İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/102 E. 2024/1063 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/102
Karar No
2024/1063
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/102 Esas KARAR NO: 2024/1063 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 16/02/2021 KARAR TARİHİ: 19/12/2024

DAVA:Davacı vekili Mahkememize sunduğu 16/02/2021 havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının alabilmek için açmış olduğu takibe itiraz edildiğini, ancak icra takibine dayanak olan banka dekontları incelendiğinde, en büyük hissedarı olduğu davalı şirketin yükümlülüklerinin yerine getirebilmesi için farklı zamanlarda şirkete 386.600 TL borç verildiğinin görüleceğini, 30.11.2018 tarihine kadar taraflar arasında yargılamaya sebep olacak herhangi bir anlaşmazlık bulunmadığını, bu tarihe kadar müvekkilinin ortak ve müdür sıfatıyla yetkili bulundukları şirketin ortaklık yapısının müvekkilinin 223.000 TL, ---------- 167.000 TL ve ----------- 110.000 TL şeklinde olduğu; 30.11.2018 tarihinde ----------Noterliği ----------- no.lu Limited Şirket Pay devri sözleşmesi ile ------------ tüm paylarına isabet eden 110.000 TL payını müvekkiline devrettiğini, bu tarih itibariyle müvekkilinin 333.000 TL, ---------- 167.000 TL isabet eder şeklinde payların vukuu bulduğunu; 30.11.2018 tarihinde bu tarihe kadar müvekkilinin defaten bildirmesine rağmen iş bu devrin gerçekleştiğinin deftere yazılmasının, karar defterini yedinde bulunduran diğer ortak ----------- tarafından engellendiğini, iş bu devrin 3.kişilere tescil ve ilan olunamadığı, bununla birlikte şirketin alacak ve borçları ile ilgili müvekkilinin temasa geçtiği 3. Kişilerden gelen talepler neticesinde oluşan borç alacak durumunda sırf müvekkilin işin halli ile uğraşması sebebiyle ve gibi, devre onay verilmesi maksadıyla genel kurul toplanmasının da önüne geçildiğini, salt şirketin ortaklık yapısından müvekkilinin haksız ve mesnetsiz dışlanmak amacıyla şirketin ticari defterleri davalı yedinde bulunduğundan işlenemediğini, şirketin daha fazla zarara uğramaması maksatlıya müvekkilinin şirket borçlarının kendi mal varlığı ile ödemek durumunda kaldığını, bu ödemelerin banka dekont ödemeleri ile sabit olmasına rağmen iş bu borç kayıtlarının şirket ticari defterlerine işlenmesi zarureti diğer ortaklara bildirilmesine rağmen mesnedi olmayan sebepler ile reddedildiğini, ticari defterlerin müvekkili ile hiçbir şekilde paylaşılmadığını; müvekkilinin vermiş olduğu borcun, davalı şirketin finans ihtiyacı olması sebebiyle ve kanuni sınırlar dahilinde sağlanan bir nakit olduğunun her türlü izahtan vareste olduğunu, iş bu sebeple davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile her türlü muhasebesel verilerinin bu manada ayrıca celp edilmesi, takibe dayanak banka dekontlarının yanı sıra alacağın varlığı ve likit oluşunu ortaya çıkaracağının bildirerek itirazın iptalini, davalının takip konusu alacağın %20 'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:Davalı vekili Mahkememize sunduğu 26/03/2021 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle: davalı şirketin bir aile şirketi olduğunu, aynı zamanda ortak olan kardeşlerin ----------%45,4, ----------- %10, ... %44,60 olduğunu, davalının 22.07.2020 tarihinde müdürlük görevinden azledilene kadar davacının şirketi münferit imzası ile temsil ettiğini, müdürlük görevinden haklı sebeple azledilene kadar müşterilerden şirketin alacaklarının tahsili işi ile davacının ilgilendiğini, davacının da dava dilekçesinde kabul ve ikrar ettiğini, davacının müşterilerden münferit imzasını kötüye kullanarak şirket adına müşterilerden topladığı paraları, 5 adet müşteri çekini doğrudan zimmetine geçirdiğini ve şirketin sahip olduğu tüm taşınmazları da şirket genel kurulundan hiçbir izin almadan muvazaalı şekilde satış gösterip davacının tek pay sahibi olduğu dava dışı ----------Şti.ye devrettiğini, bu durumun 2019 yılı bilançosu incelendiğinde tesadüfen haberdar olunduğunu, tapuda yapılan sorgulamalarda da gerçek durumun açığa çıktığını ve ----------- sayılı davanın açıldığını ve alınana bilirkişi raporuyla 16.811.362 değerinde taşınmazın para ödemeden dava dışı şirkete devrettiğinin ortaya çıktığını; davacının ------------ ait tahsilat makbuzu ile 5 adet 1.700.000 TL tutarındaki çekin kendi adına ciro etmek suretiyle zimmetine geçirdiğini, takasa hesabına koyduğunu tesadüfen öğrendiğini, ----------- E. sayılı dava açıldığını, dava açıldıktan sonra 5 çekten 2'sini iade ettiğini,1.000.000 TL değerindeki 3 çeke ilişkin davanın devam ettiğini, davacının bu eylemleriyle zimmetine geçirdiği paraları dava sonra şirkete havale ettiğini, tüm bu ve benzer hukuksuzluklar nedeniyle davacının şirketin müdürlük görevinden azledildiğini, azlin iptali için davacı dava açmış ise de reddedildiğini, davacının borç olarak gönderdiği paraların havale ayrıntıları incelendiğinde, müşterilerden tahsil edilen ödemeler olduğu, bunları muhasebeleştirmek yerine davalıya borçmuş gibi gönderildiğinin ortaya çıkacağını, banka hesapları incelendiğinde bu hususun ortaya çıkacağını, davacının hiçbir gelir getirici faaliyeti olmadığı göz önüne alındığında bu tutarların nasıl nerden kazanıp borç verdiğinin anlaşılacağını; tek başına transfer kayıtlarının davalı şirkete borç verdiği anlamına gelmediğini, kabul anlamına gelmemek ile birlikte 200.000 TL için transfer açıklaması olup, 186.600 TL tutarın ne için gönderildiğini dahi anlaşılamadığını, davacının şirketin o dönemde şirket müdürü de olduğundan şirketin kayıtlanmasının tek başına şirketten alacaklı olduğunun kanıtı olarak kabul edilemeyeceğini, Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre alacak kaydı düşülen tarihler itibariyle davalı şirketin nakit ticari defterlerinden de sorumlu olduğu dönemde kendi lehine paraya ihtiyacı olup olmadığını, davacı tarafından verilen bu paraların kaynakları ile davalı şirket nezdinde hangi harcamalar için kullanıldığının tespiti gerektiğinin hüküm altına alındığını, bankalara müzekkere yazılarak 2011-2021 dönemine ilişkin banka hesap hareketlerinin celbi ile dava konusu transferlerin asıl kaynağının tespiti talep etme ihtiyacı doğduğunu; davalının davacı şirket ortağından borç almasının gerektirir hiçbir durum mevcut olmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte huzurdaki davanın yanı sıra ---------- ve ------------ E. sayılı dosyalarından aynı nedenlerle açtığı davalarda göz önüne alındığında 500.000 TL sermayenin kat be kat üstünde tutarların borç olarak gönderilmesinin mümkün olmadığını, ----------- E. sayılı dosyada iddia edilen alacağın 386.600 TL, ----------- E. E. sayılı dosyada iddia edilen alacağın 66.770 Euro, 2021/104 E. sayılı dosyada iddia edilen 2.886.650 TL tutarların olsa olsa örtülü sermaye olarak kabul edilmesi gerektiğini; sözde verilen tutarların ----------- müşterilerinden olan alacaklarının tahsil ve transferlerine ilişkin olduğunu, sanki davacıya borçluymuş gibi işlemler yapıldığını, davacının gelir getirici faaliyeti olmadığını, bankalardan transferlerin gerçek kaynağının tespit edilmesi gerektiğini, iş bu dava dilekçesinde sundukları 07.08.2020 tarihli Uzman raporunda 31.12.2019 tarihinden 2009 tarihine kadar geçmişe gidildiğinde dahi herhangi bir dayanağı olmayacak şekilde kendi hesaplarından davalı şirket kasa hesaplarına giriş ve çıkış işlemleri ile fiktif işlemler ile davalıyı kendisine borçlu imiş gibi gösterildiğinin tespit edildiğini;------------ E. sayılı dosyasından 1.000.000 TL çekten dolayı borçlu olduğunun ortada olduğunu, savunmaları yerinde görülmez ise takas mahsup talepleri olduğunu bildirerek; müşterilerden elindeki tahsilat makbuzlarının istenilmesi, davacıya ait banka hesaplarının istenilmesi, davacının gelir durumu araştırılarak ------------ kayıtları 2011-2021 tarihleri arası gelir vergisi beyannameleri ve vergi kayıtlarının istenilmesi, müvekkilinin ticari defter ve banka hesap hareketlerinin incelenmesi ve borç olduğu iddia edilen tutarların kaynağı tutarların ticari kaynaklarının tespiti ile davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER:Davalının ticaret sicil dosyasının tümünün (tüm hisse devirlerini gösterir şekilde) ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. ---------- İcra Müdürlüğü'nün------------ Esas sayılı dosyası celp ve tetkik edilmiştir. ----------- CBS'ye müzekkere yazılarak ----------- Esas sayılı dosyaları celp ve tetkik edilmiştir. ----------- Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ---------- Esas ve ----------- Esas sayılı dosyası celp ve tetkik edilmiştir. ----------- Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ------------ Esas sayılı dosyası celp ve tetkik edilmiştir. ----------- Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ------------ Esas sayılı dosyası celp ve tetkik edilmiştir. ------------Aile Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ------------ D.iş sayılı dosyası celp ve tetkik edilmiştir. -----------ATM'ye müzekkere yazılarak------------- Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp ve tetkik edilmiştir. Ticaret Sicil Müd. Müzekkere yazılarak davalının ticaret sicil dosyasının tümünün mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. ----------- İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacının hizmet dökümünün mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. Vergi dairesine müzekkere yazılarak davacının 2011- 2021 tarihleri arasındaki gelir vergisi beyannamelerinin mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. ---------- Bankası ve ------------ Bankasına müzekkereler yazılarak yazılacak müzekkereye dava dilekçesi ekinde yer alan dekontların bilgileri yazılmak suretiyle havale işlemine ilişkin açıklamalı dekontların mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi heyeti 28/10/2022 tarihli raporunda özetle; davacının takibe konu ettiği 386.600 TL tutara ilişkin, bankalardan gelen müzekkereye cevap yazılarına ekli dekontlar uyarınca davacı tarafından davalı şirket banka hesaplarına toplam 386.600 TL havale ödemesi yapıldığını, davalının sunulan kayıtları uyarınca -------------- hesabına gönderilen 12.06.2020 tarihli 150.000 TL tutarında ve 29.06.2020 tarihli 36.600 TL tutarındaki olmak üzere toplam 186.600 TL tutarındaki havalelerin davacı alacağı olarak kayıtlarda mevcut olduğu, Ocak ve Mart aylarında yapılan toplam 200.000 TL havale ödemelerine ilişkin kayıt mevcut olmadığını, davacının herhangi beyan edilmiş bir gelirinin olmadığını, davacının üçüncü kişilerden davalı şirket adına kabul ettiği ödeme bulunup bulunmadığına dair herhangi bir tespit ve değerlendirme yapılamadığını beyan ve rapor etmiştir. Bilirkişi heyeti 19/06/2023 tarihli raporunda özetle; şirket kayıtlarında 06.11.2020 takip tarihinden önce yapılan düzeltme kayıtlarına ilişkin ------------ hesabında davacının 01.01.2020 tarihinde görülen 2.883,650 TL alacağa ilişkin 02.01.2020 tarihinde "hatalı kayıt düzeltmesi" açıklaması ile yapılan düzeltme kayıtları neticesinde 420.401,84 TL davacı alacağı kaldığını, 2020 Haziran kayıtlarında tahsil açıklamalı borç ve alacak olarak kaydedilen tutarlar neticesinde 839.355,02 TL davacının alacaklı kaldığı şirket kayıtlarında mevcut olup, icra takibine konu alacak kapsamında kaldığı anlaşılan kayıtlardaki tutarların banka incelemesi ve dekont incelemesi uyarınca tevsik edilmesi neticesinde 386.500 TL takip tarihinde davacı alacağı olduğunu beyan ve rapor etmiştir. Bilirkişi heyeti 04/09/2024 tarihli ek raporunda özetle; davacı tarafın talebine konu davacı tarafından davalı şirket banka hesaplarına toplam 386.600 TL havale ödemesi yapıldığını, bankacı bilirkişi tarafından 3. Şahıslardan gelen Tutarlar” başlıklı bölümde incelenen açıklamalarda davacı hesabına Botanik, peyzaj, bahçe işleri, çiçek ödemesi, bahçe işleri teklif bedeli... açıklamalı 515.962,50 TL ve diğer nakit açıklamalı 2. Ek raporda icmali yapılan davacıya gelen tutarlar mevcut olduğunu, davalının itirazında bildirdiği "davacının şirket alacaklarını kendi hesabına tahsil ederek müvekkili şirkete borç adı altında para gönderdiği" ne ilişkin ve taraflar arasındaki kök raporda incelenen diğer dava dosyaları ile birlikte yukarıdaki tespitlerimize göre davacının Botanik, peyzaj, bahçe işleri, çiçek ödemesi, bahçe işleri teklif bedeli açıklamalı ödeme almasının izaha muhtaç olduğunu, tespit edilenler uyarınca şirketin iştigal konusu olan bahçe peyzaj işleri için bu tutarların şirkete ödenmesi gereken tutarlar olarak değerlendirilmesi sonucuna göre davacının talepte hukuki tavsif ve takdirin mahkemeye ait olacağını beyan ve rapor etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT :Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde; Dava İİK 67. Maddesi gereği itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davacı tarafından davalı şirkete yapılan banka havalesi yoluyla gönderilen paraların borç için gönderilip gönderilmediği, bu havaleler nedeniyle davalının davacıya borcu bulunup bulunmadığı, var ise miktarı ve davalının takas mahsup definin yerinde olup olmadığı, davalının takibe itirazının haklı olup olmadığı uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre, Kanunda aksine hüküm yoksa herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. HMK’nın 190. maddesine göre de, İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspatın hangi delillerle yapılacağı HMK’da ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HMK’ya göre, ikibinbeşyüzlirayı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur. HMK’ya gore, ikrar edilen olguların aksinin ispatı gerekmez. Bu nedenle, eldeki davanın çözümünde tarafların ispatla mükellef olduğu hususların ayrıntılı bir şekilde belirlenerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 555 ve devamı maddelerinde düzenlenen " havale" bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersinin (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür .Somut olayda davalı şirketin davacıya borçlanmasını gerektirecek bir durum olmadığı, davalı şirketin ortakları arasında borç alma konusunda bir karar alınmadığı, davacının bu borçları gönderecek ekonomik durumunun yeterli olmadığı, davacının hesabına davalı şirketin faaliyet alanı ile ilgili havaleler geldiği anlaşılmaktadır. Davacının davalı adına kayıtlı bazı taşınmazları ortağı olduğu şirkete bedeli ödenmeden devrettiği, --------- ATM ----------- Esas sayılı dosyasında davacının davalı şirketin lehdarı olduğu çekleri ciro ettiği anlaşılmakla bu davanın davacı aleyhine sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan sebeplerle davacının davalı şirkete gönderdiği havalelerin davalı şirkete borç amacıyla gönderilmediği anlaşılmakla davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı da şartları oluşmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Yasal şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Yargılamanın başında alınan 4.669,17 TL peşin harçtan alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile fazla yatan 4.241,57 TL'nin davacıya iadesine, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 61.856,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olan 11.023,50 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Yatırılan avanstan kullanılan kısmın mahsubu ile bakiye kısmın kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ----------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/12/2024

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/102, K. 2024/1063, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-102-e-2024-1063-k-a89169fd4a41