İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/20 E. 2024/237 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/20
- Karar No
- 2024/237
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/20 Esas KARAR NO : 2024/237
DAVA TARİHİ : 08/01/2020 DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) BİRLEŞEN BAKIRKÖY .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN .... ESAS
DAVA TARİHİ : 11/05/2022 DAVA : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) KARAR TARİHİ : 22/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/03/2024 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVADA TALEP: davacılar vekili özetle; davalı şirketin 23/11/2015 tarihinde tek ortalık ve 50.000,00 TL sermayeli A.Ş. olarak kurulduğunu, kuruluşta davalı şirketin tek ortağı ve yönetim kurulu başkanının ... olduğunu, takip eden dönemde davalı şirket yönetim kurulunun almış olduğu, 05/01/2016 tarih ve 2016-2 sayılı yönetim kurulu kararı ile çok ortaklı Anonim Şirketi olarak devam etmesine karar verildiğini, bu karardan sonra müvekkilerden her birinin 10.000,00 TL değerinde 10.000,00 adet şirket hissesini devralmak suretiyle davalı şirket ortağı olduklarını, sonuç olarak 2016 yılında yapılan olağan genel kurulda yapılan sermaye arttırımı neticesinde şirketin ana sermayesinin beheri 1 TL kıymetinde, 1.500.000,00 adet hisseye ayrılmış olduğunu 1.500.000,00 TL olduğunu, davalı şirket hisselerinin 300.000 adet hissesinin müvekkili ...'a, 900.000 adet hissesinin ...'a ait olduğunu, buna göre davalı şirket hisselerinin %60'ının ...'a, %20 şer hissesinin ise müvekkillerine ait olduğunu, şirket ortaklarından ...'ın çoğunluk hisselerinin sahibi olması nedeniyle şirket kurulduğundan bu yana yek başına yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı, münferit imza yetkisi ile şirketi idare ve temsil ettiğini, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olan ...'ın tarafından kötü yönetildiğini, şirket amacının gerçekleşmesini ortadan kaldıracak şekilde amaç haricinde faaliyette bulunulmasını yoluyla şirketin zarara uğratılmasını, şirket malvarlığının yk başkanı olan ... tarafından kendi yakınlarının üzerine aktarıldığını ve şirketin içinin boşaltıldığını, şirketin işleyişi ve mali durumu hakkında müvekkillerine bilgi verilmediğini, bilgiye erişimlerinin engellendiğini, 2016 yılından sonra olağan genel kurul toplantılarının yapılmaması yoluyla müvekkillerinin katılma haklarının ihlal edilmesi, kar payı dağıltılmasının engellendiğini, şirket işleyişi ve şirket ortakları arasında bozulmalara sebep olduğunu ve bu durumun müvekkilleri açısından çekilmez bir hal aldığını, ortaklık yapısının geriye dönülmeyecek şekilde bozulduğunu, davalı şirketin ticaret sicil kayıtları incelendiğinden görüleceği üzere en son olarak 21/08/2017 tarihinde 2016 yılı olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, o tarihten sonra 2017 ve 2018 yılı olağan genel kurul toplantısının tüm taleplere rağmen yapılmadığını, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olan ...'ın tüm ısrarlara rağmen genel kurul çağrısı yapmadığını, bilgi alma ve inceleme hakkının açıkça ihlal edilmekte olduğunu, TTK 531. Maddesine göre haklı sebeplerin varlığı halinde sermayesinin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahiplerinin haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceğinini mahkemece fesih yerine davacı pay sahiplerine pay bedellerinin karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenmesi suretiyle davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir diğer çözüme karar verilebileceğinin öngörüldüğünü, şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanmasının esas olduğu, şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının değerlendirilmesini zorunlu kılındığını beyanla müvekkillerinin davalı şirketin daha fazla zarara uğramaması için dava sonuçlanıncaya kadar davalı şirket yönetim kurulu başkanı olan ...'ın yönetim hakkı ile temsil yetkisinin kaldırılarak davalı şirkete yönetim kayyımı atanması şeklinde tedbire karar verilmesini, haklı nedenle şirketin feshine, fesih taleplerinin kabul edilmemesi halinde, müvekkillerinin pay bedellerinin ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkmalarına izin verilmesine karar verilmesini dava ve talep talep etmiştir. SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacılar tarafından feshi talep edilen davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ... için ihtiyati tedbir talep edilmiş ise de, davacılar tarafından feshin haklı sebebe dayandığına ve yönetim kurulu başkanının işini özveri ile yapmadığına ilişkin somut bir delil ortaya koyulamadığını, TTK m.531'de her ne kadar haklı sebep olması halinde hakim tarafından fesih kararı verilebileceği belirtilse de kanunda haklı sebep kavramının tanımlanmadığını, kanunen şirketin devamının esas alındığını, söz konusu şirketin an itibariyle ticari faaliyetlerine devam ettiğini ve devamının sağlanabileceğinin görüleceğini, şirketin feshine ilişkin taleplerin ve yönetim kayyumu atanması yönündeki ihtiyati tedbir kararlarının reddine karar verilmesini, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına , yargılama gider ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA TALEP: davacılar vekili özetle; müvekkilinin davalı .... şirketinin %60 hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, davalı şahısların ise, davalı şirketin ayrı ayrı %20'şer hissedarı olduğunu, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen ... esas sayılı davasında verilen kararın müvekkilini doğrudan etkileyeceğini, HMK 65. Uyarınca bu davanın davacıları ve davalısına karşı asli müdahale davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyası davacılarının dosyaya sundukları belgelerin delil niteliğine haiz olmadığını, TMK 2 ve 3. Maddelerine göre dürüstlük kuralına ve iyi niyetten uzak olduklarını, haklı sebeplerin varlığı halinde dahi şirketin feshi ve tasfiyesi yerine öncelikle şirketi ayakta tutmaya, devamını sağlamaya dönük uygun çözümlere gidilmesinin hakim takdirinde olduğunu, müvekkilinin şirketin devamından yana olduğunu, davalı şirketin malvarlığının kiralık restorandaki menkul eşyalar olduğunu, kiraya konu taşınmazların davalı şirkete ait olmadığını, asıl olanın şirketin devamlılığı olduğunu, feshin son çare olduğunu beyanla asli müdahale taleplerinin kabulüne, davanın Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine, TTK 531 uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesi yerine, şirketin ticari defter ve belgeleri incelenerek davalıların payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin belirlenerek ödenmesine ve davalıların şirketten çıkarılmasına, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: davalılar ... ve .... vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkillerinden her biri, davalı ... İşletmeciliği Tic. A.Ş.'nin hisselerinin % 20'sine denk gelen oranda payın sahibi olup, hukuken “azınlık pay sahibi” konumunda olduğunu, davalı şirket yönetim kurulunun ilk yönetim kurulu başkanı ... ve son genel kurul sonrası ... ile işbirliği içinde olan ve şirketi zarara uğratan asli müdahale talep eden Davacı ... tarafından - şirketin işleyişi ve mali durumu hakkında müvekkillere bilgi verilmediğini, şirketin mali durumu hakkında bilgi edinilmemesi için genel kurul yapılmadığını, şirket amacının gerçekleşmesini ortadan kaldırır şekilde hareket edilmesi gibi gerekçelerle ikame edildiğini, davanın açıldığı dönemde davalı şirket yönetim kurulu başkanı ... olarak resmi kayıtlarda gözükse de dava dosyasında da mevcut olan deliller incelendiğinde şirketin aslında asli müdahale talep eden ... tarafından yönetildiğinin görüleceğini, HMK 65. maddesi uyarınca yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi asli müdahale talebinde bulunabileceğini, asli müdahale talep eden davacı ... ise davalı şirket yönetim kurulu başkanı olduğunu, HMK 65. maddesi hak iddia eden üçüncü kişinin asli müdahil olabileceğini hüküm altına almışken, ...'ın yönetim kurulu başkanı olması sebebiyle aslında davanın tarafı olduğunu, bu açıdan davacı ...'ın bu davanın tarafı olması nedeniyle asli müdahil olabilmesi mümkün olmadığını, ayrıca davacı ...'ın, şirketin zararından sorumlu iken, sırf bilirkişi raporunda "şirketin feshi koşulları oluşmuştur" kanaatine istinaden şirketin feshine karar verilmesini, şirket faaliyetlerine devam edilmesini ancak ortaklara pay bedelleri ödenerek ortaklıktan çıkarılması talebi ile dosyada söz sahibi olabileceğini, dosyaya beyanda bulunabilmek adına asli müdahil olma talebinde bulunulduğunu, HMK 65. Maddesi uyarınca ...'ın üçüncü bir kişi olarak işbu davanın konusu hakkında bir hak iddiası bulunmadığını, tamamen şirketin feshine karar verilmemesi için dosyaya müdahale edebilmek amacıyla asli müdahil olma talebinde bulunduğunu, bu nedenle ...'ın asli müdahale talebi kanunda belirilen şartları taşımadığını ve verilecek karar asli müdahale talebinde bulunanın hukuki menfaatini etkileyecek nitelikte olmadığından asli müdahale davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, her ne kadar işbu dava ikame edildiğinde yönetim kurulu başkanı olarak ... gözükse de dosyadaki deliller ve bilirkişinin değerlendirmeleri neticesinde de asli müdahale talep eden ...'ın aslında şirketi yönettiğinin ortaya konulduğunu, mahkememizin 04.12.2020 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi üzerine bu karara istinaden atanan bilirkişiler ile davalı şirketin şirket merkezine inceleme için gelinmişse de şirketin ticari kayıtlarının, güncel ciro rakamlarının ve ticari aktivitelerine ilişkin tüm kayıtların tam de bilirkişi incelemesi yapılacağı günün bir gün öncesi akşamında çalındığının davalı şirket tarafından beyan edildiğini, ancak şirket merkezinde başka hiçbir şeyin çalınmadığını, televizyon veya diğer bilgisayarlara dokunulmadığının anlaşıldığını, yaşanan bu olayın üzerine bilirkişilerin doğru bir inceleme yapabilmek adına davalı şirkete ait restoranlara davalı şirket vekili ile birlikte incelemeye gitmişseler de restoranların kapalı olduğunun görüldüğünü, polis ve çilingir marifetiyle girilmek istenmişse de davalı vekili geç bilgilendirildiğinden bahisle inceleme adresinde hazır bulunmasına rağmen, restoranların açılmasına muvafakat göstermeyerek inceleme yapılmasına engel olunduğunu, müvekkillerinin gerçek pay değerlerinin tam olarak tespit edilmeyerek, eksik veya düşük tutarda bedel belirlenmesi amacıyla hareket edildiğini, gerçek bir hırsızlık olayının meydana gelmediğini, sigorta başvurusunun da göstermelik olarak yapıldığını, sigorta şirketinin bilgi belge talepleri karşılanamadığı için de başvurunun geri çekildiğinin düşünüldüğünü, davacı ...'ın asli müdahale talebinin tamamen kötü niyetli olduğunu, dosyaya sunulan rapordan sonra zarar kalemlerinin ortaya çıkacağını bilen davalı şirket yönetim kurulu başkanı ...'ın, TTK'nun 436 maddesi gereği kendi yönetim kurulunun ibrasına ilişkin ve ibra ile bağlantılı olan faaliyet raporunun okunması ve tasdiki, finansal tabloların okunması ve tasdikine ilişkin alınacak kararlarda oy kısıtlaması nedeni oy kullanamayacağını bu sebeple faaliyet raporunun ve finansal tabloların tasdik edilmeyeceğini, yönetim kurulu olarak kendisinin ibra edilmeyeceğini ve aleyhine sorumluluk davası açılacağını bildiğinden, davalı şirketteki 900.000 hissesini genel kurul öncesi TTK'nun 433. Maddesine göre oy hakkının kullanılmasına ilişkin sınırlamaları dolanmak ve etkisiz bırakmak suretiyle baştan beri el ve işbirliği içinde hareket ettiği erkek arkadaşı ...'a paylarını devretmek olduğunu anladığını, pay devri akabinde yönetim kurulu başkanlığına ...'ın seçilmesi ile ...'ın ibrası için normalde şirkete verilen zararların ortaya çıkmaması için genel kurul yapılmadığını, hem ...'ın ibra edilebilmesi hem de sorumluluğunun doğmaması adına davalı şirketin 30/08/2021 tarihinde 2020 yılı genel kurul toplantısı yapılmış ve toplantı neticesinde ...'ın, pay devri ile çoğunluk pay sahibi olan ...'ın oyu ile ibra edilmiş ve asli müdahale talep eden ... yönetim kurulu başkanı seçildiğini, toplantıda alınan kararlara karşı muhalefet şerhlerimiz toplantı tutanağına eklendiğini süresi içerisinde genel kurul kararlarının iptali için de Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, pay devrinin yukarıda da açıklandığı üzere dürüstlük kuralına aykırı şekilde gerçekleştirildiğinden ve TTK 433. Maddesi kapsamında oy hakkının kullanılmasına ilişkin sınırlamaları dolanmak ve etkisiz bırakmak suretiyle yapıldığından geçersiz olduğunu, dolayısıyla ...'da pay sahibi olmadığından oy hakkının da bulunmadığını, HMK 65. Maddesi uyarınca asli müdahale talebinde bulunmasının kabul edilemeyeceğini, dilekçelerinde bildirdikleri delillere göre davacının davalı şirketin malvarlığının sadece kiralık restoranlardaki menkul eşyalar olduğu iddiası tümüyle gerçek dışı olduğunu beyanla davacının asli müdahil talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dava dosyası, Davalı şirketin ticaret sicil kayıtları, Mahkememizce aldırılan 25/04/2022 tarihli bilirkişi raporu, Mahkememizce aldırılan 01/05/2023 tarihli bilirkişi ek raporu, Mahkememizce aldırılan 10/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporu, Mahkememiz dosyasından davalı şirkete atanan kayyımın ibraz ettiği 14/09/2022, 11/01/2023, 21/09/2023 tarihli kayyım raporları DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava davacı şirketin haklı nedenle feshi kabul edilmemesi halinde ortaklıktan çıkma bedelinin ödenmesi taleplerinin sübut ve miktarının tespiti isteminden ibarettir. Birleşen dava dava, derdest olan "Anonim Şirketin Feshi" talepli davaya asli madahale talebine ilişkindir. Asıl ve birleşen davada tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizce aldırılan 25/05/2022 tarihli bilirkişi raporu, 01/05/2023 tarihli ve 10/01/2024 tarihli ek raporlar ve mahkememizce aldırılan 16/02/2024 tarihli uzmasn görüşlerini içeren bilirkişi raporu ve davalı şirkete atanan kayyımın ibraz ettiği 14/09/2022, 11/01/2023, 21/09/2023 tarihli kayyım raporları birlikte değerlendirilerek bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır. 6102 sayılı TTK. Madde 530- (1) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir. (2) Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. 6102 sayılı TTK. Madde 531- (1) Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.” Görüldüğü üzere, Kanun Koyucu çok açık bir şekilde haklı sebeple fesih davasının halka açık anonim ortaklıklar da dahil olmak üzere tüm anonim ortaklıklarda açılabileceğini kabul etmiştir. Hükümde, halka açık anonim ortaklıklarda azınlık olarak yüzde beş oranının yeterli olacağı ve sermayenin yüzde beşini temsil eden payların sahiplerinin fesih davasını açabileceği ifade edilmiştir Dosyada yer alan ticaret sicil kayıtları ve genel kurullara ilişkin tutanaklar incelendiğinde; asıl davada, davacıların azınlık hissesine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacıların azınlık haklarını kullanabilecek hisse oranına sahip olmaları nedeniyle, TTK. m. 531 hükmü uyarınca haklı nedenle fesih davası açma şartlarını taşıdıkları sonucuna varılmaktadır. Anonim şirketler ile ilgili olarak haklı sebep kavramına ilişkin kanunlarımızda açık bir tanımlama bulunmamakla birlikte, sürekli borç ilişkileri doğuran sözleşmelerde, taraflara haklı sebeplerin varlığında taahhüt ettikleri sözleşme hükümlerini tamamen veya kısmen feshetme yetkisi tanınmaktadır. Haklı sebep, sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi, dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilecek hukuki olgudur. Öte yandan, kollektif ortaklıklar için yasal tanım mevcuttur. TTK. m. 245 hükmüne göre, “şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olması” haklı sebep olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım bir sermaye ortaklığı olan anonim ortaklıklar bakımından ancak niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanabilir. Haklı sebebin “ortağı ortak olmaya iten nedenleri ortaklık ilişkisini sürdürmesini kendisinden beklememizi olanaksız kılacak oranda değiştirecek olan hukuki olgu”, “azınlığın hakkaniyete uygun ve fakat objektif olarak ortaklığın devam etmesinden umduğu faydaları ortadan kaldıran olgular” şekillerinde de tanımlanması mümkündür. TTK.m.245/1 de; dört bent halinde sayılan Fesih nedenlerinin sınırlı olmadığı bu hallerin örnek olarak verildiği (1). bendin sonundaki “gibi haller” deyiminden açıkça anlaşılmaktadır. TTK.m.245 hükmünde böyle denilmekle birlikte haklı sebeple fesih kurumunun uygulanmasında TTK.m.124/2 hükmü uyarınca bir sermaye şirketi olan anonim şirketlerde konuya daha ihtiyatlı yaklaşılması gerekmektedir. Nitekim şahıs şirketlerinde ortakların kişiliği, sermayeye oranla daha önemli olduğundan ve ortaklar arasındaki güven ilişkisi daha ön plana çıktığından, bu hususlardaki zedelenmeler de haklı sebep teşkil edebilmekteyken, sermaye şirketlerinde ortakların kişiliğindeki aksaklıklar ve ortaklar arasındaki husumetin haklı sebep teşkil etmesi daha zor olacaktır. TTK.nun 245/1 de (4) bent halinde haklı sebepler, ya şirket ortaklarının şahsından ya da ortakların şahıslarıyla hiç ilgisi olmayan nedenlerden doğmuş olabilir. TTK.m.245/1 de sayılan (4) bentteki haller ortaklara bağlı (sübjektif) sebeplerdir. Şirketin maksadının elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek maddi ve hukuki sebepler, (örneğin döviz yokluğu nedeniyle ithalatın uzun süre yapılamayacağının anlaşılması gibi) (objektif) sebeplerdir. TTK.'nun 529’uncu maddesi uyarınca anonim şirket sermayesinin en az ondabirine sahip her ortak, muhik sebeplere dayanmak şartıyla şirketin feshini mahkemeden talep edebilir. Ancak, şirketin feshini gerektirecek haklı neden bulunduğunu ileri sürenin (davacının), bu iddialarını ispat etmesi gerekir. Yasa maddelerinde haklı nedenlerin tek tek sayılmamış olması ve davalı şirket ana sözleşmesinde de bu yolda bir düzenleme yapılmamış olması sebebiyle, haklı nedenlerin varlığının yargıç tarafından değerlendirilerek saptanması gerekir. Türk Ticaret Kanunu m. 507/1 hükmüne göre her ortağın kar payı alma hakkı bulunmaktadır. Davalı şirketin, Davalı şirketin 2015 – 2020 dönemlerinde sürekli zarar etmesinden kaynaklı olarak şirket ortaklarına kar dağıtımı yapılmadığı bilirkişi raporuyla edilmiştir. Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyetince yerinde yapılan incelemeler neticesinde; dosyada mevcut inşaat-dekorasyon-demirbaş vb. başlıklı yatırımlar, inşaat-mekanik-elektrik yapı maliyetleri, yapı yaklaşık maliyetleri hususunda yerinde incelemeler yapıldığı anlaşılmıştır. Davalı ...'nin davalı işletmenin sunucu bilgisayarlarına yönelik inceleme yapıldığı, "Şirketin ticari kayıtlarının, güncel ciro rakamları ve ticari aktivitelerine ilişkin tüm kayıtlarının tutulduğu sunucu bilgisayarının 11/02/2021 günü akşam saatlerinde işyerine giren hırsızlar tarafından çalındığı, kamera kayıtlarının bulunduğu kayıt cihazının da çalındığı incelemeye eşlik eden davalı vekili ve şirket yetkilisi tarafından beyan edildiği, yaşanan bu hadiseye ilişkin şikayetçi ifade tutanağının gösterildiği, incelemeye esas teşkil eden kayıtların muhafaza edildiği sunucunun bulunduğu bölüme girildiğinde sunucu bilgisayarın, kamera kayıtlarının tutulduğu kayıt cihazının yerinde olmadıkları görüldüğü, etrafın dağınık olduğu, incelemenin konusunu oluşturabilecek hiçbir emtianın gözlenmediği, tespit edildiği," şeklinde raporunda belirtmiş olduğu anlaşılmıştır. Davalı şirketin 6102 sayılı T.T.K.’nun 376. ( 376/1-2-3) Maddesi kapsamında borca batık olup olmadığının kayıtlı değerler üzerinden değerlendirilmesinde ise şirket aktiflerinin borçlarını karşılayamamakta yani kayıtlı değerler üzerinden borca batık olduğu, şirket yönetiminin TTK. 376. Madde hükümleri gereği herhangi bir önleyici tedbir aldığına dair bir emareye rastlanmamıştır. Şirket maksadının gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi durumunda da şirketin feshine karar verilebilir. YTD, 26.03.1963 tarih ve E. 3438, K. 1963/4856 sayılı kararında, “...TTK. 434/2’de geçen ‘şirket maksadının husulünün imkansızlaşması’ şeklindeki ifade, sadece işletme konusu işin bünyesinden doğan imkansızlıklara taalluk etmektedir. İdarecilerin kötü idaresi hakkında ayrıca hükümler sevkedilmiştir. Kar elde edememe halinin, maksat ve mevzuun husulünü imkansız hale getirdiğini kabul, ancak uzun müddet kazanç sağlanamaması ve kazanç ihtimalinin tamamen ortadan kalkması halinde mümkün olur” görüşüne yer vererek, uzun süre kazanç sağlamama ve kazanç ihtimalinin ortadan kalkması durumunda maksadın imkansızlaştığının kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yine, sermaye kaybı ve borca batıklık durumunu düzenleyen TTK. m. 376/2 hükmüne göre, “son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer”.
Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve mahkememizce görevlendirilen denetim kayyımının hazırlamış olduğu raporlar ve ek raporlar ile tüm dosya münderecatına göre; Somut olayda; asıl davada, davacıların azınlık hissesine sahip olduğu, davacıların azınlık haklarını kullanabilecek hisse oranına sahip olmaları nedeniyle, TTK. m. 531 hükmü uyarınca fesih davası açma şartlarını taşıdıkları, davalı .... şirketinin borca batık olup olmadığının kayıtlı değerler üzerinden değerlendirilmesinde ise şirket aktiflerinin borçlarını karşılayamamakta yani kayıtlı değerler üzerinden borca batık olduğu, şirket yönetiminin TTK. 376. Madde hükümleri gereği herhangi bir önleyici tedbir aldığına dair dosya kapsamında somut bir bilgi ve belge bulunmadığı, şirketin uzun süreden beri sürekli zarar ettiği, kar payı dağıtmadığı, borca batık ve gayri faal hale geldiğinin anlaşıldığı, ticari defter ve kayıtlarının usulsüz olarak tutulduğunun tespit edilmiş olduğu, davalı şirketin, borca batık olması hususu dikkate alındığında TTK. m. 376/2 hükmü uyarınca da, kanun gereği (TTK. m. 636/3) münfesih hale geldiği, anlaşılmakla, haklı nedenle fesih şartlarının oluştuğu, birleşen davada davaya yönelik şirketten çıkarılma talebinin yerine şirketin tasfiyesine karar verilmesine kanaat getirilmiştir. Asıl dava ve birleşen dava ile ilgili olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar 22/02/2024 tarihli kısa kararda birleşen dava ile ilgili hüküm kurulmamış ise de; bu husus HMK 304. Maddesi kapsamında açık hata olarak değerlendirilerek, asıl davanın kabulüne ve birleşen davanın reddine dair hükmün re'sen tahsihi ile kısa kararın eki sayılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde düzeltilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl Davanın kabulü ile; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün .... sicil numarasında kayıtlı ...'nin FESİH VE TASFİYESİNE, 2-Tasfiye memuru olarak .... T.C kimlik nolu, ....'nin atanmasına, yapılacak işin mahiyetine göre arttırılıp eksilttirmek üzere aylık 7.500.00-TL ücret takdirine, 3 aylık kayyım ücreti olan 22.500,00 TL nin davacı tarafça mahkememiz veznesine depo edilmesine, depo edildiğinde ve karar kesinleştiğinde tasfiye memurunun göreve başlatılmasına, 3-Tasfiye memurunun görevinin tasfiye kararının tescil edileceği tarihe kadar devamına, 4-Masrafı davacı vekili tarafından karşılanmak üzere Ticaret Sicil Gazetesinde ilanına, 5-BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE, Asıl dava bakımından harç ve yargılama giderleri : 6-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60-TL harç peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile eksik 373,20 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 7-Davacılar tarafından yapılan 17.922,94-TL posta masrafı ile toplam harç gideri 108,80-TL olmak üzere toplam 18.031,74-TL. yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, 8-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 9-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, 10-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, Birleşen dava bakımından harç ve yargılama giderleri : 12-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60-TL harç peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile eksik 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 12-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 13-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 14-Davalılar ... Ve ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile Davalılar ... Ve ...'a ödenmesine 15-Asıl davada hesaplandığından davalılar tarafından yapılan yargılama giderleri hususunda karar verilmesine yer olmadığına, 16-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/02/2024
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır