İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/466 E. 2024/472 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/466
- Karar No
- 2024/472
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/466 Esas - 2024/472 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/466 KARAR NO : 2024/472
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali DAVA TARİHİ : 02/12/2022 KARAR TARİHİ : 07/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin "..." markasını 43.sınıfta yer alan hizmetlerde başvuru yaptığını, bu başvurunun davalı şirkete ait ... başvuru numaralı "... grubu" ibareleri markadan dolayı ... tarafından red edildiğini, müvekkilinin ve müvekkilinin grup şirketi olan ... ... San. Ve Tic. A.Ş.'nin eskiye dayalı kullanımı ve marka tescillerinin bulunduğunu, müvekkilinin, ...ilçesinde özellikle konaklama sektöründe faaliyet göstermek amacıyla 1985 tarihinde kurulan bir şirket olduğunu, "..." ibaresini içeren çeşitli marka tescilleri göz önüne alındığında, kurum kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin ... başvuru numaralı ve 17.09.2021 tescil tarihli "..." ibareli markasının olduğunu, müvekkil şirketin grup şirketi konumundaki ... ... San. Ve Tic. A.Ş.'ye ait ... başvuru numaralı, 17.05.2016 tescil tarihli "..." ibareli markasının da olduğunu, "..." ibaresi ailenin soy isminden geldiğini, müvekkilinin ..." ibareli marka üzerinde gerçek hak sahipliğinin bulunduğunu, müvekkilinin markası ile redde mesnet olan "... " markası arasında herhangi bir benzerliğin bulunmadığını, markalar arasında görsel, işitsel ve bütünsel anlamda iltibas düzeyinde bir benzerlik bulunmadığını, dolayısıyla markalar arasında iltibasın söz konusu olmayacağını belirterek müvekkilinin ... nolu marka tescil başvuru talebinin reddine ilişkin ...’nın 06.10.2022 tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; müvekkilinin “...” markasının yıllara dayanan tecrübesi ve kaliteli hizmeti ile, müşterilerine vermiş olduğu güvenle Türkiye’nin her yerinde gümrükleme, taşımacılık ve depolama hizmeti verdiğini, müvekkilinin ... nezdinde tescilli ... esas unsurlu markalarının olduğunu, “...” ibareli markaların tüketiciler nezdinde maruf ve meşhur hale geldiğini, davacının eskiye dayalı kullanıma ve kazanılmış hakka ilişkin iddiaları maddi gerçekten uzak olduğunu, “...” markaları üzerinde gerçek hak sahibi müvekkil şirket olduğunu, müvekkilinin ... markasını aktif olarak kullandığını, müvekkilinin, “...” esas unsurlu markaları ile 30 seneyi aşkın bir süredir ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, söz konusu ... ibaresini hem markalarında hem de ticaret unvanının esaslı unsuru olarak sektörde çok uzun yıllardır kullandığını, “...” markası, ortalama tüketici nezdinde, müvekkilinin yeni bir markası olduğu intibasını yaratacağını, her iki markanın asli, müşterek unsurunun “...” ibaresi olduğunu, markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin ... tescil numaralı “...” esas unsurlu “... ” markası ise, halihazırda 01-45. sınıflarda tescil edildiğini, davacının koruma talep edilen hizmetlerin müvekkilinin markasının kapsamında davacının SMK 6/9 uyarınca kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın tescil edilmesi, haksız rekabet teşkil edeceğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusuna davalı tarafından yapılan itirazın kabulü akabinde davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalının 18.03.2021 tarih ve ... sayılı "..." ibaresinin 43. Sınıfa giren hizmetlerde kullanılmak üzere yaptığı marka başvurusunu ... ... tarafından 6769 s. SMK’nın m. 6/1 hükmüne dayanarak tescil edilmek üzere 27.04.2021 tarihli ve 371 sayılı ...’nde ilanı üzerine davacının tescilli markalarına ve 6769 sayılı SMK’nın m. 6/1, 6/5, 6/9 hükümlerine dayalı olarak itiraz ettiği, davacının bu itirazının ... tarafından red edildiği ve davacının bu red kararına karşı ... nezdinde itiraz yaptığı ve huzurda dava konusu edilen 06.10.2022 tarih ve ... sayılı kararı ile; ''...Bu hususlar çerçevesinde, başvuruya konu "..." ibareli marka ile asli/bağımsız ayırt edici unsuru "..." ibaresi olan ... sayılı "... grubu" ibareli marka arasındaki görsel ve işitsel yönden benzerliğin yanı sıra, markaların aynı/benzer mal/hizmetleri kapsaması hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Sayılan nedenlerle, yayına itiraz incelemesi neticesinde verilen başvurunun reddine yönelik karar ve gerekçesi isabetli görülmüştür. Ret kararına konu başvurunun kullanımı, önceki tarihlerde tescil edilmiş markalarla karıştırılma olasılığını ortadan kaldırmadığından ve Kurum incelemede markaların koruma kapsamını dikkate almak zorunda olduğundan, başvuru sahibinin kullanım gerekçeli itirazları da haklı bulunmamıştır. Diğer iddialar da yerinde görülmemiştir. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir. İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir.” şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen RAPORDA / EK RAPORDA özetle: - Dava konusu ... sayılı “...” ibareli marka ile redde mesnet gösterilen ... markası arasında görsel ve işitsel olarak benzer olduğu taraf markaların kapsamlarında yer alan 43. Sınıftaki hizmetlerinde aynı olduğu dikkate alındığında markalar arasında iltibas tehlikesi oluşacağı, - 6769 Sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu’nun 6/3 maddesi uyarınca: davacının, “...” markasını çekişme konusu 43. sınıftaki “Geçici konaklama hizmetleri,” hizmetleri üzerinde kullandığını ispat edildiği, bu bağlamda davacı tarafça kullanım ispatı yerine getirildiği, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen 2.EK RAPORDA özetle: Davacının ve davalının itirazları doğrultusunda, kök raporda tespit ve değerlendirmeleri değiştirmeyi gerektirecek bir husus bulunmadığı, mahkemenin görevlendirmesi nazara alındığında yine 6/3 maddesine ilişkin görüşlerin kök ve 1. Ek raporla uyumlu olduğu, davalının müktesep hakka ilişkin iddiasının da davalıdan ziyade davacı tarafından iş bu dosya kapsamında talep edilecek bir konu olması ve ek olarak davacının zaten “...” ibaresine ilişkin herhangi bir tescilli bulunmadığından müktesep hakka ilişkin değerlendirmenin de yapılamayacağı bildirilmiştir. Bilirkişi kök raporlarının ve ek raporların her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporların usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Marka Hukuku bağlamında kazanılmış haktan söz edilebilmesi için bazı koşulların gerçekleşmesi gerekmektedir. ... 19.09.2008 gün ve ... sayılı "..." yine, 14.11.2008 gün ve ... sayılı '...' kararlarında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir. Buna göre: Öncelikle kazanılmış hak teşkil eden markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması, yani kullanım ve tescilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması gerekir. Kazanılmış hak teşkil ettiği ileri sürülen markaya dayalı olarak yapılan başvurunun, ilk markanın asli unsuru muhafaza etmesi ve bu markadan uzaklaşmadan oluşturulması gerekir (önceki markanın asli unsuru değişmiş ise, bu artık yeni bir marka başvurusu olacaktır). Son olarak da; sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları/hizmetleri içermesi, emtia listesinin genişletilmesi yoluna gidilmemesi gerekir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Markası
... ...+... (43. sınıf) (01 - (...), 43, 44, 45. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davacının davaya konu olan markasının başvuru kapsamında yer alan 43. Sınıfta yer alan “TÜM HİZMETLER” redde mesnet olan davalının markasının tescil kapsamında yer aldığı, bu kapsamda taraf markaların tescil kapsamındaki belirtilen bu hizmetlerin birebir aynı olduğu görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Yargıtay HGK’nun 13.06.2012 tarih ve ... sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır. Davalının markasının incelenmesinde; davaya konu olan marka kelime unsurundan oluşmakta olup hiçbir ... unsuru içermeden düz yazı ile eşit büyüklükte aynı sırada “...” ibaresinden oluştuğu, markada yer alan “...” ibaresi tescil edilmek istenilen hizmetlere gönderme yapması nedeniyle ayırt ediciliğinin görece olarak düşük olduğu ve markanın esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; redde mesnet olan davalı marka ise kelime ve ... unsurundan oluşan karma bir marka olup başında yuvarlak yapıda özgün bir ... unsuru ile devamında kalın punto ile küçük harflerle ... ibaresi devamında ise zayıf punto ile grubu ibaresinden meydana geldiği, markada yer alan “...” ibaresi ekip, kategori anlamını barındırdığı dikkate alındığında bu ibarenin her sektörde rahatlıkla kullanabileceği dikkate alındığında bu ibarenin ayırt ediciliğinin görece olarak düşük olması nedeniyle markanın asli unsurunun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "...+..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "...+..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, Öte yandan davacının markasal kullanımına konu “...” ibaresinin, eskiye dayalı olarak üzerinde tarih olmayan Otel odalarının fotoğrafları, internet sitesindeki görseller, 2020 yılına ait 2 adet, 2019 yılına ait 1 adet, 2018 yılına ait 1 adet, 2017 yılına ait 2 adet, 2016 yılına ait 1 adet, 2015 yılına ait 3 adet olmak üzere toplam 10 adet fatura, dava dışı ... ... San. Tic. AŞ’ye ait 2002 tarihli ... firma sicil bilgisi ile ... ... isimli internet sitesinden alınan üzerinde tarih olmayan görseller sunduğu, sunulan belgelerden eylemli, yoğun ve ciddi bir şekilde kullanımın söz konusu olmadığı, SMK 6/3 koşullarının somut olayda oluşmadığı, Müktesep hakkın kabulü üç koşula bağlanmıştır. Bunlar: müktesep hak iddia edilen tescilli marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması, eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması, markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması, dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olmasıdır. Davacının zaten “...” ibaresine ilişkin herhangi bir tescilli bulunmadığından müktesep hakka ilişkin değerlendirmenin de yapılamayacağı kabul edilmiştir. Aksi yöndeki beyan ve görüşlere itibar edilmemiş açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/11/2024
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır