İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/631 E. 2024/645 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/631
- Karar No
- 2024/645
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/631 Esas KARAR NO: 2024/645 DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 14/10/2021 KARAR TARİHİ: 03/10/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız --------- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin endüstriyel ve hijyenik seramik döşemeler ile panel koruma ürünlerinin uygulanmasına dair hizmetleriyle 40 yılı aşkın deneyimi olan 60 farklı ülkede 1.000'i aşan proje tamamladığını, dünyada alanında sayılı firmalardan birisi hâline geldiğini, aynı sektörde faaliyet gösteren rakip davalı ile arabuluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadığını, davalı tarafından davacı firmanın sözleşme görüşmelerini yürüttüğü müşteri firmanın şantiyesine ısmarlamadığı hâlde malzeme sevkıyatı yapıldığını, dolayısıyla saldırgan satış yöntemlerine başvurduğunu, davacı ile -------- Şirketi arasında --------- Projesinin üstlenilmesi için imza aşamasına gelindiği sırada davalı tarafından projenin yapılacağı şantiyeye ısmarlamadığı hâlde malzeme sevkıyatı yapıldığını ve seramik ürünleri gönderildiğini, davalıca uygulanan söz konusu saldırgan satış yöntemi sonrasında davacının projeyi alabilmesi için ayrıca indirim ve vade uygulaması gerekmiş olup davacının sözleşmenin imzalanabilmesi için toplam 188.558,72 Türk lirası indirim yapmak zorunda kaldığını, 2020 yılında kurulan davalı şirketin "-----------" alan adlı websitesinin muhtelif sayfalarında "20 yıllık tecrübe" ibareleri yer almakta olup gerçek dışı yanıltıcı ibareler ile haksız şekilde öne geçme amacı güdüldüğünü, ---------- Noterliğinin 26.04.2021 tarih ve ---------- yevmiyeli e-tespit tutanaklarından da görüleceği üzere websitesinin muhtelif sayfalarında "20 yıllık tecrübe" ibareleri kullanıldığını, TTK m. 55/2 uyarınca bu hususun haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı şirketin kurucusu ve yetkilisi olan ---------- davacının eski çalışanı olup davacı bünyesinde 12 yıl faaliyet gösterdiğini, davacının müşteri portföyüne ve ticarî sırlarını haiz olduğunu belirterek davalı şirketin eyleminin TTK m. 55/a/8 uyarınca saldırgan satış yöntemlerinden olmakla haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, davalı şirketin saldırgan satış yöntemlerine başvurması nedeniyle davacının toplam 188.558,72 Türk lirası tutarındaki zararının TTK m. 56/d uyarınca tazminine, davalı şirketin "----------" websitesinde yayımlanan "20 yıllık tecrübe" ibarelerinin TTK m. 55/a/2 uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, davalının "20 yıllık tecrübe" ibarelerinin websitesinden kaldırılmasını, anılan ibareleri ihtiva eden davalıya ait broşür, reklam, pazarlama araçlarının toplatılarak imhasını, TTK m. 59 hükmün yayımlanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça ikame edilen davanın usûl ve yasaya aykırı olup haksız ve kötü niyetli davanın tüm talepler yönünden reddini talep etmiş, yetki ve zamanaşımı yönlerinden itirazları ile esas bakımından usûlsüz ve rekabete aykırı şekilde satış yöntemini gerçekleştireninin davalı değil, davalının kendisi değil davalının iş yapmasını engelleyen ve zararına satış yapan davacı olduğunu, iddia edenin ispat ile yükümlü olduğunu, davacının 05.09.2020 tarihli sözleşme adıyla sunduğu --------- Şirketi ile imzaladığını iddia ettiği belgede imza ve kaşe olmadığından sözleşme niteliği bulunmadığını, davalı ile davadışı ---------- firması arasında sözleşme görüşmeleri yapıldığını, 20.08.2020 tarihli teklif formu ---------- firması tarafından imzalanıp kaşelenerek taraflar arasında sözleşme kurulduğunu, davalının davadışı üçüncü kişi ile imzaladığı 20.08.2020 tarihli sözleşmenin davacının işbu üçüncü kişi ile olduğunu iddia ettiği 05.09.2020 tarihli sözleşmeden önceki tarihli olduğunu, davacının indirim yaptığını beyan ettiği, e-posta tarihinin ise 27.08.2020 tarihli olup sözleşmeyi haksız eylemleri ile bozanın davacı olduğunu, davacının taraflar arasındaki sözleşmeyi bozmak amacıyla fiyat kırdığını, ---------- firmasının iradesini sakatlayarak davalı ile yaptığı sözleşmeden dönmesini sağladığını, davacı tarafından dosyaya sunulan bir fatura, dekont, satışa konu ürünlerin teslim edildiğini ve işin yapıldığına dair dosyada herhangi bir belge olmadığını, davacının sunduğu e-postalarda bir anlaşma olduğunun anlaşılmadığını, davalı şirketin 20 yıllık olduğuna dair bir ibare olmadığı gibi, şirket yeni olsa da çalışanların eski ve tecrübeli olup 20 yıla yakın süredir bu sektörde çalıştıklarını belirterek davacının usûl ve yasaya aykırı davasının tüm talepler yönünden reddini, tüm yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, ---------Noterliğinin 26/04/2021 tarih ve ----------- yevmiye sayılı tespit tutanağı ve ilgili İnternet sitesi ekran görüntüleri, E-Mail İçerikleri,20/08/2020 tarihli teklif formu, 5/09/2020 tarihli sözleşme, ---------İş Mahkemesinin ----------- E.dosyası, Vergi Dairesi Kayıtları, Bilirkişi Raporu, Tanıklar, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. TANIK (DAVACI TANIĞI) -----------; ' Ben davacı şirkette 2016 yılından bu yana satış müdürü olarak çalışırım, davacı şirket Endüstriyel ve Hijyenik Seramik Döşeme ve Panel Koruma ürünlerinin uygulanması ve satışı sektöründe hizmet veren eski bir şirkettir, davalı firma da benzer şekilde bizim şirketin yaptığı iş alanında faaliyet göstermektedir, bu sektörde ----------- sadece 3 firma faaliyet göstermektedir, bunlardan ikisi de davanın tarafları olan firmalardır, üçüncü olarak bahsettiğim firmanın adı da --------- isimli firmadır, Dünya çapında da bu sektörde faaliyet gösteren yaklaşık 20 firma vardır, bu sebeple davacı firma dünyanın değişik yerlerinde de faaliyette bulunan bir firma olup davalı firma ile rekabet halinde olan bir firmadır ve doğal olarak müşteri çevresi aynıdır, bana sormuş olduğunuz olayda ---------- isimli firma ile çalışıyorduk, ancak bu firmaya davalı şirket de bir teklif vermiş ve davalı ile herhangi bir sözleşme imzalamadan davalı firmanın inşaat alanına bazı malzemelerini sevk etmiştir, davalının amacı o şekilde hareket ederek dava dışı --------- firmasını sözleşmeye yapmaya zorlamaktır ancak bizim firmanın yaptığı görüşmeler ve teknik sonucu söz konusu işi bizim firma aldı, ancak davalı firmanın saldırgan satış diye tabir edilebilecek hareketleri nedeni ile fiyat teklifimizde indirime gitmek zorunda kaldık ve kar kaybına uğradık dedi. Bu olay yaklaşık 2 yıl önce meydana gelmiştir, ayrıca davalı firma web sitesinde kendisine referans olarak gösterdiği firmalar aslında bizim müşterimiz olan firmalardır, bu durumu biz davalı firmanın internet sitesi üzerinde tespit etmiştik, biz davalının kendisine referans olarak gösterdiği firmalara davalı ile çalışıp çalışmadıklarını sorduğumuzda henüz davalı firma ile herhangi bir iş yapmadıklarını beyan ettiler, davalı taraf ürün pazarlamaya ilişkin bastırmış olduğu reklam ve broşürlerde de 20 yıllık tecrübesi olduğu ibaresine yer vererek haksız eylemde bulunmuştur, esasen davalı firma 3 yıl önce kurulmuş bir firma olduğu halde kendisini 20 yıllık bir firma olarak piyasaya göstermekte ve şirketimize karşı haksız rekabet yaparak iş almaya çalışmaktadır, bizim firmada çalışan 4 kişi davalı şirketin ilk kuruluşunda oraya geçmişti sonradan bildiğim kadarıyla 2-3 kişi daha o firmaya bir süre başka yerde çalıştıktan sonra geçtiğini biliyorum, bizden geçen kişilerin bizden öğrendiği ticari satış ve pazarlama yöntemlerinde davalı firma kullanmak suretiyle davacının zarara uğramasına neden olmuştur, davalı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: ben --------- ile bizim firmanın yaptığı sözleşme tarihini tam hatırlamıyorum ancak yaklaşık 2 yıl öncesine tekabül ettiğini söyleyebilirim, ben davalı firmanın ----------- ile sözleşme yaptığını veya ne zaman yaptığını tam olarak bilemiyorum, bizim firma ile sözleşme imzaladığına göre davalı firma ile imzalamadığını düşünüyor ve anlıyorum, zira biz sözleşme yaptıktan sonra davalı taraf ARS Süt'ün inşaat alanına sevk ettiği malzemeleri geri almak zorunda kalmıştı, ayrıca ----------- isimli kişi davalı şirketin kurucusu ve sahibi olup daha önce bizim şirkette çalışan bir kişidir bu kişi bizim şirketten ayrılarak bu şirketi kurmuştur, ----------- en az 15 yıl bizim şirkette çalışmıştır, bizden ayrılan diğer arkadaşların da benzer şekilde çalışması bulunmaktadır, biz anlattığım --------- olayında davalının eylemleri nedeniyle neredeyse maliyetine almak ve yapmak zorunda kalmıştık, daha doğrusu piyasa koşullarına göre hedeflenen karı elde edememiştik, bu sözleşme gereğince yapılan iş kuşkusuz faturalıdır dedi. Tanık devamla; 6100 sayılı HMK'nin 261/5 maddesi gereğince tarifeye göre ücret ve tanıklık için yapmış olduğu giderler yönünden herhangi bir ücret talebim yoktur dedi. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. 'şeklinde beyanda bulunmuştur. TANIK (DAVACI TANIĞI) ------------; ' Ben 2016 yılı Ağustos ayından bu yana ve halen davacı şirkette insan kaynakları yöneticisi olarak çalışıyorum, davacı şirket ile davalı şirket aynı alanda faaliyet gösteren rakip firmalardır, daha doğrusu davalı firmanın kurucusu ----------- isimli kişi uzun yıllar davacı firmada saha şefi olarak çalışan ve işi bu firmada öğrenen bir kişidir, diğer şirket ortağı --------- yine davacı şirkette uzun yıllar projeler koordinatörü olarak çalışan ve ayrılan bir kişidir, bu kişiler davacı şirkette çalıştığı sırada davalı firmayı kurmuşlar ve bir süre sonra da davacı şirketten ayrılarak davalı firmayı fiilen faaliyete geçirmişlerdir, bu süreçte esasen ----------- davalı firmayı bizim şirkette çalışırken kurduğu için davacı firmanın kendisini sadakat yükümlülüğüne aykırı olan eylemi nedeniyle işten çıkarmasıyla sonuçlanmıştı, ----------- ise 2018 yılında istifa ederek davacı şirketten ayrılmıştı, daha sonra yine bizde operasyon sorumlusu olarak ---------- da, bu firmada çalışmaya başladığını öğrendik, bu kişi ile firma karşılıklı anlaşarak iş akdini sona erdirmiştir, davalı firma bizimle aynı alanda faaliyet gösterdiğinden ve çalışanları bizim şirkette uzun süre görev yaptığından bizim müşteri kitlemizi bildiklerinden o müşterilere giderek işleri kendilerine vermelerini istemeye başladılar, operasyondan sorumlu arkadaşlar bizim şirketin sahada uyguladığı formülleri, bildikleri için müşterileri kolayca yönlendirip ikna etme potansiyelleri vardır, bu şekilde davalılar bizde çalışan bir kısım kıdemli işçileri de yanlarına alarak davacıya karşı haksız rekabete giriştiler, benim sahadaki firmalarla ilgili doğrudan bir bilgim yoktur, ancak genel olarak davalı şirketin bizim şirketin bilgi ve birikim ve referanslarını kullanarak iş yapmaya çalıştıklarını biliyoruz, yine davalı şirket internet sitesinden 20 yıllık tecrübesinden bahsetmekte ve aslında bizim şirketin referansı olan firmaları kullanmaktadır, bu husus tarafımızca tespit edilmiştir. Yine bastırdıkları broşür ve tanıtım ve reklam belgelerinde de internet sitelerinde olduğu gibi gerçeği yansıtmayan tecrübeden ve referanslardan bahsetmektedir, davalı şirketin bu şekildeki eylemleri nedeniyle özellikle yurt içi piyasada fiyat kırılması yoluna gitmek zorunda kaldık ve bu nedenle zarara uğradık, davalı şirket kurulduktan sonra bizim firmanın cirosu ve karlılık oranı düştü dedi. Davalı vekilinin isteği üzerine tanıktan soruldu: davalı şirketin sahibi ----------- yaklaşık sektörde 20 yılın üzerinde tecrübesi bulunmaktadır, ---------- isimli kişinin de 20 yılın üzerinde tecrübesi vardır, zaten bu kişilerin ikisi de işe davacı şirkette başlamışlardır, ----------- sahada uygulama safhasından ekip şefine kadar iş yapan bir kişidir, kendisi bizim şirkette çalıştığı dönemde sahada çalışan ve şirketimizin güvendiği bir kişiydi, kendisinin babası----------- uzun yıllar bizim şirkette çalışmış ustabaşı idi, kendisi yaklaşık 3 yıl önce vefat etmiştir dedi. Davalı vekilinin isteği üzerine tanıktan soruldu: ------------ bizim şirketin müşteri çevresini bilen ve onlarla ilişkisi olan bir kişidir dedi. Tanık devamla; 6100 sayılı HMK'nin 261/5 maddesi gereğince tarifeye göre ücret ve tanıklık için yapmış olduğu giderler yönünden herhangi bir ücret talebim yoktur dedi. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. 'şeklinde beyanda bulunmuştur.TANIK (DAVALI TANIĞI) -----------; ' ben halen davalı şirkette yurt içi satış ve projeler yöneticisi olarak çalışıyorum, daha önce de yaklaşık 4 yıl davacı şirkette teknik ofis ve proje sorumlusu olarak çalışmıştım. Dolayısıyla her iki şirketi de iyi biliyorum. Her iki şirkette aynı alanda faaliyet gösteren şirketler olduğu söylenebilir, bana sormuş olduğunuz olayda ben şirket adına bizi davet eden ----------- isimli firma ile görüşme yaptım ve kendileri ile seramik uygulama projesi yapılması konusunda anlaştık, bu anlaşma öncesinde biz ----------- fabrikasına giderek ön keşif yaptık ve bu keşif gereği kendilerine teklifimizi sunduk bu teklif sonrasında kendileri ile yüz yüze görüştük. Bu görüşme sonrasında önceki teklifimizi kısmen revize ederek sonuç itibari ile rakamı tam hatırlamamakla birlikte 300.000,00 TL'nin üzerinde bir rakam için anlaştık, biz bu anlaşmayı yazılı olarak ta yapmıştık, anlaşma yaptıktan sonra işe ilişkin program da yaptık ve bu program doğrultusunda işe başlamak için iş yerine malzeme gönderimine başladık, biz ilk önce kullanılacak seramikleri bizim satın aldığımız fabrikadan oraya gönderdik, daha sonra işçileri gönderip çalışmaya başlayacağımız sırada ----------- yetkilisi --------- bize biraz beklememizi söyledi, biz de bu beyan üzerine işçileri göndermedik, daha sonra ----------- ortağı ---------- bu iş konusunda davacı şirketi tercih ettiğini bize iletti biz de bu nedenle işe başlayamadık, göndermiş olduğumuz malzememizi ve nakliye ücretlerini ---------- karşılamak suretiyle tarafımıza iade edildi, sonradan duyduğumuza ve öğrendiğimize göre bu işi ---------- davacı şirkete bu işi vermiş ve yaptırmış benim hangi şartlarda ve fiyatta yaptırıldığına ilişkin bilgim yoktur, bu sektörde bizle birlikte 3 tane güçlü firma vardır, bu şirkette davacı --------, --------- ve ---------- şirketleridir, esasen ---------- şirketi kurucuları ve çalışanların bir kısmı davacı şirketten ayrılan kişilerdir, bu nedenle taraf şirketler arasında zaman zaman bu rekabet bahane edilerek bu tür uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır, dedi. Davalı vekili verili tarafından soruldu; benim bildiğim ve öğrendiğim kadarıyla -------- firması yetkilileri ile davacı şirket yetkilileri biz işi aldıktan sonra görüşerek işin bizden alınmasını sağladılar ancak ben dediğim gibi aralarında görüşmeyi ve anlaşmayı ve miktarını bilmiyorum, sektörde her firmanın çalışma şekli ve koşulları ve fiyatları farklılık gösterebilir, zira yapılacak işin içeriği ve kullanılacak malzemenin kalitesine göre fiyat da değişebilmektedir, Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir'şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava , 6102 Sayılı TTK'nin 56 (1)- a) Fiilin haksız olup olmadığının tespiti, b) Haksız rekabetin men'i, d) maddi zarar ve zıyanın tazminini ve aynı kanunun 59.maddesi gereğince karanın ilanı istemine ilişkindir. (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) 6100 Sayılı HMK'nin 118 ilâ 315 maddelerinde düzenlenen yazılı yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde taraflar sulh veya arabuluculuk yoluyla uyuşmazlığı çözmeleri için teşvik ve teklif edilmesine rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin bunu istemediklerini beyan etmeleri üzerine üzerine tahkikata geçilerek gerekli işlemler ve araştırmalar tamamlanmış ve sözlü yargılama aşamasına geçilerek duruşmaya katılan taraf vekillerinin son sözleri alınıp zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Bilindiği üzere Tespit davası ise 6100 sayılı HMK ' nin 106. maddesinde; 1- Tespit Davası yolu ile mahkemede bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. 2- Tespit davası açanın kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. 3- Maddi vakıalar tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre tespit davası davacı tarafın bir hukuki ilişkinin varlığı, yokluğu veya içeriğinin belirlenmesi hakkında tespit hükmü elde etmek amacıyla açtığı davadır. Tespit davası ile sadece taraflar arasında ki hukuki ilişkinin varlığı, yokluğu ya da tereddütlü içeriği tespit edilir. Kanunda belirtilen haller dışında tespit davası açmak isteyen davacı eda davası ile inşai davalardan farklı olarak korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ispat etmek zorunluluğu altındadır. Davacının somut olayda korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğu kabul edilerek yargılama yapılmış ve bitirilmiştir. Uyuşmazlığın temelini teşkil eden haksız rekabete ilişkin hükümler ise dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 6102 Sayılı TTK'nin I - Amaç ve ilke 54/2.maddesinde; (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." biçiminde haksız rekabet oluşturan fiiller genel olarak belirtilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nin. 55.maddesinde ise; başlıca haksız rekabet halleri örnekseme metodu ile belirtilmiştir. Madde düzenlemesinde belirtilen başlıca haksız rekabet halleri; “dürüstlük kurallarına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar (kötüleme, avantaj sağlama, hakkı olmayan unvanları, meslek, derece ve sembolleri kullanma, karıştırılmaya neden olma, karşılaştırma ya da üçüncü kişiyi benzer yollarla öne geçirme, tedarik fiyatının altında fiyatla satışa sunma yoluyla aldatma, gerçek değer hakkında yanıltma, karar verme özgürlüğünü sınırlama, nicelik ve nitelikte yanıltma, hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanın açık olmaması, tüketici kredilerine ilişkin açık beyanda bulunmamak, yanıltıcı sözleşme formüllerini kullanmak), sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek, başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak, üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek, iş şartlarına uymamak, dürüstlük kurallarına aykırı işlem şartlarını kullanmak” olarak belirtilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nin 56 /1 “Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;a-Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,b-Haksız rekabetin men’ini ., d-kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Bu davalardan haksız rekabetin tespiti, men’i ,ref’i davaları bakımından, zarar tehlikesinin varlığının davacı tarafça ispatı yeterli görülmüş, ancak maddi ve manevi tazminat davaları bakımından davacının zararı ve miktarını TBK'nin 50 maddesi gereği ispatı gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir. Bununla birlikte, haksız rekabetin varlığı halinde, haksız rekabete uğrayan kimsenin iktisadi menfaatinin muhtemel zarar görme tehlikesine maruz kalması nedeniyle maddi zarara uğradığının kabulü gerekmektedir. Şayet, uğranılan maddi zararın miktarı zarara uğrayan tarafından tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, TBK'nin 50/2 maddesi uyarınca somut olayın olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlemelidir. Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde ise "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler, yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yargılama ışığında somut olaya baktığımızda ; taraf şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdikleri ve işbu faaliyet alanında sınırlı sayıda şirket bulunduğu açıktır. Mahkememizce toplanan deliller ve özellikle dinlenen davacı ve davalı tanıklarının beyanlarına göre davalı şirketin kurucularının öncesinde davacı şirket çalışanı olduğu ve sektörde yirmi yılın üstünde tecrübesi olduğu ve hatta onun babasının da davacı şirkette uzun yıllar çalıştığı, davalı şirket temsilcisi ----------- davacı şirketten ayrılarak kendi şirketini kurması üzerine işbu davanın gündeme geldiği, teşebbüs hürriyeti ve çalışma özgürlüğü birlikte değerlendirildiğinde davalı şirketin faaliyetlerinin haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, üstelik sektörde aynı işi yapan toplam üç şirket bulunması karşısında iş sahiplerinin de yanıltılmasından bahsedilemeyeceği, somut olay özelinde basiretli tacir kavramı da düşünüldüğünde işveren şirket konumundaki ----------Ş yönünden taraf şirketlerden teklif almasının ticari hayatın akışına ve gereklerine uygun olduğu, sektörde sınırlı sayıda şirket olduğuna göre davacının farklı bir fiyat vermesinin bu anlamda ticaretin ve rekabetin doğal sonucu olarak kabul edilmesi gerektiği, bu durumun müşterinin karar verme özgürlüğü ve saldırgan satış yöntemi olarak değerlendirilmeyeceği, her ne kadar bilirkişi raporunda davalı şirketin İnternet sitesinde yirmi yılı aşkın tecrübe ibaresinin haksız rekabet teşkil ettiği yönünde tespite yer verilmiş olsa; davacı vekili tarafından da bu husus üzerinde durulsa ve şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre 2020 yılında kurulduğu anlaşılsa da; şirketin İnternet sitesinde yazılan ibarenin ve vurgunun Endüstriyel Seramik Kaplama alanında yirmi yıldır çalışan ekibimiz ibaresine de yer verildiği, doğrudan ve yalnızca şirket tüzel kişiliğinin ifade edilmediği, sonuçta şirket bir tüzel kişilik olup işin niteliği gereği somut olayda tanık beyanlarına da yansıdığı üzere şirketin işin niteliği gereği faaliyetini sahada fiilen şirketin kurucusu ve çalışanı olduğu anlaşılan ----------- isimli kişi ve diğer bağlı çalışanları tarafından yürütüleceği ve adı geçen kişinin de babadan oğula sektörde yirmi yılı aşkın tecrübesinin bulunduğu, diğer çalışanların da zaten davacıdan ayrılan işinde yıllara sari tecrübeli kişiler oldukları açık bir şekilde anlaşılmıştır. Şu halde; somut olayda davalının önceden tanıdığı ve bildiği müşteri firmanın isteği üzerine ticari teklif vermek dışında üçüncü kişiler nezdinde davacı şirketin mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme yapmadığına göre eldeki davanın tarafları ( davacı şirket ile davalı şirketin kurucu ortağı ) arasında (işveren-işçi) bulunduğu anlaşılan rekabet yasağı nedeniyle cezai şart ve tazminat davası da düşünüldüğünde esasen davalı şirketi hukuken baskılamak, piyasada tutunmasına ve kendisine sektörde ticari rakip olmasına engel olmak gayesi taşıdığı değerlendirilmiş ve bu durumun hukuken korunamayacağı vicdani inanç ve sonucu hasıl olmuştur. Binaenaleyh davalının teklif vermeye matuf eyleminin ve internet sitesine koyduğu tecrübeye ilişkin açıklamaların 6102 Sayılı TTK'nin 55-(1)/a-2,8 madde ve fıkraları kapsamında haksız rekabet teşkil etmediği gibi olayların gerçekleşme biçimi, süreci ve tarafların konumuna ve geçmişine göre dosyadaki deliller nazarında aslında davacı şirketin haksız rekabet iddiasına bağlı olarak ekonomik faaliyetlerini ve menfaatlerini münhal ve muhtel edecek bir söz, eylem ve durum bulunmadığı, eldeki davanın hak arama hürriyetinden çok, dürüstlük kuralına aykırı olarak sırf davalıyı ızrar etmek amacıyla açıldığı kabul ve takdir edilmiş ve buna göre haksız rekabetten dolayı davalı aleyhinde maddi tazminat koşullarının da oluşmadığı değerlendirilmiştir. Binaenaleyh, kısmen benimsenmeyen ancak genel olarak yeterli ve elverişli görüldüğü için hükme esas alınan bilirkişi raporu da gözetildiğinde davacının HMK'nin 10.maddesi nazarında davalarını AY.36, 138/1, TMK'nin 1/1, 2, TTK'nin 54,55 56, TBK'nin 49 ve 50. maddeleri temelinde TMK'nin 6, HMK'nin 190. maddeleri gereğince ispat edemediği sonuç ve kanaatiyle haklı ve yerinde görülmeyen davanın esastan reddine karar verilmiştir. (AY, 36, 138/1,141/4, TMK,1/1, 2, 6, TTK. 18/2, 54,55,56,59 TBK. 49, 50, 74, HMK, 10,29,30, 240 vd. 266, 187/1,2, 190,198, 282, ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davacı şirket sorumlu tutulmuştur. Mamafih, davacının davalıya karşı birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, tek bir dava içinde talep etmiş olması nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nin 110. maddesi gereğince dava yığılması bulunduğundan birbirine bağlı haksız rekabetin tespiti, men'i ve ilan yönünden bir; maddi tazminat yönünden bir olmak üzere iki ayrı karşı vekalet ücretine hükmedildiği de ifade edilmelidir. Öte yandan kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi ------------ bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davaların REDDİNE, 2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 3.220,12 TL harçtan mahsubuyla bakiye 2.792,52 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ---------- bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-)Davalı haksız rekabetin tespiti, men'i ve ilanı davasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. II.Bölüm 10.maddesi uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-)Davalı maddi tazminat davasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir olunan 30.169,39 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başkaca bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; --------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/10/2024