İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/216 E. 2021/420 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/216
- Karar No
- 2021/420
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/216 Esas KARAR NO : 2021/420
DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 03/12/2020 KARAR TARİHİ : 02/06/2021
Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı dava dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracı ile yolculuk ederken yanından geçen aracın kendisini sıkıştırdığını ve kaza yaptığını, aracında yolculuk eden ...'ın emniyet kemeri takmadığından yaralandığını, adına dava açıldığını, aracının sigortalı olduğunu, sigortanın karşılaması gereken ... TL'yi kendisinin ödemek zorunda kaldığını, çünkü adına kayıtlı olan malların haciz edildiğini belirterek; sigortanın ödemesi gereken ... TL'nin sigorta sigorta şirketi tarafından ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu aracın davalı sigorta şirketinde ... - ... tarihleri arasında sigortalı olduğunu, sigortanın zorunlu trafik sigortası olduğunu, sigorta ettirenin 3.kişilere vermiş olduğu zarardan dolayı sorumluluklarının bulunduğunu, dava dışı ... tarafından açılan Antalya ... ATM'nin ... Esas sayılı dava dosyasında davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, faiz talep tarihinin yanlış olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. DAVA : Dava, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olan sigortalının ödenen bedelin sigortacısından rücuen tazmini istemine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmış, anılan mahkemenin ... tarih ... E. ... K. sayılı kararı ile görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiş, karar kesinleşmekle ve talep üzerine dosya mahkememize tevzi olunmuştur. Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ... E. ... K. Sayılı kararının incelenmesinde; davacının ..., davalıların ... AŞ ve ... olduğu, trafik kazası nedeni ile tazminat istemli davada davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği görülmüştür. ... plaka sayılı aracın ... - ... tarihleri arasındaki karayolu motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin incelenmesinde sigortacının ... Sigorta, sigortalının ise ... olduğu görülmüştür. ... Emniyet Müdürlüğü'nün cevabi yazılarına göre ... plaka sayılı aracın kullanım amacı "hususi"dir. ... Ticaret ve Sanayi Odasının cevabi yazılarının incelenmesinde, davacının oda kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2017 tarih 2016/15046E.2017/7846K. sayılı kararında; "...Davacı sigorta şirketi ile davalı arasında kurulan zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesine ilişkin sözleşmenin 6502 sayılı TKHK'nın 3. maddesi anlamında bir tüketici işlemi olduğu, buna göre görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu..." denilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/10/2017 tarih 2016/2676E. 2017/4943K. sayılı kararında; "... 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir..." denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarih 2015/15823E. 2016/1415K. sayılı kararında; "...dava konusu aracın trafik tescil kayıtlarında kullanım amacının "hususi" olarak belirtildiği, bundan aracın ticari amaçla değil hususi amaçla satın alındığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, 6502 sayılı Kanun kapsamında kalan uyuşmazlığın, İstanbul ... Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "... vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı trafik kazasında dava dışı üçüncü kişinin zararını karşıladıktan sonra Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Sorumluluk Sigortası sigortacısı olan davalıdan rücuen tazminat istemi ile dava açmıştır. ... plaka sayılı araç trafik tescil kayıtlarında kullanım amacının "hususi" olarak belirtilmekte, tacir olmayan davacı da aracını ticari amaçla değil hususi amaçla kullandığı anlaşılmaktadır. 28 Kasım 2013 tarih ve 28835 sayılı Resmi Gazetede yayınlanıp 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesine göre Tüketici: "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi" olarak tanımlanmıştır. Anılan kanunun 3/1-l maddesine göre Tüketici işlemi: "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" olarak tanımlanmıştır. Anılan kanun 3. maddenin gerekçesi "Bu madde tanımlar maddesi olup, bu maddede Kanunda geçen ana kavramların tanımlarına yer verilmiştir. 4077 sayılı Kanun ile mukayese edildiğinde “Tanımlar” maddesinden bazı tanımlar çıkarılmış, yeni bazı tanımlar eklenmiş, bazı tanımlar ise değiştirilmiştir. Yapılan en esaslı değişiklikler, tüzel kişilerin tüketici kavramının dışında tutulması ve tüketici işlemi kavramının kapsamının genişletilmesidir. Buna göre tüketici işlemi; eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder şeklinde yeniden tanımlanmıştır. Böylece uygulamada ortaya çıkan ve tüketici sözleşmelerinin kapsamının daraltan yorumların da önüne geçilmiş olacaktır." denilmiştir. Buna göre davacı 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesine göre ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek kişi olarak tüketici konumundadır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-l maddesine göre uyuşmazlık Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta(ZMMS) poliçesinden (sigorta sözleşmesi) kaynaklanan tüketici işlemidir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 83/2 maddesinde "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." hükmü yer almaktadır. Buna göre taraflar arasında tüketici işlemi (sigorta sözleşmesi)nin varlığı halinde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesine göre sözleşmenin taraflarından birinin tüketici olması durumunda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un özel kanun niteliğinde olması, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanundan sonra yürürlüğe girmesi ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 83/2 maddesinin özel düzenlemesi karşısında görev hususunu düzenleyen 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesinin uygulama imkanı kalmamıştır. Dava konusu uyuşmazlık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 16/1 maddesi gereğince tüzel kişi tacir-sigortacı olan davalı ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesine göre ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden hususi araç sahibi sigortalı-gerçek kişi davacı tüketici arasında Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta (ZMMS) poliçesinden (sigorta sözleşmesi) kaynaklanan tüketici işleminden kaynaklanan rücuan tazminat davası niteliğinde olup, uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlaması gerektiğinden davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2. Davacı ve/veya davalıdan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Antalya Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 5. Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacı ve davalıya iadesine, Dair, davacının yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/06/2021
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır