İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/595 E. 2021/130 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/595
Karar No
2021/130
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/595 Esas KARAR NO : 2021/130 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/11/2020 KARAR TARİHİ : 04/02/2021 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın müvekkili hakkında 23.03.2013 tanzim tarihli, 27.03.2013 vade tarihli, 2.240,00 TL miktarlı senedi ödemediği gerekçesiyle İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığı, müvekkilinin, işbu icra takibine itiraz ettiği, fakat icra takibinin devam ettiği, davalı tarafın müvekkilinin almış olduğu maaşa maaş haczi yazdırdığı, toplam 1.526,92 TL müvekkilinin maaşından kesinti yapıldığı, ayrıca 21.01.2020 tarihinde müvekkilim adına kayıtlı... plaka nolu araca haciz konulduğu, takibe konu senette müvekkilinin adresinin İstanbul olarak gözüktüğü, müvekkilinin, hiçbir zaman İstanbulda ikamet etmediği, ayrıca müvekkilinin, araç da kiralamadığı, öncelikle telafisi imkansız zararlar doğmaması açısından söz konusu icra takibinin müvekkili yönünden teminatsız olarak durdurulmasını; icraya konu senette bulunan imzanın müvekkilime ait olmaması ve müvekkilinin tarafların hiçbirini tanımaması, böyle bir borcunun bulunmaması ve bu konuda savcılığa şikayette bulunması nedeniyle müvekkilinin davalı tarafa borcu olmadığının tespiti ile müvekkili hakkında başlatılan İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibinin iptalini; söz konusu icra takibi nedeniyle müvekkilimin maaşından yapılan ve yapılacak olan kesintilerin tarafına kesintinin yapıldığı tarihten itibaren yasal faiziyle iadesini ve takibinde haksız ve kötü niyetli olan davalı tarafın takip konusu miktar yönünden % 20 dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 27/01/2021 tarihli dilekçesinde; Davacı tarafın müvekkiline borcu bulunduğu, müvekkili ve davacı taraf arasında bu borç ilişkisinden doğan alacaklı borçlu ilişkisi mevcut olduğu, birbirlerini tanımadıkları yönündeki iddiaların asılsız olduğu, söz konusu senette bulunan imzanın davacı tarafa ait olduğu, müvekkilinin de 23.03.2013 tanzim tarihli, 27.03.2013 vade tarihli, 2.240.00 TL miktarlı senedi ödenmediği gerekçesiyle alacağını tahsil etmek için yasal yollara başvurmak durumunda kaldığı, hukuki dayanaktan yoksun haksız ve mesnetsiz olarak açılan iş bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İzmir C.Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası UYAP üzerinden getirtilmiş, incelenmesinde; Temel Hukuk ilişkisinin Araç Kiralama Sözleşmesi olduğunun görüldüğü anlaşılmıştır. Kira sözleşmesi bir malın kullanımının devredildiği sözleşme türü olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 299. maddesinde; ''Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.'' şeklinde tanımlanmıştır. O hâlde kiraya veren, kiralanan şeyi, kiracının kiralanandan yararlanmasını ve semerelerini toplamasını sağlayacak ya da işletilmesini mümkün kılacak şekilde teslim etmek ve sözleşme süresi boyunca da bu durumda bulunmakla yükümlüdür. Bu kapsamda kiralananın işletilmesi için gerekli tüm malzemeleri, imtiyazları, ruhsatları teslim etmesi şarttır. 02/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4/1-a. maddesinde; "Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir." hükmü yer almaktadır. Yukarıda yer verilen hükmün taşınır-taşınmaz ayrımı olmaksızın tüm kira ilişkilerinde uygulanması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Diğer yandan mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup HMK. 115. maddesine göre ise; Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder hükmü yer almaktadır. Dava, 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına ve kira ilişkisinden kaynaklandığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Taraflar arasında hukuki ilişki araç kiralamaya dayanmaktadır. Bu sebeple uyuşmazlığın çözümünde 6100 sayılı HMK’nun 4/1-a maddesi uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında araç kiralama işlemi gerçekleştirilmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4/1-a. maddesinde düzenlendiği üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmakla, "görev" dava şartı yokluğundan HMK 1, 114/1-c, 115/1-2, 6102 sayılı TTK 4/1-a maddeleri gereğince, davanın usulden reddine, kararın kesinleşmesi ve HMK'nın 20. maddesi gereğince iki haftalık sürede başvurulması halinde dava dosyasının görevli İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR SULH HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, 4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına, Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi. 04/02/2021 Katip ... (e-imzalıdır)

Hakim ... (e-imzalıdır)

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2020/595, K. 2021/130, T. 04.02.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-595-e-2021-130-k-aaab96389dfc