İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/343 E. 2021/192 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/343
- Karar No
- 2021/192
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/343 Esas KARAR NO : 2021/192 DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/09/2019 KARAR TARİHİ : 24/02/2021 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde: davalı ...Şirketi ile müvekkili banka arasında davaya konu genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların bu sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer aldıklarını, kullandırılan kredi borcunun süresinde ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarnamenin davalılara tebliğ edildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması üzerine icra takibine geçildiğini, davalıların itirazı nedeniyle takibin durduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetli olarak yapıldığını, alacağın likit ve muayyen olduğunu, talep edilen faizin sözleşmeye ve yasaya uygun olduğunu bildirmiş, itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalılar vekili cevap dilekçesinde: davanın haksız ve kötü niyetli olarak ikame edildiğini, müvekkili şirketin İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında 17/04/2015 tarihinden itibaren bir yıl süre ile iflasının ertelenmesine karar verildiğini, 15/04/2016 tarihinden sonra sürenin bir yıl uzatılması taleplerinin reddedildiğini, davacının kredi tahsis ettiği tarihlerle müvekkili şirketin mali durumunu bilerek kredi kullandırdığını ve basiretli tacir gibi hareket etmediğini, sözleşmenin cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmesi olduğunu, kredinin geri ödeme yapıldığı sürece döndüğünü, ödemeler nedeni ile bakiye sıfır bile olsa kefilin sorumluluğunun devam ettiğini, ancak kefilin sadece kendi temerrütünün hukuki sonuçları ve kefalet limiti ile sorumlu olacağını, kefilin YKS dışında başkaca herhangi bir borçtan sorumlu tutulamayacağını, YKS'de bu yönde bir maddenin bulunmasının sonuca etkili olmadığını, somut olayda kefil olan müvekkillerinin sorumluluğunun sadece imza attıkları genel kredi sözleşmesindeki miktardan ibaret olduğunu, tarafların tacir olmaları nedeni ile faiz oranını serbestçe belirleyebilmelerinde TBK'nun 88 ve 120.maddeleri hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, faiz oranının belirlenmediği durumlarda sözleşmedeki faiz oranının uygulanması gerektiğini, icra inkar tazminatına sırf itirazın varlığı nedeni ile hükmedilmemesi gerektiğini, bu durumun anayasa ile teminat altına alınan hak arama özgürlüğü ile bağdaşmadığını, itirazda takibin ve alacağın tahsilinin geciktirmeyi amaçlanmış olmasının aranması gerektiğini, bunun yanında alacağın likit kabul edilebilmesi için borcun kaynağının ve özellikle kefaletlerde tüm borç alacak dökümünün kuşkuya yer vermeyecek şekilde ibrazının borcun ulaştığı nokta itibariyle işlemiş faiz tutarının, faiz oranlarının bildirilmesi gerektiğini, davacı bankanın bu yönde hiçbir adım atmadığını, bu nedenle alacağın varlığının müvekkilleri tarafından bilinemez olduğunu, faiz oranı ve faiz tutarının yargı denetimini ihtiyaç gösterdiğini bildirmiş, davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, davalı ...Şirketi borçlu, diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, taraflar arasında düzenlenen davaya konu genel kredi sözleşmesinde kararlaştırılan ödeme gününde ödeme yapılmadığı gerekçesi ile hesabın kat edilerek ihtarname tebliğ edilmesine rağmen ödenmeyen kredi borcundan kaynaklanan alacağı için davacı bankanın, davalılar hakkında alacağın tahsili amacıyla yaptığı icra takibinde davalıların, borca ve ferilerine itirazlarının iptali istemine ilişkindir. Davaya konu icra dosyasında davacı banka, davalılar hakkında davaya konu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için ilamsız icra yoluyla takip yapmış, ödeme emri davalılardan...Şirketi ile davalı...a tebliğ edilememesine rağmen diğer davalılara yapılan tebliğden sonra yasal süre içinde bütün davalılar adına vekilleri tarafından sunulan itiraz dilekçesi ile borca ve ferilerine itiraz edilmesi nedeniyle davalılar hakkındaki takip durmuştur. İtiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmemiş olması nedeniyle dava hak düşürücü süre içinde açılmıştır. Davacı tarafça, icra dosyasına sunulan takip talebinde 10.547.400,81-TL asıl alacak ile ferileri olmak üzere 29.998.612,91-TL toplam alacak üzerinden alacakları bulunmasına rağmen bu alacağın bütün borçlular yönünden yalnız 4.500.000,00-TL asıl alacak ve bu tutar yönünden işleyecek temerrüt faizi, faizin gider vergisi, icra harç ve masrafları ve vekalet ücreti yönünden tahsili talebinde bulundukları belirtilmiş ve ödeme emri takip talebine uygun olarak düzenlenmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davacı bankanın borçlu şirketin durumunu bilerek kredi kullandırdığını ve basiretli tacir gibi davranmadığını iddia etmiş ise de; bu iddia davacının alacağı için icra takibi yapmasına ve itirazın iptali davası açmasına engel değildir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde, talep edilen işlemiş faiz oranına ilişkin beyanlarda bulunmuş ise de; işlemiş faizin dava konusu olmadığı, buna karşın işleyecek faizin dava konusu olduğu, davacı vekili taraflar tacir olsa da TBK'nun 88 ve 120.maddelerinin göz önünde tutulması gerektiğini iddia etmiş ise de; taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca tarafların tacir olup sözleşme oranlarını serbestçe belirleyebilecekleri ve TBK'da öngörülen sınırlamalara tabi olmadıkları dikkate alınarak somut olayda bilirkişi raporunda belirlendiği üzere temerrüt faiz oranının sözleşmede kararlaştırılan oranda belirlenmiş olması nedeni ile raporda belinlenen oranda işleyecek faize hükmedilmiş, davalılar vekilinin aksi yöndeki iddiaları haklı görülmemiştir. Davalılar vekili, icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçluların takibi ve alacağı geciktirmek iradesiyle itiraz ettiklerinin belirlenmesi ile özellikle alacağın likit sayılması açısından borcun kaynağının ve özellikle kefiller yönünden kefaletlerde tüm borç alacak dökümünün kuşkuya yer vermeyecek şekilde ibrazının borcun ulaştığı nokta itibariyle işlemiş faiz tutarının, faiz oranlarının bildirilmesi gerektiğini iddia etmiş ise de; icra inkar tazminatına hükmedilmesi için haksız olarak takibe itiraz edilmesi yanında alacağın likit olması koşulunun arandığı, somut olay yönünden davalıların kredi sözleşmesinin tarafı olmaları nedeni ile borçlu dışındaki davalılar kefil olsa dahi kefil oldukları borcun ödenip ödenmediğinin kullandırılan kredi bilgileri vb bilgilerin takibinin kendileri tarafından yapılması gerektiği ve kefalet limiti oranında kendi kefaletlerine ilişkin olarak sorumluluklarının bulunması karşısında sözleşmede de bir hüküm bulunmaması nedeni ile kat ihtarı dışında davacı tarafın özellikle icra takibinden önce bu konuda davalılara ayrıntılı bilgi ve hesap dökümü sunmasının zorunlu bulunmadığı, zorunlu olduğu iddiasında olan davalıların icra mahkemesine bu konuda ancak şikayette bulunabilecekleri göz önünde tutulduğunda davalılar vekilinin iddiaları haklı görülmemiştir. Toplanan tüm deliller ve mahkememizce usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen ayrıntılı, gerekçeli, hükme ve denetime el verişli nitelikteki bilirkişi raporu ve ek raporları ile; taraflar arasında davaya konu genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, sözleşmede asıl borçlunun davalı ...Şirketi olup diğer davalıların müteselsil kefil ve borçlu sıfatıyla sözleşmelerde yer aldıkları, taraflar arasındaki kredi ve kefalet sözleşmesinin varlığının ve içeriğinin uyuşmazlık konusu olmadığı, uyuşmazlık halinde taraflar arasındaki sözleşmede davacı bankanın kayıtlarına itibar edilerek uyuşmazlığın çözümünün kararlaştırıldığı, sözleşmedeki bu hüküm nedeniyle de davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine gerek bulunmadığı, davalı kefiller yönünden TBK'nun 583.maddesinde aranan şekil şartlarının kefalet sözleşmesinde mevcut olup gerçek kişi davalıların davalı borçlu şirket ile davalı kefil ...Şirketi'nin ortakları olmaları nedeni ile eş rızalarının alınmasının gerekmediği, 29/07/2015 kat tarihi itibariyle davalıların kredi sözleşmesinde belirlenen vadelerde ve kat ihtarında belirtilen ödemeleri yapmamaları nedeni ile davacı bankanın hesabı kat etme konusunda yasal koşulların oluştuğu, kat ihtarının usul ve yasaya uygun olarak düzenlendiği gibi davalılara kat ihtarının tebliğ edildiği, davalıların kat ihtarına itiraz etmedikleri, 14/08/2015 tarihi itibariyle davalıların temerrüte düştükleri, takip talebinde ve ödeme emrinde asıl alacak ve ferileri olarak sözleşmeden kaynaklanan borcun toplam 30.001.887,94-TL olarak belirtilmesine rağmen takibin 4.500.000,00-TL asıl alacak, işleyecek faiz ve BSMV ile icra harç vekalet ücreti ve masrafları yönünden yapıldığı, davacı bankaya ait kayıt ve defterler incelenmek suretiyle oluşturulan bilirkişi raporu ile davalı tarafça borca ve ferilerine bütünüyle itiraz edilmiş ise de; davalıların, davaya ve icra takibine konu kredi sözleşmesinden doğan davacı banka alacağının bilirkişi raporunda hesaplanan alacak kalemleri doğrultusunda icra takip tarihi itibariyle taksitli ticari kredilerden dolayı 10.641.462,37-TL asıl alacak 19.623.823,18-TL işlemiş faiz, 981.191,19-TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam 31.246.476,74-TL çek kredisinden dolayı 1.120,00-TL asıl alacak 2.109,24-TL işlemiş faiz, 105,46-TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam 3.334,70-TL'den oluşan toplam 31.249.811,44-TL kredi alacağı ile 92.595,34-TL masraf olmak üzere 31.342.406,78-TL alacağın bulunduğu, takipten sonra dava tarihine kadar 4.775.354,36-TL tahsilat sağlandığı, bu tahsilatın tespit eline 18.439.396,94-TL faiz alacağını dahil karşılamadığı, buna göre davacı bankanın takip tarihi itibariyle takip konusu yaptığı 4.500.000,00-TL asıl alacağının varlığına rağmen davalı tarafça ödenmediği ve ödendiğine dair bir iddiada bulunulmadığı gibi belge de sunulmadığı, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinde temerrüt faiz oranının belirli bir oran olarak kararlaştırılmaması karşısında yerleşmiş Yargıtay uygulamaları gereği davacı bankanın müşterilerine yanı tür krediler için uyguladığı faiz oranının uygulanması gerektiği gözetilerek alınan ek raporlar ile bilirkişi tarafından yapılan tespite göre işleyecek faiz yönünden %27 olarak uygulanan oranın sözleşme gereği iki katı olarak %54 oranında talep edilebileceği anlaşılmakla, davanın kabulü ile; davalıların, davaya konu icra dosyasında asıl alacağın 4.500.000,00-TL lik bölümüne ilişkin itirazlarının iptali ile; takibin 4.500.000,00-TL asıl alacak ile, işleyecek faiz yönünden hükmedilen asıl alacağın yıllık %54 oranında TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisi üzerinden devamına, hükmedilen alacak toplamı üzerinden davalıların haksız itirazı nedeni ile %20 oranında icra ve inkar tazminatından sorumlu tutulmalarına, reddedilen asıl alacak istemi yönünden davacı tarafın kötü niyetli talepte bulunmadığı ve davalı tarafın kötü niyet iddiasını kanıtlayamadığı dikkate alınarak kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle: 1-Davanın KABULÜ ile; Davalıların, davaya konu İzmir...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında asıl alacağın 4.500.000,00-TL lik bölümüne ilişkin itirazlarının iptali ile; Takibin 4.500.000,00-TL asıl alacak ile, İşleyecek faiz yönünden hükmedilen asıl alacağın yıllık %54 oranında TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüd faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisi üzerinden devamına, 2-Hükmedilen 4.500.000,00-TL toplam alacağın %20'si oranındaki 900.000,00-TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 307.395,00-TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54.348,75-TL harcın indirilmesi ile geriye kalan 253.046,25-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı yararına A.A.Ü.T.'nin 13 (1) mad. uyarınca takdir edilen 133.625,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Davacı tarafça yapılan 44,40-TL başvurma harcı, 54.348,75-TL peşin harç 129,60-TL sekiz adet tebligat gideri, 65,00-TL on iki adet elektronik tebligat gideri, 29,40-TL iki adet müzekkere ve posta gideri, 0,50-TL kep reddiyatı ile 850,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 55.467,65-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcama yapılmadığı ve bunun dışında da davalı tarafça yargılama gideri yapılmadığı dikkate alınarak bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 9-Taraflarca peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Davacı vekili ile davalılar vekilininin yüzüne karşı HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/02/2021
Başkan... e-imzalı✍ Üye ... e-imzalı✍ Üye... e-imzalı✍ Katip ... e-imzalı✍