İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/635 E. 2020/306 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/635
Karar No
2020/306
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/635 Esas KARAR NO : 2020/306

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/12/2019 KARAR TARİHİ : 07/09/2020

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibiyle borçluya örnek 7 ödeme emri tebliğ edildiğini, icra takibine karşı davalının yetkiye ve borca itirazda bulunduğunu ve takibin durduğunu, davalının yetkiye itirazının yersiz olduğunu, taraflar arasında yetki sözleşmesi yapıldığını, taraflar arasında yetkiye ilişkin bir anlaşma olmasa dahi takip konusunun bir para alacağı olduğunu ve para borcunun götürülecek borç kapsamında olduğunu, davalının müvekkilinden tekrar istenildiğinde geri verilmek üzere mamüllerin satışında kullanılmak için sağlam ve çalışır vaziyette 7'li ... markalı 1 adet dolap emanet aldığını, taraflar arasında ... tarihinde anlaşma imza altına alındığını bu sözleşme kapsamında davalıya anlaşma süresince kullanması amacı ile dolap teslim edileceğinin kararlaştırıldığını ve dolap sözleşmesinin ... tarihinde tanzim edilerek ... Mah. ... Cad. No:.. ... .../... adresiyle kaşelenmiş ... çalışanı ... tarafından teslim alındığını, davalı taraf dolabı iade etmediği taktirde teminat senedinde yazılı ...-EURO ödemeyi kabul ettiğini, itilaf vukuunda Antalya Mahkemelerinin yetkisini kabul ettiğini, ancak davalının dolabı geri istenildiğinde iade etmediğini, teminat senedinde ... EURO'yu ödemeyi kabul etmiş olmasına rağmen bu borcuda ödemediğini bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına ve karşı tarafın en az %20 olmak üzere inkar tazminatına mahkumiyetine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkememizin yetkisiz olduğunu, yetkisizlik nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, ayrıca mahkememizin görevsiz de olduğundan, esasa girilmeksizin görevsizlik nedeniyle de davanın reddini talep ettiklerini, yetkili yer mahkemesinin ... mahkemeleri olduğunu, yetki sözleşmesinin tacirler arasında olduğunu müvekkilinin Türk Ticaret Kanuna göre tacir olmadığını ayrı bir yetki sözleşmesinin de olmadığını, davacı tarafın sunduğu ... tarihli dolap satış sözleşmesi ve ... tarihli anlaşma sözleşmesindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, dolap sözleşmesinde imzası bulunan ... ile alakalı olarak vekalet, yetkili vs gibi herhangi bir ilişkisi ve işbirliğinin olmadığını, müvekkilinin dava konusu dolapları kullanmadığını ve dava konusu dolapların teslim edildiğine dair bir tutanakta imzalanmadığını, bu nedenlerle icra takip işlemine yaptıkları itiraz sonucu açılan işbu davanın reddi ile davacı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Dava; Alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının vaki itirazının iptali talebine ilişkindir. Uyuşmazlık, mahkememizin görevli ve yetkili olup olmadığı, dava dilekçesine ekli anlaşma ve dolap sözleşmesi altındaki imzaların davalıya ait olup olmadığı, icra takip tarihi itibariyle davalının davacıya borçlu olup olmadığı, neticeten alacağın varlığı ve miktarı hususlarından ibarettir. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nın 114/c maddesi uyarınca mahkemelerin görevi dava şartı olup, 115. maddesi uyarınca mahkeme dava şartlarının varlığını res'en araştırmakla yükümlüdür. Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... tarihli müzekkere cevabında, ... unvanı altında firma kaydına rastlanılmadığının bildirildiği, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nın ... tarihli müzekkere cevabında, davalı ...'ın esnaf kaydının bulunduğu belirtilmiştir. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün ... tarihli müzekkere cevabında, davalının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, gerçek usulde gelir vergisine tabi olduğu belirtilmiş, 2016, 2017, 2018 yıllarına ait Yıllık Gelir Vergisi beyannameleri ile 2019 yılına ait Geçici Gelir Vergisi Beyannameleri yazı ekinde gönderilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 11. Maddesinde; “Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'', 12. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 15.maddesinde de; “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır" düzenlemesi bulunmaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararına göre; Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Bu durumda; yukarıda açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak tarafların tacir olup olmadığı hususu araştırılarak sonucuna göre görevli mahkemenin tayin edilmesi gerekmektedir. (Benzer şekilde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 2017/146 Esas, 2017/137 karar) Somut olayda; davacı ticari şirket olup tacir ise de, davalının ticaret siciline kayıtlı olmadığı, esnaf kaydının bulunduğu, dosyaya yansıyan işinin esnaf sayılma parasal sınırının altında kaldığı, faaliyetinin esnaf faaliyetini aşmadığı, bu nedenle tacir sıfatını taşımadığı, taraflardan biri için ticari olan iş diğeri için de ticari sayılmakla beraber, bu husus görevli mahkemenin belirlenmesinde dikkate alınamaz. Bu itibarla, açılan davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır. 6102 sayılı TTK'da değişiklik yapan ve 01/07/2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6335 sayılı kanunun 2.maddesiyle değişik 6102 sayılı TTK'nın 5.maddesinin 3.fıkrasına göre Asliye Ticaret Mahkemesiyle Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olarak düzenlendiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna, 3-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın davaya bakmakla görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca bu süre içinde istemde bulunulmaması halinde HMK 20/1-son ve 331/2 maddesi gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE, 5-Dosyanın süresinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda harç ve yargılama giderinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğundan HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 07/09/2020

Katip ... ¸(e-imzalı)

Hakim ... ¸(e-imzalı)

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2019/635, K. 2020/306, T. 07.09.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-635-e-2020-306-k-e466a743b922