İlk Derece Mahkemesi · İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/872 E. 2024/932 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/872
- Karar No
- 2024/932
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/872
KARAR NO : 2024/932
DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 08/11/2023
KARAR TARİHİ : 22/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Dairesi Başkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı Denetim Kurulu Başkanlığı Ankara Vergi Kaçakçılığı-1 Denetim Daire Başkanlığı tarafından davalı şirketin de içerisinde olduğu çok sayıda şirket hakkında 10.03.2023 tarih, 2023-(2013-1-94)/1 sayılı görüş ve öneri raporuna göre davalı ...'nun davalı ... Ürünleri San. Tic. A.Ş.'nin yasal ortak ve yöneticisi olduğuna ilişkin beyanlar bulunduğunu, davalı ... hakkında şirket borçları sebebiyle işlem yapılamadığını, davalı şirketin davacı idareye şirketin değerinden çok daha fazla kamu borcu bulunduğunu, Ticaret Sicil Kayıtlarının da düzeltilmesinin kamu gereği olduğunu ileri sürerek, öncelikle davalının taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacaklarının, şirket paylarına, adına kayıtlı varsa uçaklara üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasına, davalı ... Ticaret Siciline tescilini teminen davalı ...San. Tic. A.Ş.'nin gizli ve hakim ortağı ile yönetim kurulunu temsile yetkili / başkanı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ... vekili tarafından ...na yapılan tebligatın usulsüz olduğu iddia edilmiş ise de, dava dilekçesi, tevzi formu ve tensip zabtının, iki haftalık cevap süresinin de bulunduğu ihtarını içeren tebligatın 23.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ mazbatasında tebligatın bizzat muhatabın kendisine yapıldığının belirtildiği, tebligatın usulüne uygun olduğu, tebliğden itibaren iki hafta içinde davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmadığından, ... vekili tarafından sunulan dilekçenin beyan dilekçesi olarak nitelendirilmesine karar verilmiştir.
Davalı şirkete dava dilekçesinin tebliğ edildiği, ancak davalı şirket tarafından davaya cevap verilmemiştir.
Dava H.M.K.'nın 106. maddesi çerçevesinde açılmış bir tespit davasıdır.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış ve duruşma günü taraflara tebliğ edilmiştir.
HMK'nın 106. maddesinin ikinci fıkrasında tespit açılmasında hukuki yarar bulunması gerektiği hükme bağlanmıştır, bu nedenle öncelikle hukuki yararın varlığını belirlemek gerekir.
Davacı ... Dairesi Başkanlığı iş bu dava ile davalı ... diğer davalı şirketin gizli ortağı olduğunun tespitini talep etmiştir.
Anonim Şirketin Kuruluşu ve Organları ile Sona Ermesi, Pay Sahipliğinin Kazanılması ve Sona Ermesi ile ilgili genel ve temel ilkeler 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 329.ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup; Anonim Şirketlerin Kuruluşu ve Kurucu Ortaklık Şartları ile Anonim Şirket Ortaklığının devren kazanılmasında adi ( çıplak ) payların devri, nama yazılı hisselerin devri, nama yazılı hisselerden de hisse senedi bastırılmış ve bastırılmamış payların devri, hisse senedi bastırılmış paylarda ilgili hisse senetlerinin borsaya kote edilmiş ve edilmemiş olanların devrinin ve pay sahipliğinin hukuki durumu birbirinden farklı şekilde mevzuatımızda düzenlenmiş olup; pay sahipliğine bağlanan sonuçlarda usulüne uygun şekilde pay sahipliği oluştuktan sonra tezahür edebilecek olup; bu yasal şartlar oluşmadan davacının dava dilekçesinde yazılı nedenlerle ve delillerle diğer davalı şirketin gizli ortağı olduğunun tespitinin mahkememizce yapılması mümkün olmayıp, davacının vergi gelirinin tahsili bakımından ve bu amacı gerçekleştirmeye yönelik olarak ise bağlı olduğu mevzuatı çerçevesinde hareket etme imkanı bulunmaktadır.
A.A.T.U.H. Kanun çerçevesinde, teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmişse ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemlerinin yapılması davacı idarenin takdir ve sorumluluğundadır. Kanunun 17/3 maddesinde açıkça yazılı olduğu üzere ihtiyati tahakkuk işlemi için kesinleşmiş bir yargı kararı aranmaz. Yasa "hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmişse" ibaresini kullanarak bir yargı kararına ihtiyaç olmadığını ortaya koyduğu gibi, delillerin değer ve kuvvetini takdir edecek makamın da idarenin kendisi olduğunu zımnen ortaya koymuştur. Üstelik bu hüküm vergi dairesi yetkilileri için emredici niteliktedir. Açılan bu tespit davasının "delil elde etmeye yönelik bir girişim" kabul edilmesi mümkün değildir. Zira mahkemenin vereceği bu tespit kararı aynı zamanda delilleri takdir etmeyi de gerektirecek mahiyettedir. Davacı taraf "teşebbüsün gerçekte başkasına ait olduğuna dair" iddia ortaya koymakla bu yönde yeterli kanaate ulaştığı için dosyada bu davayı açmıştır. Bu nedenle ayrıcı bir tespit kararına ihtiyacı ve bunda hukuki yararı yoktur.
Kanunun 18/3 maddesi de "Bu esasa göre tahakkuk eden vergi ve resimler (...) için derhal ihtiyati haciz tatbik olunur. 17 nci maddenin 3 üncü bendine giren hallerde ihtiyati haciz muvazaalı teşebbüsten vergi ve resim bakımından faydalananların malları hakkında tatbik olunur." demekle görevin vergi dairesine ait olduğunu belirlemiştir. Vergi Dairesinin bu görevlerini yapması için bir tespit kararına ihtiyacı olmadığı gibi işlem tesisi için böyle bir kararla idare bağlı tutulamaz.
Kanunun 20. maddesinde yazılı olduğu üzere "haklarında ihtiyati tahakkuk üzerine ihtiyati haciz tatbik olunanlar ihtiyati tahakkuk sebeplerine ve miktarına 15. madde gereğince itirazda bulunabilirler." Mahkemeden istenen tespit kararı aynı zamanda ihtiyati tahakkukun sebebini teşkil edeceğinden, tespit kararına karşı gidilmesi gereken kanun yolu ile Kanunun 15. maddesinde yazılı kanun yolunun farklılığı sorunlara neden olacaktır.
Ayrıca kural olarak ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati hacizde gizlilik esastır. Asıl sorumluların işlemden haberdar olarak karşı tedbir almalarını engelleyecek biçimde hareket edilmesi gerekir. Bilakis daha işlem yapmadan ilgilileri uyarır gibi tespit davası açılması doğru olmaz. Kanaatimizce davacı idare 6183 Sayılı Kanunun 17 ve 18. maddelerinin sağladığı imkandan yararlanmak için re'sen harekete geçmesi gerekir. Yapacağı ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati hacze karşı gidilecek yasal yollarla davalının şirketle bağlantısı ve sorumluları ispat edilecektir. Bunun için mahkemeden alacağı bir karara ihtiyaç yoktur. Dolayısıyla davacının davada hukuki yararı da yoktur. Davalı ...'na karşı açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı kurum iş bu dava ile davalı ... ... diğer davalı şirketin gizli ortağı olduğunun tespitini talep etmiş ise de, davanın davalı ... ... yöneltilmesi gerektiği, davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla, davalı şirkete karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... A.Ş'ye açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Davalı ...'na karşı açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle REDDİNE,
3-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan; harç takdir ve tahsiline yer YER OLMADIĞINA,
4-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; A.A.Ü.T. uyarınca davalı vekili yararına takdir ve tayin olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'na VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansının artan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Yargı yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/11/2024
Başkan ...
✍e-imzalı
Üye ...
✍e-imzalı
Üye ...
✍e-imzalı
Katip ...
✍e-imzalı