İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/95 E. 2020/315 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/95
Karar No
2020/315
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/95 KARAR NO : 2020/315 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/09/2019 KARAR TARİHİ : 17/09/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı borçlu şirket arasında süregelen ticari ilişki neticesinde, davalı borçlunun dosyaya sunulan faturadan kaynaklı borcunun bulunduğu, söz konusu alacağı tahsili amacıyla İzmir ... İcra Müdürlüğünde...E.Sayılı dosyası ile icra takibinin başlanıldığı, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı neticesinde takibin durduğu, müvekkil şirketin davalıya vermiş olduğu tüm hizmetler fatura ile sabit olduğu, düzenlenen faturanın ticari deftere işlenip davalıya gönderildiği, faturaya yasal süresi içinde yazılı olarak herhangi bir itirazın olmadığı, Arabuluculuk görüşmelerinden bir sonuç alınamadığı itirazın iptal edilerek takibin devam edilmesinin ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin karar verilmesini talep etmektedir. CEVAP : Davalı ...Ş'nin davaya karşı cevap dilekçesi özetle; davacıya herhangi bir borcun olmadığı, davacı tarafça düzenlenen faturaya ilişkin iade faturası düzenlendiğini ve iade faturasının davacıya tebliğ edildiği, iddia edildiği gibi herhangi bir ticari ilişkilerinin olmadığı, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinden bu durumun ispat edilmiş olacağını, faturada "mal hizmet bedeli toplamı" şeklinde bir ibare yer almakta olup fatura içeriğinden müvekkile ne tür bir hizmet verildiğinin anlaşılmadığı, açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir. DELİLLER: 1-İzmir ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası, 2-İcra dosyası içeriğinde yer alan ve davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen 09/07/2019 tarihli e-fatura, 3-Taraflara ait ticaret sicil kayıtları, 4-Taraflara ait vergi sicil kayıtları, 5-Davacıya ait Esnaf ve Sanatkarlar Odası kayıtları, 6-Taraflara ait ticari defter ve belgeler, 7-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 25/02/2020 tarihli raporu, 8-Sair deliller, DAVA KONUSU: Açılan dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıya davalı aleyhine başlatılan icra takibine süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili taleplerine ilişkin olduğu tespit edildi. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67.maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. İzmir ... İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı ... vekilinin davacının davalı ...'nden olan alacağının tahsili amacıyla davalı ... aleyhine 2.695,00-TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalının süresinde yapmış olduğu icra dairesinin yetkisine ve borca itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Davalı vekilince süresinde sunulan cevap dilekçesinde, İzmir... İcra Dairesi'nin ve mahkememizin yetkisine itiraz edilmiş, dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıya davalı aleyhine başlatılan icra takibine süresinde yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinde para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceğinin düzenlendiği, alacaklı davacının yerleşim yerinin ''... Mahallesi,...No:... Karabağlar/İzmir'' olduğu anlaşılmakla, Mahkememizin iş bu davaya bakmaya yetkili bulunduğu kanaatiyle davalı vekilinin yetki itirazının reddine karar verilerek tefhimle açık yargılamaya devam olunmuştur. 03/12/2019 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, taraf vekillerine bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter kayıt ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmiş, taraf vekilleri kendilerine verilen kesin süre içerisinde taraf şirketlere ait ticari defter ve belgelerin bulundukları yeri mahkememize bildirmişlerdir. Taraf vekillerinin kendilerine verilen kesin süre içerisinde taraf şirketlere ait ticari defter ve belgelerin bulundukları yeri mahkememize bildirmeleri üzerine dosyanın mahkememizce re'sen belirlenen Serbest Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, taraflara ait ticari defter ve belgeler, taraflar arasındaki ticari ilişkiye binaen düzenlenen dava dilekçesine ekli bulunan fatura, İzmir...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ve sair hususlar birlikte değerlendirilerek; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı şirket adına düzenlenen fatura ile taraflara ait ticari defter ve belgeler çerçevesinde davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarının ne kadar olduğu hususlarının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 25/02/2020 havale tarihli raporunda taraflara ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen fatura üzerinde 'mal hizmet bedeli' ibaresinin bulunduğunu, 'mal hizmet bedeli' ibaresinin e-fatura sisteminde müdahale edilemeyen bir alan olduğunu, davalı tarafça düzenlenen iade faturasında da aynı ibarenin yer aldığını, mal hizmet bölümünde 1 adet 10'' 5'li Takım Filtre ve 20 adet 20'' 7'li Takım Filtre yazılı olduğunu, davalıya ait muhasebe kayıtlarında ve iade faturasında belirtilen ibarede yer alan filtrelerin bina tadilat giderlerini ilgilendiren filtreler olduğunun anlaşıldığını, iade faturası düzenlenmesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesindeki itiraz yerine geçmeyeceğini, davacı tarafından düzenlenen faturaya bahsi geçtiği üzere bir itiraz olmadığından faturanın davalı tarafça kabul edilmiş sayılacağını, bu kapsamda davacının davalı şirketten fatura bedeli olan 2.695,00-TL miktarında alacaklı olduğunun tespit edildiğini mütalaa etmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinde; ''Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.'' hükmü düzenlenmiştir. Her ne kadar davacı tarafından düzenlenen fatura davalı şirket tarafından ticari defter ve belgelerine kaydedilmiş ise de, faturanın gönderildiği aynı gün olan 09/07/2019 tarihi itibariyle davalı şirket tarafından iade faturası düzenlendiği ve düzenlenen iade faturasının davacı tarafa gönderildiği anlaşılmaktadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı kararında aynen; ''6762 Sayılı TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Madde hükmüne göre, faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun içinde öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla, faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın –miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.:Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay,İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). Kısaca, ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma hâlinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge olacaktır. Elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK’nın 23/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2011 tarih ve 2011/15-472 E., 2011/608 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.'' denilmiş, taraflar arasındaki ticari akdi ilişkinin kabul edilmediği durumlarda düzenlenen faturanın delil teşkil edebilmesi için öncelikle taraflar arasındaki akdi ilişkinin ispat edilmesi gerektiği, fatura düzenlenmesinin tek başına fatura içeriğinde yer alan ürün ya da hizmetin alıcıya teslim edilmiş olduğu anlamına gelmeyeceği, satıcının faturada yer alan teslim olgusunu ayrıca ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir. Davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen fatura e-fatura olup, düzenlenen faturada fatura içeriğinde yer alan malın davalı şirkete teslim edildiğine dair herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Belirtilen çerçevede davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturada yer alan malın davacı tarafından davalı şirkete teslim edildiğinin davacı tarafça ispatlanması gerekmekte olup, davacı tarafça faturaya konu malın davalı şirkete teslim olgusu ispatlanamamıştır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir... İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyası, icra dosyası içeriğinde yer alan ve davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen 09/07/2019 tarihli e-fatura, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait vergi sicil kayıtları, davacıya ait Esnaf ve Sanatkarlar Odası kayıtları, taraflara ait ticari defter ve belgeler, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 25/02/2020 tarihli raporu ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıya davalı aleyhine başlatılan icra takibine süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili taleplerine ilişkin olduğu, İzmir... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davacı ... vekilinin davacının davalı ...'nden olan alacağının tahsili amacıyla davalı ... aleyhine 2.695,00-TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalının süresinde yapmış olduğu icra dairesinin yetkisine ve borca itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davalı vekilinin yetki ilk itirazının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinde para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceğinin düzenlendiği, alacaklı davacının yerleşim yerinin ''...Mahallesi,... Sokak, No:... Karabağlar/İzmir'' olduğu anlaşılmakla Mahkememizin iş bu davaya bakmaya yetkili bulunduğu kanaatiyle reddine karar verilerek yargılamaya devam olunduğu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 25/02/2020 havale tarihli raporunda taraflara ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen fatura üzerinde 'mal hizmet bedeli' ibaresinin bulunduğunu, 'mal hizmet bedeli' ibaresinin e-fatura sisteminde müdahale edilemeyen bir alan olduğunu, davalı tarafça düzenlenen iade faturasında da aynı ibarenin yer aldığını, mal hizmet bölümünde 1 adet 10'' 5'li Takım Filtre ve 20 adet 20'' 7'li Takım Filtre yazılı olduğunu, davalıya ait muhasebe kayıtlarında ve iade faturasında belirtilen ibarede yer alan filtrelerin bina tadilat giderlerini ilgilendiren filtreler olduğunun anlaşıldığını, iade faturası düzenlenmesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesindeki itiraz yerine geçmeyeceğini, davacı tarafından düzenlenen faturaya bahsi geçtiği üzere bir itiraz olmadığından faturanın davalı tarafça kabul edilmiş sayılacağını, bu kapsamda davacının davalı şirketten fatura bedeli olan 2.695,00-TL miktarında alacaklı olduğunun tespit edildiğini mütalaa ettiği, davalı vekilinin davacı tarafça davalı şirket adına düzenlenen faturaya konu malın davalı şirkete teslim edilmediği ve bu kapsamda taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını beyan ettiği, davacı tarafından düzenlenen fatura davalı şirket tarafından ticari defter ve belgelerine kaydedilmiş ise de, faturanın gönderildiği aynı gün olan 09/07/2019 tarihi itibariyle davalı şirket tarafından iade faturası düzenlendiği ve düzenlenen iade faturasının davacı tarafa gönderildiği, taraflar arasındaki ticari akdi ilişkinin kabul edilmediği durumlarda düzenlenen faturanın delil teşkil edebilmesi için öncelikle taraflar arasındaki akdi ilişkinin ispat edilmesi gerektiği, fatura düzenlenmesinin tek başına fatura içeriğinde yer alan ürün ya da hizmetin alıcıya teslim edilmiş olduğu anlamına gelmeyeceği, satıcının faturada yer alan teslim olgusunu ayrıca ispat etmesi gerektiği, davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturanın e-fatura olduğu, düzenlenen faturada fatura içeriğinde yer alan malın davalı şirkete teslim edildiğine dair herhangi bir ibare bulunmadığı, belirtilen çerçevede davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturada yer alan malın davacı tarafından davalı şirkete teslim edildiğinin davacı tarafça ispatlanması gerekmekte olduğu, dosya muhteviyatından anlaşıldığı üzere dava konusu fatura içeriğinde yer alan malın davalı şirkete teslim olgusunun davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı şirket tarafından davacı tarafından düzenlenerek gönderilen e-faturaya karşı aynı gün itibariyle düzenlenen iade faturası da göz önünde bulundurulduğunda, faturaya konu malın davalı tarafça satın alınmadığının kabulünün gerektiği kanaatiyle açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 54,40-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında yatırılan 44,40-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 10,00-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.695,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23/14. maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 311. maddesi gereğince kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/09/2020

Katip ... [E-İMZA]

Hakim ... [E-İMZA]

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2019/95, K. 2020/315, T. 17.09.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-95-e-2020-315-k-c9ea9621d0a9