İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/621 E. 2019/847 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/621
- Karar No
- 2019/847
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/621 KARAR NO : 2019/847
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/12/2019 KARAR TARİHİ : 16/12/2019
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın, davacının eski eşi olduğunu, diğer davalı ...'ı, davacının tanımadığını, müvekkili ile davalı eski eşi ... arasında görülmekte olan mal paylaşımı davası öncesinde müvekkilinin hisseli olarak sahibi bulunduğu ve mal paylaşımı davasına konu edilmemiş olan ... ili ... ilçesi ... Mah. ... ada ... parselde bulunan taşınmazın kaydına davalı ... tarafından aile konutu şerhi konulduğunu, söz konusu taşınmaza kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmak isteyen müvekkilinin aynı parselde yer alan diğer arsa sahibi olan hissederları ile müteahhitin mağdur olmaması için dava konusu senet ile aynı tarihli olan ve aynı anda düzenlenmiş; ... tarihli protokolü, müvekkilinin eski eşi davalı ...'ın baskısı ile gabin kalarak tanıklar huzurunda inşaat yapılmasına olanak vermek için imzalamak zorunda bırakıldığını, dava konusu bononun müvekkili tarafından ... ili ... ilçesi ... Mah. ... ada ... nolu parselde yer alan taşınmazdaki katılım alacaklarının teminatı/güvencesi olarak nakden ibaresi olmadan ... TL bedelle düzenlenerek davalı ...'a teminat olarak tanıklar huzurunda verildiğini, davalı ... muvazaalı olarak ve teminat senedinde tahribat yapmak suretiyle asıl teminat senedinde bulunmayan nakden kısmını sonradan eklemek suretiyle Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyası üzerinden müvekkiline karşı icra ile tahsilat yoluna başvurduğunu, müvekkilinin borca ve takibe itiraz ettiğini ve Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası üzerinden borca itiraz davası açıldığını, dosyanın halen derdest bulunduğunu, icra hukuk mahkemelerinin yetki alanı ve inceleme alanı dar ve kısıtlı olduğu için daha geniş kapsamlı yargılama adına mahkememizde işbu menfi tespit davasının açılma zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek, müvekkilinin Antlaya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasında icra takibine konu yapılan alacaklısı davalı ..., borçlusu davacı ..., son hamil alacaklısı davalı ... olan; düzenleme tarihi ... ve vade tarihi ... olan ... TL bedelli (tüm ferileri de dahil olmak üzere) bonodan dolayı, senedin müvekkili açısından bedelsiz olması, bononun teminat karşılığı verilmiş olması, bonoda sahtecilik yapılmış olması ve icra takibine muvazaalı işlem ile konulmuş olması nedenlerinden dolayı davalılara borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptaline, müvekkili açısından HMK 209 maddesi dikkate alınarak Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasına konu yapılan ve sahtecilik yapılmış olan bonodan dolayı ihtiyati tedbir kararı verilerek dava kesinleşinceye kadar satışa kadar olan icra işlemlerinin de (satış işlemleri de dahil) durdurulması için teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı tarafın kötü niyetli olmasından dolayı müvekkili lehine %20 kötü niyet tazminatının davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Tensiple birlikte karar verilmiş olması nedeniyle davalı cevap verememiştir. DAVA : Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tesbit davasıdır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). Aile hukukundan doğan dava ve işler -4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi uyarınca- aile mahkemelerinde görülür. Bu nedenle aile hukukundan doğan bir borcun bulunmadığının tespitine ilişkin olumsuz tespit davası, aile mahkemesinde görülür (Uyar, Talih; Menfi Tespit Ve İstirdat Davaları (İİK. M.72) Ankara 2017, s. 27 vd.). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 09/10/2013 tarih 2013/10970E. 2013/14186K. Sayılı kararında; "...Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama usulüne dair 4787 sayılı yasanın 4. maddesi uyarınca 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabı ile (3.kısım hariç) 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki kanun kapsamındaki Aile Hukukundan doğan dava ve işler Aile Mahkemelerinde görülür. İİK’nın 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit ve istirdat davaları genel hükümlere tabidir. İcra İflas Kanununda göreve ilişkin özel bir hüküm öngörülmemiştir. Somut olayda ziynet eşyaları ve katkı payı borcuna ilişkin menfi tespit davasında borcun TMK 220 ve devamı maddelerinden kaynaklandığı ve dolayısıyla “Aile Hukukuna” ilişkin bulunduğu anlaşılmaktadır. Borç, Aile Hukukundan doğduğuna göre açılan bu davanın (menfi tespit) 4787 sayılı yasanın 4.maddesi gereğince Aile Mahkemesinde bakılması gerekmektedir. Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir..." denilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/04/2019 tarih 2017/15-2141E. 2019/442K. sayılı kararında; "... Dava şartlarının neler olduğu 6100 sayılı HMK’nın 114. maddesinde belirtilmiş olup, anılan düzenlemenin 1. bendinin (c) alt bendinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, bir dava ancak görevli mahkemece incelenebilir. Mahkeme her şeyden önce görevli olmalıdır. Görevsiz mahkemede açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekir (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T.: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 930)... Dava şartları ve ilk itirazların karara bağlanması için, tarafların açıklamaları yeterli ise hâkim, dosya üzerinden karar verebilir. Verilen karar (görevsizlik veya yetkisizlik kararı gibi) davayı (o mahkemede) sona erdirici nitelikte ise, hâkim tarafları ön inceleme duruşmasına davet etmeden (dosya üzerinden) gerekli kararı verebilir. Bu hâlde ön inceleme duruşması yapılmasına, tarafların ön inceleme duruşmasına davet edilmesine ve tahkikat aşamasına geçilmesine gerek kalmaz (Kuru B., s 286)... Anılan düzenleme ile hâkime dava şartlarına ilişkin olarak hangi aşamada karar verilmesi noktasında takdir hakkı tanınmış olup, hâkim tarafların dinlenmesine ihtiyaç duymaması hâlinde gerekli gördüğü takdirde dosya üzerinden de karar verebilecektir. 6100 sayılı HMK’nın 30. maddesi uyarınca hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olup, dava şartlarına ilişkin bir sorunun yargılamanın başında çözülmeyip sonrasında dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmayacaktır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkündür..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı katılım alacaklarının teminatı olarak verilen bono nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemi ile dava açmıştır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1. maddesi gereğince "22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 3.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler" Aile Mahkemelerinde görülür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 72. maddesi uyarınca açılan menfi tespit ve istirdat davaları genel hükümlere tabidir ve göreve ilişkin özel bir hüküm öngörülmemiştir. Davacının talebinin de katılım alacakları nedeni ile verilen teminat bonosundan borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin ve dolayısıyla “Aile Hukukuna” ilişkin bulunduğu anlaşılmaktadır. Borç, Aile Hukukundan doğduğuna göre açılan bu davanın/iddiaların (menfi tespit) 4787 sayılı yasanın 4. maddesi gereğince Aile Mahkemesinde bakılması gerekmektedir. Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkün olması nedeniyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine mahkememizin görevsizliğine kararı verilmesi gerekmiştir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2. Davacı ve/veya davalıdan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Aile Mahkemesine gönderilmesine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Aile Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 5. Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya iadesine, 6. Tedbir talebinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar verildi. 16/12/2019
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır