İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/67 E. 2026/295 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/67
Karar No
2026/295
Karar Tarihi

T.C. ...5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ...5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/67 Esas KARAR NO : 2026/295

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 29/01/2021 KARAR TARİHİ : 29/04/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı Şirket Yönetim Kurulu üyesi ve Şirket ortağı olan müvekkillerinin miras bırakanı ...ile müvekkillerinin 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait ödenmeyen kar paylarının, (davalı tarafın açık kabulü ve yaptığı kısmı ödemeler dahil kar paylarının ve davalı Şirket tarafından ödenmesi gereken alacak miktarlarına ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 19.2400,00-USD (Amerikan Doları), ihtarın tebliğ tarihini müteakip 5 gün sonrası olan 08.02.2020 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak işlemiş ticari USD faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillere ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Sermaye şirketlerinde Ticaret Kanunundan doğan kar dağıtma zorunluluğunun olup olmadığı sorusuna gerek Ticaret Kanunu gerekse mevcut yargı kararları dikkate alındığında evet cevabı vermenin mümkün olmadığını, diğer yandan zorunluluk olması halinde hesap dönemlerini kar ile sonuçlandıran her sermaye şirketinin yasal yükümlülükleri arasına istekleri dışında belli bir oranda kar payı dağıtma ve bunun üzerinden gelir vergisi ve fon kesintisi yapma durumu doğacağını, bu yükümlülüklerin net bir yasal düzenlemeye dayanması gerektiğini, zorunluluğun dayandırıldığı Ticaret Kanununun ilgili maddesinin yedek akçe ile ilgili bir düzenleme olduğunu, bu maddede bahsedilen I. Temettü ile ilgili düzenleme, II. Tertip yedek akçenin hesabı ile ilgili olduğundan bu ayrıntının kar dağıtımı zorunluluğu olarak yorumlanıp, vergisel yükümlülüğe kadar devam ettirilmesinin pek doğru olmayacağı belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini talep etmiştir.

Dosya bilirkişilere tevdi olunmuş bilirkişi heyeti 20/08/2021 tarihli raporunda: Davacılar Teslime Gökgöz, Leyla İrem Gökgöz, ... ile davalı ... Analiz Ve Ölçüm Cihazları A.Ş. arasında görülen 2021/67 kar payı alacağı davasında davalı şirketin yönetim kurulunda aldıkları kar payına ilişkin kararlar genel kurulda alınması gereken kararlar olduğundan dolayı geçerli olup,olmadığına ilişkin yetkinin sayın mahkemede olduğuna, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun geçici 13. maddesinin 1. Fıkrası kapsamında , geçmiş yıl karlarının verilmemesi hususunda uygun olup, olmadığına, ilişkin yetkinin sayın mahkemede olduğunu bildirilmiştir. Dosya tekrar başka bir bilirkişi heyetine tevdi olunmuş bilirkişiler 28/02/2021 tarihli raporunda: ...3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/362 esas sayılı davasının sonucunun bekletici mesele yapılmasının yerinde olacağı şeklinde bir değerlendirme yapılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Dava, davacıların murisin 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait ödenmeyen kâr paylarının ödenmesine ilişkindir. Öncelikle davacı ... yönünden yapılan incelemede; davacıya ...Batı 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/474 Esas, 2020/30 Karar numarası ile vefat eden ...'ün mirasçılardan küçük kızı ...'ün ... Analiz ve Ölçüm Cihaz Tic. A.Ş. De bulunan ortaklık paylarını temsil kayyımı olarak teyzesi Zeynep Kurtuluş YETİM'in Temsil Kayyımı olarak atandığı, ancak davayı velayeten anne ... tarafından açıldığı, vasiye tebligat çıkarttılarak açılan davaya muvafakat verip vermediği, davayı takip edip etmeyeceğine dair davetiye tebliğ edildiği, herhangi bir beyan sunulmadığı, daha önce gönderilen tebligatlara da cevap vermediği, bu haliyle davayı takip etme iradesinin bulunmadığı görülmekle bu davacı yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; "davalı Şirket Yönetim Kurulu üyesi ve Şirket ortağı olan müvekkillerin miras bırakanı ...ile müvekkillerin,2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait ödenmeyen kar paylarının, (davalı tarafın açık kabulü ve yaptığı kısmı ödemeler dahil kar paylarının ve davalı Şirket tarafından ödenmesi gereken alacak miktarlarına ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 19.2400,00-USD (Amerikan Doları), ihtarın tebliğ tarihini müteakip 5 gün sonrası olan 08.02.2020 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak işlemiş ticari USD faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillere ödenmesini talep ettiğini, davalı ... Analiz ve Ölçüm Cihazları A.Ş. Vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile sermaye şirketlerinde Ticaret Kanunundan doğan kar dağıtma zorunluluğunun olup olmadığı sorusuna gerek Ticaret Kanunu gerekse mevcut yargı kararları dikkate alındığında evet cevabı vermenin mümkün olmadığını, diğer yandan zorunluluk olması halinde hesap dönemlerini kar ile sonuçlandıran her sermaye şirketinin yasal yükümlülükleri arasına istekleri dışında belli bir oranda kar payı dağıtma ve bunun üzerinden gelir vergisi ve fon kesintisi yapma durumu doğacağını, Bu yükümlülüklerin net bir yasal düzenlemeye dayanması gerektiğini, zorunluluğun dayandırıldığı Ticaret Kanununun ilgili maddesinin yedek akçe ile ilgili bir düzenleme olduğunu, bu maddede bahsedilen I. Temettü ile ilgili düzenleme, II. Tertip yedek akçenin hesabı ile ilgili olduğundan bu ayrıntının kar dağıtımı zorunluluğu olarak yorumlanıp, vergisel yükümlülüğe kadar devam ettirilmesinin pek doğru olmayacağı belirtilerek davanın reddini talep etmişlerdir. Taarflar arasındaki uyuşmazlık 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait kar payının dağıtılması gerekip gerekmediğine ilişkindir. TTK m. 509.2 hükmüne göre: “Kâr payı ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir. Ancak kâr payı hakkının doğması için Kanun’da aranan bu şartların gerçekleşmiş (şirket net dönem kârı bulunması ve/veya serbest yedek akçelerin müsait olması), tek başına yeterli değildir. Bir başka deyişle şirketin bir önceki faaliyet yılına ilişkin olarak net dönem kârı elde etmiş olması, otomatik olarak pay sahiplerinin kâr payı alacaklarının da doğduğu anlamına gelmemektedir. Anonim şirketlerde kâr payı hakkından söz edilebilmesi için, genel kurulda kâr payı dağıtılmasına ilişkin geçerli bir karar alınmış olması zorunludur. TTK m. 408.2.d hükmüne göre: “Çeşitli hükümlerde öngörülmüş bulunan devredilemez görevler ve yetkiler saklı kalmak üzere, genel kurula ait aşağıdaki görevler ve yetkiler devredilemez: d) …, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması”. Pay sahiplerinin kâr payı hakları: Kanun’da aranan şartların gerçekleşmiş olması (şirket net dönem kârı bulunması ve/veya serbest yedek akçelerin müsait olması) ve anonim şirket genel kurulunda kâr payı dağıtılmasına karar verilmesi ile birlikte alacak hakkı olarak doğmaktadır. Buna göre bir faaliyet dönemine ilişkin olarak şirket net gelir elde edememiş ve serbest yedek akçelerde de yeterli karşılık yoksa, pay sahiplerinin kâr payı hakkı doğmamaktadır. Bir faaliyet dönemine ilişkin olarak kâr payı dağıtılıp dağıtılmaması hususu genel kurulda görüşülmemişse şirketin o döneme ilişkin net dönem kârı bulunsa ve/veya serbest yedek akçeler müsait olsa bile- pay sahiplerinin kâr payı hakkı doğmamaktadır. Bir faaliyet dönemine ilişkin olarak genel kurulda kâr payı dağıtılmaması kararı alınmışsa ve karar geçerli ise (dürüstlük kuralına aykırılık gerekçesiyle TTK m. 445’e dayalı olarak üç aylık hak süre içinde açılmış iptal davası ile iptal edilmemişse), şirketin o döneme ilişkin net dönem kârı bulunsa ve/veya serbest yedek akçeler müsait olsa bile- pay sahiplerinin kâr payı hakkı doğmamaktadır. Kâr payı hakkı ancak bir faaliyet dönemine ilişkin olarak genel kurulda kâr payı dağıtılması kararı alınmışsa doğmaktadır. 2016 faaliyet yılına ilişkin genel kurul toplantısı 06.03.2017’de yapılmıştır. Toplantıda alınan 5 numaralı karar ile: “geçmiş yıl kârlarının dağıtılmayıp şirket bünyesinde bırakılmasına” karar verilmiştir. 2017 faaliyet yılına ilişkin genel kurul toplantısı 12.03.2018’de yapılmıştır . Toplantıda alınan 6 numaralı karar ile: geçmiş yıl karlarının dağıtılmayıp şirket bünyesinde bırakılmasına karar verilmiştir. Davacıların söz konusu kararların dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği iddialarının bulunması halinde bunu ilişkin TTK m. 445 hükmüne göre iptal edilebilmesi için üç ay içinde ve dava yoluyla ileri sürülebilmektedir; hükümde sözü edilen üç aylık süre hak düşürücüdür. Dava konusu olayda ise söz konusu sürelerin geçirilmiş olduğu sabittir. Bu itibarla: 06.03.2017’de yapılmış olan ve 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin kâr payının pay sahiplerine dağıtılmayarak şirket yedek akçeye aktarılmasına ilişkin karar geçerlik kazanmıştır. 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin kâr payı dağıtılmaması kararları geçerli bir şekilde alınmış olduğundan, pay sahiplerinin 2016 ve 2017 dönemlerine ilişkin olarak kâr paylarının doğduğundan söz edilemeyecektir. ...3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/362 Esas sayılı dosyasında; Davacılar; murislerinin ortağı olduğu davalı şirketin 25/05/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında; “Şirket Sermayesinin Geçmiş yıl dağıtılacak karlardan karşılanmak suretiyle 600.000,00-TL artırılmasına, şirket sermayesinin toplamda 700.000,00-TL olmasına ve ekteki tadil metni haliyle kabul edilmesine” dair karar alındığını, genel kurul kararının açık olmadığını, tutanaktaki “Geçmiş yıl dağıtılacak karlardan” ibaresinin yoruma açık olduğu gibi hangi yıllara ait kar payından karşılanacağının da belli olmadığını belirterek davalı şirketin 25/05/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (sermayesinin geçmiş yıl dağıtılacak karlardan karşılanmak suretiyle 600,000-TL artırılmasına ilişkin) kararının, “2020 yılı karından karşılanması” şeklinde olması gerektiğinden, iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece eldeki davanın süresinde açıldığı, iptale konu 25/05/2021 tarihli olağanüstü genel kurula yapılan çağrıda, genel kurulda toplantı ve karar nisabında yasa ve anasözleşmeye aykırı bir yön tespit edilemediği, davacılar vekilince genel kurul toplantısına sunulan vekaletnamede genel kurul toplantı tarihi ve her bir pay sahibinin sahip olduğu pay adedi yazılı olmadığından söz konusu vekaletnameye istinaden vekilin genel kurula kabul edilmemesinde, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 18/7 maddesi ve 21/1 maddesi hükümlerine aykırı bir yön tespit edilemediği, dolayısıyla vekilin genel kurula kabul edilmemesinde isabetsizlik bulunmadığı, bu durumda TTK 446/1-a maddesindeki koşul gerçekleşmediğinden, davacıların dava açma haklarının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine ...Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2022/1700 Esas ve 2025/244 Karar sayılı ilamı ile; "Hal böyle olunca TTK’nın 446/1 maddesi hükmü uyarınca davacıların dava açma hakkı bulunmadığına yönelik mahkeme kabulünde her hangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakta olup mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygundur. Davacılar vekilinin toplantıya katılım hakkı bulunmadığına yönelik kabule göre usulüne uygun bir muhalefet şerhinin varlığından da evleviyetle söz edilmeyecektir. Kaldı ki davacılar vekilinin, toplantı tutanağına yazdırdığı muhalefet şerhinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi uygulamalarına göre peşin muhalefet niteliği taşıdığı da anlaşılmaktadır. Davacıların bu hususlara ilişkin tüm istinaf istemlerinin de reddi gerekmiştir." dair karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairisenin 2025/3504 Esas ve 2026/90 Karar sayılı ilamı ile kararın onanmasına dair kesin karar verildiği görülmüştür. 2018 faaliyet yılına ilişkin genel kurul toplantısı 01.03.2019’da yapılmıştır. Toplantıda alınan 5 numaralı karar ile: “şirketin geçmiş yıl karlarının yönetim kurulunun belirleyeceği tarih ve miktarda dağıtılmasına” karar verilmiştir”. 2019 faaliyet yılına ilişkin genel kurul toplantısı 25.02.2020’de yapılmıştır. Toplantıda alınan 6 numaralı karar ile: şirketin geçmiş yıl karlarının yönetim kurulunun belirleyeceği tarih ve miktarda dağıtılmasına karar verilmiştir. 2020 faaliyet yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısı 05.03.2021’de yapılmıştır. Toplantıda alınan 5 numaralı karar ile: “şirketin geçmiş yıl karlarının yönetim kurulunun belirleyeceği tarih ve miktarda dağıtılmasına oy birliği ile karar verilmiştir”. 2020 faaliyet yılına ilişkin karar, işbu dava açıldıktan sonraki tarih olan 05.03.2021’de alınmıştır. Genel kurul kar dağıtma yetkisini ve dağıtılacak karın miktarını belirleme yetkisini yönetim kuruluna devredemez. Genel kurulun aldığı bu yöndeki karar ise batıl niteliktedir. Davalı şirketin 2018 dönemi karlarının yönetim kurulunun belirleyeceği tarih ve miktarda dağıtılmasına ilişkin 01.03.2019 tarihli genel kurulun 5 numaralı kararı, 2019 dönemi karlarının yönetim kurulunun belirleyeceği tarih ve miktarda dağıtılmasına ilişkin 25.02.2020 tarihli genel kurulun 6 numaralı kararı, 05.03.2021 tarihli genel kurulun 5 numaralı kararı batıl olup söz konusu kararların batıl olmasının sonucu 25.05.2021’de yapılan olağanüstü genel kurul toplantısındaki 3 numaralı karara göre şekillenecek olup yukarıda izah edilen mahkeme ilamınca genel kurul kararının iptali istemli davanın reddedildiği görülmekle davacıların iş bu süre için de kar payı talebinde bulunamayacağı görülmekle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 2.421,57 TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.689,57 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 272,50 TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 45.000 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 6-HMK'nın 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2026

Katip ... e-imzalı

Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2021/67, K. 2026/295, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-67-e-2026-295-k-70246803f465