İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/187 E. 2024/450 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/187
Karar No
2024/450
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/187 Esas - 2024/450 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/187 KARAR NO : 2024/450

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 23/05/2022 KARAR TARİHİ : 31/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili ... San. A.Ş., Türkiye’nin önde gelen sanayi ve ticaret toplulukları arasında yer aldığını, başta süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri ile çeşitli gıda maddelerinin üretim ve satış faaliyetiyle iştigal eden, bu sektörde ülkemizin öncü kuruluşlarından olduğunu, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında tüketici nezdinde haklı bir şöhrete ulaştığını, müvekkili şirketin, dava konusu markanın tescili istenilen ürünler de dâhil olmak üzere tescilli ve önceki tarihlerden beri kullanılmakta olan muhtelif sayıda “...” ibareli markası bulunduğunu, tescilli bu markaların varlığına ve tüketici nezdindeki bilinirliğine rağmen, davalının, müvekkil şirketin tescillerinden çok sonra 22.04.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile “..." ibaresi ile 29. Sınıf mal ve hizmetler yönünden başvuruda bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan itirazların reddedildiği ve iş bu davanın açılmasının zaruri olduğunu, ... tarafından inceleme konusu yapılmamış ise de, dava konusu marka ile müvekkili şirketlere ait "..." unsurlu markalar ayırt edilemeyecek kadar aynı olduğunu bu bağlamda SMK’nın 5/1-ç maddesi kapsamında tescil engeli taşıdığını, davalı tarafından tescil başvurusunda bulunulan “...” ibaresinin esas unsurunun "..." olduğunu ve müvekkili şirketin markalarındaki ... ibaresinin davalı başvurusunda kullanılması, müvekkili şirket adına tescilli markaların tanınmışlık düzeyinden haksız ve kanunsuz bir şekilde yararlanma amacı taşıdığını, hem görsel hem de işitsel olarak tüketicinin dikkatini çekecek ve kulağında kalacak unsurun “...” olacağını, müvekkil şirket markaları ile seri markalar olduğu izlenimi yaratacağını, bu durumda dava konusu marka başvurusu sahibinin, ... markalı ürünlerin tüketici nezdindeki tanınmışlığından haksız bir avantaj sağlamamasının mümkün olmadığını, davalının asıl amacının “...” ibaresini yasayı dolanarak adına tescil ettirmek olduğunu, dava konusu marka incelendiğinde, ... ibaresinin esas unsur olduğu, ... ibaresinin sonuna yapılan eklemelerin/değişikliklerin, markalar arasında fark yaratmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tescili istenen marka ile müvekkil şirkete ait markaların birebir aynı olmadığı kabul edilse dahi, bu kez de marka tescil talebinin, 6769 sayılı sinai mülkiyet kanunu’nun 6/1 maddesi uyarınca reddi gerektiğini, markaların ayırt edilmesi mümkün olmayacak derecede benzer olduğunu, gerek görsel ve işitsel olarak dava konusu markanın müvekkili şirketlerin markaları ile karıştırılacağını, alıcı kitlesi tarafından markanın müvekkil şirketler ile bağlantılı olduğunun düşünüleceğini, davalının markayı bilerek seçmiş olduğunu, müvekkili şirketin “...” ibaresini uzun yıllardır kullandığını ve ilgili ibarenin ayırt edici unsur haline gelmesini sağladığını, maruf ve meşhur hale getirerek büyük bir tüketici kitlesi oluşturduğunu, Davalının amacının; müvekkili şirket tarafından “...” ibaresi ile piyasada oluşturulan tanınmışlığı, itibarı ve seri marka algısı yaratmak suretiyle müşteri çevresinden yararlanmak olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, taraf markalarının tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin birbirini tamamlayan aynı/aynı tür ürünler olduğunu, markaları birbirinin devamı olarak görebileceğini ve bu durumun Davalı markasının haksız kazanç sağlamasına neden olacağını, “...” markasının, ... nezdinde, tanınmış marka statüsünde yer aldığını ve SMK’nın 6/4 maddesine göre de davalı markasının reddinin gerektiğini, nitekim, "..." ibaresini gören tüketici "..." ibaresini önceden edindiği izlenimler ile müvekkil şirketlerin bir markası olarak algılayacak, sırf "..." ibaresi nedeni ile Davalının ürünlerini satın almak isteyebileceğini, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız bir yarar sağlayacağını, markanın itibarına zarar vereceğini, müvekkil markasının sulanacağını bu nedenle reddinin gerektiğini, davalının ... nezdinde ileri sürülen kullanmama def'i kapsamında, Müvekkil Şirket tarafından redde mesnet markaların kesintisiz ve fasılasız olarak kullanıldığına ilişkin deliller dosyaya sunulmuş olup, işbu deliller kapsamında markaların kullanıldığının ortada olduğunu, işbu delillerin yetersiz olduğu kanısının gerekçelendirilmediği de gözetildiğinde, dava konusu ... kararının yerinde olmadığını, ayrıca her ne kadar dava konusu ... kararında, ... kararına ilişkin olarak Müvekkil Şirket tarafından sunulan ikinci itiraz aşamasında, redde mesnet markaların kullanıldığına ve/veya ... kararında yer alan kullanım ispatına ilişkin hususlara itiraz edilmediğine dair kanaatlerin de yerinde olmadığını, zira dava konusu itiraz dosyası incelendiğinde, ikinci itiraz aşamasında bahsi geçen kanaatlere itiraz edildiği, redde mesnet markaların Müvekkili Şirket tarafından kesintisiz ve fasılasız olarak kullanıldığının ifade edildiğinin sabit olduğu, bu kapsamda ... kararının bu yönüyle de haksız olduğunu, dava konusu "..." ibaresinin ... Online Araştırma Sayfasında yapılan inceleme ile herhangi bir kimse tarafından Coğrafi İşaret olarak tescil edilmediğini, hal böyle olunca, davalının bu yöndeki savının dikkate alınmaması gerektiğini, SMK'nın işbu maddesi yönünden bir aykırılık olduğu durumda, davalı şirket markasının da işbu aykırılık kapsamında tescil edilmemesi gerektiğini, iddia ederek; ... ’nun usul ve yasaya aykırı 23.03.2022 gün ve ... sayılı ... kararının iptaline ve tescil edildi ise dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davacının redde mesnet gösterdiği markalar 1994, 1996 ve 1999 yıllarında tescil ettirilmiş "...” ibareli markalar olduğunu, iddiasında markaların uzun sure kesintisiz olarak kullanıldığını, maruf ve meşhur hale getirdiğini, ancak sunmuş olduğu kullanım delillerinde, 1994’ten bu yana neredeyse 30 yıldır tescilli bir marka olan "..." markası ile sadece 2019 yılının Temmuz, Eylül ve Ekim aylarında -piyasa tabiriyle- "birer parti mal" sattığını, nitekim diğer davalı kurumun bu delilleri yeterli saymadığını ve 6/1 kapsamında incelemeye almadığını, sunulan delil içeriklerinde “kahve” emtiası bulunduğunu ancak davacıya ait hiçbir marka tescilinde kahve emtiasının tescil kapsamında bulunmadığını, ek olarak sunulan delillerin tarihleri incelendiğinde marka başvurusundan sonra olduğu ve hatta dava açılmasından sonraki tarihleri kapsadığını, iş bu delillerin mahkeme tarafından dikkate alınmaması gerektiğini, davacı, iddiasına dayanak ne uzun yıllardır yapılan reklam harcamalarına dair delil, ne basında geniş yer bulan tanıtım ve promosyonları gösterir nitelikte delil ve ne de kullanım sonucu maruf ve meşhur hale getirilmiş ve ayırt edici nitelik kazanmış bir markaya dair delil dosyaya sunamadığını, 22/04/2020 tarihi ile 22/04/2015 tarihleri arasındaki “beş yıllık zaman diliminde” yapılan herhangi bir kullanım olup olmadığının tartışılması gerektiğini ki kurumun bu delilleri yetersiz bulduğunu, ''...'' ibaresinin turistik bir yer adı olduğu, coğrafi kaynak belirten ibarelerin marka olarak tescil edilemeyeceğini, 30 yıl önceki hukuki koşullar nedeniyle davacının bu tescili münhasır olarak aldığını, ancak kanunların değiştiğini, ... ibaresinin ayırt edici niteliğinin düşük olduğunu, nitekim ilgili sınıflarda yüzlerce marka tescil başvurusunun bulunduğunu,markaların ortak olarak içerdikleri ibarenin ayırt edici gücünün zayıf olması halinde ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunmadığını, ... Çiftliğinin bir bütün olduğunu, tali unsurun bulunmadığını, bu nedenle markaların bütünsel açıdan değerlendirildiğinde farklı olduklarını, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı tarafından "..." markasının 29. Sınıfta bulunan malları kapsayacak şekilde 22.04.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile başvuruda bulunduğu, ... yapılan ilk inceleme ve değerlendirme sonucunda, markanın ... no ve 12.05.2020 tarihli marka bülteninde ilanına karar verildiği, davacının iş bu ilana ... nolu markalarını mesnet göstererek itiraz ettiği, davalının kullanım beyanı talep ettiği, ...’nın ilgili delillerin yeterli bulunmadığı gerekçesiyle itirazı reddettiği, davacı yanın bu karara itiraz ettiği ve itirazları inceleyen ...’nun 23.03.2022 tarihli ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ..., ... sayılı "...", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. 6769 s. Kanun'un 6 ncı maddesi (1) inci fıkrası, "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmünü amirdir. Hükümden de anlaşılacağı üzere, 6769 s. Kanun'un 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için öncelikle, iki koşulun birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birincisi, tescili talep edilen markanın daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi marka(lar) ile aynı ya da benzer olması, diğeri ise uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer mal ya da hizmetleri kapsamasıdır. Bilindiği gibi markalar arasındaki karıştırılma ihtimali incelemesi; markalar arasındaki benzerlik düzeyi, mal/hizmetler arasındaki benzerlik düzeyi, itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın ayırt edici gücü ve ilgili tüketici kesiminin dikkat düzeyi gibi bir dizi unsurun değerlendirilmesine dayanır. Bu değerlendirme son tahlilde bütün unsurların birlikte değerlendirilmesiyle yapılmalıdır (...). Markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik değerlendirmesi markaların ayırt edici ve baskın unsurlarını da göz önünde bulundurarak markaların bıraktığı bütünsel intibaya dayanarak yapılmalıdır (...). Karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde, markaların ortak unsurlarının ayırt edicilik düzeyi öncelikle dikkate alınır. Karıştırılma ihtimali, kamunun ilgili kesiminin ihtilafa konu markalar ve mallar veya hizmetler hakkındaki algısı, karşılaştırmaya konu işaretlerin ve malların ve/veya hizmetlerin benzerliğinin karşılıklı bağımlılığı dahil olmak üzere inceleme konusu ihtilafa ilişkin tüm faktörler dikkate alınarak, bütüncül olarak değerlendirilmelidir. Karıştırılma ihtimaline ilişkin bütüncül değerlendirme yapılırken, ihtilafın konusu işaretlerin görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği, işaretlerin bütün olarak oluşturdukları izlenim esasında incelenmelidir. İşaretler arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, markayı parçalarına ayırmadan, ancak asli ve ayırt edici unsurları gözeterek, her iki markanın, ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel izlenime göre, "tüm faktörler" bir arada gözetilerek "global değerlendirme" yapılması gereğine ilişkindir. 6769 s. SMK madde 19/2 takip eden hükmü içermektedir: "6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye'de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye'de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması halinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." İtiraz, yukarıda belirtilen genel ilkeler çerçevesinde incelenmiştir. Öncelikle, başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi markalar hakkında SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; inceleme konusu başvurunun yapıldığı 22.04.2020 tarihinde anılan markaların beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla anılan markalar bakımından kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu; bu kapsamda yayına itiraz sahibi tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde ...'nın kullanımın ispatına ilişkin sunulan delillerin yeterli bulunmadığı" değerlendirmesinde bulunduğu ve bu çerçevede, kullanım ispatı talebine konu markalar bakımından SMK m. 6(1) kapsamındaki itirazı reddettiği görülmektedir. Diğer bir ifadeyle, ... kararına göre, anılan markalar yönünden SMK m. 6(1) kapsamındaki yayına itirazın reddedilmesinin temel gerekçesi, “markaların benzer olmaması” değil, bu markaların kullanıldıkların yeterli delillerle ispatlanamamış olmasıdır. Yayına itiraz sahibinin, ...’nin bu kararına karşı Kurul nezdinde yapmış olduğu ve işbu incelemenin konusunu oluşturan itirazında, kullanımın yeterli delillerle ispatlanamadığı yönündeki ... değerlendirmesine ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı ve karara itiraz dilekçesinde bu hususla ilgili herhangi bir gerekçe ya da açıklamaya yer vermediği tespit edilmiş olmakla birlikte, kullanım ispatı konusunun daha önceki aşamada (... nezdindeki yayına itiraz sürecinde) tartışılmış olması, kullanım ispatı konusunun ana uyuşmazlığa (SMK m. 6(1)) bağlı ve aynı uyuşmazlık içinde çözülmesi gereken bir mesele olması nedeniyle ve Kurul kararının bütünlüğü de gözetilerek yapılan incelemede ...’nin kullanımın ispatlanamadığı yönündeki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, kullanım ispatı talebine konu ..., ... sayılı "...", "...", "..." ibareli markaların kullanımlarının ispatlanamadığı sonucuna varılmış olduğundan, SMK m. 19(2) hükmü uyarınca, söz konusu markalara dayalı olarak SMK m. 6(1) kapsamında yapılan itirazın reddi gerekmiştir. Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraza başka bir mesnet marka gösterilmediğinden SMK m. 6(1) maddesi kapsamında yapılan itiraz haklı bulunmamıştır. Öte yandan eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeli itirazlar ise yeterli bilgi, belge ve delil ile ispatlanamadığından haklı bulunmamıştır. Belirtilen nedenlerle işbu itirazın tüm gerekçeleriyle reddi gerekmiştir.” gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle: Davacı şirketin hükümsüzlük gerekçelerinin de yeterli delillerle ispatlanamadığı görülmüş olduğundan davaya konu markanını hükümsüzlük şartlarının da oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. (5 Kişilik) Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle: A) ... KARAR İPTALİ TALEBİ YÖNÜNDEN; -Davaya konu ... sayılı davalı marka başvurusu ile ... ibareli davacı markalarının benzer olduğu; davalı başvurusu kapsamında yer alan 29. Sınıftaki Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Patates cipsleri” mallar bakımından taraf markalarının emtia listelerinin aynı olması nedeniyle markalar arasında işbu mallar itibariyle SMK m. 6/1 anlamında iltibas ihtimali BULUNDUĞU; -Davaya mesnet olan davacının ... ibareli markalarının davaya konu olan markanın başvuru tarihi itibariyle (22.04.2020) kullanıma ilişkin sunduğu belgelerin ciddi kullanım olabilecek nitelikte olmadığı dikkate alındığında SMK 19/2 kapsamında kullanımın ispatlanamadığı, B) HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN; -Davaya konu olan ... sayılı markanın, mesnet “...” ibareli markalar yönünden mevcut olan benzerliğin aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer markalar olarak değerlendirilmeyeceği, -Davaya konu ... sayılı ibareli davalı marka başvurusu ile davacının ... ibareli markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, bununla birlikte davaya konu olan markanın 29. Sınıftaki “Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Patates cipsleri” tescil kapsamına alınmak istenilen malların davacının markalarının tescilli kapsamına giren mallar ile birebir aynı olduğu ve markalar arasında SMK 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, -Ancak davaya mesnet olan davacının ... ibareli markalarının davanın açılış tarihi itibariyle (23.05.2022) kullanıma ilişkin sunduğu belgelerin ciddi kullanım olabilecek nitelikte olmadığı dikkate alındığında SMK 19/2 hükmü kapsamında kullanımın ispatlanamadığı, bu nedenle aynı SMK’nın m. 25 uyarınca hükümsüzlük nedeni BULUNMADIĞI, -Davacının “gerçek hak sahipliği”, “tanınmışlık” ve “ticaret unvanından kaynaklanan hak” iddialarının davalı markasının tesciline/hükmüne bir etkisinin olamayacağı, -SMK 6/7 ve 6/8 maddelerinin somut olayla doğrudan bir bağlantısı olmadığı, ilgili maddelerdeki koşulların dahi oluşmadığı, -Dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığına ilişkin ispata elverişli delillerin olmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporlarının usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Öncelikle, başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi markalar hakkında SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; inceleme konusu başvurunun yapıldığı 22.04.2020 tarihinde anılan markaların beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla anılan markalar bakımından kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu; bu kapsamda yayına itiraz sahibi tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde ...'nın kullanımın ispatına ilişkin sunulan delillerin yeterli bulunmadığı" değerlendirmesinde bulunduğu ve bu çerçevede, kullanım ispatı talebine konu markalar bakımından SMK m. 6(1) kapsamındaki itirazı reddettiği görülmektedir. Diğer bir ifadeyle, ... kararına göre, anılan markalar yönünden SMK m. 6(1) kapsamındaki yayına itirazın reddedilmesinin temel gerekçesi, “markaların benzer olmaması” değil, bu markaların kullanıldıkların yeterli delillerle ispatlanamamış olmasıdır. Buna göre yapılan incelemede: Kullanımın İspatı: Mevzuatın 19/2. Maddesi; “6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.” şeklindedir. Yine, 25/7 maddesinde ise; “6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.” hükmü düzenlenmiştir. Böyle bir durumda marka hükümsüzlüğü talep eden davacının dayanak yaptığı markasını kullandığını ispat etmesi gibi bir yükümlüğü doğacaktır. Hükümsüzlük davasına dayanak yapılan markanın tescilli markanın kullanılmadığına ilişkin def’i de makanın kullanılıp kullanılmadığı dava tarihinden itibaren geriye doğru beş yıl içinde gerçekleşmiş olmalıdır. Öncelikli olarak, davaya mesnet gösterilen ..., ... sayılı markalar, tescil tarihi itibariyle raporun emtia kıyaslaması yapılan bölümde çekişme konusu hizmetlerde geriye dönük 5 yıl içinde kullanıma dair deliller incelenmelidir. (Dava konusu ... numaralı markanın başvuru tarihi 22.04.2020 tarihi olması nedeniyle davacı markalarının kullanımının beş yıllık süre olan 12.12.1994, 09.01.1998 ve 12.09.2000 tarihleri için ispatlanması gerekmektedir). Geriye dönük son beş yıl içindeki (en eskisi 22.04.2015 olmak üzere) deliller incelendiğinde; 23.07.2019 tarihli 2 adet fatura, 18.09.2019 tarihli 2 adet fatura, 20.09.2019 tarihli 2 adet fatura, 23.10.2019 tarihli 2 adet fatura, 25.10.2019 tarihli 2 adet fatura, 23.07.2019 tarihli 1 adet fatura ile bu faturaların sucuk, salam, künefe, katmer malları için kesildiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte üzerinde tarih olmayan ürün ve tabela örnekleri de dosyaya ibraz edilmiştir. Söz konusu deliller tetkik edildiğinde, bu delillerin tek başına ciddi kullanımı ispatladığını kabul etmek mümkün olmayacağı mütalaa edilmiştir. Zira yasa, “ciddi kullanım şartı” aramaktadır. Daha açık ifade ile marka sahibinin markasını, ticarî hayatta kullanmasının yanı sıra markayı pazarda etkin şekilde sunulamaması, yeterli zaman geçmesine rağmen işaretin tüketici nezdinde kalıcı hâle gelmemesi, bunun sonucu olarak da işaret mal veya hizmetlerin kaynağını gösterme işlevini yerine getirememesi durumunda ciddî kullanım bulunmamaktadır. Kullanmanın ciddî olup olmadığı; kullanmanın süresi, şekli, işletmenin büyüklüğü, mal veya hizmetin türü, satış miktarı, rakip işletmelerin tutumu gibi çeşitli objektif ölçütlere göre yapılacak bir değerlendirme sonucunda belirlenmektedir. Dolayısıyla davacı kullanımını ispatlanması gereken 22/04/2015-22/04/2020 tarih aralığına ilişkin sunmuş olduğu deliller ciddi biçimde kullandığını ispatlayamadığı sonucuna varılmaktadır. Devamla; Hükümsüzlük talebi yönünden taraf markaları incelenmiştir. Taraf markalarının ... esas ibaresini içerdiği, ancak dava konusu markanın ... esas ibaresinin yanında ÇİFTLİĞİ ibaresini de içermesi nedeniyle taraf markalarının benzerliğinin SMK 5/1-ç bendi anlamında değil 6/1 maddesi kapsamında incelenerek değerlendirilmesi gerekmiştir. Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

... ... (29. sınıf) (05, 29, 30, 31, 32. sınıf)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davaya konu marka başvurusu kapsamında yer alan 29. Sınıf: Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Patates cipsleri” emtialarının davacı yana ait önceki tarihli markaların kapsamında yer aldığı tespit edilmiş olup bahse konu bu mallar bakımından mal ve hizmet benzerliği koşulunun gerçekleştiği, dolayısıyla belirtilen bu mallar bakımında taraf markalar arasında birebir aynılığın söz konusu olduğu görülmektedir. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu başvurunun sadece kelime unsurundan oluşan bir marka olup düz yazı ile herhangi bir şekil unsuru içermeden “...” ibaresinden oluştuğu, anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davaya mesnet olan markalarda yine davalının markası gibi herhangi bir şekil unsuru içermeden sadece kelime markası olup “...” ibaresinden oluştuğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, taraf markalarda ortak olan unsurun ... ibaresi olduğu ve davaya konu olan markanın sonunda yer alan ... ibaresinin de esasen “Tarım yapılan, hayvan yetiştirilen, çalışanlarının da oturması için evler bulunan geniş toprak parçası” anlamında olduğu ve bu ibarenin ise tescili talep edilen mallar bakımından ayırt ediciliğinin bulunmadığından davaya konu olan markanın esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğu ... ibaresinin taraflarda hem ilk unsur hem de baskın unsur olarak yer alması, markaların kavramsal kurgulanışı itibariyle benzer oldukları imajı yarattığı, başka bir ifade ile taraf markaların kurgu mantığının aynı özellikler taşıdığı, taraf markaları bütünsel algılarını oluşturan unsurlar itibariyle ... ibaresinin ortak olarak kullanımından kaynaklı bir benzerlik ilişkisi içerisinde olup ilgili tüketici grubunun dikkat ve özen düzeyine göre işaretler arasında karıştırılma ihtimaline neden olması mümkün olabileceği, açıklanan nedenlerle; “...” ibareli davalı marka başvurusu ile davacının mesnet “...” markası ile görsel ve işitsel yönden “benzer olduğu; davalı marka başvurusunun kapsamındaki 29. SINIF: Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Patates cipsleri bakımından da markaların hizmetlerinin de aynı olması nedeniyle işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında markalar arasında SMK m. 6/1 anlamında iltibas ihtimalinin bulunduğu; ANCAK, Bu markalar için hükümsüzlük açısından değerlendirme yapıldığında bilindiği üzere kullanmama definin davacı markalarının kullanımının beş yıllık süresi davanın açılış tarihi olan 23.05.2022 tarihinden geriye dönük 5 yıl içerisinde ispatlaması gerekmektedir. Bu kapsamda ... sayılı markanın tescil tarihi ... sayılı markanın tescil tarihi ...sayılı markanın tescil tarihi 09.01.1998 ila davanın açılış tarihi olan 23.05.2022 tarihleri için ispatlanması gerektiği, davacının bu tarihler aralığında ciddi olarak kullanıma ilişkin sunulan deliller incelendiğinde; 23.07.2019 tarihli 2 adet fatura, 18.09.2019 tarihli 2 adet fatura, 20.09.2019 tarihli 2 adet fatura, 23.10.2019 tarihli 2 adet fatura, 25.10.2019 tarihli 2 adet fatura, 23.07.2019 tarihli 1 adet fatura ile bu faturaların yoğunluk olarak sucuk, salam ve künefe, katmer malları için kesildiği tespit edildiği, bununla birlikte üzerinde tarih olmayan ürün ve Tabela Örnekleri, 2020-2022 tarihlerini barındıran 15 adet fatura ile üzerinde tarih bulunmayan ... kahve ürün görselleri yer aldığı, ayrıca ... ürününe ilişkin ambalaj ve satışının yapıldığını gösterir market reyonlarında çekilen ve üzerinde fiyat etiketleri bulunan ürün görselleri sunulduğu, bu belgeler dikkate alındığında; kullanmanın ciddî olmadığı, kullanmanın süresi, şekli, işletmenin büyüklüğü, mal veya hizmetin türü, satış miktarı, rakip işletmelerin tutumu gibi çeşitli objektif ölçütleri ispatlayamadığından davacının itirazına dayanak gösterdiği ... sayılı "...", "...", "..." ibareli markaların davanın açıldığı tarihinden önceki beş yıllık süre içinde, ülkemizde ciddi biçimde kullandığını ispatlayamadığı; dolayısıyla davaya konu markanın hükümsüzlük şartlarının da oluşmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan SMK 6/3 maddesi anlamında; davacının markasal kullanımına konu “...” ibaresinin, eskiye dayalı nitelik ve nicelikte dosyaya sunduğu belgelerin 23.07.2019 tarihli 2 adet fatura, 18.09.2019 tarihli 2 adet fatura, 20.09.2019 tarihli 2 adet fatura, 23.10.2019 tarihli 2 adet fatura, 25.10.2019 tarihli 2adet fatura, 23.07.2019 tarihli 1 adet fatura olduğu ve bu faturaların yoğunluk olarak sucuk, salam ve künefe, katmer malları için kesildiği; dosyada ayrıca 2020-2022 arasında ise 15 adet kahve ürünü, sucuk ve tatlı ürünlerinde kesilen faturaların da olduğu ve bu faturaların ise davaya konu markanın başvuru tarihinden sonra olduğu tespit edildiği, bu kapsamda davacının mesnet olan “...” markasını dava konusu 29. Sınıfta yer alan mallarda, SMK m. 6/3 hükmünde aranan markasal kullanımının “geniş bir coğrafyada kullanım” koşullarını karşılayamadığından 29. Sınıftaki mallar bakımından gerçek hak sahipliğinden doğan haklarının da oluşmadığı; bu kapsamda hükümsüzlük nedenlerine dayalı iddialarının yerinde olmadığı; SMK 6/3 maddesi koşullarının oluşmadığı, Dava dosyası incelendiğinde, davacının ... nezdinde de itiraz dayanaklarından birisinin tanınmış marka olduğu; ...’in resmi web sitesi üzerinden yapılan sorgulamada, mesnet olan “...” ibareli markanın tanınmış marka olmadığı; dosyaya sunulan dokümanlarında mesnet olan markaların tanınmışlığını ispatlayamadığı; ancak davacının ... markasının dava konusu mallarında belirli bir bilinirliği olduğu ancak bunun herkes ya da ilgili tüketici tarafından tanınmış marka olarak değerlendirileceği durumun oluşmayacağı; davalı markasının davacı markası ile dava konusu edilen 29. Sınıftaki mallar bakımında iltibasın gündeme geleceği; ancak SMK m. 6/4 ve 6/5 hükümleri gereğince tanınmış marka korumasından yararlanılabilmesi için, davalı tarafın davaya konu markasının, davacının markasının “tanınmışlığı”ndan haksız yarar sağlaması, “tanınmış marka”nın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşmuş/oluşma ihtimalinin olması gerektiği, taraf markaların benzerliğinin olması davacının markasının kullanıldığı sektörde bilinir bir marka olması halinde bile, SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların gerçekleşebileceği anlamına gelmeyeceği, tanınmışlığın varlığı koşulu sağlanmışsa, inceleme, önceki/tanınmış markanın zarar görecek şekilde etkilenmesi koşulu ile devam etmesi gerektiği, bu koşulun gerçekleşme ihtimali, haklı sebeplerle ortaya konulması gerektiği, dolayısıyla davalının markasının tescil edilmesi halinde, hayatın olağan akışı içinde SMK 6/4 ve 6/5 maddelerinde sayılan durumların ortaya çıkması ihtimali olduğu yönünde bir kanaat oluşmalıdır ki, davacının “tanınmışlık” iddiasının dava konusu edilen markanın tesciline bir engelinin olamayacağı; Dava konusu “...” ibareli marka başvurusuna itiraz eden davacı şirketin ticaret unvanı ...SAN. A. Ş. Şeklinde olduğu, davalı şirketin dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, ancak davacının ticaret unvanın çekirdek unsurunun “...” olduğu bu kapsamda taraf işaretlerin farklı olduğu; dolayısıyla davacının ticaret unvanından kaynaklı üstün bir hakkının kabulü halinde bu üstün hakkın davacı lehine ek bir koruma sağlamayacağı; Bu durumda davacının “gerçek hak sahipliği”, “tanınmışlık” ve “ticaret unvanından kaynaklanan hak” iddialarının davalı markasının tesciline/hükmüne bir etkisinin olamayacağı, SMK 6/7 ve 6/8 maddelerinin somut olayla doğrudan bir bağlantısı olmadığı, ilgili maddelerdeki koşulların dahi oluşmadığı, Dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı, anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/10/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/187, K. 2024/450, T. 31.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-187-e-2024-450-k-cb552ebc1628