İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/473 E. 2024/530 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/473
- Karar No
- 2024/530
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/473 KARAR NO : 2024/530
ASIL DAVA : Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 07/12/2022
KARŞI DAVA : Kullanmama Nedeniyle İptal DAVA TARİHİ :10/01/2023
KARAR TARİHİ : 12/12/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan asıl dava yönünden marka hükümsüzlüğü, karşı dava yönünden kullanmama nedeniyle İptal davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı - karşı davalı vekili dava dilekçesiyle ve sair beyanlarıyla; müvekkilinin 07.03.2013 tarihinde ... başvuru numarası ile ... başvurarak “...” isimli markanın kendi adına tescilini talep ettiğini, ilgili başvurusu ... nolu sınıflarından 19.01.2015 tarihinde ... tescil numarası ile müvekkili lehine tescil edildiğini, davalı tarafın 13.07.2022 tarihinde ... başvuru numarası ile “ ...” adı ile başvuru yaptığı, bu başvurunun kurumca mutlak red nedenleri göz ardı edilerek 31.10.2022 tarihinde, ... tescil numarası ile tescil edildiği, müvekkilinin itiraz sürelerini fark edemediği için kurum nezdindeki itiraz sürelerini kaçırdığını, davalıya ait markanın müvekkiline ait marka ile karıştırılmama ihtimali olmadığı gibi sanki müvekkile ait markanın ... şubesi izlenimini verdiğini, makul, dürüst, orta zekâlı, objektif bir muhatabın iki farklı markayı ilk defa gördüğü tasavvur edildiğinde karıştırmama şansının olmadığının açık olduğunu, karıştırılma ihtimalinin incelenmesi için öncelikle iki markanın bulunması gerektiğini, bu markaların mal ve hizmetlerinin de aynı veya benzer olması gerektiğini, böyle olduğunda tescil edilmiş markaların tarihsel önceliği dikkate alınarak sonraki markanın başvurusunun red edilmesi, tescillenmiş ise hükümsüz kılınması, müvekkilinin faaliyet alını ile davalının faaliyet alanının aynı olduğunu deneme kulübünün aslında ... sınavı yapılması için kullanılmakta olduğunu, temel faaliyet alanının deneme testlerinin organizasyonu olduğunu, karıştırılma tehlikesi ve iltibas varlığının belirlemede esas olan konuların, doktrin ve Yargıtay içtihatlarından yola çıkarak; ''Karşılaştırılan markaların mal veya hizmetlerinin yakınlığı, benzerliği; karşılaştırılan markaların işaret, sözcük, genel görünüm benzerliği; Karşılaştırılan markaların esas unsurlarına odaklanıldığında benzerliği; Karşılaştırılan markaların ilgili pazar tüketicilerinin yapısı ve özellikleri; Tarihsel önceliği olan markanın ayırt edicilik özelliği; Karşılaştırılan markaların görünümü; anlamı, telaffuzları; insan duygularında bıraktıkları izlenim, Karşılaştırılan markaların kullanım amacıyla yakın olduğu halde farklı sınıflarda yer alan markaların iltibas riski, Genel görünümde marka bileşenlerinden ayırt ediciliği güçlü olan kısmın esas alınmasışeklinde özetlendiğini , markaların tek bir ayrıt edici kök unsur ve/veya onun trafında yer alan unsurlardan müteşekkil olabilmektedir. İşte markayı oluşturan esas unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilmesini sağlayan kelime, harfler, rakamlar vb şeylerden oluşabileceğini, markanın birden çok unsur içerdiği takdirde markanın asıl unsurunu, bütünü itibariyle görünüşü ve ayırt ediciliğini vurgulayan imaj oluşturduğu, müvekkilinin sektörde uzun yıllardır faaliyette olduğunu, tüketicilerin ... marka ve logosunu doğrudan müvekkili ile özdeşleştireceğini, davalının müvekkilinin tanınmışlığından haksız şekilde yarar elde etmek amacıyla müvekkilinin marka haklarına tecavüz ettiğini ve haksız rekabet yarattığını, müvekkilinin marka ve ticaret unvanından kaynaklanan haklarının davalı tarafından ihlal edildiğini, davalı tarafın “ ...” ibaresiyle aynı mal ve hizmetlerde faaliyet gösterdiğini, ... hesabının da markayı kullandığını, ayrıca ... sayısı ile tescil ettirdiğini, davalı kullanımlarının taklit olduğunu, müvekkilinin marka haklarını ihlal ettiğini ve kötü niyetli olduğunu, ifade ederek davanın kabulüne, davalı eylemlerinin marka hakkına, ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bunların önlenmesine, davalıya tescil edilmiş “ ...” markasının nispi ya da mutlak red nedenleri göz önüne alınarak 13.07.2022 tarihi olan tescil tarihinden itibaren hükümsüzlüğüne, giderilmesine ve ortadan kaldırılmasına karar verilmesini; karşı dava ile ilgili olarak davalı karşı-davacının kanunen kullanımın ispatını istemesi mümkün olmamasına rağmen karşı dava açıldığını, zira kullanımın ispatını isteyebilmesi için en başta 10.01.2017 tarihi öncesi bir başvuru yapılmış olması gerekirken müvekkilin başvurusunun 07.03.2013 tarihli olduğu iddia ederek; açılmış karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı karşı davacı vekili cevap dilekçesiyle; müvekkil tarafından yapılmış olan ... numaralı başvuruya istinaden yapılan inceleme sonucunda ... tarafından 31.10.2022 tarihinde anılan markamızın tescilinin gerçekleştiği, Marka kullanımlarının hukuka uygun olduğunu, davacının müvekkilinden Markanın ... Nezdinde Başvuru aşamasında iken hiçbir şekilde itirazda bulunmadığı, davacının hükümsüz kalan marka ve logolarına ilişkin hiçbir iddiayı da kabul etmediklerini, markaların ortak noktasının sadece ... olduğunu ancak, bu ibarenin da yaygın kullanıldığını, davacının tanınmışlık iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ... hesabının da bunu ispata yeterli olmadığını, bu hesabın koruma süresi dolmuş markaları da içerdiğini, markaların farklı unsurları içerdiğini, ... ibaresinin ayırt edici gücünün düşük olduğunu, zayıf karakterli olarak nitelendirileceği, taraf markaların aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığını, davacı şirkete ait marka görsel olarak incelendiğinde, beyaz zemin üzerine düz siyah font ile büyük harflerle “...” ibaresinin yazılması neticesinde oluştuğu, müvekkilinin markasının logosunda ise mor bir anahtar çerçevesinin içerisinde, yeşil bir armanın içinde beyaz bir ağacın yer aldığı, bu figürün altında ise marka ibaresinin yazıldığı, görüleceği üzere markaların görsel olarak karıştırılmalarının imkansız olduğu, müvekkilinin markasının taklit olmadığını, marka başvurusunun kötü niyetli yapılmadığını, davacının markasını bildiği ve ondan yararlanmaya çalışıldığı iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın eskiye dayalı kullanım iddiasını kabul etmediklerini, davacıya ait kullanım ve koruma süreleri dolmuş markaların eldeki davada delil olarak ele alınmasını da kabul etmediklerini, Karşı Davayla İlgili Olarak; davacı tarafından, Müvekkili adına başvuruda bulunulan ve hâlihazırda tescilli '' ...'' ibareli markalarının hükümsüzlüğünü talep ettiği, davacının iddialarının tamamen haksız olduğunu, Davacı/Karşı Davalı, tarafın markasının Yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda iptaline karar verilmesi ve sicilden terkini gerektiği, davacı/karşı davalı markasını nerelerde ve ne şekilde kullandığına dair ispatını sağlayamadığı, doğrudan Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 25/7. Maddesinin, açık hükmü gereği, Davacı/karşı davalı hak iddia ettiği bu markayı ne şekilde kullandığını, şüpheye yer vermeyecek ölçüde açık biçimde ispatla mükellef olduğu, bu iddiasını ispat edemediğinden, ... numaralı ve hâlihazırda tescilli “ankara ...” ibareli markalarının hükümsüzlüğünün talep edildiği, davanın reddi ile karşı davalarının kabulüne karar verilmesi, bu doğrultuda davacı/karşı davalı tarafa ait ... başvuru numaralı markanın iptaline ve sicilden terkine karar verilmesi, iddia ederek; davacı/karşı davalı tarafından ... numaralı tescilli markanın hükümsüzlüğü talebi ile açılmış olan asıl davanın reddine; karşı davanın kabulüne, davacı/karşı davalıya ait ... numaralı markanın SMK m.9 uyarınca iptaline karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; asıl dava yönünden davalıya ait ... sayılı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, karşı dava yönünden davacıya ait ... kod numaralı markanın kullanmama nedeniyle iptal koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. Mali Müşavir Bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA/EK RAPORDA özetle: Dosya kapsamında ve davacı/k. davalı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; 1. Davacı/K.Davalı şirketin ana faaliyet konusunun “kırtasiyecilik, deneme sınavlarının yapılması” şeklinde olduğu, 2. T. Ticaret Sicili Gazetesinin 29.01.2018 tarih ve 9504 sayılı nüshasında yayımlanan şirket kuruluş anasözleşmesine göre, Davacı/K. Davalı-... San. Ve Tic. A.Ş.’nin 22.01.2018 tarihinde kurulduğu ve aynı tarihte tüzel kişilik kazandığı, 3. Davacı/K.Davalı şirketin kuruluş tarihinden önce 2011- 2017 yılları arasında şirketin kurucu ortağı ve yetkilisi olan dava dışı ...’in, 2018-2023 yılları arasında ise davacı şirketin aynı adreste faaliyette bulunduğu anlaşılmakta olup, Sayın Mahkemece verilen görev doğrultusunda ilgili adreste faaliyette bulunulan 2013 ila 2022 yıllarıyla ilgili olarak gerekli incelemeler yapılmış olup; 3.a) Dava konusu olan markanın “...” adlı marka olduğu, Davacı/K.Davalı şirketin kurucu ortağı ve yetkilisi olan dava dışı ...’in şirketin kuruluş tarihinden önce, aynı adreste ticari faaliyette bulunduğu, dava dışı ...’in kullanımlarının davayla ilgili olup olmadığı hususundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, dava dışı ...’in 2013 ve 2017 yıllarındaki alış-satış faturaları ve benzeri belgeleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, dava dışı ... tarafından düzenlenmiş olan 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin faturalar üzerindeki kullanımların ... +... şeklinde olduğu ve yoğun olarak kullanıldığı, 3.b) Yine dava dışı ... tarafından 2011- 2017 yılları arasında, üzerinde tarih ihtiva eden sınav kâğıtları, el broşürleri, sınav takvimiyle ilgili broşürlerde ve reklam amaçlı bastırılan belgeler üzerindeki kullanımların ... +... şeklinde ve ... +... şeklinde olduğu ve yoğun olarak kullandığı, 3.c) Davacı şirket tarafından 2018-2022 yılları arasında üzerinde tarih ihtiva eden sınav kâğıtları, el broşürleri, sınav takvimiyle ilgili broşürlerde ve reklam amaçlı bastırılan belgeler üzerindeki kullanımlarının ... +... şeklinde ve ... +... şeklinde olduğu ve yoğun olarak kullandığı, 3.d) Davacı şirketin 2018-2022 yıllarındaki alış-satış faturaları ve benzeri belgeleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, dava dışı ... tarafından düzenlenmiş olan 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin faturalar üzerindeki kullanımların ... +... şeklinde olduğu ve yoğun olarak kullandığı, tespit edilmiş olup, Dava konusu, “...” adlı markanın gerek davacı şirketin kurucu ortağı ve yetkilisi olan dava dışı ... tarafından, gerekse davacı şirket tarafından yukarıda belirtilen belgeler üzerinde ... +... şeklinde ve ... +... şeklindeki kullanımların davaya konu marka kullanımıyla ilgili olup olmadığı ve de ciddi boyutta ve yoğun olarak kullanılıp kullanılmadığı hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Marka vekili Bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA / EK RAPORDA özetle: Asıl dava yönünden; 1)Davacının markasının “basılı ve/veya hazır sınavlar”da ve bunların satışında, ciddi bir biçimde kullanıldığının yeterli nicelikte, nitelikte ve içerikte delil ile ispatlanabildiği, dolayısıyla davacının davalının kullanmama def’ine muhatap markasının, SMK m. 6/1 hükmüne esas korumadan, tescilli olduğu “basılı yayınlar”, “eğitim ve öğretim hizmetleri” ve “dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil)” emtiaları özelinde yararlanabileceği, 2)Karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, 3)(1) nolu bentteki değerlendirme de göz önüne alındığında, davalının markasının kapsamına giren emtialardan; “basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler”in satışı hizmetleri yönünden emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, diğer hizmetler yönünden bu şartın gerçekleşmemiş olduğu, 4)(3) nolu bentte bahsi geçen hizmetlerin hitap ettiği alıcı kitlesinin, bu hizmetleri satın aldıkları anda bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyelerinin düşük olmadığı, 5)(1), (2) ve (3) nolu bentlerde yer alan değerlendirmelerden dolayı, (4) nolu bentteki tespite rağmen, karşılaştırılan markalar arasında “basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler”in satışı hizmetleri yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin ve bu nedenlerden doğan bir hükümsüzlük sebebinin (kısmen) bulunduğu , diğer hizmetler yönünden ise bulunmadığı, 6)Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, Karşı dava yönünden; ... sayılı markanın, emtia listesinde yer alan ve kullanımı ispat edilemeyen, 16. Sınıfa giren; “Kağıt, karton (mukavva) ve bunlardan yapılmış ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç); kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler, ambalaj ve sarma amaçlı kağıtlar, karton kutular. Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, (pullar). Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç; kırtasiye tipi kağıt ürünler ve yapıştırıcılar dahil). Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar” ile 41. Sınıfa giren; “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri. Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri” yönünden, kullanmama nedeniyle (kısmen) iptal edilmesinin koşullarının oluştuğu, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Yayıncı Bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA/EK RAPORDA özetle: Dosya içindeki mali müşavir ve marka vekilinin raporlarındaki görüş ve kanaatlarına katıldığını belirtmekle birlikte; Bilirkişi, ...Vekili ...’nun raporunda “davalının markasının kapsamına giren emtialardan; “basılı yayınlar. basılı evrak: kitaplar. dergiler”in satışı hizmetleri yönünden emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği” kanaat sonucu üzerine; yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; davalının “ ...” markasının kapsamına giren emtialardan “basılı yayınlar, basılı evrak, kitaplar, dergiler yönünden iltibasa sebebiyet vermesi ihtimali olan bir emtia/ürününün bulunmadığını, takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporların usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Asıl Davada Hükümsüzlüğü Talep Edilen Karşı Davada Kullanmama Nedeniyle Marka İptali Talep Edilen Marka
...
ASIL DAVA YÖNÜNDEN: Davalı taraf asıl davada, davacının davasına mesnet aldığı ... sayılı markanın tescilli olduğu tüm emtialarda kullanıldığının ispatlanmasını talep etmiştir. Kullanımın ispatına ilişkin 2017 yılına ait Kılavuzda da kullanımın, faturalar; katalog, fiyat listesi ve ürün kodları; ürün, ambalaj ve tabela örnekleri; reklam, tanıtım, promosyon, pazar araştırması, kamuoyu araştırması; reklam görselleri ve videoları, bunlara ilişkin faturalar; tanıtım ve promosyon ürünleri görselleri veya videoları ve bunlara ilişkin faturalar; fuar katılımına ilişkin deliller; pazar araştırması, kamuoyu araştırması; ticari faaliyete ilişkin bilgiler ile bilgi ve belgeleriyle ispat edilebileceği ifade edilmiştir. Yine aynı Kılavuzda, faturaların güçlü deliller olmalarının yanı sıra reklam, tanıtım ve promosyon çalışmaları ve bu çalışmalara ilişkin harcamaların kullanım ispatı sunulan markaya yapılan yatırımın önemli bir göstergesi olduğu ifade edilmektedir5. Bu kapsamda her marka için tescilli olduğu mal ve hizmetin türü ve miktarı, temel işleve uygun kullanılıp kullanılmadığı, hitap ettiği müşteri çevresi, marka sahibinin tutumu ile benzer işletmelerin tutumu kendi şartları dâhilinde ciddi kullanımın oluşup oluşmadığı yönünden incelenmelidir. Hükümsüzlük talepli bir davada kullanmama def’inin dinlenebilmesi için, SMK m. 25/7 hükmüne göre, davacının hükümsüzlük davasına mesnet aldığı markanın davalının dava konusu edilen markasının başvuru tarihinde en az 5 yıl süreyle tescilli olması halinde, dava tarihinden geriye dönük olarak 5 yıl içinde bu markaların kullanıldığının ispat edilmesi gerekir. Davacının davasına mesnet aldığı markanın, dava konusu edilen markanın başvuru tarihi olan 13.07.2022 tarihinden8 geriye dönük beş yıl hesaplandığında ulaşılan 13.07.2017 tarihinden önceki bir tarih olan 19.01.2015 tarihinde tescile bağlanmış olması nedeniyle, asıl davada davalının kullanım ispatı talebinin dinlenebilir olduğu kabul edilmiştir. Somut olayda, incelenmesi gereken hususlar, davacının görselli markasının; davacı tarafından, tescilli olduğu 16 ve 41. Sınıflara giren mal ve hizmetlerde, Türkiye sınırları içerisinde ciddi bir şekilde, markasal hüviyette 07.12.2017 - 07.12.2022 tarihleri aralığında ve tesciline uygun olarak kullandığının ispat edilip edilemediği, noktalarında toplanmaktadır. Davacının dava dosyasına sunduğu belge ve delillerden ve bilirkişinin yerinde incelemeleri neticesinde hazırladığı raporla; “…..davacı/karşı davalı şirketin kuruluş tarihinden önce 2011- 2017 yılları arasında şirketin kurucu ortağı ve yetkilisi olan dava dışı ...’in, 2018-2023 yılları arasında ise davacı şirketin aynı adreste faaliyette bulunduğu anlaşılmakta olup, Mahkemece verilen görev doğrultusunda ilgili adreste faaliyette bulunulan 2013 ila 2022 yıllarıyla ilgili olarak gerekli incelemeler yapılmış olup; dava konusu olan markanın “...” adlı marka olduğu, davacı/karşı davalı şirketin kurucu ortağı ve yetkilisi olan dava dışı ...’in şirketin kuruluş tarihinden önce, aynı adreste ticari faaliyette bulunduğu, dava dışı ...’in kullanımlarının davayla ilgili olup olmadığı hususundaki takdirin Mahkemeye ait olduğu, dava dışı ...’in 2013 ve 2017 yıllarındaki alış-satış faturaları ve benzeri belgeleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, dava dışı ... tarafından düzenlenmiş olan 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin faturalar üzerindeki kullanımların ... +... şeklinde olduğu ve yoğun olarak kullanıldığı, yine dava dışı ... tarafından 2011- 2017 yılları arasında, üzerinde tarih ihtiva eden sınav kâğıtları, el broşürleri, sınav takvimiyle ilgili broşürlerde ve reklam amaçlı bastırılan belgeler üzerindeki kullanımların ... +... şeklinde ve ... +... şeklinde olduğu ve yoğun olarak kullandığı, davacı şirket tarafından 2018-2022 yılları arasında üzerinde tarih ihtiva eden sınav kâğıtları, el broşürleri, sınav takvimiyle ilgili broşürlerde ve reklam amaçlı bastırılan belgeler üzerindeki kullanımlarının ... +... şeklinde ve ... +... şeklinde olduğu ve yoğun olarak kullandığı, davacı şirketin 2018-2022 yıllarındaki alış-satış faturaları ve benzeri belgeleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, dava dışı ... tarafından düzenlenmiş olan 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin faturalar üzerindeki kullanımların ... +... şeklinde olduğu ve yoğun olarak kullanıldığının tespit edildiği'' davanın açıldığı tarih 07.12.2022 tarihi olduğu için davacının “...” esas/tek unsurlu markasının, “basılı ve/veya hazır sınavlar”da ve bunların satışında, yani tescilli kapsamına giren; “basılı yayınlar”, “eğitim ve öğretim hizmetleri” ve “dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil)”de, davacı tarafından, Türkiye geneline yaygın olarak, uzun yılladır markasal hüviyette, tesciline uygun olarak ve ciddi bir biçimde kullanıldığı anlaşılabildiğinden, somut uyuşmazlıkta, davacının asıl davasına mesnet aldığı ... sayılı markasının SMK m. 6/1 hükmüne esas korumadan, tescili kapsamına giren; “basılı yayınlar”, “eğitim ve öğretim hizmetleri” ve “dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil)”de, emtiaları özelinde yararlanabileceği, tescili kapsamına giren diğer emtialar yönünden ise yararlanamayacağı kanaatine varılmıştır. Buna göre asıl dava yönünden; taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin/ karıştırılma ihtimalinin oluşup oluşmadığı ve bu nedenle davalının ... sayılı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği incelendiğinde; Taraf markaları emtiaları karşılaştırıldığında; davacının asıl davasına mesnet aldığı markasının, dava konusu edilen markanın kapsamına giren 35. Sınıftaki hizmetler yönünden tescilli olmadığı ve korunmadığı; ancak; davacının markasının korunduğu “basılı yayınlar”'ın davalının markasının kapsamında, 35. Sınıf altında satış hizmetlerine konu edildiği, bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtialar olduğu, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği bilinmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davacının markasının incelenmesinde; markanın renk ve ... unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır; işarette düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle yazılmış “...” isim tamlaması/kelime öbeği tek unsur olarak kullanılmıştır ve yazım özellikleri itibariyle bir bütün olarak algılandığı ve bütünleşik olarak markanın esas unsuru olduğu anlaşılmaktadır. Davalının markasının incelenmesinde; davalının markasının; renk, ... ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir marka olduğu, işaretin üst kısmında, yuvarlak kısmı içerisine yeşil renkli bir arma konuşlandırılmış bir anahtar figürü kullanılmış, bu figürün altına da düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle “...” tamlaması/kelime öbeği ve bunun da altına çok küçük puntolarla “...” ibaresi yazıldığı, markadaki esas unsurun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ...sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "... '' ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira “...” ibaresinin 16, 35 veya 41. Sınıflara giren mal ve hizmetlerle kavramsal bir bağlantısı bulunmadığı ve bu emtialarda markasal hüviyette kullanılmasının “orijinal” bir niteliği taşıdığı, kelimelerin sözlük anlamından uzaklaştığı ve dolayısıyla markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin, başka herhangi bir kelimeden/kelime öbeğinden daha zayıf/düşük olmadığı; diğer bir ifadeyle, “...” isim tamlamasının/kelime öbeğinin bu emtialarda markasal hüviyette kullanılması durumunun, yeterli ölçüde “orijinallik/ayırt edicilik” ihtiva ettiği ve herkesin ilk anda aklına gelebilecek bir tercih olmadığı; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "... " markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, SMK 6/1 koşullarının somut olayda gerçekleştiği, taraf markaları arasında; davalının markasının kapsamına giren, 35. Sınıf altında “basılı yayınlar, kitaplar, dergiler”in satışı hizmetleri yönünden, iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin, yani nispi ret nedeninin ve buna dayalı olarak da davalının markasının “basılı yayınlar, kitaplar, dergiler”in satışı hizmetleri yönünden KISMİ hükümsüzlük nedeninin mevcut olduğu; dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı anlaşılmıştır. KARŞI DAVA YÖNÜNDEN: 6769 sayılı SMK’nın 9. maddesinde “Markanın Kullanılması” başlığı altında, birinci fıkrada; “Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.” denilmektedir. Aynı Kanunun 26. maddesinde de, “İptal Halleri ve İptal Talebi” başlığı altında, bir markanın iptaline karar verilebilecek haller arasında, birinci fıkrada; “Dokuzuncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hallerin mevcut olması” hali düzenlenmiştir. Aynı Kanunun Geçici 4. maddesinin 1. fıkrasına göre de; “26. madde hükmü yürürlüğe girene kadar, iptal yetkisi, anılan maddedeki usul ve esaslara göre mahkemeler tarafından kullanılır.” Buna göre; dava dosyasına sunulmuş olan deliller ve dahi dava dosyasına sunulmuş olan 02.02.2024 tarihli Bilirkişi Raporundaki tespitler gözetildiğinde; davacının “...” esas/tek unsurlu markasının, “basılı ve/veya hazır sınavlar”da ve bunların satışında, yani tescilli kapsamına giren; “basılı yayınlar”, “eğitim ve öğretim hizmetleri” ve “dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil)”de, Türkiye geneline yaygın olarak, uzun yılladır markasal hüviyette, tesciline uygun olarak ve ciddi bir biçimde kullanıldığı anlaşılabildiğinden, karşı davaya konu olan ... sayılı markanın, sadece, emtia listesinde yer alan ve kullanımı ispat edilemeyen, 16. Sınıfa giren; “Kağıt, karton (mukavva) ve bunlardan yapılmış ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç); kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler, ambalaj ve sarma amaçlı kağıtlar, karton kutular. Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, (pullar). Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç; kırtasiye tipi kağıt ürünler ve yapıştırıcılar dahil). Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar” ile 41. Sınıfa giren; “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri. Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri” yönünden, kullanmama nedeniyle KISMEN iptal edilebileceği, diğer emtialar yönünden ise iptali şartlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle tüm dosya kapsamına göre; asıl dava bakımından; ... sayılı markanın "basılı yayınlar, basılı evrak; kitaplar, dergiler"in satışı hizmetleri bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karşı dava bakımından; ... sayılı markanın, emtia listesinde yer alan ve kullanımı ispat edilemeyen, 16. Sınıfa giren; “Kağıt, karton (mukavva) ve bunlardan yapılmış ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç); kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler, ambalaj ve sarma amaçlı kağıtlar, karton kutular. Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, (pullar). Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç; kırtasiye tipi kağıt ürünler ve yapıştırıcılar dahil). Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar” ile 41. Sınıfa giren; “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri. Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri” yönünden, kullanmama nedeniyle dava tarihinden geçerli olmak üzere (kısmen) iptaline bu kapsamda sicilden terkinine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: Asıl Dava Bakımından; ... sayılı markanın "basılı yayınlar, basılı evrak; kitaplar, dergiler"in satışı hizmetleri bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine fazlaya ilişkin taleplerin reddine, Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 9.697,50-TL yargılama giderinin takdiren 554,14-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Karşı dava bakımından; ... sayılı markanın, emtia listesinde yer alan ve kullanımı ispat edilemeyen, 16. Sınıfa giren; “Kağıt, karton (mukavva) ve bunlardan yapılmış ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç); kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler, ambalaj ve sarma amaçlı kağıtlar, karton kutular. Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, (pullar). Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç; kırtasiye tipi kağıt ürünler ve yapıştırıcılar dahil). Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar” ile 41. Sınıfa giren; “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri. Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri” yönünden, kullanmama nedeniyle dava tarihinden geçerli olmak üzere (kısmen) iptaline bu kapsamda sicilden terkinine fazlaya ilişkin taleplerin reddine, Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 3.619,00-TL yargılama giderinin takdiren 2.211,61-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/12/2024
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
ASIL DAVA DAVACI MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 172,00-TL GİDER AVANSI :9.525,50-TL TOPLAM :9.697,50-TL
KARŞI DAVA DAVACI MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 619,00-TL GİDER AVANSI :3.000,00-TL TOPLAM :3.619,00-TL