İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/160 E. 2019/633 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/160
Karar No
2019/633
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/160 Esas KARAR NO : 2019/633

DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 13/09/2018 KARAR TARİHİ : 11/10/2019

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; davalının haksız yere ... TL borca ilişkin olarak icra takibi başlattığını, böyle bir ödeme emrine ilişkin bir tebligat almadığını, bu tebligatın ... yaşındaki oğluna verildiğini, davalıya borcunun ... TL olduğunu, elinde senedi olsa bile bu senedin herkesten alındığı gibi boş imza edildiğini, mal aldıkça senede böyle yazıldığını ancak kendisinin ... TL dışında mal almadığını, yemin teklifinde bulunmak istediğini, menfi tespit yapılarak fazla istemin iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın bir tür kambiyo senedi olan bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğunu, söz konusu bononun 6102 sayılı kanunda düzenlenmiş olduğunu, unsurlarının da burada belirtildiğini, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu bu nedenle mahkemenin görevsizliğine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 72. maddesine dayanan menfi tespit istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılınmış, anılan mahkemenin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize tevzi olunmuştur. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklının davalı, borçlunun davacı, ... TL bono (asıl alacak), ... TL işlemiş faiz, ... TL komisyon olmak üzere toplam ... TL için kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin yapıldığı, takibe dayanak belgenin, ... düzenlenme tarih, rakamla "..." ödeme tarihli, metin içinde ise "..." ödeme tarihli ... TL bedelli senet olduğu görülmüştür. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 22/11/2018 tarih 2017/7109E. 2018/12070K. sayılı kararında; "...Somut olayda, takip dayanağı ... düzenlenme tarihli bonoda “ödeme günü” kısmında “...” tarihinin yazılı olduğu, senet metninde ise vadenin “...” olarak gösterildiği, bu haliyle bonoda çift vade olduğu anlaşılmakta olup, bu hususun mahkemece re’sen gözetilerek takibin iptaline karar verilmesi gerekir..." denilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2018 tarih 2017/4160E. 2018/6538K. sayılı kararında; "...buna istinaden davaya konu ... TL bedelli ... tanzim tarihli ... ve ... vade tarihli senedin düzenlenerek davalıya verildiği, bonoda iki ayrı vade bulunması sebebiyle bononun kambiyo senedi vasfını kaybettiği... Dava konusu senet bir bono gibi tanzim edilmişse de çelişkili vade içerdiği için bir kambiyo senedi niteliğinde değildir..." denilmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 20/01/2016 tarih 2015/30959E. 2016/1537 sayılı kararında; "...TTK'nun 778. maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 703. maddesine göre, çift vadeli olarak düzenlenen senetlerin, bono vasfında sayılamayacağı düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 676/1. maddesi gereğince ise, bonoda rakamla gösterilen bedel ile yazı ile gösterilen bedel arasında fark olması durumunda, yazı ile gösterilen bedele itibar edileceğine ilişkin hüküm rakam ve yazı ile iki ayrı vade tarihi yazılması halinde uygulanamaz. Somut olayda takip dayanağı bononun tanzim tarihinin ... olduğu, bononun sol üst kısmında tediye tarihi olarak ... tarihinin, senet metni içinde ise vade tarihinin ... olarak gösterildiği, bu haliyle dayanak bonoda çift vade olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, İİK'nun 170/a maddesi gereğince takibin iptaline karar verilmesi gerekirken..." denilmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 17/03/2016 tarih 2015/29542E. 2016/7922K. sayılı kararında; "...Senet tanzim tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı Kanun'un 690. maddesi (6102 Sayılı TTK'nun 778. maddesi) göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 615. maddesine göre, (6102 Sayılı TTK'nun 703. maddesine göre) çift vadeli olarak düzenlenen senetlerin, bono vasfında sayılamayacağı düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 588/1. maddesi (6102 Sayılı TTK'nun 676/1. maddesi) gereğince de, bonoda rakamla gösterilen bedel ile yazı ile gösterilen bedel arasında fark olması durumunda, yazı ile gösterilen bedele itibar edileceğine ilişkin hüküm rakam ve yazı ile iki ayrı vade tarihi yazılması halinde uygulanamaz..." denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "... vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir. Davamıza gelince, davacı menfi tespit istemi ile Antalya ... Hukuk Mahkemesinde dava açmış, Asliye Hukuk Mahkemesince, takibe dayanak belgenin kambiyo senedi olması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. Maddesi gereğince davanın ticari dava olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiş, karar kanun yollarına başvurulmaksızın kesinleşmiş ve dosya mahkememize tevzi olunmuştur. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı icra dosyasının takibe dayanak belgenin, ... düzenlenme tarih, rakamla "..." ödeme tarihli, metin içinde ise "..." ödeme tarihli ... TL bedelli senet olduğu görülmüştür. Dava konusu senet bir bono gibi tanzim edilmişse de çelişkili vade içerdiği için bir kambiyo senedi niteliğinde değildir. Senet tanzim tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 703. maddesine göre, çift vadeli olarak düzenlenen senetlerin, bono vasfında sayılamayacaktır. Anılan 676/1. maddesi gereğince de, bonoda rakamla gösterilen bedel ile yazı ile gösterilen bedel arasında fark olması durumunda, yazı ile gösterilen bedele itibar edileceğine ilişkin hüküm rakam ve yazı ile iki ayrı vade tarihi yazılması halinde uygulanamaz. Başka bir ifade ile takip dayanağı belge kambiyo senedi vasfında değildir. Dolayısıyla uyuşmazlık konusu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun da düzenlenmemektedir. Menfi tespit istemli bu davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer alan mutlak ve nispi ticari davalardan ayrıca özel kanunlarda düzenlenen ticari davalardan olmaması karşısında mahkememizin görevsiz olduğu sonucuna varılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c maddesi gereğince mahkemelerin görevinin dava şartlarından olması sebebiyle öncelikle dikkate alınması gerekir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2. Görevli mahkemenin Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3. Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde, mahkememiz ile Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının halli için dosyanın resen mercii olan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 6. Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya iadesine, Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.11/10/2019

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/160, K. 2019/633, T. 11.10.2019, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-160-e-2019-633-k-231fd5b61467