen aynı şekilde telaffuz edileceği, taraf markalarının birebir aynı mal ve hizmetleri kapsadıkları, dolayısıyla doğrudan birbiri ile ticari rekabet ilişkisi içerisinde, aynı hedef tüketici kitlesine yönelik olarak, ortak satış noktalarında, aynı reyon, stand ve hatta raflarda satışa konu edilebileceği gözetildiğinde, işaretler arasındaki bu denli yüksek düzeyli benzerlik veyahut tam tersi bir bakış açısı ile işaretlerin hâkim unsurları olan “...” ve “...” ibareleri arasında görsel olarak yalnızca son kısımlarındaki harf değişikliği ile markada tamamen tali unsurda olan “...” ve “...” ibaresinden ibaret farklılaşma, ibarelerin ancak ve ancak birbirlerinin serisi, bir versiyonu olarak algılanmaları ihtimalini doğuracağı, dava konusu markanın “...” şeklindeki telaffuzu ile davacı markalarının sonunda fazladan yer alan “E” harfinin de zaten telaffuz edilecek olmasından ötürü markaların telaffuzlarının aynı olacağı; taraf markaların aynı dil kökenine sahip olması ile beraber birebir aynı anlama sahip olduğu ve davacının dava konusu “... ...” markası ile markalarıyla davacının “...” ibareli markası ile ortak unsurlarının neredeyse birebir aynı olması da dikkate alındığında markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "... ..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, SMK 6/1 koşullarının somut olayda gerçekleştiği, Her ne kadar davacı taraf müvekkillerinin ... sayılı markalarının, davalı taraftan daha önce başvuru konusu edilmiş bir marka olduğunu ileri sürmüş ise de davacılar vekilince belirtildiği üzere tescile bağlanmamış böylesi bir başvurunun, davacılar lehine bu aşamada bir hak sağlamasının mümkün olmadığı, anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacıların yapmış olduğu yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/12/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/477, K. 2024/576, T. 26.12.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-477-e-2024-576-k-dea34bfe8b25