İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/448 E. 2024/569 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/448
Karar No
2024/569
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/448 Esas - 2024/569 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/448 KARAR NO : 2024/569

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA ... : 21/11/2022 KARAR ... : 24/12/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; davanın konusunu oluşturan ... ... markasının müvekkili ve müvekkilinin miras bırakanları tarafından ilk kez kendileri ürettiğini, uzun yıllardır nizasız ve fasılsız şekilde kullandığını, mezkur markanın müvekkilinin mirasçısı olduğu dava dışı muris ...’ın ailesi tarafından yaratılarak 1895 yılından itibaren kullandığını, dava dışı ...’ın 1984 yılında vefatı ile söz konusu markanın malikliği ve kullanma hakkının muris ...’ın mirasçıları olan davacı müvekkil ve kardeşlerine intikal ettiğini, söz konusu markanın gerçek hak sahipliğinin 1895 yılından beri müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin ... nezdinde muhtelif sayılı ... ... ibareli tescilli markalarının olduğunu, davalının ... sayılı ... ... ... ... ibareli marka başvurusunun ilanına müvekkili tarafından itiraz yapıldığını bu itirazın ... ve ... tarafından red edildiğini, ancak dava dışı olan 3.kişi tarafından yapılan itirazım kabul edildiğini, 3. Kişinin markalarının müvekkilin markasına göre daha az benzerlik gösterdiğini, müvekkilinin ... ile ... ... ... ... ibareli markalarının ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğunu, anılan markalara bakıldığında üst sağ kısmında ... harflerinin büyük ve benzer tasarımda, yazı tipi, punto ile yazıldığını, müvekkiline ait ... nolu markasında yer alan “...” kelimesindeki “y” harfi ile ... kelimesindeki “k” harfinin birbiri ile birleşmesi ile aynen taklit edildiğini, markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak da benzer olduğunu, seri marka izlenimi yarattığını, davalının marka başvurusunun 43. Sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden tescil başvurusunda bulunduğunu ... nolu markanın da 35. Sınıfta Müşterilerin et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil).Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Tıbbi amaçlı olmayan ve tamamlayıcı gıda maddeleri (polen, proteinler, karbonhidratlar dahil).Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar.Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler. Mayalar, kabartma tozları; unlu mamullerin formunu, rengini iyileştirici, bayatlama süresini geciktirici doğal maddeler. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububat (tahıl) ve mamülleri. Pekmez, Tarım ürünleri, bahçecilik ürünleri ve tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri ve tıbbi amaçlı olmayan katkıları. Malt (insan tüketimi için olmayan).Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar, tonikler. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar mallarını elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri ( belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir ) hizmetlerinde ... sayılı Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil). Büro hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık hizmetleri(muhasebecilik hizmetleri dahil). İthalat ihracat acente hizmetleri. Ticari ve sınai ürünler için eksperlik hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir) hizmetlerde tescilli olduğunu, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu markalardan ... nolu 43. Sınıfta, ... nolu 30 ve 43. Sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin tescilli olduğu sınıflardaki mal ve hizmetlerle dava konusu 43. Sınıftaki hizmetlerin ayniyetinin olduğunu, 35. Sınıftaki hizmetlerle de kesiştiğini benzer ve bağlantılı hizmetlerde tescilli olduğunu, müvekkilinin tescilli markalarda kullanılan şeklinde davalı şirketim markasında kötü niyetle kullanıldığını, müvekkilini tanınmış marka haline geldiği taşınmazı ... Gıda San. A.Ş.’ye 10 yıllığına kiraya verdiğini, bu kira sözleşmesine markasal hakların kendisine ait olduğunu teyit edilmesi amacıyla ve herhangi bir hak kaybına uğramamak adına ... ibaresinin gerçek hak sahibinin kendisi olduğu ve kiracı şirketin sadece kira sözleşmesi süresince bu ibareyi kalabileceğine dair bir madde hükmü eklendiğini, anılan sözleşme daha sonra ... Gıda San. A.Ş. sahibi ... ile yenilendiğini, ...’un ise kötü niyetli olarak “... ... ... ...” ve “... ... ” markalarını tescil ettirdiğini, ... sayılı markaların dava dışı ...’e geçişi ve söz konusu markaların hukuka aykırı şekilde davalıya devir edilmesi ve ardından devrin haksız ve hukuka aykırı olduğunun anlaşılması üzerine markaların tekrar ...’e geçişi ile davalının söz konusu ibareler üzerinde herhangi bir hakkının bulunmadığını, müvekkilinin ... ... ... markalarının tüketici nezdinde tanınır ve bilinir hale gelen ve müvekkili tarafından büyük emek, çaba, paralar harcayarak markasını işletmesiyle bütünleştirdiğini, dava konusu markanın kötü niyetli olduğunu, hem de markanın yedekleme amacı taşıdığını, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde tüketici nezdinde iltibas ve karışıklık yaratacağını, müvekkilinin tescilli markalarına tecavüz edeceğini, söz konusu markanın tesciline cevaz verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin tüketici nezdinde haklı olarak elde etmiş olduğu imaj ve itibar ile müşteri çevresinden haksız kazanç sağlamak amacıyla dava konusu markayı tescil ettirmeye çalıştığını belirterek ...’nın 21.09.2022 tarih ve ... sayılı kararının iptaline, dava konusu ... sayılı “... ... ... ...” ibareli markasının hükümsüzlüğüne ve marka sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket davaya cevap vermemiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ...’nın 21.09.2022 tarih ve ... sayılı kararının iptali ve dava konusu ... sayılı “... ... ... ...” ibareli markasının hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalının 13.08.2020 tarih ve ... sayılı 43. Sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” hizmetlerde kullanılmak üzere yaptığı marka başvurusunu ... ... tarafından 6769 s. SMK’nın m. 6/1 hükmüne dayanarak tescil edilmek üzere 17.05.2021 tarihli ve 372 sayılı ...’nde ilanı üzerine davacının tescilli markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, davacının bu itirazının ... tarafından red edildiği ve davacının bu red kararına karşı ... nezdinde itiraz yaptığı ve huzurda dava konusu edilen 21.09.2022 tarih ve ... sayılı kararı ile; ”Somut olayda, sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda itiraza konu başvurunun itiraz gerekçesi markalar ile karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzer görülmemesi de dikkate alınarak başvurunun tescili halinde 6769 sayılı SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddelerinde belirtilen koşulların ortaya çıkmayacağı değerlendirildiğinden tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia somut delillerle ispatlanamadığından ve diğer başkaca koşulların varlığı bulunmaksızın, bir başvurunun sadece önceki tarihli marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğu iddiası, o başvurunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru addedilmesini gerektirecek bir husus olmadığından, kötü niyet iddiasına dayalı itiraz da kabul edilmemiştir. SMKMd. 6/6, 6/7, 6/8 kapsamında yapılan itirazlar da yerinde bulunmadığından itirazın tüm gerekçeleri ile birlikte reddi gerekmiştir.” şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda özetle:davaya konu olan ... sayılı marka ile davaya mesnet olan davacının ... sayılı markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, bununla birlikte davaya konu olan markanın 43. Sınıftaki tescil kapsamına alınmak istenilen hizmetlerin, davacının markasının tescilli kapsamına giren 35. Sınıftaki ile ilişikli olduğundan markalar arasında SMK 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma ihtimalinin / iltibas tehlikesinin bulunduğu, davacının “gerçek hak sahipliği”, “tanınmışlık” ve “ticaret unvanından kaynaklanan hak” iddialarının davalı markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/ etkisinin olamayacağı, davacı yan markalarının tanınmışlığını gösterir nitelikte yeterli delilin dosyada mevcut olmadığından SMK 6/4 ve 6/5 maddelerinde sayılan koşulların oluşmadığını, SMK 6/7 ve 6/8 maddelerinin somut olayla doğrudan bir bağlantısı olmadığı ilgili maddelerdeki koşulların dahi oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Bilirkişi kurulunca düzenlenen EK RAPORDA özetle: - Kök raporda da belirtildiği üzere davaya konu olan ... sayılı marka ile davaya mesnet olan davacının ... sayılı markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, bununla birlikte davaya konu olan markanın 43. Sınıftaki tescil kapsamına alınmak istenilen hizmetlerin, davacının markasının tescilli kapsamına giren 35. Sınıftaki ile ilişikli olduğundan markalar arasında SMK 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, - Kök raporda da izah edildiği üzere davacının “gerçek hak sahipliği” ve “tanınmışlık” iddialarının davalı markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/ etkisinin olamayacağı, - Dava konusu “... ... ...” ibareli davalı markasının 6769 sayılı SMK’nun 5/1-f bendi anlamında halkı yanıltıcı bir marka işareti olmadığı, - Dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığına ilişkin ispata elverişli delillerin olmadığı, ek olarak bu hususun Mahkeme’nin takdirinde olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporlarının usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Öncelikli olarak davaya mesnet gösterilen mesnet olan markalar ... Sayılı “...” ... markanın resen reddedildiği, ... sayılı “...” markanın resen red edildiği, ... sayılı “... ...” markanın resen red edildiği, ... sayılı “... ... ...-... ...” markanın resen red edildiği, ... sayılı “... ... ...” markanın resen red edildiği, ... sayılı “...” markanın resen red edildiği, ... sayılı “... ... ...” markanın resen red edildiği, ... sayılı “... ... ... ...” markanın resen red edildiği, ... sayılı “...” markanın resen red edildiği, ... sayılı “...” markanın resen red edildiği, ... sayılı “...-... ...” markanın resen red edildiği, ... sayılı “... ... ... ...” markanın resen red edildiği, ... sayılı “... ...” markanın resen red edildiğinden bu markalar hüküm ifade etmediğinden değerlendirmeye alınmamış; bununla birlikte davaya mesnet olan ... sayılı markanın tescil kapsamındaki hizmetler ile davaya konu olan markanın hizmetlerinin aynı/benzer ya da ilişki durumu söz konusu olmadığı tetkik edilmiştir. Dava konusu marka ile ... sayılı marka karşılaştırılmıştır. SMK 5/1-f maddesi yönünden: Somut olayda davalı markasında yer alan “... ... ...” ibaresi bütünsel olarak incelendiğinde kelime ve ... unsurundan oluştuğu, “... ... ...” ibaresinin 6769 sayılı SMK’nun 5/1-f bendi kapsamında “mutlak yanıltıcı” olduğundan söz edilmesinin mümkün olmadığı, söz konusu ibarenin çekişme konusu 43. Sınıf “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” hizmetler bakımından yanıltıcı bir anlam içermemekte ve ilgili tüketicilerin bu ibare nedeniyle yanılıp aslında satın almayacağı bir malı satın alması mümkün görünmediği, “... ... ...” ibaresi bakımından SMK 5/1-f bendi bağlamında tescil engelinden söz edilebilmesi için, ancak emtianın mahiyetine, niteliğine ilişkin doğrudan ve mutlak bir yanıltıcılık söz konusu olması gerektiği, 5/1-f hükmü, mal veya hizmetin aslında taşımadığı bir yapısal özelliği taşıdığının belirtilmesi yoluyla, tüketicinin doğrudan yanıltılmasını engellemek amacıyla getirilmiş bir düzenleme olduğu, diğer mevzuatlardaki yasakların bu kapsamda yer almayacağı, bu nedenle SMK’nun 5/1-f bendi anlamında bir yanıltıcılığın somut olayda oluşmadığı kabul edilmiştir. SMK 6. Maddesi Anlamında: Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Davacı Markası

... ... ... ...+... ... ...+... (43. sınıf) (35. sınıf)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davaya konu olan markanın 43. Sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” ile mesnet olan markanın hizmetlerinin birebir aynı olmadığı; ancak mesnet olan ... sayılı markanın 35. Sınıftaki Müşterilerin et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri.. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar, Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Sebze ve meyve suları mallarını elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir ). hizmetlerle davaya konu olan markanın hizmetlerinin birbirleri ile ilintili olduğu görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; davaya konu olan marka ise yine kelime ve ... unsurundan oluşan karma bir marka olup verev şekilde düzenlenen yıldız şeklindeki baloncuk şeklin içinde ... ibaresi ile bunun hemen altında sırasıyla ... ... ibaresi ile ... ibaresinden meydana geldiği, davaya konu olan markanın başında yer alan “...” ibaresi eski anlamını barındırdığı, bu ibarenin taşıdığı anlam bakımından tescil edilmek istenilen hizmetler açısından köklü olduğuna vurgu yapılması için konumlandırıldığı dikkate alındığında markaya ayırt edicilik katmadığından markada tali unsur işlevinde olduğu, bütünü itibariyle esaslı unsurunun “... ...” olduğu anlaşılmaktadır. Davacının markasının incelenmesinde; davacının mesnet olan markasının kelime ve ... unsurundan oluşan karma bir marka olduğu, markanın; kırmızı renkle sırasıyla alt alta “...” ibaresi ile yanında özel tasarlanmış ... ibaresinden oluştuğu, bütünü itibariyle esaslı unsurunun “...” olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay HGK’nun 13.06.2012 tarih ve ...sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "... ... ... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, davacının ve davalının markalarının bütünü itibariyle esaslı unsurunun “... ...” ve “...” ibaresi olduğu; markalarda yer alan ... ibaresi ise tescil edilmesi düşünülen hizmetler bakımından ayırt ediciliği görece olarak düşük olup markada tali unsur niteliğinde olduğu, bu kapsamda markada dikkat çeken unsurun “...” ibaresi olduğu, ayrıca “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde doğrudan tanımlayıcı ya da jenerik bir kavram olduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "... ... ... ...+..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, SMK 6/1 koşullarının somut olayda gerçekleştiği, Davacı yanın işlem ve dava dosyasına önceki tarihli “...” markasının özellikle çekişme konusu “YİYECEK VE İÇECEK SAĞLANMASI” hizmetlerde kullanımlarını ortaya koyar nitelikte 1983 yılına ait veraset intikal beyannamesi, tarihsiz internet sitesinden alınan görseller ve yine 01.02.1989 yılına ait ... Kira sözleşmesinin yer aldığı, hal böyleyken davacı yanın “...” markasını YİYECEK VE İÇECEK SAĞLANMASI” aktif olarak kullanamadığı ve bu hizmetler bakımından anılan ibare üzerinde gerçek hak sahibi olmadığı, bu durumda uyuşmazlık konusu hizmetlerin 43. Sınıf olmasından ötürü bu durumun davacı lehine ek bir koruma sağlamayacağı; SMK 6/3 koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, davacı yanın SMK m. 6/6 kapsamında değerlendirilebilecek bir üstün hakkının mevcut olmadığı, Davacı tarafından işlem dosyasına ve dava dosyasına sunulan delillerden davacı yan markalarının tanınırlığı açısından bir kanaate varılması için yeterli olmayıp aktif bir ticari kullanımı olan herhangi bir marka açısından olağan kullanım kapsamında değerlendirilebilecek deliller olduğu, davacı yanın dava dilekçesinde yer alan ve tanınmışlık iddialarına yönelik istatistiki bilgilendirmelerini destekler nitelikte somut ek veriler dosya içerisinde yer almadığından davacı yanın tanınmışlık temelli ek bir korumadan yararlanamayacağı; SMK 6/4 ve 6/5 koşullarının somut olayda oluşmadığı, “...” ibaresinin ortak veya garanti markası niteliğine haiz olduğuna yönelik herhangi bir kayıt bulunmadığından bu madde kapsamında bir değerlendirme yapılması mümkün olmadığı, SMK 6/7 koşullarının somut olayda oluşmadığı, Somut olayda davacı yan markasının tescilli ve koruması devam etmekte olan markalar oldukları görülmüş olduğundan, davacı yanın anılan nispi ret nedenine dayalı bir haktan yararlanmasının mümkün olmadığı,SMK 6/7 koşullarının somut olayda oluşmadığı, anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davaya konu ... sayılı kararının 43.sınıftaki mallar bakımından İPTALİNE, fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, kararın verildiği tarihte davaya konu marka tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük talebine ilişkin KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA şeklinde karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-Davaya konu ... sayılı kararının 43.sınıftaki mallar bakımından İPTALİNE, Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, Davaya konu marka tescil edilmemiş olduğundan Hükümsüzlük talebine ilişkin KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e verilmesine, 5-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 8.374,4‬0-TL yargılama giderinin takdiren 4.187,20-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/12/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 172,90-TL GİDER AVANSI :8.201,50-TL TOPLAM :8.374,4‬0-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/448, K. 2024/569, T. 24.12.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-448-e-2024-569-k-0cf855c19509